GenelYazarlardanYazılar

“Bedeviler Medeni Olmaya Geldiler!)

Dengesiz kuralsız kaba bencil, reaksiyoner bilgiden uzak çölleşmiş kurak kafayla geldiler. Toplumsal kuralları, hiçe sayan bir kimlikle. Kendilerince ahlaklı!).

Hak hukuk tanımaz, hikmet nezaket bilmez, bencil ve cahili olumsuzluklarla bezenmiş, olay ve olgulara bütüncül bakamayan, dar bir perspektiften kendilerine hak verecek kadar nobran, hak ve hakikatin çöl yasalarında var zanneden!) bencil sosyalleşmeden uzak, liyakatsiz siyasi(dini)disiplinden azade olarak sürdürülen bir yaşam biçiminde yoğrulmuş kişilikle; Bedeviler Medeni olmaya geldiler!)

Totem(put) ve totaliter bir yaşam biçiminden, çöl yasalarını üstün sayan/sanan bir siyasi disiplinden, bilek gücüne dayalı geçmişten, edep ve hayatın basite indirgendiği geçmişten, liyakati başkalarına üstünlük sağlamak sanan bir yapının üyeleri olarak, İslamsız bir dünyadan gelip;

Bedeviler Medeni olmaya geldiler!)

Bedevi hayatların, medeni hayat haline geldiği izlenimi ile geçmişin izleri, motifleri, ahlak ve maneviyatları ile geldiler. Dinsiz değillerdi. Bu günün algılarına benzer tek düşünce merkezinin zıddına oluşmuş bilgisizliğin bilgi zannedildiği kültürel yapılardan etkilenmişler olarak geldiler.

İlahla ilişkileri, insanları aşan konularda Allah’a, beşeri münasebetlerde kendilerine has kılınmış cahili yapının bireyleri olarak;

Bedeviler Medeni olmaya geldiler!)

Duygusal, hayatın etki alanında yaşayanların değişim isteğinin ana ekseni, gözle gördükleri “Güç’ün taraftarı olma azmi, onları değişime zorlayarak, itaat eksenli alışık oldukları hayatı kolaylaştırma düşüncesi ile gelip iman iddiasında bulunma uyanıklığı göstererek;

Bedeviler Medeni olmaya geldiler!)

“- Bedeviler: “İnandık ” dediler, de ki: “İnanmadık fakat İslam(teslim) olduk deyin; inanç henüz gönüllerinize yerleşmedi; eğer Allah a ve Peygamberine itaat ederseniz yaptıklarınızdan bir şey eksilmez; doğrusu Allah, bağışlar, merhamet eder.”

– Gerçek müminler ancak Allah’a ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla savaşanlardır. İşte iman sözlerinde doğru olanlar onlardır.

– De ki: “Siz mi Allah’a dininizi öğreteceksiniz? Allah, göklerde ve yerde olanları bilir, Allah, herşeyi bilendir.”

– Ey Muhammed! Müslüman oldular diye seni minnet altında bırakmak isterler de ki: “Müslüman olmanızı benim başıma kakmayın. Tersine, size imanı nasip ettiği için Allah sizi minnet altında bırakır.”  Hucurât.s 14,17

Allah bunlara ayetleri ile cevap veriyor. Henüz eski hayatınızdan temizlenmediniz. Yeni hayatın sosyal siyasi ve hukuki şekillerinden, iman ile hareketin ana dinamiklerinden habersiz olarak gelip teslim oldunuz, diyor.

Ancak; Sonra yüce Allah onlara imanın aslını açıklıyor:

“Gerçek müminler ancak Allah’a ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla canlarıyla savaşanlardır. İşte iman sözlerinde doğru olanlar onlardır.”

Ben de sizin dininize ( sosyal toplumsal hayatınıza giriyorum/ girdim. Sizin bireyiniz olmaya adayım. Yani; Fert, Devlet, Siyaset yönetim hukuk ile ve Allah ile münasebetlerimi onun ilkelerine uyarak uygun yaşama sözü veriyorum, Sonra bu ilkeleri öğrenip hayatının tüm kurumlarında gören gösteren, bunları yaparken yüksünmeyen severek isteyerek inanıp yaşarken imanın kalbine indiği kişinin inşa sürecinin başladığını anlatmakla, sözleştiğiniz kuralların içeriğinde şunlar da var deniliyor.

Enfal,2 ” İnananlar öyle kimselerdir ki, Allah anıldığında yürekleri titrer, O’nun ayetleri kendilerine okunduğunda inançları artar ve Rab’lerine güvenirler.

Müminun,3 “Boş sözlerden yüz çevirirler.

Al-i İmran,28″İnananlar, inananları bırakıp inkârcıları dost edinmesin. Kim bunu yaparsa Allah ile bir ilgisi kalmaz. Ancak onlardan korkmanız hali başka… Allah kendisi hakkında sizi uyarıyor. Dönüş Allah’adır.

Hucurat,15 “İnananlar onlardır ki, Allah’a ve elçisine inandılar, sonra kuşku beslemediler ve Allah yolunda paraları ve canlarıyla savaşım verdiler. Onlar doğru olanlardır.

Furkan, 68 “Onlar, Allah ile birlikte başka bir ilah’a tapmazlar; haksız yere, Allah’ın dokunulmaz kıldığı insan hayatına kıymazlar, zina etmezler. Zira (bilirler ki) bunları işleyen kimse cezasını bulacak.

Fetih,29 ” O, Allah’ın elçisi Muhammed’dir. Onunla beraber olanlar da kâfirlere karşı sert, kendi aralarında merhametlidirler. Onları, Allah’ın lütuf ve rızasına talip olarak hep rükûda ve secdede görürsün. Secdenin tesiriyle yüzlerine simaları oturmuştur; Tevrat’ta onlar için yapılan benzetme budur. İncil’deki misalleri ise bir ekindir: Çiftçileri sevindirmek üzere filiz verir, onu güçlendirir, kalınlaşır ve kendi sapları üzerinde durur. Onlar (müminler) yüzünden kâfirler öfkeden kahrolsunlar diye (böyle olmuştur). Onlar arasından iman edip dünya ve âhîrete yararlı işler yapanlara Allah bir bağışlama ve büyük bir ödül vaad etmektedir.

” Tevbe,20 İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerin Allah katında büyük dereceleri vardır. İşte ‘kurtuluşa ve mutluluğa’ erenler bunlardır.

“Müminun, 5 İffetlerini korurlar;

“Müminun, 2,9 Ki onlar, namazlarında derin bir saygı hali yaşarlar;.

“Namazlarını titizlikle eda ederler.

İsra, 23-24 “Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaslanırsa onlara öf bile deme! Onları azarlama! İkisine de gönül alıcı güzel sözler söyle.

“Onlara merhametle ve alçak gönüllülükle kol kanat ger. “Rabbim! Onlar nasıl küçüklükte beni şefkatle eğitip yetiştirdilerse şimdi sen de onlara merhamet göster” diyerek dua et.

Ve benzer yüzlerce ayette Mümin kimliğini anlatıyor.

Medeni olmaya gelenler, Medine’nin yasalarını (vahiy) üstün sayarak tam bir teslimiyetle teslim olmaya gelenlere örnek olarak verilebilir. Henüz yeni girdikleri sosyal hayatın kaide ve kuralları ile bütünleşme sürecince oldukları bilinci ayetlerle zihinlere yerleştiriliyor ki; Henüz haddinizi de bilmiyorsunuz.

Haddinizi bilin deniliyor.

Benzerlerimize de aynı mesajın verildiği vakıadır. Allah adanmış yaşanmış bir hayata vurgu yapıyor. Bu süreçte gereken donanım elde edilerek zaruri gelişmelerden sondaki değişimin yüreklere inmesi ile ispat edilen bir iman istiyor. Ve bu kimliğe kişiliğe ancak Mümin diyor.

O günün İslam toplumunda(din) fiili olarak gözlemlenen bir sosyal doku söz konusuydu. Gelenlerin neye geldiği gelmeyip karşı safta yer alanların ne gibi iddialarının olduğu bilinci, seviye olarak cidden yüksekti. Her şey göz önünde ayan beyan bilindiği için bir avantaj sayılabilir. Bu anlamda; Bedeviler Medeni olmaya geldiler!)

Günümüzde ise, medeniyiz sanısı ile tüketilen ömürlere şahitlik ediyoruz. Güncel bedevilik yaşıyorken, geçmişte yaşamış olan bedevilere burun kıvırıyoruz. Acaba ne farkımız var diye düşünüp araştırmıyoruz. Hani biz bedevi değiliz ya! Hani biz medeniyiz(!).

Bilgi ve bilişim çağında yaşıyoruz ya (!) O gün okunacak yazılacak şeylerin kıtlığına inat bu gün her bilgiye(eğrisine de doğrusuna da) ulaşma imkânımız olduğu halde. Biz mi, Bedeviyiz? Bedeviler mi bedevi diye sormak geliyor.

Ehli insafın bu soruya cevabı sanırım bizim toplumumuz bazı istisnaları olsa da daha bedevidir cevabı hiçte sürpriz olmasa gerek.

Bu durumda, Onlar Mümin değiller de biz mi müminiz? Onlar henüz teslim olmuşlardı.Biz ise doğmadan teslim olmuşuz!?

Buna rağmen bedevilik yakamızdan düşmemiş. Bize gelen vahiy hazinesine gereken önemi vermediğimiz halde biz mi medeniyiz?

Bedevi olduğumuz halde hakkımız olmayan nitelenmeyi gasp ederek medeni olduğumuzu iddia etmenin dayanılmaz hafifliğini pişkinlikle yaşamıyor muyuz?

Bırakın kullarına karşı olan halimizi de Allah’a karşı hiç yüzümüzün kızardığı söz konusu edilebilir mi?
O halde Müslüman olduğumuzda, peşi sıra gelen ayetleri bilerek yaşayarak ispat etmediğimiz müddetçe, Bedevi olanlara hitap aynıyla bize, bizim için de geçerlidir.

Vesselam

Etiketler
Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir