GenelYazarlardanYazılar

Allah ve Ekolojik Denge

Her şeyi yoktan var edip yaratan, Allah yarattığı her şey için yine ancak kendisinin değiştire bileceği yasalar koymuştur. Bu yasalar Allah dilemeyip istemedikçe asla değişmeyecektir. Güneşin doğması ayın batması gecenin peşinden gündüzün gelmesi ve mevsimlerin bir birini takip etmesi şimdilik verebileceğimiz örnekleri oluşturmaktadır. Allah’ın gönderdiği son vahiy olan ve kendisinden sonra bir daha vahiy gelmeyecek olan yüce Kuran’dan öğrendiğimize göre: Yaratan Allah yaratmış olduğu gerek canlı gerek ise cansız olsun hiçbir varlıkla ilgi alakasını, ilişkisini, ilgisini ve irtibatını kesmemiştir ve onların halinden asla habersiz değildir. Zira:

“ Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun! Şüphesiz ki O, göğüslerin kalplerin özünü bilendir. Yaratan yarattıklarının hallerini bilmez mi hiç? Allah derin bilgi sahibidir ve O her şey den haberdardır. (Mülk-13) Kuran’ın tarifini yaptığı Allah bilme, görme, işitme problemi olmayan bir Allah’tır. Çünkü Allah bütün eksik sıfatlardan uzak ve beridir. Allah’ı devre dışı bırakan etkisizleştiren ve ötekileştiren hiçbir düşünce inanç ve kanaat Kur ani ve İslami olamaz.

Müslüman coğrafya eski Yunan mitolojisi ve Fransız devrimi ile tanıştıktan sonra dünyayı bir virüs gibi saran anlayışlar ile de tanışmış oldu. Bu yeni fikirler yüce İslam’a ve onun kaynağı olan Kuran’a yapılan saldırılar ve bu iki önemli kaynağın saf dışı bırakılma anlayışlarına dayanmaktadır. Bu gün dünyaya hâkim olan ve sonu izm ile biten bütün anlayışlar İslam ve onun mensuplarına savaş açmış bulunmaktalar. Şöyle ki: Bu gün bütün bir insanlığı etkileyen ve her türlü fitne ve fesadın da kaynağı olan Ateizm, teizm, monoteizm, nihilizm sekilerizm, deizm, agnostizm ve laisizm adeta kutsal olan ne var ise tamamına top yekûn savaş ilan etmişlerdir.

Bu düşünce akımlarının hiç birisinin bünyesinde vahiyden veya kutsaldan bir şey barındıran dinlere karşı asla tahammülleri yoktur. Özellikle Allah ve ahiret inancını toptan inkar ederler. Günümüz de kutsal ve vahiyden uzak yetişen nesil için hiçbir şeyin önemi yok ve saygıya değer değildir. Onun için orta öğretimde okuyan sözüm ona öğrenci veya öğrenciler! Yüce Kitap Kuran’a tekme atabiliyorlar. Yine bu öğrenciler başkalarının acılarına gülüp günlerini gün etmeye devam etmekteler. İslam dünyasında gençler nasıl camilerden uzak duruyor ve oralar boş ise aynı tehlike Hristiyanlık ve Yahudilik için de geçerlidir. Onlarında kiliseleri veya havraları bom boş olup gençler uğramadıkları için buraları satılığa çıkarmaktalar.

Yukarıda sadece birkaç tanesini zikrettiğimiz bu akımların ana gayesi Allah’ı ve onun gönderdiklerini hayattan uzaklaştırmak ve hayata karıştırmamaktır. Allah ’sız ve kutsal sız bir dünya düzeni kurmak isteyen bu akımlara dur diyecek ve onunla dişe diş bir mücadele verecek tek bir din vardır o da yüce İslam’dır. Ne tahrif olmuş ve bozulmuş Hristiyanlık ne de Yahudilik bu mücadeleyi verecek güçte değildir.

Bu durumu fark edip anlayan bu düşünce sahipleri gün geçmiyor ki İslam’a ve onun mensuplarına saldırmasınlar. Son günler de adına İslamofobya denen saldırılarda yüz de yüze varan artışlar meydana gelmektedir. Bu saldırıların doğrudan yüce Kuran’ı hedef alması düşündürücü değil mi? Zira bunların dedeleri olan Mekkeli müşrikler de saldırılarını Kuran’a yöneltmişlerdi şöyle ki: “ Onların söylediklerinin seni üzmekte olduğunu elbette biliyoruz. Şüphesiz ki onlar, seni yalanlamıyorlar ancak o zalimler bile bile kasten Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlar” ( Enam-33) Bu ayet dün de bu günde inkâr eden kâfirlerin asıl niyetlerinin ne olduğunu açıkça ifşa eden bir ayettir. Bu kısa girişten sonra şimdi ne demek istediğimizi siz kıymetli okurlarım ile paylaşma zamanı geldi sanırım. Allah ve ekoloji ne alaka diye bilirsiniz. Önce ekoloji kavramının kısaca bir tarifini yapalım.

Ekoloji: Doğada bulunan tüm canlıların araştırmalarının yapıldığı bilim dalının adıdır. Ekoloji bitkiler, hayvanlar, insanlar ve mikroorganizmaları inceler. Aynı zaman da bu canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle olan etkileşimlerini de bu şekilde araştırır. Diğer bir ifadeyle ekoloji organizmaların diğer organizmalarla ve etrafındaki fiziksel ortam ile nasıl etkileşim içerisin de olduklarını inceleyen bir bilim dalıdır. Organizmaların yeryüzünde dağılımı ve yoğunluğu hem de biyotik canlı organizmalarla ilgili hem de abiyotik canlı olmayanı fiziksel faktörler tarafından şekillenir.

Halkı Müslüman coğrafyalarda yapılan ve adına da devrimler denilen İslam’ı yok etme hareketleri o halkları zihnen, fikren ve fiziken bir dönüşüme zorlamıştır. Konuştuğu dili veya dillerini bir gecede kaybeden bu insanlar artık batı ve batılıların dilleriyle konuşup yaşamaya başlamışlardır. İşte dilimize ve hayatımıza sonradan giren ekoloji kelimesi aslına bakar iseniz, yüce Kuran’da şu şekiller de ifade edilmektedir:

Kıst, adalet, denge, mizan, ölçü, adetullah ve sünnetullah gibi kavramlarının karşılığı olarak manalandırmak mümkündür. Kuran’ın bazı ayetlerinde geçen ve Allah yeryüzünü adalet ile yarattı olarak meallendirilip çevrilen ayetleri: Allah yerleri ve gökleri bir ölçüye ve dengeye göre yarattı şeklin de çevirilerinin yapılmasının daha doğru olduğu su götürmez bir gerçektir. İman edenler Allah’ın adaletinden de O’nun adil olduğundan da asla şüphe etmezler. Konu ile ilgili şu ayeti örnek olarak vere biliriz: “Allah gökleri ve yeri yerli yerince dengede yaratmıştır. Böylece herkes kazancına göre karşılık görür. Onlara asla haksızlık edilmez.” (Casiye-22)

Evren binasının temeli dengedir, ölçüdür hesaptır. Her şeyin yerli yerinde yaratılmış olması da bunun açıkça delilidir. Allah ilah olmasının gereği olarak koymuş olduğu bu dengeyi, bu düzeni bu intizamı son saate kadar koruyacak bunun gerekçesi de herkesin yaptığının karşılığının tam olarak ödenmesinin bir açıklamasının olması içindir.

Ancak Allah tarafından konan bir takım düzen, denge, nizam ve intizam onun yarattığı kulları özelliklede insan kulları tarafından acımasızca, hoyratça, insafsızca küstah bir şekilde bozulmaktadır. Allah’ın koyduğu yasa gereği dünyada yapmış olduğumuz iyilik ve kötülüklerin sonuçlarının bir kısmını bize tattırıyor ki belki aklımızı başımıza alırız. Şayet olaylardan ders çıkarmayıp akıllanmaz isek bizden öncekilerin başlarına gelenlerin bizlerin de kaçınılmaz olarak başımıza gelmesi acı bir son olarak bizleri beklemektedir. Arim selleriyle helak olan toplumların bugün dünyada seller ile boğuşup mücadele eden toplumdan farklı şeyler ile muhatap olduklarını hiç sanmıyorum.

Allah’ın koyduğu düzeni bozan insanoğlu aslında kendi kötü sonunu da hazırlamaktadır. Çünkü hiçbir yaratılmış kendini yaratandan daha güzel bir düzen kuramaz. Kurduğunu zannettiği düzenler sadece düzensizliği artırır. Hiç kimse Allah’tan daha güzel düzen koyma gücüne sahip değildir. Evrende bulunan zerreden küreye kadar ister canlı ister ise cansız olsun bir varlığın hayatına kendi çıkar ve menfaatini gözeterek daha fazla sahip olma ve kazanma adına yaptığı her hamle onun helakını ve daha zor ve tamiri mümkün olmayan bir hayatı yaşamaya mahkûm olmasına yol açmaktadır. Bu tıpkı şuna benziyor! Gölgesinden istifade etmediği ağacı kesen kapitalist zihniyet dünyayı yaşanılmaz hale getirmiştir. İnsanı bütün insanı özelliklerinden soyutlayıp sadece tüketen bir hayvan olarak gören bu İslam dışı anlayışlar ne yazık ki üretmeden tüketmeyi esas alarak ihtiyaç sahiplerine bir çekirdeğin lifini bile vermiyorlar.

Daha fazla kazanma, daha fazla sahip olma egosu bir türlü tatmin olmayan sözüm ona insan adeta kanaralaşmaktadır. Dünyada dönen toplam cironun nerede ise yüz de kırlara varan bir kısmına sahip olan inşaat ve konut sektörü ne kadar orman alanı ve tarım alanı var ise tamamını yok ederek sözüm ona gökdelenler! Yaparak âdete sömürüyor sora da semiriyor.

Şehir merkezlerinin ortasında heyula gibi duran estetik ve güzellik adına hiçbir şeyi bünyesinde bulundurmayan beton yığınları bu yerleri yaşanılmaz ve havasız açık hapishaneler haline getirmiştir. Karbon gazları, küresel ısınma ve ozon tabakasında oluşan tahribatlar adeta türleri ve tedavisi imkânsız hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Derelerinde ve göllerinde hatta denizlerinde zahmetsiz olarak avladıkları balıklar kirlilik yüzünden adeta bu diyarları terk ettiler. Balıkta bulunan ve insan vücudu için gerekli olan omega üç vitaminini alamadıkları için buna bağlı ölüm oranları hızla artmaktadır.

Allah’ın koyduğu yasa ve düzene yapılan her olumsuz müdahale insan bünyesinde ve yaşadığı çevrede tadilatı ve tamiratı mümkün olmayan yaralar açmaktadır. Toprak ve yeşilden mahrum bırakılan insan beton yığınlarının içerisine hapsedilerek nefessiz bırakılıp adeta ölüme terk edilmektedir. Bize göre bütün bu olup bitenlerden Allah’ın haberi vardır. “ Gökler de ve yerdeki herkes O’ndan ister. O her gün her an yeni bir iş ve yaratmadadır. Rabbinizin hangi nimetini yalanlayabilirsiniz ki.” ( Rahman- 29) Bu ayet yüce Allah’ın her şeyi yaratıp bitirdiğinin değil tam aksine Nahl suresinin sekizinci ayetinde belirtildiği gibi her an yaratmaya devam ettiğinin açıkça delilidir.

Allah yeryüzün de kurulu düzeni bozanlara ifsat edici ve fitneciler demektedir. Allah’ın sosyal hayat için belirlediği ve uygulanmasını farz kıldığı hükümleri uygulamayan, günümüzde uygulana bilir olarak kabul etmeyen bu hükümleri hafife alan veya görmezlikten gelen insanları da şiddetle kınamaktadır. İlahi terbiye ve yüce Kuran’dan uzaklaşan insan hem sosyal düzeni hem de kâinatta ki düzeni bozmaktadır. Ahlaken yozlaşan toplumlar bütün duyarlılıklarını ve hassasiyetlerini yitirerek adeta sürüleşmekteler.

Allah insanoğlunun başına gelen her türlü olumsuz durumun veya durumların öznesinin diğer bir ifadeyle failinin insanın bizzat kendisinin olduğunu Kuran’a onlarca ayette ikinci bir anlama gelmeyecek şekilde ifade etmiştir. “İnsanların bizzat kendi elleriyle kazandıkları, yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozulma meydana geldi. Böylece yanlış yoldan dönsünler diye Allah onların yaptıklarının bir kısmını onlara daha dünyada iken tattırır.” (Rum-41) Bu ayete göre yaşadığımız çevrede yani doğada ki bozulmanın sebebi faili bizzat insanın olumsuz davranışlarıdır.

Allah’ın insanoğlu için tek yaşanılabilir hale getirip düzenlediği yeryüzünü bu gün dünya ölçeğin de iktidarı ele geçiren kâfirler adeta yeryüzünü cehenneme çevirdiler. Her yeri yakıp yıktılar. Sözde doğayı koruduğunu iddia eden bu zalimler birkaç kilo altına sahip olmak için siyanürle koskoca dağları yok edip doğal dengeyi bozdular. Söz de sözüm ona hayvan sever olduklarını iddia edenler leopar kürkleriyle ekranlarda boy gösterip insanların akıllarıyla alay ettiler. Allah gönderdiği vahiy ve elçiler ile yeryüzünde kendi istediği ve arzu ettiği düzenin kurulmasını emredip istemiştir. Ancak ne yazık ki insan yeryüzünde kurduğu ifsat edici düzenlere Allah’ın ayetlerini delil ve payanda yapmaktan utanıp sıkılmamıştır. Hatta sınır tanımazlık yaparak İslam’da sosyalizm, laisizm ve demokrasinin olduğunu iddia ederek Allah’tan rol çalmaya kalkışmıştır.

Evet, bugün an itibariyle dünya yaşanılmaz bir hal aldı ise bunun başta gelen nedenlerinden biri dünyayı yönetenlerin kahir ekseriyetinin Allah ’ile kavgalı ve Allah’ın düşmanları olmalarından kaynaklanmaktadır. Bu kötü gidişe dur demenin yolu yeryüzünde Allah’ın indirdikleriyle hükmedecek dürüst ahlaklı ve karakterli aynı zamanda kimlikli kişilikli anlayıştan taviz vermeyecek olan zihniyet sahibi insanların dünyayı yönetmeye talip olmalarından geçmektedir. Başka bir yazı da buluşmak dileğiyle Allah’a emanet olunuz.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı