Genel

Akıl İman İçindir

Bünyamin Doğruer/Düşünce mektebi

Akıl, insana mahsus bir kuvvettir ki insan ruhu onunla bilgileri, idrakleri kazanmaya muktedir olur. Akıl, doğruyu yanlıştan iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırt eden kuvvettir.

Eşyanın güzellik, çirkinlik, kemal ve noksanlık sıfatlarını idrak etme her çeşit faaliyette doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ve güzeli çirkinden ayırma yetkisine sahip kişiye akıl denir.

Akıl, insana mahsus bir kuvvettir ki insan ruhu onunla bilgileri, idrakleri kazanmaya muktedir olur.

Akıl, doğruyu yanlıştan iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırt eden kuvvettir.

Akıl, insanoğlunun en üstün vasfıdır. Çünkü yaratıcının emanetleri akıl sayesinde kabul edilir, ilahi teklif onunla başlar ve yine akıl sayesindedir ki insan rabbinin kulluğu şerefine nail olur.

Din akla hitap eder. Aklı olmayan canlılar mükellef olmadığı gibi, bu nimeti herhangi bir sebeple kaybeden insanlarda dinden sorumlu tutulmazlar. İbadet akıl ile kıymet kazanmakta akıl da ibadet ile gerçek akıl olmaktadır. Yani akılsızın ibadetinde hayır yok, kulluğu olmayan kimsenin de aklı yok.

Aklın ilk görevi alemlerin rabbini bilmek, tanımak ve ona iman etmektir. Aklın yerine getirmesi gereken ilk görevi , idrak ve kabul etmektir.

Aklımızı kullanmadan önce vahyi anlamamız, varlık sebebimizi sorgulamamız, anlamlandırmamız mümkün değildir. ”Ahiret yurdu, müttakiler için daha hayırlıdır, aklınızı kullanmıyorsunuz.” [araf 7-169]

Aklı gereği gibi kullanmamak, kurandaki ifadesi ile pisliğe mahkum olmak demektir. ”O aklını kullanmayanları pisliğe mahkum eder.”[Yunus 10-100]

Allah’ın en büyük nimetlerinden biri akıl diğeri vahiydir.Ayetler, vahye kulak vermeyen ve aklını gerektiği gibi kullanmayarak inkar eden ve nankörlükte ısrar eden kişilerin ahiretteki pişmanlıklarını haber verir. ”Eğer söz dinleseydik, yahut aklımızı kullansaydık şu çılgın ateş halkı arasında bulunmazdık.”[Mülk 67-10]

Akıl hep tevhide , Allah’ın birliğini anlamaya yöneltir. ”Akıllarınız yok mu ki aziz ve alim olan her şeye gücü yeten her şey kendisine boyun eğmiş olan Allah’ı idrak etmek de size delil olsun ve yol gösterin.”

Akla havale edilen yine dünyaya ahiret için bir vasıta haline getirmesi onu din için kullanmasıdır. ”Size verilen herhangi bir şey dünya hayatının bir geçimliliği ve süsüdür.Allah katında olan ise daha hayırlı ve devamlıdır.Hala aklınızı kullanmaz mısınız ?” [Kasas 28-60]

Akıl, yaratılanlar içinde yalnızca insana verilen öylesi bir nimettir ki diğer nimetler ancak onunla fark edilir, bilinir. Nitekim aklı olmayanın, dini, Allah’ı yoktur. Canının, malının, mukaddes değerlerinin kıymeti yoktur.Zira aklı olmamak, bilmemek bilebilme yeteneğinden mahrum olmak demektir.

İslam akıl dinidir, aklı olanın dinidir. Akıl ile islam olunur, akıl ile islam anlaşılır ve akıl ile islam yaşanabilir başka şeyle değil. İman etmek aklın meyvesidir.İmanda karar kılan,şüpheleri olan hevayı ve batılı bırakan akıl gaye ve hedefini iyi tayin etmiş demektir.

Küfür ve delalet ancak akıl kullanmamanın eseridir.Kuran-ı kerimde, küfürde kalışlarını (akılsızlıklarına)bağlayan kafirlere ait şöyle bir tablo çizilir. ”Rablerini inkar edenler cehenneme atıldıktan sonra cehennemin bekçileri onlara soracak;

-Size bir uyarıcı peygamber gelmedi mi? şöyle cevap verecekler

-Evet bize bir peygamber geldi ama biz yalanladık inkar ettik ve Allah hiç bir şey indirmedi siz ancak büyük bir yanlışlık içindesiniz ”dedik.

O cehennemdedir sözlerine şöyle devam ederler”Eğer biz o peygamberi dinleseydik yahut aklımızı kullansaydık şu çılgın ateşin halkı arasında bulunmazdık.”[Mülk 67-10]

Evet akleden, düşünen, duyan insan kendisini böylesine kötü bir yere atmaz o uğursuz insanların yaptığı gibi inkara kalkışmaz.Kurandaki bütün emirler, ayetler aklın iyi, güzel kullanılması için insana yöneltiliyor.Aklın kötü kullanılması ise küfre ve delalete razı olmaktadır.

İbrahim [a.s]ın ”Yuh size Allah’tan başka taptıklarınıza” dediği putçu kavimde [Enbiya 21-67]aklını iyi kullanmayan bir kavim idi. Onun için şirk içinde bulunuyorlardı.

Hud[a.s]ın ”Hala akıllanmayacaksınız diye hitap ettiği kavim ona karşı

-Ey Hud, sen vbize açık bir mucize getirmedin.Bizde senin sözünle tanrılarımızı bırakacak değiliz sana inanmayacağız”[Hud 11-51]karşılığında bulunan bir kavim idi.

Akıl iman etmek için yaratılmıştı,fakat bunların akılları küfrü seçti. Çünkü bunların akılları heva ve arzularına tabi idi.

Aklın islam karşısında iki konumu vardır.Birincisi; aklın varlığı,birliği,peygamberlere duyulan ihtiyaç, peygamberim diyenin peygamber olup olmadığını değerlendirme,söylediklerinin Allah sözü olup olmadığını tartma konularında akıl hakemdir.Akıl ile değerlendirilerek bu konularda kanaat sahibi olunacak bu kanaat imana dönüşecektir.İkincisi ise ,eşyayı özellikleri ile tanımak, kitap ve sünnetin nasslarının delaletlerini kavramak ve hayatı Allah’ın hükümleriyle yaşanabilecek bir hayat kılmak üzere bu delillerden hüküm çıkarmaktır.

İslam akla hitap eder ve hükümlerini akıl üzerine bina eder. Aklın önündeki vehim ve hurafeler arındıkça insan gerçeği anlamada mesafe alacak demektir.İslama göre üstünlük akıl ve ruh kemaliyle bilgi ve ahlak üstünlüğüne bağlıdır. İnsanın yeni şeyler keşfetmesi, tabiat güçlerini kontrol altına alması mutluluğun kaynağı olan şeyleri bilebilmesi ve bunlardan mümkün olduğunca faydalanmasını sağlayan akıl melekesidir.

İslam akla büyük önem vermiş.İmana akıl ve tefekkür yoluyla ulaşmamızı istemiş.Akıl,kendi idrak alanı olan müşahede, tecrübe ve fenomenler dünyasında tek söz sahibidir. Tabiattan bahseden ayetler aklın sahasına sınır koymak olarak anlaşılmamalıdır.Kuranda tabiatın oluşumu ile ilgili bazı ayetler vardır, fakat bunların amacı tabiat hakkında bilgi vermek değildir.Tabiat,tecrübi akılla kavranacaktır.Bu tür ayetlerin amacı nasihat ve öğüt amacına yöneliktir. İnsanların ibret duygularını harekete geçirmek,Allah’ın nimetlerini anlamalarını sağlamak ve onları fikretmeye, düşünmeye teşvik içindir. islam bütünüyle makbul bir dindir.Vahiy ve akıl uyum içindedir.Bu uyumu ortadan kaldıran her ikisinde tasıatı değildir.Bu uyumsuzluk insanın zaaflarından kaynaklanmaktadır.Çünkü vahyi indirdiği hedeften saptıran,aklı belli maksatlar için kullanan insandır.

Akıl dini tanımak ve onun Allahtan geldiğini anlamak için onun delillerini inceler.Aklın,insanoğlu tarafından yanlış amaçlar için kullanılması,şehevi arzulara alet edilmesi sebebiyle ona bir teklif ve yol gösterici olarak vahiy lazım olmuştur.Keza fenomenler dünyasının dışına aklın ulaşması da mümkün değildir.Gayb aleminin bilgisine ulaşmak ancak vahiyle mümkündür.

Bilgi ve hüküm elde etmede akıl hem birinci şahid,hem birinci delil hemde birinci sebebtir.

Allahın sayısız ayetleri de akıl sahipleri içindir. Gerek ilahi kitapta gerekse kainat kitabında gösterilmiş bulunan bunca ibaret kaynakları,aklı olan canlıya İnsana bildirmek istenir.Yalnız gerçek akıl sahipleridir ki bu muazzam kainat kitabını okur ve anlarlar. Ama akılları kendilerine hidayet vasıtası değil ayak bağı olurlar. Safsatalarının zanlarının, heva ve heveslerinin esiri olarak bir çeşit hayvan hayatı ile yaşamaya devam ederler.Bunlar kafa gözleri açık olduğu halde kalp gözleri kapalı olanlardır.”Zira gözleri kör olmaz fakat asıl göğüslerdeki kalpler kör olur”Çünkü hakiki körlük, gözlerin kör olması değildir. Esas körlük basiretin kalp gözünün kör olmasıdır. Görme kuvveti salim olsada basireti kapalı ise bir insan ibret verici şeylere nüfus edemez ve haberleri, olayları idrak edemez.Ama bunlar yeryüzünde gezip dolaşırken akıllarını çalıştırsalardı düşünen kalpleri işiten kulakları olurdu.[hac 22-46]

Aklın, insana yaraşır bir kuvvet ve Allah’ın övdüğü bir değer olması, ancak insanı kulluğa yönelten ahiretini imar eden , islami her şeyin temeli ve ana ölçüsü kabul eden bir idrak vasıtası olması şartıyladır.

Aklını kullanan akıllı insan,hikmet-i ilahiyi idrakle,tezekkür ve tefekkürle hakikate nüfuz edendir…

İslam’ın birinci özelliği akla hakim bir din olması .Akıl, kurani tanıma göre kalbin bir türevidir.Bundan dolayı bir çok İslam düşünürü aklı kalpte ve ruhta bulunan manevi bir nur şeklinde tanımlamışlardır.Akıl ve iman ikiz kardeştirler.Allah birini öteki olmadan kabul etmez.Akıl hakikate ulaşma yeteneğine sahip olan en büyük araçtır.Akıl,duyulabilir olandan duyulamaz olanın varlığını keşfeder.

Caferi sadık, enfes bir tanımlama yapar aklın fonksiyonu açısından, ”Akıl içimizdeki peygamber, peygamber dışımızdaki akıl.” Buradan hareketle , peygamber bizlere kıl değil akıl bırakmıştır.

Dindar görünen çok sayıda insanın derin düşünceden ve anlayış genişliğinden fakir olduklarını görüyoruz  ve üzülüyoruz.Akletmedikleri için hakikat merkezi bir bilgiye ulaşamıyorlar. Bir tarafta aklı olup dini olmayanlar, bir tarafta dindar olup akılsız olanlar diye sanki insanlık ikiye ayrılmış.

Aklın hakimiyeti ve basireti ile duyguların sapmalarını gemlememiz lazım.Akıl, İslamda merkezi bir yere sahiptir.Ancak istek ve tutkuların heva ve heveslerin aklı saptırma gücüne sahip oldukları gerçeğide ihmal edilmemelidir.Yakini bir bilgiye sağlam imana ve üstün bir takvaya sahip olan seçkin insanlar kuranın ve varlık dünyasının, ayetleri üzerinde araştırma yapıp tefekkür ederek akıl güçleri sayesinde hakikatin bilgisini arayacak böylece kalbin nuru olan aklın kılavuzluğunda ilahi muradı, kuranın hikmetini ve tabiatın sırlarını keşfetmeye çıkmaktır.

Velhasıl kelam , müslümanlar islam ahlakının temel dinamiklerini ;Hür bir akıl,diri bir kalp , sarsılmaz irade ,güzel eylemlerle , Salih amellerle yakalayabilirler,yaşayabilirler..

 

Önemli Not: Yukarıdaki yazı, yazarın şahsi görüşlerini içermekte olup, İktibas Çizgisi.com un yayın ve düşünce yapısını yansıtmıyor olabilir. İktibas Çizgisi olarak, kâr amacı gütmeyen yayın politikamız gereği okumaya değer bulduğumuz yazıları, takipçi kitlemizle buluşturmak için tam metin olarak yayınlıyoruz

Etiketler
Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Aklı anlamamış birisinin, akılla herhangi bir konuyu anlaması nasıl mümkün olabilir? Dahası, anlamak istediği konu ile ilgili elde ettiği kanaatlerden nasıl emin olabilir? Terazisinin sıhhatli olup olmadığından emin olmayan birinin, tarttığı malın kaç kilo olduğundan emin olması, nasıl bir psikolojik organizasyonun neticesidir?
    Akıl, düşünce veya idrak; vakıayı hissetme olgusunun duyu organları vasıtasıyla beyne taşınması ve beynin bu vakıayı ön bilgilerle yorumlamasıdır.
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=721988488252555&id=100013242319421

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı