Genel

Abdulkadir Molla’nın idamını uzaktan izleyenler

Osman Şahin/Dubam

12 Aralık 2013 tarihinde Bangladeş Cemaati İslami Partisi Genel Sekreter Yardımcısı Abdulkadir Molla, İstiklal Mahkemelerini andıran adaletsiz bir yargılama sonucu idam edildi.

12 Aralık 2013 tarihinde Bangladeş Cemaati İslami Partisi Genel Sekreter Yardımcısı Abdulkadir Molla, İstiklal Mahkemelerini andıran adaletsiz bir yargılama sonucu idam edildi. A.Molla’nın idam sehpasının önünde son kere söylediği ifadeler bir ibret vesikası idi. “Müslüman olduğum için öldürülüyorum.” Bu sözler Müslümanım diyen herkesin kimyasını bozacak, rüyalarını kaçıracak beyanlardır.

Abdulkadir Molla, müebbet hapis cezasını hafifletmek için Temyiz Mahkemesinden adalet istedi, ancak yüksek mahkeme hapis cezasını idama dönüştürdü. Acaba, üst mahkemeye müracaat etmeseydi idam edilmeyecek miydi? Tashihi karar talebi, İzmir Provokasyonu bahanesiyle Ankara’da kurulan İstiklal Mahkemelerinde 10’ar yıl hapse mahkum edilen İsmail Canpolat ve Halis Turgut’un benzer bir şekilde hapis cezasına itirazlarının idama dönüştürülmesini hatırlatmaktadır. Bu kıyaslamadan şu neticeye varıyoruz: Bugün Bangladeş’te insan hakları ve demokrasi bizim 1926’lar seviyelerinde emeklemektedir. (Acaba, Hintliler emperyalizme karşı bağımsızlık mücadelemizi örnek aldıkları gibi hukuk dağıtma konusunda da 1926 yıllarındaki adaletimizi mi örnek aldılar?)

Abdulkadir Molla’nın idamını başta Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, Dışişleri Bakanımız/Bakanlığımız durdurmak istediler, ancak muvaffak olamadılar. Gerçi Türkiye’nin ricasıyla idam bir gün geciktirildi. İnsan hakları gününde yapılacak olan idam, Bangladeş’in kuruluş yıl dönümüne ertelenmiş oldu.

(Öyle ya diplomaside “iç işlerime karışma” gibi hazırkalıp bir cevap var. Bu cevabın dışında kalanlar ya kişisel dostluk kuranlar ya da Kanuni Sultan Süleyman kudretine sahip olan ülkelerdir. Adaleti hukukta aramak sadece 4 Halife yönetimleri zamanında gerçekleşmiştir. Bugün adalet kuvvette aranmaktadır. A.Kadir Molla’nın idamdan kurtarılması girişimleri, mesela günümüzde gücü elinde bulunduran ABD yetkilileri nezdinde yapılmış olsaydı belki infaz ertelenebilirdi. Bu kanaate idamdan sonra yapılan açıklamalar neticesinde varıyoruz. Molla’nın mensup olduğu parti yetkilileri Suriye, Libya, Irak ve Mısır’daki kaos kıvılcımının Bangladeş’e sıçraması için Gn. Sek.Yard.larının haksız yere idam edildiğini, idamın arkasında ABD ve Hindistan olduğunu beyan etmişlerdir. Hakikaten idamdan sonra Bangladeş sokaklarının alevler içindeki manzarası mizansenin ustaca hazırlandığını göstermektedir).

Kurtuluş Savaşı sonrasında, Ankara’da son mevzi Büyük Millet Meclisi (BMM) çatısı altında teşkilatlandığımız o muztar günlerde dünyanın dört bucağına yardım heyetleri gönderildi. Halifenin 1914 Kasım ayında cihat ilan etmesi üzerine İngiliz hakimiyeti altındaki Hindistan’da Hilafet Komitesi kuruldu ve çeşitli yardım kampanyaları organize edildi. Gandi dahi İngiliz müstemlekeciliğine karşı teşkilatlanan hilafet komitesini destekledi. 1919 senesinde, Bombay’da bir kereste tüccarı olan Bangladeşli Seyyid Muhammed Can Çotani’nin evinde Hind Hilafet Komitesi kurulmuş ve organize bir şekilde maddi yardımlar yapılmaya başlanmıştı. 1915 tarihinde Bombay’da ilk olarak yapılan mitinge yaklaşık 20.000 kişi iştirak etmiş ve “Hilafet merkezi İstanbul işgalden kurtarılmalıdır” sloganı müslümanların hamiyet duygularını galeyana getirmişti. Durumun vehametini anlatmak için Hindistan’a Kızılay yardım heyetleri gönderilmişti.

Hint Hilafet Komitesi yardımları konusunda ayrıntılı bilgileri Ali Asghar Khan’ın müteakip linkteki makalesinden okuyabilirsiniz: http://www.egeweb2.ege.edu.tr/tid/dosyalar/VIII_ 1993/TIDVIII-1993-11.pdf

Hint Müslümanları Hilafet Komitesinin önderliğinde organize oldular ve Avrupa Temsilciğine/Ankara-İzmir Yardım Fonu Başkanlığına Bangladeşli Seyyid Muhammed Can Çotani Hz.lerini tayin ettiler. Çotani toplanan yardımları gönderirken paraların hangi maksatla gönderildiğini de mektuplarında belirtiyordu. Örneğin İzmir’in işgali sırasında perişan duruma düşmüş savaşın dul ve yetim mağdurlarına harcanması gerektiğini belirtiyor ve İngilizlerin Hindistan’da dedikodu çıkarmalarına mahal vermemek için “alındı dekontları”nın süratle iade edilmesini talep ediyordu. Çotani, Milli Mücadele sırasında Anadolu’da da maddi manevi katkılarda bulunmuş, Avrupa’da okuyan Hindistan kökenli mülüman öğrencileri Milli Mücadeleye destek vermek için organize etmişti. Keza bir grup Hindistanlı da Londrada İngiliz Parlamentosuna baskılar yapmıştı. (Çotani, doğumundan 15 sene önce 1858 tarihinde ömrünü tamamlamış olan Babür Devleti Türklerinden veya Afganlı olma ihtimali yüksektir. Nisbet edildiği memleketi olan Bangladeş’deki Chotan kasabasının Dakka’nın 165 klm güneyinde Maijdee ile Chowmuhani şehirleri arasında bir kasaba olduğu tespit edilmiştir).

Bu yardımların en trajik olanını, Bilecik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan’ın makalesinden okuyalım: “Herkes elindeki her şeyi osmanlı’ya yardım için getirip bırakıyordu. Bir ara kalabalık telaşlandı, bir hareketlilik göründü. Kucağında bebek bulunan fakir bir kadın can havliyle sağa sola koşuşturuyor ‘Yok mudur bir hayırsever, Allah rızası için bu çocuğumu satın alsın, bedelini Osmanlıya göndereceğim.diyordu. Herkes şaşkın, herkes perişandı, yürekler parçalanmıştı sanki. İslamın şan ve şerefini muhafaza edecek tek kuvvetin hilafet makamı olduğuna inanmışlardı. Osmanlılara karşı olan bu hissiyatlarını ispat için de büyük bir gayret ile maddi yardımda bulunmuşlardır. Dilencilerin bile bağışa katılmış olmalarına bakacak olursak Osmanlı kardeşlerine olan düşkünlüklerini bir parça anlamış oluruz” (Prof. Özcan, İngiliz Arşivinde bu raporu okurken gözyaşlarını tutamadığını yazıyor. Ayrıntılı bilgi için mür: Sızıntı dergisi, Sayı: 177 Sf.401)

Sözkonusu Hint Müslümanlarının yardımları konusunda şu soru akla gelebilir: Hindistan İngiliz hakimiyeti altında olduğuna göre, İngilizlere karşı savaşan Osmanlılara veya BMM Hükümetine gönderilen yardımlara nasıl izin veriyorlardı, engeller nasıl aşılıyordu. Yardımlar İngiliz istihbaratından (Rahip Frew olarak bilinen) Robert Frew aracılığıyla, yani İngilizlerin kontrolü altında gönderiliyordu. İngiliz Arşivlerindeki Foreign Office Bölümü No: 371 nolu dosyada gönderilen paraların banka havalelerinde Frew adına gönderildiği kayıtlı olmasına rağmen nerelere transfer edildiği, nerelere sarf edildiği ve kime verildiğine dair hiçbir kaydın bulunmaması, bu yardımların transfer esnasında başka maksatlarla da kullanılabilmiş olabileceğini akla getirmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere, yardımların insani mülahazalarla sadece savaş mağdurlarına/dul ve yetimlere verilmek üzere Türk Kızılayı’na gönderilmesine izin verilmiştir. (Kaynak: Ali Asghar Han, Hint Müslümanlarının Türk Kurtuluş Hareketine Mali Yardımları (1919-1923)

1912 Balkan ve Trablusgarp Savaşlarından 1922-23 tarihine kadar Hint Müslümanlarının yardımları devam etmiştir. Mustafa Kemal Paşa da, 1921 tarihinde Hint Hilafet Komitesi Londra Temsilcisi Seyyid Çotani’ye “BMM Reisi ve Başkumandan” sıfatıyla, yapılan yardımları teslim aldıklarını, yerinde kullandıklarını, daha fazla himmete ihtiyaç duyulduğunu ve kazanılan zaferde Hintli Müslümanların da katkısı olduğunu, bu yardımlarla İslam Kardeşliğinin teyit edildiğini beyan eden teşekkür mektupları göndermiştir. Fakat BMM’nin Kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal, “Kurtuluş Savaşını İslam kardeşliği sayesinde kazandıklarını” bildirmesine rağmen, Bangladeşli Seyyit Çotani’nin torunlarından Abdulkadir Molla’nın idamına TBMM’den ve Partisi CHP’den çıt çıkmamıştır. A.Kadir’in son sözleri bazı çevrelerin başlarını kuma sokmasına sebep oldu. Bir hadis-i şerifte Peygamberimiz; “Ahir zamanda İslam’ı yaşamak elde kor ateşi taşımak gibi olacaktır” buyurmuş. Galiba böylesi netameli durumlarda eleştirilere hedef olmamak için laiklik zırhına bürünmemizin gerisinde de bu hadisin sırları gizlidir. TBMM’nin de bu hukuksuzluğu kınaması beklenirdi, temsilcisi olduğu toplumun gerisinde kalmamalıydı, toplumun infiali Genel Kurul’a yansımalıydı.

1923 tarihinde kurulan ve hala bu yardım paralarının muhafazasını üstlenen CHP’nin, bu vefalı insanların torunlarının idamına ses çıkarmaması geçiştirilecek bir ihmalkarlık değildir. Zira CHP bugün resmi kayıtlara göre Abdulkadir Molla’nın dedelerinin Milli Mücadele için gönderdikleri paraların İş Bankasındaki üçte bir hissedarı olarak görünmektedir. İş Bankası ise tarih kitaplarından okuduğumuza göre Hindistan Müslümanlarından özellikle Darul Eytam (şehit düşenlerin geride kalan dul ve çocuklarına bakan müessese) mağdurlarına harcanmak üzere gönderilmiş yardımlarla kurulmuş bir bankadır. Bangladeş’teki idamı protesto etmek, “Seyyid” sülalesinden gelen parti liderinden beklenir. Seyyitlik öyle siyasi itibar elde etmek için iltica edilecek bir penah değildir. Bu sıfatları kullananların sahip oldukları sıfata uygun politika belirlemeleri beklenir.

Bu elim olaydan sonra Türkiye (Ankara Belediyesi), halihazır intikamcı/idamcı Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina’nın babası “Muciburrahman” isminin Ankara-Ümitköy’deki ana caddeden kaldırarak tepkisini ortaya koyabilir. Yeni açılan ana bulvarlara Hint Hilafet Komitesi Üyeleri “Mevlana Muhammed Ali”, “Ebül Kelam Şevket Ali” ve “Seyfettin Kichlew Bulvarları/Caddeleri” olarak isimlendirebilir. Kayseri’de yardımları koordine eden “Seyyit Can Muhammed Çotani”nin ismi Kayseri’de bir işlek caddeye, keza Sakarya Muharebesi sırasında İzmir savaş mağdurlarına yardım toplayan “Amir Ali”nin isminin de İzmir’de bir caddeye verilmesi bir vefakarlık olarak beklenmektedir. SSCB Murahhası Ukraynalı Frunze ve Rus yardımlarını organize eden Büyükelçi Arolof’un heykelini Taksim Anıtına diken Türkiye’nin, zaferde katkıları olan Hint Mülümanlarının yardımlarını koordine eden temsilcilerinin isimlerini anmaması büyük bir eksikliktir.

Hint Hilafet Komitesi Avrupa ve Anadolu Temsilcisi ve ana finansörü Seyyid Hacı Can Muhammed Çotani Bombay. 10 Kasım 1973 tarihinde doğmuştur. Dindar bir çevrede yetişmiş, başarılı bir müteahhit ve aynı zamanda kereste tüccarı. Hindistan Reform Komitesi üyesi. Hindistan Müslümanları Derneği 8. Dönem başkanı sıfatıyla 1915 senesinde 20.000 kişinin katıldığı Çanakkale Savaşına yardım mitingleri organize etmiştir. 19 Mayıs 1919’da (!) Hint Hilafet Komitesi kurulmasına öncülük etmiş ve Ankara Yardım Fonuna başkanlık yapması sebebiyle çeşitli eleştiriler almıştır. Hilafet Komitesi paralarını kişisel maksatlarla kullandığı ve yerine teslim etmediği konusunda çeşitli iftira ve eleştirilere maruz kalmıştır. Hilafet Komitesine 18 lakh (1.800.000 Ruppy) bağışta bulunmuştur. Hilafet Komitesi üyesi olduğu için İngiliz idaresi tarafından dışlanmış, izole edilmiş ve ticaretle uğraşmasına dahi izin verilmemiştir. Kendisine Hint Hilafet Komitesi Hareketiyle bütün ilişiğini kesmesi durumunda Baronnet sınıfı üyesi olma teklif edilmiş fakat bu teklifi kabul etmemiştir. 1932 senesinde hac farizasını ifa ederken Medine’de vefat etmiştir. Kayıtlarda yukarıdaki resmin Londrada çekildiği ve üzerindeki kıyafetin Kuzey Hind tasarımı olduğu belirtilmektedir.(Hilafet Komitesinin diğer üyeleri: Ebül Kelam Azad Mevlana Şevket Ali (1890-1988) ve Seyfettin Kichlew) ( Lafeyette.org.uk’dan alınmıştır).

Yararlanılan kaynaklar:

1)Pakistan Journal of History and Culture, Vol.XXX, No.2, 2009

2) Naşit Hakkı Uluğ, Hemşehrimiz Atatürk İş Bankası Yayınları.

3) Sızıntı Dergisi, 177. Sayı

4) Lafeyette.org.uk

5) Doç.Dr. alim Çöhçe, Atatürk Araştırma merkezi Yayınları, Sayı 37

6) Ali Asghar Khan, Hind Müslümanlarının Türk Kurtuluş Hareketine Mali yardımları (1919-1923)

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir