GenelMektuplara Cevap

Allah Acizlikten Beridir

Ahmet Yağız / Karaman

Soru: Selamun aleyküm! Allah işlerinizde kolaylık, düşüncelerinizde doğruluk ve isabetlilik, niyetlerinizde ihlâs ve samimiyet ihsan eylesin diyorum! Sizlerden ricam Kur’an’ın muhtelif surelerinde geçen “İSTİVA” kelimesinin ne anlama geldiğini açıklamanızdır. İsrailiyyat’ tan gelen “Allah Teâlâ’nın altı günde yerleri gökleri ve kâinatı yaratıp yorulduğu için yedinci gün dinlenmek üzere “ARŞA” oturmuştur sözü doğru olabilir mi?

Cevap: Ve aleykesselam Ahmet Bey! Güzel temennileriniz için âmin diyor ve teşekkür ediyorum.

İsrailiyyattan gelen böyle bir sözün doğru olması mümkün değildir. Sebebine gelince; sözün batıllığı kendi içinde mevcuttur.  Yorulmak, usanmak, güç yetirememek, bilememek gibi acziyet ifade eden şeyler her şeye kadir olan Allah için söz konusu olamaz. Acziyet yaratılmışların vasfıdır. Allah Teâlâ her şeyin yaratıcısı ve her şeye kadir olandır. Rabbimizin bu konudaki sünneti ise şöyle bildirilmektedir: “Biz bir şeyi dilediğimiz zaman, ona sözümüz sadece «ol» dememizdir. O da hemen oluverir.” (Nahl 16/40)

Rabbimiz kendi zatından bahsederken Bakara suresinin 255. ayetinde şöyle buyurur: “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dur. O’nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur…”  Allah Teâlâ zatında ve sıfatlarında tekdir. Eşi ve benzeri yoktur. Yaratandır, yaratılmışların malul olduğu hiçbir noksanlığı yoktur. Bu nedenle O’nun yorulmak gibi bir noksanlığı yoktur. Noksan olan aciz olan, yarattıklarına istediği gibi hükmedemeyen bir varlık ilah olamaz.

Sorunuza konu olan kelime “s.v.y.” kökünden türemiş istiva,türevleri ile Kur’an da 83 yerde geçmektedir. Kullanıldığı yere ve kalıba göre şu anlamlara gelmektedir:

Şekillendirmek (2/29), Eşit tutmak (26/98), Kurulmak/Hükmü altına almak (20/5), Doğrulmak (53/5-7), Kendine yeter olmak (28/14), Yönelmek(2/29), Helak olmak (4/42), Doğru yol-söz-hal(2/108) Orta -bir şeyin ortası (44/47)

Bu kelime ayetlerde “istiva “ kalıbında dokuz yerde “ala” ile kullanılmaktadır. Bu şekilde kullanıldığı zaman; hükmetmek, hükmü altına almak, düzenleyip tertip emek anlamlarına gelmektedir. “Seva” kelimesinin kök anlamı; iki şeyi veya daha çok şeyi bir biriyle uyumlu hale getirmek, düzenleyip tertip etmek, tesviye etmek gibi anlamları da içermektedir. İlgili, ayetlere bakıldığında bu durum daha net görülmektedir:

“Siz yeri iki günde yaratanı mı inkâr ediyor ve O’na eşler koşuyorsunuz! O, âlemlerin Rabbidir de.” “O, yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve orada tam dört günde isteyenler için ‘fıtratlarına uygun olarak’ gıdalar/ yiyecekleri rızıklar takdir etti.(seva essailin)”  “Sonra duman halinde olan göğe yöneldi,(sümme isteva iles semai) ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, gelin dedi. İkisi de «İsteyerek geldik» dediler.” “Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın semayı kandillerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, azîz, alîm Allah’ın takdiridir.” (Fussılet 41/9-12)

Yerde olanların hepsini; sizin için yaratan O’dur. Sonra, göğe doğru yönelerek (sümme isteva iles semai) yedi gök olarak onları düzenlemiştir. O her şeyi bilir.” (Bakara 2/29)

“Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan ve sonra arşa hükmeden (sümme isteva alel arşı), gündüzü durmadan kovalayan gece ile bürüyen; güneşi, ayı, yıldızları, hepsini buyruğuna baş eğdirerek var eden Allah’tır. Bilin ki yaratma da emir de O’nun hakkıdır. Âlemlerin Rabbi olan Allah Yüce’dir.” (Araf 7/54)

“Gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yükselten, sonra arşa hükmeden(sümme isteva alel arşı), her biri belli bir süreye kadar hareket edecek olan Güneş ve Ay’ı buyruğu altına alan, işleri yürüten, ayetleri uzun uzun açıklayan Allah’tır; ola ki Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanırsınız.” (Rad 13/2)

“Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan sonra da arşa hükmeden (sümme isteva alel arşı) Rahman’dır. Bunu bir bilene sor.” (Furkan 25/59)

“Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden (sümme isteva alel arşı) Allah’tır. O’ndan başka bir dostunuz ve şefaatçiniz yoktur. Düşünmüyor musunuz?” (Secde 32/4)

“Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden(sümme isteva alel arşı), yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilen O’dur. Nerede olursanız olun, O, sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.”   “Göklerin ve yerin hükümranlığı o’nundur. Bütün işler Allah’a döndürülür.”   (Hadid 57/4-5)

Görüldüğü gibi ayetlerin hepsinde arşa hükmetmek, hükmü altına alarak düzenlemek, yerleri ve gökleri kendisine itaate çağırmak, yaratıklarına uygun rızıklar takdir etmek, yere ineni ve yerden çıkanı bildiğini ve nerede olursak olalım bizimle beraber olup her yaptığımızı görüp bildiğini, Sonunda ise yapılan işlerin Allah’a döneceğini hatırlatmaktadır.

Özellikle Fussılet suresinin 9-12 ve bakara suresinin 29. ayetlerini birlikte okuyarak düşünelim! Yeri ve göğü nasıl düzenlediğini ve onları bozulmaktan nasıl koruduğunu bütün ayrıntıları ile anlatmaktadır. Yaratmış olduğu sayısını ve çeşidini ancak kendinsin bildiği tüm mahlûkatın yaratılış özelliklerine uygun olarak yiyeceklerini ve içeceklerini yaratıp takdir ettiğini beyandan sonra; duman halinde olan öğe yönelerek yedi gök olarak düzenlemiştir.

Bu anlatımlar bizim anlayacağımız sadelikte ifade edilmiştir. Yerlerin ve göklerin tertip ve düzeninin gerçek mahiyetini ise ancak kendisi bilir. Örneğin gökleri yedi gök halinde tertip ederek her bir göğe ne yapacağını vah yetmiş olması gibi. biz bu yedi göğün mahiyetini bilemiyoruz. Ancak müşahade ettiğimiz yakın göğü kandillerle/ yıldızlarla donattığını beyan ediyor. Bizler de seyretmiş olduğumuz semada güneş ve ayı, geceleri ise yıldızlarla süslendiğini gözümüzün görüp aklımızın idrak ettiği kadar anlıyoruz. Ancak günümüzün şartlarında geliştirilmiş gözlem cihazları ile çok daha öteleri görme imkanına sahip olan gök bilimcilerin anlattığına göre bizim bir armut ampul kadar gördüğümüz yıldızların tahmin edemeyeceğimiz kadar büyük olduklarını ifade ediyorlar. Dahası içinde yaşadığımız saman yolu galaksisi diye adlandırılan galaksi gibi yüzlerce galaksinin  ve güneş sistemlerinin olduğunu; bunların ötesinde bir kara delik diye tabir edilen bir şeyin bulunduğunu ve bu sayılanların hepsini yutacak kadar büyük olduğunu söylerken; oranın sonunu bilemediklerini söylüyorlar. Şimdi sade bir vatandaşa rabbimiz yedi gök olarak düzenledik ve her bir göğe ne yapacağını görevini vahyettik buyurarak kısa yoldan anlatıyor. Biz de iman ediyoruz. Onun ötesini bilmiyoruz.

Şimdi bütün bunları yaratanı ve hükmedip buyruğuna boyun eğdiren rabbimizi yorulup oturmakla tavsif etmek/ vasıflandırmak yakışır mı?

O bütün kemal sıfatların, en güzel isimlerin, karşı konulmaz güç ve kudretin, ulaşılmaz ilim ve hikmetin sahibidir. Ona böyle inanır iman ederiz. Ona sığınır ondan yardım bekleriz. Daima O’na hamd eder tüm noksanlıklardan tenzih ederiz. O, ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcıdır! Ne güzel hâlıkdır!..

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir