GenelOkuyucu Yazıları

Bilinç ve Batı

Salih Zileli/İktibas Çizgisi Mart sayısı

Batı, günümüz toplumlarında hükümranlığını kavramlar üzerinden kurmaktadır. Kavramlar üzerinden kurulan düzen, toplumlara kendi mutlaklarını, ”ebedi evrenselcilik” biçiminde dayatarak seçenek üretmelerine engel olur. Mutlak kavramlar, insanın var olma özelliği olan düşünme yetisini reddeder. İnsanın düşünce yetisinin reddi, teslimiyetçi bir anlayışı doğurur. Toplumun düşünce melekesini kaybetmesi, bilgi üretmek yerine taklidi bir bilgi anlayışının oluşmasına sebebiyet verir. Bu şekilde toplum, bir mutlak düşünce olarak Batı’nın kavramları ile düşünmeye başlar, eleştirel ve özgür düşünceye kapalı bir şekilde yaşayarak düşünsel varlığının farkına varmaz, varamaz.

​ ​Mutlak kavramlardan birisi olan kapitalist düşünce, bireyleri tüketim toplumu içinde yaşamasını sebebiyet vermektedir. İnsanları,tüketen bir nesne olarak tanımlar kapitalist düşünce. Üretim yerine tüketim düşüncesini empoze eder ve kendi düşünsel varlıklarına tepki doğmayacak bir ortamı sağlar. Jean Baudrillard’ın da belirttiği gibi “Batı’da üretim kahramanlarının yüceltilen biyografileri yerine bugün her yerde tüketim kahramanlarının biyografilerine bırakması” bilinçli bir şekilde tüketim politikası uygulandığını göstermektedir. Topluma, reklamlar yoluyla “tüketmeden var olamazsın” düşüncesini telkin eder. Bu şekilde kapitalist düşünce, tüketim toplumunu sağlamak için medya ve iletişim araçlarını kullanarak zihinsel dünyasına göre bireylerin zihin dünyasını ele geçirir.

Batı düşüncesi, kavramlar üzerinden zihin dünyasına hâkim olarak, zihinsel bir sömürü gerçekleştirir ve bilinçlerin sömürülmesi ile eleştirel düşünceden yoksun bir toplumun oluşmasını sağlar. Batı’nın düşünsel kavramları ile yaşadığımız için toplumlarımız, bu zihinsel sömürü içinde yaşayan bir toplum haline dönüştü. Zihinsel dünyamıza örülen duvar, bize neyi düşünüp neyi düşünemeyeceğimize karar veriyor. Bilinçlerimizin sömürgeleştirilmeye açık olması, vahim bir durumdur. Toplum bilincinin sömürüye açık olunması ve maruz kalınması içe ve geçmişe dönük yaşamasından kaynaklı birer sorun olduğunu gösterir.  Zihinsel sömürüye açık olmak, düşünsel ufkumuzu daraltarak var olmak, bir patolojidir. Bu patolojiden kurtulmak için bilinçlerin özgür düşünce ortamında var olması ve zihin dünyamızdaki duvarı yıkmamız gerekmektedir.

​Toplumun eğitimi, özgür, eleştirel ve düşünsel bir ortamda gerçekleşmelidir. Eğitim, eleştirel düşünme yetisine sahip bireyler yetiştirmek için elzemdir. Özgürce düşünemeyen toplum, sömürüye açık hale gelir. Zihinleri sadece kendi ideolojinin temelleri doğrultusunda yetiştirmek, bireylerin düşünsel ufuklarının yok edilmesini sebep olur. Bireylerin bilinç düzleminde var olmasını sağlamak için bütün düşüncelere saygılı hale getirmek ve düşünsel ufuklarını genişlemesi için uygun düşünsel, kültürel ve eleştirel ortamın var olması gerekmektedir.

​Farklı düşünen bireyleri özge olarak değil, bir çeşitlilik olarak görmek elzemdir. Çeşitlilikleri marjinalleştirmeden kabul etmek, özgür düşünen bireyin ürünüdür. Bireylerin var eden, düşünceleridir. Bireylerin bilinçlerini var etmek, düşüncelerinin yapılandırılmasından geçmektedir. Batı’nın yüklediği anlamları ile konuşmak yerine ontolojik/epistemolojik varlığımızı sürdürmemiz için kendi anlamlarımızı oluşturmamız gerekmektedir. Kendi düşünsel kavramlarımız eleştirel bireylerin ürettiği evrensel nitelikteki bilgiler sayesinde olacaktır. Düşünsel kavramlarımız, eleştirel düşünen bireylerin varlığı ve düşünürlerin evrensel nitelik kazandığı zaman var olacaktır.

Düşünsel anlamda tarihe tanıklık etmek için, özgür ve eleştirel düşünen bir ortam ve müfredat sunmalıyız. Tarihe tanıklık etmek, özgür düşünce ortamı sağlama ve özgün/akademik/evrensel bilgi ile oluşur. Mesela pragmatik felsefenin eğitimde yer alması, bu anlayış doğrultusunda zihinlerin yetişmesine neden olur. Günümüzde bilgi dünyasına hâkim olan toplumların zihinsel yapılarına hâkim olur. Dolayısıyla bilgi üretmek, bir toplumun ontolojik olarak varlığını gösterir.

Topluma empoze ettirilen tek akıl ve tek metin düşüncesi, özgürleştirmeden yetiştirmek, zihinsel diktatörlüğü sağlamak ve eleştirel düşünceden yoksun bırakmak mutlakıyetçi düşünceden kaynaklanmaktadır. Mutlakıyetçi düşünce, monoton, yeknesak ve tek tipleşen bir toplumun oluşmasına sebebiyet vermektedir. Foucault’un da dediği gibi ” Bir yerde herkes birbirine benziyorsa, orada hiç kimse yoktur.” Dolayısıyla, topluma özgür ve eleştirel düşüncenin kapılarını açmak, sürüleşmeyi ve monotonlaşmayı öldürür.

Bilinç dünyamızda Batı’dan alınan kavramlardan biri olan materyalist düşünce, düşünsel hayatımızda maddenin ön plana çıkması ve maddenin put haline dönüşmesi ile sonuçlandı. Maddenin düşünsel hayatta ön plana çıkması, sekiler bir anlayışın dünyamızı şekillendirmesine sebebiyet vermektedir. Bilinç dünyasının materyalist ve sekiler anlayışı ile şekillenen toplum, tüketim toplumu olarak görünmektedir. Batı’dan alınan kavramlar hayatımızı bu denli şekillendirmişken mutlakıyetçi anlayışının dışına çıkamıyor ve bu anlayışa karşı bir paradigma sergileyemiyoruz. Özgür bilinçlerden yoksun olan toplumlar, taklitten öteye gidemeyen bir şekilde var olduklarından ve eleştirel düşünceden yoksun bir şekilde Batı’dan aldığı kavramlar ile yaşadıkları için zihinsel sömürüye maruz kalarak bir zihinsel ceset haline getirilir. Zihinsel cesetlerin özgürleşmesi ile bir paradigma oluşacaktır.​

Batı’nın düşünsel kavramlarından birisi olan konformizm, insanları rahat yaşamaya, benmerkezci varlığa dönüşmeyi ve sürekli bir tüketimi empoze ettiren bir düşüncedir. Bu kavram, toplumların zihinsel dünyasında yer edinerek, bir tüketim çılgınlığı içerisinde yaşamaya sevk eder. Sadelikten uzak bir şekilde rahatlık düşkünlüğü içerisinde yaşamak için insanlara, minimalistik paradigma yerine “harcadıkça yaşayacaksın” düşüncesini aşılamaktadır. Dolayısıyla konformizm, bir hodbinliğe sebebiyeti ile toplumu bencillik ve rahatlık düşüncesi ile ahlaki bozulmanın içerisine götürmektedir. Bu nedenle, konformizm yerine sadelik anlayışı perspektifine sahip olmamız gerekmektedir.

​Düşünsel bozukluklarının tamiri ancak yerine modern zamanların toplumunun ahlaki, düşünsel, sanatsal ve kültürel hayatını şekillendirecek bir düşünce ile olur. Bu düşünce, şu anki düşünsel bozukluklara çözümlemeler yaparak bu sorunların sebeplerine çözüm bulacak şekilde oluşturulmalıdır.

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir