Genel

Akif Emre’nin arşivinden: Arakanlılar neyimiz olur?

Düşünce Mektebi

Bir üniversite öğrenci yurduna gelen misafir gençlerin bulunduğu odanın kapsını araladığım o anı hiç unutmuyorum.

Esmer tenli çehrelerinde, umuda açılmış siyah gözlerin mahcup ama merakla ışıldayışı… “Arakan’dan gelenler siz misiniz?” sorusunu sorduğumda ilk tepkileri şaşırtıcıydı. “Arakan! Nereden biliyorsunuz bu ismi?” Arakan ismini, varlığını, bağlısı oldukları İslam’ı yok sayan, kolonyalizmin mirası bir ulus-devletin hiçliğe mahkum ettiği bir azınlığın temsilcileriydiler.

Aradan yıllar geçtikten sonra bir zamanlar Birmanya dediğimiz, daha sonra İngilizceden bozma Burma dediğimiz şimdilerde ise telaffuzunda bile güçlük çektiğimiz Myanmar ismine alışmaya çalıştığımız ülkenin Arakan bölgesindeki Müslümanlarla ilgili haberler geliyor. Yüz binleri mülteci olarak Bangladeş’e sığınan, ana vatanlarında baskı ve asimilasyona karşı direnmeye çalışan Müslümanların çileli hayatları daha kaç nesil devam edecek? En küçük sorun karşısında toplu katliamlara uğrayan bu Müslümanlar, Budist-Müslüman çatışması altında makulleştirilen kitlesel kıyımlarda korunaksız, savunmasız oldukları kadar sığınaksızlar da. Bangladeş son günlerde evlerini terk eden yüz bine yakın Arakan Müslümanının ülkesine geçmesini engellemeye çalışıyor. Gerekçe ise, yeterince mülteci ile zaten başının dertte oluşu…

Öte yandan devlet politikası olarak sürekli baskıya maruz kalırken Müslümanlıkları doğrudan hedef haline gelen Arakanlı Müslümanlar, ayrıca Budist çoğunluğun dini fanatizminin tehdidi altındalar.

İsim meselesi açılmışken; Arakanlı Müslümanlar, farklı etnik ve dini kimlikleri inkar edildiği için hem sosyal olarak hem siyasal ve ekonomik anlamda tam bir dışlanmaya tabi tutuluyorlar. Arakan ismini bile kullanmak her türlü belayı davet etmek anlamına geliyor!

Aslında Arakanlı Müslümanlar, Birmanya’nın Kuzeybatı sahil şeridinin bin mil kadar kısmını oluşturan bölgenin yerlisi ve Rohingalar olarak bilinir. Tarihsel olarak Müslüman bölgesi olan Arakan, daha çok Hindistan’ın Doğu kanadını oluşturur. Erken dönemde İslam Medeniyetine dahil olan bölge, Bengal Sultanlığı ile yakın ilişkileri olan bağımsız bir sultanlık olarak özgün bir tarihe ve kültüre sahip. Arakan ismi bile doğrudan İslam kültürü ile alakalı; “rükn” kelimesinden geliyor.

1825ile 1947 arasında geçen İngiliz sömürge idaresinin bitimiyle iyice azınlık durumuna düşen, Budistlerin açlık katliamına maruz kalan Rohinga Müslümanları modern ulus devletin tüm tekelci uygulamalarından nasibini aldı. Artık haritada bile yeri bilinmeyen,sahipsiz bir Müslüman azınlık olarak her anlamda sahipsiz.

Tüm bu bilgiler, aslında bir bilgisayar tuşu kadar yakın. Bir tıkla ulaşılan bu enformasyon “Arakanlılar bizim neyimiz olur?” sorusuna cevap vermez.

Türkiye’de İslami düşünüşün temel rükünlerinden biri ve kendisini sağ-milliyetçi-muhafazakarlıktan ayıran yanı, yeryüzünün tümüne ilgisini yoğunlaştırmasıdır. İslam ülküsünün ve insanlığın mazlumiyetine dair bir vicdanın diri tutulmasıdır.

Ne var ki muhafazakar-İslamcılık gibi garip bir senteze itilen, muhafazakarlaştırılan, muhafazakarlaştıkça merkeze ve iktidara yükselen, iktidar erkini ele geçirdikçe devletçileşen/eklemlenen ve de milliyetçi refleksler edinen bir sürecin gölgesinde kalanlar, bir insanlık vicdanının bilince dönüşmüş halini terk edenler, “Arakanlılar neyimiz olur?” sorusuna cevap veremezler.

Çünkü sağcılaşarak devletin merkezine oturan güç yanılsaması, yeryüzünü mescid bilen bir bilincin diriliğinden çok Ortadoğu’nun, Balkanların tapusu söyleminin ideolojik kodlanmışlığıyla malul bir vicdana dönüşür.

Etiketler
Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir