GenelOkuyucu Yazıları

Beşerden İnsana Yolculuk

Şaban Tekin/Elazığ

‘’Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” dediği vakit melekler, “Biz seni överek anarken ve yüceltip dururken, orada fesat çıkaracak, kan dökecek birini mi yaratacaksın?” dediler. Allah, “Ben sizin bilmediğinizi bilirim” diye cevap verdi.’’2/30

Allah insana İtimat etmekte insanın fücur yanından ziyade takva yönünü ön planda tutarak yeryüzünü darul selam alanına  çevirmesini istemekte. Arz ve semada eminliğin, emniyetin yaşanabilir bir ortamın oluşması, insanca, kardeşçe birlikte hayatların idam edilmesi sağlansın.

 ‘’ İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir?’’76/1 

Yaratılan insanın kayda değeri olması ne demek? İnsanın yerleşik hayata geçmesi mi? Sanayileşme sürecine geçmesi mi? Medeniyet oluşturması mı? İlahi keyfiyetin anlam bütünlüğünde kayda değer olmak insanın, toplumun, toplumların ümmet olmasıdır.

Din, dil ,ırk ayrıcalığın olmadığı adaletin, eşitliğin,merhametin, ehliyet ve liyakatin gözetildiği insan onurunun çiğnenmediği ortamda birlikte yaşayabilmektir . İnsanın evveliyatına doğru gittiğimizde kişi biyolojik özelliklerine gömülerek kendi ihtiyacı, varoluş süreci kendisini kuşatmıştır. Biyolojik ihtiyaçlar, ailevi bağlar, kavmiyetçilik insanı kendine yada dar çerçevesine gömerek ilkel düşünce ve yaşayışa sevketmiştir. Benlik,aile,kavmiyetçilik kişinin veya kişilerin kendi içe gömülmelerine, rijitleşmelerine neden olmuş;medenileşmelerini engelleyen, güce tapıcılığı doğuran sığ metaforları körüklemiştir.

Bu süreç insanların, kavimlerin uzun yıllar çatışmalarına, savaşmalarına neden olmuştur. Sünnetullahın, fıtratının peygamberlerin, ilahi risaletin insanlara, toplumlara  nur olması, yollarını aydınlatması insanın, toplumunun birlikte yaşaması terakkiyi yakalamasını sağlamıştır. İnsanın, toplumların ayrıştırıcı unsurları geride bırakıp medenileşmesini sağlayan  bu amiller ile gerçekleşmiştir. İnsan ve insanlık statik bir yapıya sahip değildir. Dinamikliği her daim ileride olamamaktadır; tarihsel keskin virajlarda yaşanan  trajedilerle, zalimler ve zorbaların etkisiyle insanlar, toplumlar medeniyetler dalgalı süreçler de yaşamıştır.

Yaratılan varlıklar içerisinde en istisnai varlık insandır. Eşyanın tabiatı  mütemadiyen var olduğu hal üzere iken insan çok farklı bir varlıktır. Canlı ve cansız varlıkların formatındaki özellikler her daim değişmeden, artmadan her daim aynı boyutları ile devam etmektedir. İnsan iradesiz, motamot  yaşayan tek yönlü özelliklerle donatılmış olan bir varlık değildir. İnsan iradesini yok sayarak, insanı insandan almış oluruz; sonuç olarak insan her şeyini yitirmiş bir varlık olur.

İnsan iradesi ile özgün ve özgür olur; beşeriyetten insana, insan olmaya doğru yol alan bir varlık olur.İnsan iradesi ile özgün ve özgür ortamda varlığı kemale doğru yol alır. İnsanın insan kalabilmesi, insanı özelliklerini en zirveye taşıması veya en dibe vurması özgün ve özgür iradesiyledir. Aslolan insanı anlamak, insanı keşfetmek ve insanın insan olması insan kalabilmesi için en tutarlı ölçüyle hayata kazandırabilmektir. İnsan çok karmaşık tam bir muamma, müthiş bir fenomen unsurudur. Her çağda insan anlaşılmaya, tanımlanmaya, tanımlandıkça kontrol altına alınmaya çalışılmıştır. Siyasal, sosyal,sivil toplum örgütleri, cemaatler…vb  otoritelerin  kıstasları insanları otokontrol altına alma ve istenilen kıvama getirme çabaları her daim, her dönemde zamana ve şartlara göre farklı dozaj da insanlara zerk edilmekte.

‘’Firavun, böylece halkını ahmaklaştırdı ve onlar da sonunda boyun eğdiler, çünkü onlar aldatılmış, ayartılmış bir halktı!’’43/54

İnsanlar hazır kalıplar, hazır paketlerle zincirlenerek kutsal otoritelerin gönüllü köleleri yapılmaktadır.Kavramlar ve olgular üzerinden insanların zihinsel olarak kuşatılması modern çağın albenili bir dünyanın koynunda insanları şehvet, şöhret ve servetle narkozlayarak köleleştirildiği apaçık  görülmektedir. Hakikat bilgisinin gündemden uzaklaştırılması bilgi kirliliğinin hayatın her yanını kuşatması insanın bilgi zehirlenmesini çok yoğunca yaşaması ve ne yaşadığının dahi farkında olmadan haz ve hız tutkusu ile çılgınlıkların  cehennemine cennet diye daldırılması yaşatılmakta .

İnsanın iradesi, düşüncesi, hayalleri, vicdanı elinden alınarak insan dondurulmakta , zombileştirilmekte.  İnsan mümtaz bir varlıktır, en uçlara doğru ilerleyip yücelebilen veya alçalabilen bir potansiyele sahiptir. İnsan iradesiyle hayatın her alanında sınırları zorlayan özgün ve özgür bir varlıktır. Özgür ve üzgün insanlar ve toplumlar siyasi yapı, cemaat ve otoriteler için her daim potansiyel en büyük tehlikedir. Otoritenin sorgulanması, toplumsal yapıda görünmez piramidin ayrıcalıklı kesimin hak hukuk durumu, varsıllarının gündeme gelmesi ,ayırıp kayırmalar, rantlar …vb haksızlıkların gün yüzüne çıkmaması için toplum sanal oyun ve oyuncaklarla sihirlenmekte. Toplum mühendisleri futbol, müzik, fanatizm, etnik yapı, şiddet, şöhret, eğlenceler…vb esrarengiz tezgahlar her daim ustaca yeri ve zamanı en iyi şekilde, en güzel dozda beyinlere zerk edilerek toplumların iradesi istenilen kıvama ulaştırılır.İnsan; aile, çevre, toplum tezgahından dokunarak ortaya çıkan bir şaheserdir. Meleler,mütrefler, kodamanlar varsılları için insanları ve toplumları dizayn etmekte, hala yola gelmeyenleri ise farklı yollarla hizaya getirmekte. Dinin toplumsal karşılığının hızla ortadan kalkması ile din bireysel bir tercih olarak görülmektedir. Sonuçta toplumsal yapı hızla sekülerleşen bir toplum yapısı oluşmaktadır.

 Ve (yine) kendilerine: “İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin” denildiğinde: “Düşük akıllıların iman ettiği gibi mi iman edelim?” derler. Bilin ki, gerçekten asıl düşük-akıllılar kendileridir; ama bilmezler.2/13

İnsanın en büyük ve en tehlikeli zindanı benlik zindanıdır .Yetiştiği ortam, toplum, siyasal yapı kişinin ufkunu, iradesini karakterini belirler. Eldeki mefhumları ve olgular bilinci inşa ederken, bilinç davranışsal karşılığını göstermezse, bilinç ve davranışlarının çeliştiği toplumlar yalama insanların oluşmasına neden olur. Doğru eğitim, doğru davranışı doğuruyorsa istenilen sonuca eleştiriyorsa bunun topyekün gerçekleşmesi ile iyi ve tutarlı bir eğitim gerçekleşmiş olur.

İslam aleminin söylemi haktan, eylemi eşe dosta göre eğilip döküldüğü için hak hukuk alt üst olduğundan insanlar eğitilememekte; toplum düzelememektedir. İnsan kendi girdabı içinde tutsaktır. Doğal ortam, coğrafyanın etkisi, sosyolojinin etkisi insanı şekillendirir. İnsan çift boyutlu bir varlıktır; Takva ve fücur,iyiden ve kötüden yana insanın hangi frekansı daha yoğun olarak işlenir, yönlendirirse toplumsal zemini muhkem kılınırsa insanlar o yönde hayatlarını kanalize ederler. Bu sıradanlığın, bu akımın, girdabın seyrini aşmak çok güçlü bir irade ve basiretle mümkün olur. Anlama, anlamlandırma hayatın dört bir yanını kuşatan tuzaklara karşı hakikatin ölçüsü baz alınıp iddialar tartılarak  hak ve batıl ortaya çıkar.

‘’O kullarım ki, söylenen her sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar. İşte Allah’ın dosdoğru yola eriştirdiği bunlardır ve gerçekten de aklı başında olanlar bunlardır.’’39/18

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir