Genel

ABD’den sonra İran’ın Suriye açmazı

Ali Asgar Çabuk/Y.Şafak-Hayat

ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’den geri çekilme kararı, bölge içi ve dışındaki aktörler tarafından tartışılırken, çekilme sürecinden sonra bir sonraki hedefin İran mı olacağı konusu akıllardaki en önemli soru. Bu bağlamda Tahran yönetiminin nasıl bir strateji izleyeceği de tartışma konusu. Washington’un son dönemde İran’ı hedef alan açıklama ve eylemleri de, Tahran’ın bölgede kartlarını doğru oynaması gerektiğini göstermekte.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’den beklenmedik bir şekilde çekilme kararı almasının ardından bölgede “Amerika’sız Suriye” planları yapılırken, diğer yandan bölge aktörleri bu karara temkinli yaklaşmayı tercih etmekte. Donald Trump’ın çekilme kararını İran, Rusya ve Türkiye gibi Suriye’de oyuncu konumunda olan ülkeler, Suriye’de oluşacak yeni siyasi sürecin başarısı adına olumlu değerlendirmekteler. Suriye’de Amerika’nın müttefiki konumunda olan PKK/PYD ve stratejik ortağı İsrail ise kararı bir ihanet şeklinde adlandırırken, Astana sürecinin garantörü konumunda olan İran-Rusya ve Türkiye kararı diplomatik ve askeri bir zafer şeklinde görüyor.

ABD Başkanı Donald Trump son olarak Nisan ayında Suriye’den çekileceklerinin sinyalini vermiş ve ardından gelen tepkiler sonrasında geri çekilme süreci askıya alınmıştı. Bugün ise Trump Suriye’den geri çekilme sürecini IŞİD karşısında zaferini ilan ederek hayata geçirmekte. Bir yandan DEAŞ terörünü bitirdik ifadelerini kullanırken diğer yandan “savaşma sırası artık diğerlerinde” diyerek Türkiye, İran ve Rusya’ya işaret ediyor. Gerçekte Trump’ın aldığı bu karar İranlı askeri stratejistlerin ifadesiyle, ”Yenilginin boyutunu küçültmek ve zararı durdurmak istersen, zafer ilan etmelisin ve savaşı sona erdirmenin en kısa yolu ise derhal geri çekilmeyi başlatmaktır” diyebiliriz. Ancak İranlı askeri uzmanlar Amerika’nın geri çekiliyor oluşunu açık bir şekilde zafer olarak görseler de, bir elleri tetikte oluşacak yeni denklemi anlamaya çalışmaktalar.

AMERİKA’NIN İRAN’I KUŞATMASI

İran İslam Devrimi Lideri Ali Hamaney son yaptığı konuşmasında 2019 yılının İran açısından bir hayli sıcak geçeceğine işaret ederek, ”ABD ekonomik yaptırım ve güvenlik sorunlarıyla İran’da ayrılıklara yol açarak iç savaş çıkartmayı planlıyor. ABD 2019 yılı için bir plan hazırlamış olabilir” ifadelerini kullanmıştı. İran son gelişmeleri her ne kadar siyasi ve askeri bir zafer şeklinde nitelendirse de, bölgede ABD tarafından askeri ve ekonomik bir kuşatmaya alınmak istendiğinin farkında. Şüphesiz Suriye’den çekilen Amerika, İran’ın Suriye’deki varlığını daha sert bir şekilde tekrar gündeme getirecektir. En başta İsrail İran’ın Suriye’den çekilmesi için her türlü adımı atacaktır. Uzun süredir İran’ın Suriye’deki varlığı ABD ve İsrail için tartışma konusu olsa da, ABD’nin geri çekilme kararı ile birlikte İran’a yönelik askeri ve siyasi baskının Suriye özelinde daha fazla artabileceği öngörülebilir.

İran’ın BM temsilcisi İshak Habib ABD’nin Suriye’den çekilme kararına ilişkin yaptığı açıklamada Suriye’de bulunan tüm yabancı unsurlara seslenerek; ”Şam’ın daveti olmadan Suriye’de bulunan tüm unsurlar Suriye’yi terk etmelidir” demişti. Aynı şekilde İran Dışişleri Sözcüsü Behram Kasımi Amerika’nın Suriye’deki rolüne işaret ederek, ”İlk andan itibaren Amerika’nın Suriye’deki varlığı istikrarsızlığa neden olmaktaydı” ifadelerini kullanmış ve ABD’nin geri çekilişini olumlu karşıladıklarını belirtmişti. Amerika’nın Suriye’den geri çekilişini İran’ın bir zaferi olarak nitelendiren ise Tahran Cuma imamı Kaşani oldu. Hali hazırda bir çok İranlı uzman ve siyasetçi de bu kararı Amerika’nın bir yenilgisi şeklinde görmekte. Ancak İran bir yandan örtülü bir şekilde zaferini ilan ederken diğer yandan oluşacak yeni denklemi anlamaya çalışmakta.

ABD açısından Suriye’de varlık gösterebilmenin yegane bahanesi DEAŞ terörü olurken, genel anlamda Washington yönetiminin özellikle son yıllardaki önceliği, İran’ın Suriye’deki askeri varlığına son verebilmek oldu. Bu konuda Amerika ile birlikte aynı hassasiyeti taşıyan bir diğer ülke ise İsrail’dir.

HEDEF’TE TAHRAN MI VAR?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye’den geri çekilme kararına ilişkin Katar merkezli el Arap gazetesi yazarlarından el Hurmi ilginç bir değerlendirmede bulunarak, Amerika’nın İran’a yönelik askeri bir harekat hazırlığında olduğunu iddia etti. El Arap gazetesinde ele alınan bu iddia İran tarafınca ciddiye alınmadı ancak ABD’nin geri çekilme sürecini başlattığı böylesi bir zamanda Tahran yönetimi, daha önceden aldığı karar doğrultusunda Körfez’de geniş çaplı bir askeri tatbikata başladı. İran’ın Hürmüz Boğazı yakınlarında başlattığı bu tatbikatı önemli kılan iki husus ise, İran’ın ilk defa savunma doktirinine bağlı kalarak saldırı taktikleri geliştirmesi ve uzun bir aradan sonra ABD donanmasına ait USS John C. Stennis uçak gemisinin Körfez’e giriş yapması oldu. İran ile Amerika arasında imzalanan nükleer antlaşmadan bu zamana kadar Körfez’de olmayan Stennis uçak gemisinin tekrardan Körfez’e gelerek, İran ile tehlikeli bir sürtüşmeye girmesi Körfez’deki gerginliği artışmış durumda. Ayrıca İran’ın son askeri tatbikatı Devrim Muhafızları’nın askeri alanda taktiksel değişime gittiğini ve artık savunmadan daha çok saldırıya odaklanılacağını göstermekte.

ABD’nin Suriye’den geri çekilme sürecini başlattığı bu süreçte İran açısından bir diğer önemli konu ise uzun süredir ABD-İran rekabetinin yaşandığı Irak. Bölgeden gelen haberler Amerika’nın Suriye’den çektiği birliklerini Irak’a taşımak istediği şeklinde. İran haber sitesi Etemad, ABD Dışişleri Bakanı’nın Irak Başbakanı ile yaptığı görüşmesinde, Suriye’den çekilen ABD askerlerinin Irak içerisinde konuşlanmasını istediğini ancak Bağdat yönetiminin bu talebi kabul etmediğini aktardı. Artık resmi olarak Irak ordusunun bir parçası olan Haşdi Şabi birlikleri ise uzun süredir Irak-Suriye sınırına yığınak yapmakta. Amaç Tahran’dan Beyrut’a uzanan kara yolunu güvenceye almak. Bu anlamda Irak’taki yerel kaynaklar İran Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani’nin yakın zamanda Irak’ı ziyaret edeceğini aktarmakta. ABD ordusunun Suriye’den çekilmesi ile başlayan yeni süreçte İran’ın Irak’taki konumunu sürdürmesi ayrıca önem taşıyacaktır.

ASTANA SÜRECİ VE İRAN

İran’ın uzun vadede konumunu korumak isteyeceği bir diğer alan ise Suriye’de elde ettiği kazanımlardır. ABD’nin geri çekilme süreci ile birlikte İran’ı Suriye’de bekleyen iki büyük tehdit, Tahran yönetiminin Suriye’deki varlığının tekrar tartışma konusu yapılması ve bu tartışmanın Astana muhatapları tarafından dillendirilmesi olacaktır. İran son olarak Tahran zirvesinde Astana’nın önemine işaret ederek ABD tarafından sürecin baltalanabileceği uyarısında bulunmuştu. ABD’nin geri çekilmesi ile boşalan Fırat’ın doğusunda, Astana sürecinin garantörü olan İran, Rusya ve Türkiye’nin nasıl pozisyon alacağı, PYD/PKK terör örgütünün bölgedeki varlığı ve Şam yönetiminin ABD’den boşalan alanlara yönelmek istemesi Astana muhataplarının belki ilk ve en önemli imtihanı olacaktır. İran’ın Astana sürecine ilişkin kaygıları bugün daha fazla artmış durumda. Bu süreçte her üç ülkede uzun vadeli kazanımlarını önceleyerek, birbirlerine olan bağımlılıklarını sürdürmek isteyeceklerdir. Özellikle yeni oluşacak olan Suriye denkleminin fili anlamda zayıf halkasını oluşturan İran açısından Suriye’deki varlığını sürdürebilmesi, Astana sürecinin sekteye uğramamasına bağlıdır. Bu anlamda Astana sürecinin garantörü olan her üç ülkede Fırat’ın Doğusunda oluşacak fırsat ve tehditlere, Astana’dan elde edilecek kazanımları öngörerek yaklaşacaklardır.

Tahran zirvesinde bir araya gelen İran-Rusya ve Türkiye’nin Suriye özelinde öncelikler noktasında bir araya geldiklerini görmüştük. Her üç taraf içinde bu öncelik Suriye’de oluşacak olan siyasi süreç öncesinde Amerika’nın Suriye’den çekilmesi ve terörle mücadele olmuştu. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Tahran zirvesinde Fırat’ın Doğusuna işaret etmiş ve ABD varlığının o bölgede son bulması gerektiğini söylemişti. Bu anlamda Tahran zirvesinde Fırat’ın Doğusuna işaret edilmesi Türkiye açısından Amerika’nın PYD/PKK yapılanmasına verdiği siyasi ve askeri destek düşünüldüğünde gayet olumlu karşılanmıştır.

Tahran zirvesinde Astana sürecinin garantörü olan tarafların Suriye’deki ABD varlığından duydukları rahatsızlığı dile getirmeleri ve içinde bulunduğumuz süreçte Amerika’nın Suriye’den çekilmesi İran, Rusya ve Türkiye açısında bir zafer olarak nitelendirilebilir. Ancak Amerika’nın geri çekilme kararı İran’ı kuşatma stratejinin hayata geçirildiği ve Suriye’de siyasi sürece geçiş yollarının arandığı bir zamanda geldi. Yani İran, Rusya ve Türkiye üçlüsü BM’yi de arkalarına alarak Suriye için yeni bir anayasa hazırlığına girerken, Washington yönetimi masada olmak adına kullanabileceği önemli bir cepheyi aniden terk etme kararı almış durumda. Bu ise Suriye’de oyuncu konumunda olan ülkelerin oluşacak yeni Suriye denkleminde nasıl pozisyon alacaklarını önemli kılıyor. Bu denklem içerisinde Astana süreci tehlikeye girebilir ve bunun gerçekleşmesi halinde İran’ın Suriye’de varlığını sürdürme stratejisi zora girecektir.

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir