GenelMektuplara Cevap

Ahirini Hesap Etmeyenin Ahireti Hüsran Olur

İbrahim Benli /Şanlı Urfa

Selamun aleyküm!

Merakımı mazur göreceğinizi umarak sizlerden şu sorularımı cevaplamanızı istiyorum:

Soru: Ahirete iman etmek, insanlar üzerinde nasıl bir etki meydana getirir? Bir de ölümle başlayan ahiret hayatında bizleri nasıl bir hayat beklemektedir?

Cevap: Ve aleyküm selam İbrahim kardeşim!

Ahirete iman kavramının kelime anlamından hareket edersek konunun önemi daha da anlaşılır olacaktır.

Ahir; bir şeyin sonu anlamına gelmektedir. Evvel kelimesinin zıddıdır. Bir işe başlayış o işin evveli ise, o işin sonucuna da ahiri denilmektedir. Biz buna işlerin sonu tabirini de kullanabiliriz. İnsan hayatında sonu hesap edilmeden yapılan işlerin başına ne dertler açtığını bilmeyenimiz yoktur. Sonu hesap edilmeden ağızdan çıkan bir söz, nereye gideceği düşünülmeden atılan bir taş, sonu hesap edilmeden yapılan bir iş her zaman iyi sonuçlar vermemektedir. Bu nedenle, iki düşünüp bir konuşmak, bir işi yapmadan önünü sonunu iyi hesap etmenin gerekliliği daima vurgulanır. Hikmet ehli: “söz ağızdan çıkmadan sen söze hâkimsin; söz ağızdan çıktıktan sonra onu bir daha geri alamazsın artık söz sana hâkim olur” demiştir.

Dünya hayatı da böyle değil midir? Eyleme dönüşmediği sürece hâkimi biz olduğumuz söz sukut ve eylemlerimiz; yapıp yaşadığımız zaman onlar hâkim biz mahkûm oluyoruz. Bu nedenle her davranışımızın hem bu dünyada hem de ahirette aleyhimizde delil olacağını düşünmek, bizim en hayati öneme sahip işimiz olmaktadır. Dünyada insanların gözünden kaçan gizli kapaklı işlerin hesabını soran olmayabilirken; ahirette hesap sorucu olan Rabbimiz olacağına göre O’nun bilmediği görmediği ve sormadığı olmayacaktır. Daha ötesi ağzımızı susturup ellerimizi konuşturacağını, ayaklarımızı, derilerimizi yaptıklarımıza şahitlik ettireceğini haber vermektedir. Ahiret hesabının hiç kaçarı olmayacaktır:

“İşte bu, size söz verilen cehennemdir.” “İnkârınız sebebiyle bugün oraya girin!” “O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.” (Yasin 36/63-65)

Şimdi insan olarak düşünelim! Bu hayatın sonu olan ölüm her şeyin kaybolacağı yapılanların unutulup gideceği, insanın toprak olup gideceği bir son değilse, halimiz ne olacak? Orada ne suçlarımızı gizlemek söz konusu ne de birinden yardım almak. Her şey bütün inceliklerine varana kadar kaydedilmiş, önümüze “işte hayatınız” diye konulacaktır.

“Her insanın amelini halka yapıp boynuna takarız. Kıyamet günü açık olarak bulacağı bir amel defterini önüne çıkarırız.” “Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeterlidir”deriz. (İsra 17/13-14)

“Kim doğru yola gelirse ancak kendi lehine yola gelmiştir. Ve kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapmıştır. Kimse kimsenin günahını çekmez. Biz peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz.” (İsra 17/15)

İşte ahirete iman eden müminleri bu anlayış durduruyor. Dünyada iken eline eteğine sahip olmaya yöneltiyor. Onların zabıtası içerde ve her zaman yanlarındadır.

Şunu peşinen kabul etmeliyiz ki, Allah abesle iştigal etmez. Hiçbir şeyi boş yere yaratmadığı gibi, hiçbir ilkeyi de boşuna koymaz. Dikkat ederseniz Kur’an da rabbimiz: “Biz her şeyi çift çift yarattık. Umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz” buyurmaktadır. (Zariyat 51/49) Beyazın karşılığı siyah, imanın karşılığı küfür, hakkın karşılığı batıl, dişinin karşılığı erkek, sıcağın karşılığı soğuk, dünyanın karşılığı da ahiret ve ila ahir… Her şey zıddıyla kaimdir. Elimizin yaradılışına bakalım; dört parmağın karşısında bir parmak vardır. Eğer başparmak olmaz ise bir cismi tutmakta zorlanırız. Çiviyi sökmek için yapılan pensenin karşılıklı iki çenesi vardır. Biri olmaz ise öbürü de işe yaramaz. Birileri durmadan gücünün yettiklerine çivi döşüyor. Kesiyor biçiyor, eziyor, çiğniyor üzerine çıkıp tepiniyor. Mahkemede dayısı Ankara’da amcası var ise, kimse bir şey yapamıyor. Mazlum eziliyor, zalim iltifat görüyor ise bunların yaptıkları yanlarına mı kalsın? İlahi adaletin uygulanacağı, tüm zalimlerden mazlumun hakkının alınacağı bir yer olmasın mı? Diri diri toprağa gömülen kız çocuklarının hangi suçu sebebiyle diri diri toprağa gömüldüğü sorulmasın mı? Mümin olduğu için, sudan bahanelerle mahkûm edilip yıllarca çoluk çocuğunu perişan edenlerin yaptıkları yanına mı kalsın? Gizli mekânlarda işlenen cinayetlerin, faili meçhullerin, dayısı güçlü olup Haksızken haklı çıkanların yaptığı yanına mı kalsın? Bunları vicdanınıza götürdüğünüzde rahatsız olduğunuzu göreceksiniz.

Allah’ın verdiği nimetler ile yiyip içip semiren, bunca nimeti kendisine bahşeden Rabbine şükretmeyi zül kabul edenlerin yapmış olduğu nankörlüklerinin bir hesabı olmasın mı? İşlediği cinayetleri kapatmak, elde ettiği haksız kazancı aklamak için maddi manevi her yolu kullananların foyaları meydana çıkartılıp rezil edilerek ateşin yaranı olmasın mı? İla ahir bu minval üzere işi kitabına uyduranların hepsi ilahi mahkemede yargılanacak; kimsenin hakkı yerde kalmayacaktır. Ahirette kurulacak olan mahkeme i Kübra da kimse haksızlığa uğramayacak; zerre kadar iyiliğin ve kötülüğün karşılığı verilecektir.

Dünya bir imtihan yeri ise ki öyle: “O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.” (Mülk 67/2) O halde İmtihanı kazanan ile kaybedenlerin nihai farkının olması da kaçınılmaz olacaktır. Orada boynuzlu koyundan boynuzsuz koyunun hakkı alınacak; her canlı haklaştırılacaktır. Kimsenin yaptığı yanına kalmayacak, zalimden mazlumun hakkı alınacaktır. Burada burnundan kıl aldırmayan kâfirler ise o gün şöyle diyecektir: “…o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve (dünyada iken hakkı) inkâr eden kâfir: «Keşke toprak olsaydım» der. “ (Nebe 78/40) İnsan denilen varlığın kontrol edilebilmesi için, dünya hayatının karşısına ahiret hayatının konulmasının hikmeti de bu olsa gerek!

Ahirette bizleri nelerin beklediğine gelince; ölümle başlayan ahiret hayatı kabirdeki ilk duraktan sonra rabbimizin takdir ettiği Yeniden dirilme günü geldiğinde ki buna “vel ba’sü ba’del mevt” öldükten sonra dirilme günü denilmektedir:

“Nihayet Sûr’a üfürülecek. Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rabbine gidiyorlar.”

(O gün kabirden kalkanlar)“Eyvah başımıza gelenlere! Bizi uyuduğumuz yerden kim kaldırdı? Rahmanın va’d buyurduğu gün işte buymuş. Gönderilen peygamberler doğru söylemişler derler.”

(O gün) “Olan müthiş bir sesten ibarettir. Bunun üzerine onların hepsi hemen huzurumuzda hazır bulunurlar.”

“O gün hiçbir kimse en ufak bir haksızlığa uğramaz. Siz orada ancak yaptıklarınızın karşılığını alırsınız.” (Yasin 36/51-54)

“O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde safa sürerler. “

“Onlar ve eşleri gölgeler altında tahtlar üzerinde otururlar .”

“Onlara bir de merhametli Rabbin söylediği selam vardır. Orada onlar için her çeşit meyveler vardır. Orada onların bütün arzuları yerine getirilir.” (Yasin 36/55-58)

Hesabın görülme şekli ile ilgili olarakta şöyle buyrulmaktadır:

“Sûr’a üflenince, Allah’ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde ve yerde ne varsa hepsi ölecektir. Sonra ona bir daha üflenince, onlar ayağa kalkmış bakıyor olduklarını görürsün!”

“Yeryüzü, Rabbinin nûru ile aydınlanır, kitap (ortaya )konulur, peygamberler ve şahitler getirilir ve aralarında hakkaniyetle hüküm verilir. Onlara asla zulmedilmez.”

“Herkes ne yaptıysa, karşılığı tastamam verilir. Allah, onların yaptıklarını en iyi bilendir.” (Zümer 39/68-70)

Bununla birlikte suçlular ve suçsuzlar belli olduktan sonra suçlu olanlara şöyle hitap edileceği bildirilmektedir:

“Ey günahkârlar! Bugün siz bir tarafa ayrılın.” (Yasin 3/)

“ Rabbine andolsun ki, muhakkak surette onları şeytanlarla birlikte mahşerde toplayacağız; sonra onları diz üstü çökmüş vaziyette cehennemin çevresinde hazır bulunduracağız.” (Meryem 19/66)

“Sonra her milletten, rahman olan Allah’a en çok âsi olanlar hangileri ise çekip ayıracağız.”(Meryem 19/69)

“O küfredenler, bölük bölük cehenneme sürülür. Nihayet oraya geldikleri zaman kapıları açılır, bekçileri onlara: Size, içinizden Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugüne kavuşacağınızı bildiren peygamberler gelmedi mi? derler. «Evet, geldi» derler. Ama azap sözü kâfirlerin üzerine hak olmuştur.”

“Onlara: İçinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin; kibirlenenlerin yeri ne kötüdür” denilir! (Zümer 39/71-72)

“Rabbine karşı gelmekten sakınanlar ise, bölük bölük cennete sevk edilir, oraya varıp da kapıları açıldığında bekçileri onlara: Selam size! Tertemiz geldiniz. Artık ebedî kalmak üzere girin buraya, derler.”

“Onlar ise: Bize verdiği sözde sadık olan ve bizi, dilediğimiz yerinde oturacağımız bu cennet yurduna vâris kılan Allah’a hamdolsun. İyi amelde bulunanların mükâfatı ne güzelmiş derler.” (Zümer 39/73-74)

Rabbimizden temennimiz, sonsuz rahmetiyle cümlemizi bu yurdun varisleri olmaya müstahak kullarından eylesin inşaallah!

 

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı