Genel

Ankara mı Moskova mı ABD’ye daha hızlı yanaşır?

Nedret Ersanel/Yeni Şafak

Birincil hataları şuydu; şimdilerde sıkıcı bir klişeye dönen vekâlet savaşlarını kurarken, ana aktörlerden birinin sahaya inmeyeceğini kabul etmişlerdi…

Ama indi…

‘Operasyon’ çapında bir askeri harekât işte bunun için ‘stratejik sonuçlar’ üretiyor…

Fırat Kalkanı’nı umursamadılar ve Zeytin Dalı’nı anlamadılar ama şimdi korkuyorlar. Çünkü hepsi Amerika’nın daraldığı küresel konjonktürle tokalaştı.

Münbiç’in yarısını ‘peşin’ almak savaş ganimetidir.

Ama yetmez…

***

İşte aynı sebeple 1991 yılından beri ilk kez-Körfez Savaşı nedeniyle ihtiyaç duydular-Washington’da askeri geçit töreni yapılacak!

Bu ‘morale’ neden ihtiyaç duyduklarını anlayabiliyoruz ama Amerika’nın çıplak gerçeği şudur; bu askeri törene zırhlılar, paletli araçlar katılamayacak çünkü bastıkları yollar, ‘altyapıları’ çürük. Sadece askerler yürüyecek.

Suriye’de yere basamadıkları postalları Washington’da basacaklar…

***

1957’de Çelik ve Kömür Birliği olarak kurulmuş AB’ye karşı bir ticaret savaşı başlatabiliyor, içine Çin’i katabiliyorsunuz ama başkentte bile yolsuzsunuz!

Oysa Doğu liderlikleri siyaseten de güçleniyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping artık “ebedi lider”! Rusya lideri Putin dört gün sonraki seçimlerde (18 Mart) bir daha seçilecek.

Ve Pekin şöyle diyor; “Rusya ile ilişkilerimiz sarsılmaz ve sınırsızdır”…

Kremlin ise şöyle: “Türkiye’ye yönelik nükleer bir saldırı gerçekleşirse, Rusya harekete geçecektir”…

Devlet Başkanı Putin’in 1 Mart’ta Federal Meclis’e yaptığı yıllık konuşmada global vitrine çıkardığı “yeni silahlar”ın ardından, ABD Savunma Bakan Yardımcısı John C. Rood, Kongre’de senatörlerin bu yöndeki sorularını yanıtladı…

“Füze savunma kapasitemiz Rusya ve Çin’in stratejik güçlerine karşı koyacak yeterlikte değil”!..

Oysa Moskova’nın hem yeni silahlarını ortaya çıkarmasının hem de önde gelen bir NATO ülkesini ‘stratejik silahlara karşı korumaya’ almasının sebebi, Trump’ın ‘kullanılabilecek boyutta’ nükleer silah üretme kararıydı…

***

NATO Askeri Komite Başkanı Petr Pavel: “Muharebeye hazır bir S-400 almak, herhangi eğitimsiz bir asker tarafından kullanılabilecek bir Kalaşnikof almaya benzemez. Zira Rus uzmanlar, kompleks radar ve ateş kontrol sistemlerini kullanmayı öğretmek için Türk askerlerini eğitecek. Böylece Rusya Türkiye’deki NATO varlıkları hakkında önemli istihbarat elde edecekler”. (08/03.)

Moskova: “Türk tarafı sevkiyatın hızlandırılmasını talep etti. Biz de elimizden gelen çabayı sarf ederek teslim sürecini hızlandıracağız. Normalde 2020 başları için planlanmıştı, erkene alıyoruz”. (12/03.)

Cumhurbaşkanı: “İşte içinde bulunduğumuz NATO. Biz bu NATO’nun en güçlü üyesiyiz. Yeri geldi Somali’de olduk, Balkanlar’da olduk. Peki buralarda biz yer alırken, şu an Suriye’de bu olaylar yaşanırken ey NATO, sen ne zaman olacak da bizim yanımızda gelip yer alacaksın? Peki sen ne zaman ortaya çıkacaksın? Ama maalesef şu ana kadar olumlu bir ses, söz yok”…

Rusya Genelkurmay Başkanı: ‘ABD’nin Suriye’yi bombalaması halinde karşılık vereceğiz”. (13/03.)

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu: “ABD ile ilişkilerimiz kopma noktasında”… (13/03.)

Bu akışı politik kehanete dönüştürseniz, atacağınız ‘Türkiye-NATO krizi’ manşeti başınızı ağrıtmaz ama ‘NATO eşittir ABD’ formülünü düşündüğünüzde asıl şu cümle önemlidir; ‘Biz NATO’nun en güçlü üyesiyiz’!

Batı’nın tüm kurumları dökülüyor. NATO, AB, BM, bizzat ABD’nin kendisi. Bunların hepsinde Türkiye’nin özel konumu var. AB de bile durum şu; ‘kapıda duruyoruz yine ama beklemiyoruz, AB dışarı çıkamıyor’!..

Türkiye bu ülkeleri ve kurdukları uluslararası çatıları her gün dünyanın gözü önünde tokatlıyor. Tokatın sesi neden çok çıkıyor biliyor musunuz, çünkü o çatıyı tutan ana sütunlardan biri Ankara…

Ankara bu güçlü pozisyonlarını terk etmeyecek. Ama dövmeye de devam edecek.

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO eleştirisi, Ankara’nın Suriye’deki başarısının önüne kesecek bariyer olarak Rusya-Amerika olası anlaşmasını görenleri umutlandırdı. Çünkü ancak böylesi bir durumda Türkiye’nin sahadaki kazanımlarını masada kaybetme olasılığı doğar, iç politikaya ve seçimlere de yansımaları olurdu. Bunu ‘davet’ olarak okudular. Kimi Rus haber kaynakları da, “bu bir davet değil serzeniş” analizleri yayınlamak zorunda hissetti kendini.

Ankara gerçekten de Moskova’ya-Amerika için-aba altından sopa göstermiş olabilir mi?

Konuyu anlamamak acı verici olmalı. Putin ne demişti: “Rusya-Türkiye-İran anlaşması işe yarıyor”!

Hangi konuda? Bölgede terörün temizlenmesi zaten cepte. Ama daha büyük ve zikredilmeyen bir kabulü de var bu üçgenin. Bu mikrop yuvasını besleyenleri yani Batı’yı da uzağa itmek.

Her üç ülkenin kendi aralarında sorunları var. Ama en büyüğü ve stratejik risk üreteni Batı.

Mesela.. Perşembe günü NATO Genel Sekreteri dedi ki: ‘NATO’ya sağladığı destekten dolayı minnettarız ve terör tehdidine karşı Türkiye’yle dayanışma içindeyiz’..

Sonra ekledi: ‘Türkiye’nin meşru güvenlik endişelerini ölçülü ve orantılı bir şekilde ele almasını bekliyoruz’…

O ölçüyü 19 Mart’ta Washington’da biz alacağız! Çavuşoğlu o ölçünün boyunu Rusya’dan açıkladı. Rex’ten sonra Mike bakalım bu işlere ne diyecek?..

Önemli Not: Yukarıdaki yazı, yazarın şahsi görüşlerini içermekte olup, İktibas Çizgisi.com un yayın ve düşünce yapısını yansıtmıyor olabilir. İktibas Çizgisi olarak, kâr amacı gütmeyen yayın politikamız gereği okumaya değer bulduğumuz yazıları, takipçi kitlemizle buluşturmak için tam metin olarak yayınlıyoruz

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

Related Articles

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Close
Close