Genel

Afganistan üzerinden Orta Asya’da yeni jeopolitik mücadele

Namoz Normümin Muhommad - Orta Asya/Dünya Bülteni

Afganistan’da son senelerde siyasi ve askeri durumun kötüye gittiği, Taliban’ın ülkede etkinliğini artırdığı bilinmektedir. Taliban son aylarda Batı, özellikle ABD askerleri ve diplomatik misyonuna karşı birkaç saldırı düzenledi. Buna karşılık ABD Başkanı bu ülkeye yine de kısa zaman önce bin asker gönderme kararı aldı. Bununla Afganistan’daki Amerikalı askerler sayısının 14 bine ulaştığı belirtiliyor.

Afganistan’daki başka bir gelişme ise Suriye ve Irak’ta koalisyon güçleri tarafından mağlup edilen DEAŞ militanlarının önemli kısmının bu ülkeye kayması ya da kaydırılmasıdır. Şimdilik ağırlıklı olarak ülkenin güney batısında etkili olan DEAŞ, Afganistan’ın her yerinde kendine yer bulmaya çalışmaktadır.

Son haberlerde Taliban’ın DEAŞ’i haricilikle suçlayarak, bu örgüte karşı savaş ilan ettiği belirtildi.

Öte yandan Afgan hükümetinin Taliban ile ilişkileri yenilemek ve barış görüşmelerine başlama çabalarından sonuç alınamamaktadır. Taliban Eşraf Gani hükümetini batılı güçlerin bir kuklası olarak görmekte ve Kabil hükümeti ile müzakereleri reddetmektedir.

Taliban’ın bu yıl 26-27 Martta Taşkent’te yapılan Afganistan konulu uluslararası konferansa bu nedenden dolayı katılmadığı düşünülüyor. Öte yandan ABD’nin Rusya’yı Tacikistan üzerinden Taliban’ı silahlandırmakla suçlaması gündemini koruyor.

Taşkent konferansı bölgenin her açıdan merkez ülkesi olan Özbekistan’ın teşebbüsü ile yapılmasının yanında geniş katılım olması ile de önem arz ediyordu. Toplantıya BM Genel Sekreteri başta olmak üzere ABD, AB, Rusya ve bölgedeki başka devletlerin temsilcileri de katıldılar. Konferansın sonuç bildirisinde Afgan halkının geleceğini bu halkın kendisi belirlemesi, bu ülkedeki tüm sorunların barışçıl yollarla çözülmesi ve Taliban’ın resmi örgüt halini alarak Afganistan’daki siyasi sürece dahil edilmesi teklif edilmiştir.

Tarihte olduğu gibi bugün de Afganistan’ın dünyayı yöneten güçlerin mücadele alanına dönüştüğü bir gerçektir. Bunun nedeni bu ülkenin Asya’nın merkezinde yer alması ve jeopolitik olarak bu ülkeye sahip çıkmanın Asya’nın dört tarafına el uzatmaya imkan sağlamasıdır. Başka yönden Afganistan geçmişte olduğu gibi bugün de batılı güçler tarafından Orta Asya bölgesine giden bir kapı olarak da değerlendirilmektedir.

Eski Sovyetler Birliğinin 1979 yılda Afganistan’ı işgal etmesinin ana nedeni bu kapıyı batılılar için tamamen kapatmaktan ibaret idi. Ancak Afganlılar tarihte de, bugün de yabancılara karşı inanılmaz derecede karşı koymaları ile tanınmaktadırlar. Malum olduğu gibi, Afganistanlılar batının desteği ile Sovyetlere karşı verilen 10 yıllık savaştan zafer ile çıkmışlardır.

 

2000 yılların başında ABD ve AB ülkeleri uluslararası teröre karşı mücadele bayrağı altında dünyanın birçok ülkesi gibi Orta Asya devletlerini de kendi saflarına çekmeyi başarmıştı. O dönemde Rusya’nın NATO üyeliği bile gündeme gelmişti. Ancak daha sonraki gelişmeler ABD ve işbirlikçilerinin Orta Asya’da etkisinin azalmasına neden olmuştur. Örneğin, ABD ve Almanya Özbekistan ve Kırgızistan’da açtıkları askeri üs ve hava alanlarını kapatmak mecburiyetinde kalmışlardır.

Bugün gelinen noktada Orta Asya devletleri ve Afganistan kuzeyden Rusya, doğudan Çin, güneyden Hindistan ve Afganistan ve Pakistan’da varlığını sürdüren ABD ve başka batılı devletlerin etki mücadelesi meydanına dönüşmüştür.

2010 yıllarında Afganistan’dan bir kısım askerlerini çeken ABD ve işbirlikçilerinin Rusya ve Çin’in yönettiği Şanhay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ)’nün oluşmasıyla da bu bölgede etki gücünün azaldığı bir gerçektir. Hindistan ve Pakistan’ın ŞİÖ tam üye olması ile bugün Afganistan en azından coğrafik olarak ŞİÖ hududunda yer almaktadır.

Ancak son zamanlarda ABD ve AB devletlerinin Rusya ile yaşadığı güç mücadelesinin etkisi Orta Asya ve Afganistan’da da kendini göstermeye başladı. Rusya bölgenin iki ülkesi, yani Tacikistan ve Kırgızistan’da askeri üs bulundurmaktadır. Tacikistan’daki Rus askeri üssünde yeni tatbikatlar yapılmaktadır. Rusya Taliban ile ilişki içinde olduğunu kabul etmektedir. Yani ABD’nin Rusya’yı Taliban’a silah vermekle suçlaması boşuna değildir. Söz konusu olan Suriye’de olduğu gibi Afganistan’da da ABD ve Rusya’nın sıcak savaş meydanında karşı karşıya gelmesidir. Özellikle DEAŞ’ın Afganistan’da varlığı ve gücünü artırması, Taliban ile bu örgütün karşı karşıya gelmesi, ABD ve Rusya’nın bu örgütlerden kendilerine yandaşlar oluşturma çabaları Suriye senaryosunun Afganistan’da tekrarlanabileceğine işaret ediyor…

Denildiği gibi Rusya sadece askeri yönden değil ŞİÖ aracılığıyla da Orta Asya ve Afganistan’da etkisini artırmaya çalışacaktır. Bunun yanında halen Orta Asya ülkelerinde, özellikle Kazakistan nüfusunun önemli bir kısmının Ruslardan oluşması, bu ülkelerden milyonlarca göçmen işçilerin Rusya’da iş bulması, jeopolitik olarak Rusya ve Orta Asya devletlerin aynı sınırın içinde olmaları bu bölgede Rusya’nın elini güçlendirmektedir.

Özbekistan’da 2016 yılında yaşanan iktidar değişiminden sonra İslam Kerimov’un yerine geçen yeni devlet başkanı Şevket Mirziyayev’in çabalarıyla Orta Asya’daki beş devletin ilişkileri yeni barış ve anlaşma dönemine girmiştir. Bu çabalar sonucu Orta Asya devletleri arasındaki vize uygulamaları kaldırılmakta, sınır geçişleri serbestleşmekte ve bu devletlerin siyasi ve ekonomik ilişkileri müspet yönde değişmektedir. Burada muhtemel sorun Kazakistan’da beklenen iktidar değişimi ile ilgilidir.

Bilindiği gibi, bu ilkeyi bağımsızlıktan sonra yöneten Nursultan Nazarbayev iktidarı devretme sürecini başlatma girişimi içindedir. Onun yeniden oluşturulacak ve pratikte ülkeyi yönetecek Devlet Güvenlik Konseyinin başına geçmesi beklenmektedir. Yeni seçilecek Cumhurbaşkanı bu şekilde Nazarbayev’ın kontrolünde çalışmalarını sürdürecektir.

Bu bağlamda 2018 yılının 15 Mart günü Astana’da Orta Asya devlet liderlerinin Rusya’dan bağımsız olarak bir araya gelmeleri bölgesel işbirliği ve güvenlik politikaları açısından önemli yer tutmaktadır. Rus medyası bu toplantıya kendi ülkesi lideri Putin’in davet edilmemesi nedeniyle olumsuz tepki göstermiştir. Ancak son zamanlarda gittikçe güçlenen Rusya-Türkiye ilişkilerinin bu iki ülkenin Orta Asya’da etkinliğini artırmasına neden olacağını düşünmek mümkündür.

 

Önemli Not: Yukarıdaki yazı, yazarın şahsi görüşlerini içermekte olup, İktibas Çizgisi.com un yayın ve düşünce yapısını yansıtmıyor olabilir. İktibas Çizgisi olarak, kâr amacı gütmeyen yayın politikamız gereği okumaya değer bulduğumuz yazıları, takipçi kitlemizle buluşturmak için tam metin olarak yayınlıyoruz

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

Related Articles

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close