GenelYazarlardanYazılar

“Allah’ım Ayaklarımızı Dinin Üzere Sabit Kıl”

Başlarken evvela ramazan ayın da sağlığı yerinde olup da kendini tutan/oruçlu geçiren kardeşlerimin ibadetlerinin makbul olmasını ve sonunda da bayramı hak edenler olmamız dileğiyle tebrik ediyorum. Rabbimden hakkıyla yaşayacağımız ve kutlayacağımız bayramlara eriştirmesini niyaz eder, sevdiklerinizle nice hayırlı bayramlar geçirmenizi diliyorum. Dedikten sonra konuya dönebiliriz.

İnsanlık tarihinin başlangıcından günümüze Allah’ın dini üzere mücadelede yerini almış, ancak daha sonra çeşitli sebeplerden ötürü ayağı kayıp hareketten kopan birçok örneğe rastlamaktayız. Bir kısmı İslam dairesi içerisinde kalmayı başarırken, kimilerinin tamamen bu dairenin dışına çıkıp, karşı tarafa geçip hatta dine saldırmayı kendisine vazife edinenlere de şahit olmaktayız… bunun nedenleri üzerinde biraz durmak, şapkamızı önümüze koyup düşünmek istiyoruz.

Gençliğin ilk yıllarında heyecana kapılıp sonra sönenler, öğrencilik hayatında, evlilik hayatının başlangıcında, İslami yapılarda sorumluluk mevkiine ilk ulaştığı anda, kendisine makam ve mevki verilmeden önce, verildikten sonra, büyük servete ulaşmadan evvel ve daha birçok zaman ve durumlarda davaya sıkı sıkıya bağlı olan kardeşlerin daha sonra kısmen veya tamamen davadan kopmalarına, bölünüp parçalanmalarına şahit olmaktayız…

Şeytan ve dostlarının bütün gücüyle saldırıp bin türlü desiselerle insanları Allah yolundan alıkoymak ve sapıtmak için ellerinden geleni arkalarına bırakmamaktadırlar. Ve bunların karşısında durabilmek için kavi bir iman, ciddi bir bilinç, yüksek performansyonlu aksiyonerlik ve uyanık, donanımlı dostlarla birlikte karşılıklı yardımlaşma ve dayanışmanın olması gerekiyor ki, ayağımız kaydığında düşmeden elimizden tutsunlar…

Bizler de yarının ne getireceğini bilemeyiz, dolaysıyla hiç kimse kendisini garantide görüp; “ben mü’min olarak öleceğim, hiç hata yapmayacağım, benden yanlış sadır olmaz, ben günaha düşmeyeceğim, ben asla…” dememeli/diyemez. İnsanız ve insan olmamızdan dolayı da kendimizi bir anda esfeli safilin de bulabiliriz. Bugüne kadar örneklerini çokça gördüklerimizden yola çıkarak bunu söylüyoruz ve hala da uçurumdan aşağı gidenleri görüyor, uyarmamıza, elimizi uzatmamıza rağmen uyarılara kulak tıkayıp pişkin bir şekilde “biz senin o dediklerini biliyoruz, sen hala orada mısın” demeleri içimizi acıtıyor ama bir şey de yapamamanın çaresizliğin hüznünü yaşıyoruz. Ve onlardan olmamak için de; “…Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl, kâfir kavme karşı bize yardım et…”1 diye dua ediyoruz.

Dönmek/dökülmek, her dava adamının kendi namına ve kardeşleri adına da korkması gereken bir durumdur!

İnsanlar hayatlarının çeşitli safhalarındaki dönemleri bahane ederek veya hayatın içerisinde yaşanılan çeşitli zorlukları, meşguliyetleri ve imtihanları sebep göstererek davaya soğuk bakmakta, kısmen veya tamamen bırakmaktadırlar. Bekarken, anne babasını mazeret edip gösterenler… Evlenince eşini, çocuğu olunca, çocuğu… Öğrencilikte dersleri/sınavları bahane edenler… Mezun olup memur olunca, rızkıma halel gelir düşüncesiyle dökülenler…  İşini bahane edenler… Cemaat için biraz fazla görev verilince dökülenler… Görevden alınınca dökülenler… Farklı fikrine itibar edilmeyince egosuna yenik düşenler… Kibirlenip dökülenler… Fakirken dökülenler… Zengin olunca dökülenler… İyi günlerde dökülenler… Zor günlerde dökülenler…

Dökülmenin sebebi; bazen fertlerdir, bazen de hareketin bizzat kendisidir, bazen de içinde bulunulan şartlardır. Çoğu kez hakikatler ortaya çıkmaz, gizli kalırlar. Doğrusunu söyleyecek olursak, davet yolunda fertlerin dökülmeleri, sadece bir sebebe değil, aksine birçok sebebe dayanır. Bu bazen bizzat hareketin kendisinden kaynaklanır. Bazı kere de ferdi şiddetli bir şekilde etkileyen çevreden kaynaklanır.

Daha buraya yazamadığımız envai çeşit ve de akla hayale gelmedik dökülme sebeplerini gördüğümüzde, insanın ne kadar da çok mazeret üreten, ‘zıllıyan’ bir varlık olduğunu anlıyoruz. Oysa tüm bu görünen sebeplerin birer bahane olduğunu, hakikatte daha derin nedenlerin var olduğunu ve bunun gerçek içyüzünü de insanın bildiğini anlamak gerekiyor. Çünkü insan yaptıklarına şahittir. Kur’an’ı Kerim: “İnsan kendini bilmektedir, ancak mazeretler ortaya koymaktadır.” 2 Buyurarak, durumun hakikatini ortaya koyuyor. Yani genellikle bu davadan dökülenler, hakiki sebebi kendi içlerinde bilseler de bu sebebin dışında, çok daha farklı mazeretler söyleyerek giderler…

İnsan oğlunun yaratılışıyla başlar dönmeler/dökülmeler. İlk dökülen iblistir, arkasından Adem’in oğullarıdır ve devam eder gider nebilerin kıssalarında dökülmeleri bize Kur’an haber verir. Kiminin babası, oğlu, karısı, kimi zaman nebilerdeki ‘ayak kaymalar’ ve onların ümmetlerinin çeşitli nedenlerde/imtihanlardan dolayı dönmeleri/dökülmeleri… Biraz Kur’an’la hemhal olanlar bu söylediklerimizin kimler olduğunu bilirler. Eskilerin deyimiyle “erbabı mucibinin malumudur.”

An itibariyle, görünür yaşam kültürünün cazibesine kapılıp da yok olan, o kadar çok insanımız da var ki, değerlerine yabancılaşan ve bu uğurda yozlaşma yarışında insanlar nelerini feda etmiyorlar ki ve bu kültür öylesine obur öylesine ilkesiz ki, her türden her şeyi içinde barındırmasına müsaade etmektedir. “Yeter ki gel, yeter ki katıl ama ‘her değeri’ tartışalım, mıncıklayalım onun öyle bir yumuşatalım ki, olsa da olur olmasa da olur mesabesine indirgeyelim.” Hayasızlığın dibe vurduğu, arsızlığın zirve yaptığı, insan cinsiyetinin yok olmaya doğru yüz tutuğu/gittiği ve her şeyde israfın/müsrifliğin kol gezdiği şu günlerde insanın kendinden ve neslinden endişe duymaması mümkün mü?

Her düşüncenin, ideolojinin ve dinin belirli sabiteleri vardır, ama postmodernizmin hiçbir sabitesi yoktur ve hata sabitesizdir. Ondan dolayıdır her düşünceden herkesi bir araya getiriyor/getirebilir; Yahudi’yi, Hıristiyan’ı, Budizm’i, dinsizi hatta Müslim’i bile içerisinde barındırabiliyor… Ve bu ucu açık birliktelikler zamanla etkileşimi, dönüşümü, softlaşmayı ve dökülmeyi de beraberinde getiriyor.

Bizler toplum olarak henüz bu tehlikenin farkında değiliz gibi görünüyoruz. Ama bu öyle bir hışımla geliyor ki eğer dikkate alıp uyanmaz isek, bu çığın altında hepimiz kalacağız. Bu çağın iletişim araçlarının yardımıyla çok hızlı ve sosyal medya üzerinden de ışık hızında yayılmakta ve biz buna gerçekten yetişemiyoruz. Bunu teslim olalım, pes edelim anlamında söylemiyorum, bilakis, fark edelim, farkında olalım ve yapmamız gerekenleri savsaklamadan yapma bağlamında hatırlatmadır…

Dökülmeye etki eden birçok iç, dış, kişisel ve yapısal nedenler sıralanabilir, ama bu şeylerin başında belki de sorumluluk bilinci gelmektedir. Çünkü bu çağın insanı fazla sorumluluk almak istememekte ve sorumsuz/ilkesiz/sabitesiz yaşamayı yeğlemekte. Bütün bir dünyayı etkisi altına alan, modernizmin popüler kültürü, görünür yaşam ve hedonizm (hazcılık) de bunu beslemekte, bunun karşısında durabilecek tek düşünce gücü var o da İslam. İslam=sorumluluk demektir. Çünkü o kendisini sahiplenenine sorumluluk yüklemekte ve bu sorumluluğu yerine getirmesini istemekte hatta getirmediği taktirde hem dünyada hem ahirette müeyyideler uygulamaktadır. İslam’ın sahibi Allah’tır. O’nu tanıyan ve iman eden insan bu sorumluluklarını seve, isteye ve huşu içerisinde yapmaya çalışır. Çünkü imanı bunu ona icbar etmektedir. Eğer Allah’ı hakkıyla tanıyabilselerdi bu dökülmeler ve dönmeler olmayacaktı “Allah’ı hakkıyla takdir etmediler…”3 Çünkü Allah her şeyin içyüzünü bilendir “…Kuşkusuz Allah, bütün ayrıntıları bilendir, her Şeyden haberdar’dır.4 Bizim gönlümüzden geçenleri bizden daha iyi bilen bir yaratıcıyla karşı karşıya olduğumuzu, yaptıklarımızın ve yapmadıklarımızın gerekçesinin hesabını vereceğimizi bilelim…

Ve Allah’ın Nebisine atfedilen şu duayla bitirelim.“Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım! Benim kalbimi Sen’in dinin üzere sabit kıl!”5

Not: Bu makaleyi yazarken rastladığım, Rumeysa Sarısaçlı’nın makalesinden istifade edilmiştir.

  • (Bakara 250)
  • (Kıyamet 11-13, Abese 17)
  • (Zümer 67)
  • (Ahzab 34)
  • (Tirmizi, Kader, 7)
Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı