Genel

Arap basınında geçen hafta

Duvar

Arap basınının gündeminde sevkiyatına başlanan S-400 hava savunma sistemlerinin Türkiye için ABD ile ilişkilerde bir dönüm noktası olduğu yer aldı. Suudi Şark’ül Evsat Gazetesi’nden Abdurrahman Reşad, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya ile olan yakın ilişkisini tehlikeli olarak değerlendirirken, “Erdoğan birçok cephede birden savaşıyor. Açıktır ki bu cephelerin hiçbirinde de başarılı değil” diye yazdı. Lübnan El Nahar gazetesi ise S-400 alımının Türkiye ile ABD arasındaki ilişkinin seyrini değiştireceğini, dostluktan düşmanlığa evrilebileceği yorumunu yaptı.

Türkiye ve Rusya arasında imzalanan S-400 hava savunma füze sistemleri anlaşmasını fiili olarak uygulanmaya başlanması ve S-400 sistemlerinin Türkiye’ye teslimatına başlanması Arap basınında geniş yankı uyandırdı. Arap gazeteleri genel itibariyle S-400 anlaşmasını, Türkiye’nin NATO’dan uzaklaşması ve ABD ile ilişkilerinde bir dönüm noktası olarak gördü.

Arap basınından birçok yazar, ABD’nin S-400 teslimatına karşı ABD’nin olası adımlarını tartışırken, Rai Al Youm gazetesi başyazarı Abdulbari Atwan, Türkiye’nin ABD ve Batı bloğundan uzaklaşması durumunda, başta Suriye ve Irak olmak üzere bazı bölgesel politikalarını gözden geçirmesi gerektiğini yazdı.

Arap Dünyası’nda geçtiğimiz hafta yankı uyandıran bir diğer önemli durum da, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Yemen’den çekilmeye başlayacağına dair haberler oldu. Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik 2015’ten beri devam eden ve ciddi bir insani krize neden olan savaşında oldukça önemli bir etken konumunda. Birleşik Arap Emirlikleri’nin çekilmesinin Yemen savaşının kaderini değiştireceği belirtiliyor.

S-400 meselesi ve Suriye’deki gelişmeler dışında Türkiye ile ilgili Arap basınında yer alan önemli bir başlık da Ali Babacan’ın Ak Parti’den istifası ve yeni bir siyasi oluşumun sinyallerini vermesi oldu. Türkiye’yi yakından takip eden Lübnanlı akademisyen Muhammed Nureddin, BAE El Haliç makalesinde bu haberin olağandışı olduğunu ve önümüzdeki günlerde AK Parti’nin parçalanmasıyla karşı karşıya kalınabileceği yorumunda bulundu.

‘S-400 TÜRKİYE’Yİ NATO’DAN KOPARACAK MI?’

“Erdoğan birçok cephede birden savaşıyor. Açıktır ki bu cephelerin hiçbirinde de başarılı değil. Suriye savaşını kaybetti ve orda Rusya ve İran’a tavizler vermeye devam ediyor. Tek hedefi de, Türkiye’yi tehdit etmesi muhtemel bir Kürt cephesinin oluşumunu engellemek oldu. Bu da onu, Kürtler’i müttefik sayan Amerika Birleşik Devletleri ile karşı karşıya getirdi.

Bir yandan bu tarz gelişmeler, diğer yandan da Erdoğan’ın Rusya tarafına kayma macerası oldukça tehlikeli.

Türkiye’nin Washington ile uzlaşma çabalarının başarısız olması durumunda, S-400 anlaşması bölgesel ve küresel bazı siyasal dönüşümlere yol açabilir. Nitekim Türkiye, Batı ve Doğu arasındaki sağlam duvarlardan biriydi. Türkiye ve Rusya arasındaki bu anlaşma, daha önce Çekoslovakya ve Nasır’ın Mısır’ı arasında yapılan ve Mısır’ı Sovyet bloğuna yakınlaştıran anlaşma gibi ittifakları değiştirebilir.

Gelinen noktada kutuplaşmanın tekrar geri döndüğünü ve soğuk savaşın belirtilerini görmekteyiz. Acaba Erdoğan gerçekten Batı’yı terketmeye mi niyetli? Bu silah anlaşması, Türkiye’yi NATO’dan tedrici biçimde uzaklaştıracak ihtilaflar yaratabilir.” (Abdurrahman Reşad / Suudi Şark’ül Evsat Gazetesi)

‘TÜRK-ABD İLİŞKİLERİ: DOSTLUKTAN DÜŞMANLIĞA DOĞRU MU?’

“12 Temmuz Cuma günü Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye ilişkileri açısından bir dönüm noktası olabilir. Rus yapımı S-400 savunma füze sistemlerinin ilk parçalarının 12 Temmuz’da Rusya tarafından Ankara’ya teslim edilmeye başlanması, tarihi bir müttefiklik ilişkisini muhtemel bir düşmanlık ilişkisine çevirebilir.
Bu durum uzun vadede de olsa muhtemeldir. Sonuçta Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri sadece NATO’ye üye olan sıradan iki müttefik ülke değil. Aksine bu iki ülke arasındaki ittifak ilişkisi ve bu ilişkiyi oluşturan mekanizma her zaman için ayrı bir konumdaydı.” (Lübnan El Nahar gazetesi)

‘S-400’LER SON ATARDAMARI DA KESTİ’

“Rus yapımı ileri teknoloji S-400 füze sistemlerinin ilk teslimatlarının yapılmasıyla beraber Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ile 70 seneden fazla süren stratejik ilişkilerinden kalan son atardamarı da kesmiş olabilir. Hem de bu ilişkilerin kurulmasındaki ana etken düşman olan Rusya’nın lehine olacak biçimde.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika’nın bütün baskı ve tehditlerine karşı boyun eğmeyerek bu sistemleri satın alma konusundaki tavrını sürdürdü. Bununla beraber NATO’nun lider ülkesine de sırtını dönmüş oldu.

Türkiye’nin Rusya, Çin ve İran kampına girmesi ve Amerika’ya olan bağımlılıktan uzaklaşması, onu ciddi tehlikelerle karşı karşıya getirebilir. Bunlardan en önemlisi ABD’nin intikam amaçlı ekonomik yaptırımları ve ABD’nin bazı ayrılıkçı Kürt grupları silahlandırmasıdır. Bu tehlikelere karşı koyabilmek te bazı siyasetlerin tekrar gözden geçirilmesini gerektirebilir. Özellikle de bölgesel düzlemde başta Suriye ve Irak konularında.” (Abdulbari Atwan / Rai Al Youm gazetesi)

BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ YEMEN’DEN ÇEKİLİYOR MU?

“Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Yemen’de bazı bölgelerde bulunan askeri güçlerini birkaç haftadır azaltmak istediği artık biliniyor. BAE’nin bu askeri güçleri Suud öncülüğünde 2015’te başlayan operasyon dâhilinde geniş çaplı bir biçimde o bölgelere yayıldı. Bazı gazetelerde çıkan haberlere göre, BAE’nin çekilmesi sadece asker sayısını azaltma düzeyinde değil, aksine bazı ağır silah ve önemli, askeri ekipmanı da kapsamaktadır.

Bir BAE yetkilisi New York Times’a verdiği demeçte ülkesinin Yemen’den çekilmesinin stratejik ve taktiksel olduğunu söyledi. AFP’ye konuşan başka bir yetkili ise BAE’nin Yemen’de askeri stratejiden yavaş yavaş barış stratejisine geçeceğini belirtti. Tabi bu açıklamalar, çekilme kararını arkasındaki gerçeği gizleme çabasıdır. Asıl sebep, BAE’nin artık Yemen’deki savaşın çıkmaz bir sokağa girdiğini idrak etmesi ve orada savaşın kaderini değiştirebilecek ve savaşı Riyad ve Dubai’nin lehine çevirebilecek önemli bir askeri başarı elde etmenin imkânsız olmasıdır.

Bir diğer sebep ise, BAE’li yetkililerin Husiler’in askeri açıdan karşılık verebilme kabiliyetinin artması karşısında hissettikleri paniktir. Özellikle de Suudi Arabistan’ın derinliklerinde havaalanları ve petrol rafinerilerinin insansız hava uçaklarıyla vurulmasından sonra.” (Kuds El Arabi gazetesi / Başyazı)

SURİYE’DE DURUM NE?

“Suriye’den gelen haberlere bakıldığında bunlardan bazıları memnuniyet yaratsa da, bazı haberler endişe yaratıyor. İyi haberlerden bazıları, BM Suriye özel temsilcisi Geir Pedersen, Şam ziyareti sırasında, Suriye dışişleri bakanı Velid Muallim ile siyasi çözüm ve anayasa komisyonu ile ilgili, umut vadeden görüşmeler gerçekleştirdi. Kaynakların verdiği bilgilere göre Anayasa komisyonu ile ilgili sorunlar birkaç isim üzerinde sınırlı durumda.

İyi haberlerden biri de, Suriye’de Rus-Amerikan koordinasyonunda özellikle de Kudüs’te geçtiğimiz haftalarda ABD, Rusya ve İsrail arasında düzenlenen güvenlik zirvesinden sonra belirli bir ilerleme sağlanması. ABD’nin İdlib’in ‘terör için güvenli bir sığınak’ haline geldiğini itiraf etmesi ve ABD’nin İdlib’teki bazı terör unsurlarının liderlerinin toplantısını füzeyle hedef alması ilerlemeye işaret ediyor.

Kötü haberler arasında ise, ABD, bazı batrılı ülkeler ve bazı Arap devletlerinin Suriye’nin kuzeyindeki siyasi ve güvenlik hamleleri var. Bunun kötü bir haber olduğunu söylüyoruz zira, Amerika Birleşik Devletleri’nin Suriye’yi devletçikler ve kantonlara bölme planları arasında yer alıyor. Diğer yandan da, Türkiye ve Suriye arasındaki krizin artarak devam etmesi anlamına da geliyor.” (Oraib El Rintavi – Ürdün El Destur gazetesi)

‘BABACAN, GÜL VE DAVUTOĞLU ERDOĞAN DÖNEMİNİ SONLANDIRACAK MI?’

“Ali Babacan nihayetinde AK Parti’den istifa etti. Bu haber, olağandışı olması sadece Babacan’ın eski bakan olmasından kaynaklanmıyor. Ak Parti içindeki çekişme ve nüfuz savaşlarının hikâyesi, Erdoğan’da vücut bulan tekçi yaklaşım ve diğerleri arasındaki hikâyedir.

Ali Babacan istifasında birçok arkadaşının açıkladığı teveccühlerini desteklediğini belirtti. Sızan bilgilere göre yaklaşık 50 milletvekili AK Parti’den ayrılıp, Babacan’ın kuracağı ve Abdullah Gül’ün destekleyeceği partiye katılacak.

Diğer taraftan Ahmet Davutoğlu da 50 milletvekili ile beraber yeni bir parti kurma çabalarına girdi. Bu da AK Parti’nin milletvekili sayısının 3’te birini kaybetmesi anlamına gelmektedir.

Bunların gerçekleşmesi durumunda AK Parti’nin parçalanacağı oldukça ilginç bir tablo ile karşı karşıya kalacağız. Belki Türkiye’deki siyasi haritayı yeniden belirleyecek yeni bir milletvekili seçimi de olabilir. Acaba Davutoğlu, Babacan ve Gül bunu başarabilecek mi? Ve Erdoğan dönemini sonlandırmakta belirleyici etken olabilecekler mi?” (Muhammed Nureddin / BAE El Haliç gazetesi)

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir