GenelYazarlardanYazılar

Başınıza Gelen Musibetler Yapıp Ettiklerinizdendir

Öyle bir günden sakının ki o gün hiç kimse bir kimsenin cezasını çekmez ( borcunu ödemez) .Kimseden şefaat ( aracılık iltimas) ta kabul edilmez. Kimseden de fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmaz ( Bakara Ay.48).

Her kimsenin, kimselerin Allah ( CC)  indinde eksikliklerinden kendileri sorumludurlar. Anne babadan, kardeş, toplumun fertlerinden etkilenip veya etkilenmeden hayat yaşam akışları kendi idrak ve iradeleri neticesinde yapıp hak ettiklerinin hak veya batıl

Kendi arzularının neticesine ulaşırlar. Her ne kadar anne babaya soya çekim hal karakter benzemeleri olsa bile de buluğ çağından sonra ister kız ister erkek olsun yapacakları yaşayacakları kendilerinin seçimleridir.

Annenin babanın hayati olumsuzluklarından dolayı çocuklarının yanlış yapmalarından anneye babaya ceza sayılamayacağı onların da yapmış oldukları zerre kadar doğru veya yanlıştan yalnız kendileri sorumludurlar. Tabi ki anne ve baba çocuklarına buluğ çağına kadar olan sorumluluklarını yerine getirip örnek olmalıdırlar.

Öyle halk arasında söylentiler gibi kendileri etti kendileri buldu. Bu anneye babaya cezadır deyimleri haklı olacak hiçbir dayanağı yoktur. Bir ana babadan âlim de zalim de çıkabiliyor. Ana baba iyi bir örnek olsa bile bu örnekliklerin çok azı çocukları etkileyebiliyor. O zaman bu hususlarda anne babaları suçlamaktan vazgeçmek lazım.

Elbette her anne baba evlatlarının hayırlı olmasını isterler. Ama olmuyor sa ne yapsınlar, bu bir toplum bir devlet meselesidir. Yine de aklı çalıştırarak ta bir idrak meselesidir. Böyle olmayınca da sonucu kendileri belirliyorlar bu da her ferdi bağlıyor. Allah CC boşuna mı akıllarını çalıştırmayanların başlarına pislik yağar diye bildiriyor. Yunus suresinin 100. Ayeti, bu da fertlere dikkat çekici bir ikazdır. Allah CC yarattığı bütün insanların seçimi için iki yol göstermiştir, Cennet ve Cehennem.

Bu açıklamalardan sonra bazı misallerle konumuzu biraz daha açmak istiyorum.

İlk insan, ilk Peygamberin Adem Aleyhisselam ‘ın iki oğlu Habil kardeşine doğruyu anlattı, anlattı, Kabil yine de kendi iradesiyle kardeşini öldürdü. Babaları Adem Aleyhisselam da etkileyememiş. Nuh Aleyhisselam oğluna hanımına anlattı lakin oğlu da hanımı da Nuh Aleyhisselam’a inanmama tercihlerini kullandılar, Nuh Aleyhisselam da onlara tesir edemedi. Çok çok daha dikkat çekici bir durum. Yusuf Aleyhisselam Mısır Azizi Hanedanının içinde şehvete susamış Azizin hanımı da Yusuf Aleyhisselam’ı etkileyemiyor. Yusuf Aleyhisselam onun arzularına boyun eğmiyor, onu reddediyor. Başka bir durum daha İbrahim Aleyhisselam da Allah CC ‘na inanıp iman eden tek kişi. Babası da oğlu İbrahim Aleyhisselam’ın karşısında Nemrut’un yanında. Oğlunu korkutuyor, tehdit ediyor ama İbrahim Aleyhisselam’ın iradesine tesir edemiyor. Peygamber Efendimiz (SAV) ‘de amcası Ebu Talib ‘e Peygamberliği boyunca tesir edememiş. Bazı Peygamberler eşlerine de tesir edememişler.  Burada açık açık görülüyor ki İnsanoğlu kendileri akıllarını kullanıp idrak ederek seçimlerini kendileri yapacaklardır. Başlarında örneklik anne babaları hatta Peygamberler dahi olsa bu böyledir.

Yukarda değindiğim gibi tabi ki anneler babalar çocuklarına örnek olarak İslami ahlaka göre yetiştirmeleri gerekmektedir. Ben bugün şu soruyu sormak istiyorum. Hangi analar babalar hangi İslam’a göre yetişmişler ki evlatlarını o İslam göre yetiştirsinler. Lütfen bunu iyi düşünmemiz lazım. Müslümanlarının kendi nefisleri istek ve arzularına göre adı İslam olan bir İslam. Herkesler önlerini göremeyecek kendi istekleri doğrultusunda yaşamlarını biçimlendiriyorlar. Hayırı da şerri de kendi iradelerine göre yaşıyorlar. Ölçüsü Kuran olmayan bir yaşam. O zaman evlatlarının da kendi iradeleri doğrultusunda yaşamaları ortaya çıkıyor. O zaman halk arasında ki şu söylemler yerine oturmuyor. Bakın nasıl evlat yetiştirdiler, bu evlatlar başlarına bela oldular, Allah onlara ceza verdi gibi söylemlerin haklı olduğu kanaatinde değilim. Tabi ki Allah’ın izniyle bazı istisnalar her zaman vardır. Bugün içine düşürülen duruma açıklık getiren şu ayet üzerine iyi düşünülmesi gereklidir diye düşünüyorum:

“Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman mümin erkekler ve mümin kadınlar o işte kendi isteklerine göre seçme hakları yoktur. Kim( Kimler )  Allah’a ve Resulüne isyan eder ( buyruklara uymazsalar) , gerçekten onlar apaçık bir sapıklığa sapmıştırlar (Ahzab Ay.36).

Eğer bizler yaşadığımız hayat dilimlerini Allah’ın istediği şekilde yaşamaya çalışsak; mesele hallolacak. Buna göre ( Ey İnsan görüp idrak ve istifade etmekte olduğun nimetleri ilmi kudreti ile yaratan Rabbinin yüceliğini aklından hiç çıkarma, ona göre sorumluluklarının olduğunu unutma (Ala Sur.Ay.1). Devamla Allah tüm mahlukatı yaratılış amacına uygun şekilde ve özelliklerde ve özellikle de donatıp o amaca gerçekleştirecek yola iletti ( Ala Sur.Ay.2/3).

Biz inananlar buna göre yaşama gayreti gösterip ömür tüketmemiz yapıp ettiklerimizin sonucunu da bu yaşam neticesine göre beklememiz lazım.

Burada şunu ifade etmek istiyorum. Bazı Müslümanların ağızlarında şu söylemler sık sık konuşulmaktadır. Benim dedem, babam hocadır, hacıdır. Benim bağlı olduğum Alimin Şeyhim vardır, gibi söylemlerin arkasına saklanarak savunmaya geçerler. Kendilerinin imtiyazlı olduğunu ifadeye kalkışırlar. Olaya Kuran ışığında baktığımız zaman bu söylemler de çok çok yersiz yanlış olduğu açık açık ortadadır. Peygamberimiz kızı Fatma validemize kızım bak Peygamber kızı olduğuna sakın güvenme, benim sana hiçbir faydam olmaz deyip bu söylemlere  bu hususlara noktayı koyuyor.

Ey Bizler Müslümanın diyenler, kısacası onun bunun söylemlerin, umutların bize bir fayda vermeyeceğini iyi anlayalım. Öğrenip hayatımıza uygulamakla kendimize ve etrafımıza faydalı olacağımızı düşünüp ona göre Kur’an’a kulak vermemiz lazım.

( Yemin olsun ki biz bu Kur’an da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insanoğlu tartışmaya her şeyden daha düşkündür Keyf Sur.Ay.54).

Bir topluluk kendi nefislerindekileri Allah’ın gönderdiği vahiylerle değiştirmedikçe Allah’ta onların halini değiştirici değildir (Rad Sur.Ay.11).

Özet olarak Asr Suresi ile noktayı koymak istiyorum.

Asr’a yemin olsun ki İnsan hiç şüphesiz hüsran içindedir ( kayıptadır) . Ancak ( inanıp) iman edenler yararlı işler ( ameller) işleyenler birbirlerine gerçeği hakkı tavsiye edenler ve sabırlı olup sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır. Yani boş şeyleri ağzımızda gevelemeyi bırakıp kendimize dönüp kendimize bakalım  Kur’an’a yüzümüzü gönlümüzü döndürelim. Yaşamımızı böyle şekillendirelim.

Hayatına Kur’an’la yön verenlere selam olsun.

Selam ve Dua ile.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Düşünüp ibret alan yok mu? “Kamer 51 “İnsanların kendi elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde fesat ortaya çıktı. Belki vazgeçerler diye, yaptıklarından bir kısmını Allah onlara böylece tattırıyor.” (Rum Suresi-41) ” Andolsun biz, sizin benzerlerinizi hep helâk ettik.
    Başınıza gelen her musibet, sizin ellerinizle işledikleriniz yüzündendir.
    42/ŞÛRÂ-30:
    Her insanın akıbeti kendi kazandıklarına bağlıdır.[Müddessir;38]
    “Size düşünmek isteyen herkesin düşünebileceği kadar uzun bir ömür vermedik mi?
    Fatır.37
    https://bredaholland.blogspot.com/2019/06/andolsun-biz-sizin-benzerlerinizi-hep_19.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı