GenelYazarlardanYazılar

Bir Miktar “Su”

Hanımların dikkatine ne kadar çok su faturanız geliyorsa o kadar temizsiniz anlamına gelmiyor.

Su, özellikle yaşadığım bölgede aşırı israf edilen bir şey. Oysaki susuzluk dünyanın her yerini kaplıyor. Ülkemiz üç tarafı denizlerle çevrili bir konumda. Coğrafi hal itibariyle oldukça sulak alana ve temiz suya sahibiz. Tabi buda bizim bol gördüğümüzü israf etmemize yol açıyor.

Ben yaşlarda olan hiç kimse ömründe evine bulaşık veya çamaşır yıkamak için su taşımamıştır en azından ben taşımadım. Ancak ailem bu konuda çok hassastı. Şimdi kendi evimde de onlardan öğrendiğim gibi suyu dikkatli kullanıp suya değer veriyorum. Bu hassasiyeti dile getirdiğim ortamlarda pekte dikkate alınmıyorum (hatta önemsenmiyorum) nedeni şu ki zor elde etmediğimiz bir şeyin kıymeti de olmuyor. Bizim apartmanda her dairenin su depoları ayrıca güneş enerjilerimizdeki sular var yani su kesildiğinde kesinti giderilene kadar bir sıkıntı dahi çekmiyoruz çoğu zaman. Fakat bu olay dışarıdan çok iyi görünse de içinde şunu barındırıyor. Suyu kaybetmediğimiz için kıymetini bilmeyişimizi. Şimdi su insan için ne demek dönüp birde ona bakalım.

Su, medeniyetlerin etrafında kurulduğu, yeryüzünün en büyük zenginliği, insanın ise olmazsa olmazıdır.
“Su; dünyadaki hayatın devamı için yegâne kaynaktır. Bizim köklü medeniyetimiz ise deyim yerindeyse büyük bir “su medeniyeti” inşa etmiştir.”  Evet, su medeniyeti nedir ve konu şimdi nerelere gidiyor.
DÜNYA ÜZERİNDE 1 MİLYAR İNSAN SU SIKINTISI ÇEKİYOR. Girişli bir belgesel düşünün. Sayısal veriler gerçek, yaşananlar gerçek ve tepkiler insani. Su medeniyeti diye tasvir ettiğimiz olay Afrika kıtası başta olmak üzere dünya üzerinde su sıkıntısı çeken bölgelere Türk sivil toplum kuruluşlarının 25 binin üzerinde su kuyusu açmaları. Bu olay Su medeniyetimizin inşasıdır.
Belgeselimiz SU SAVAŞLARI, isminden de anlaşıldığı üzere yavaş yavaş tüm dünyanın sorunu haline gelen temel ihtiyacımız. Susuzluk ve su kirliliği, ikisi de insan eksenli olaylar. İkisinde de başrol bizleriz. Suyu bulamayanlar ve sularını boşa harcayıp derin su kaynaklarını kirletenler. Su bulamayanların halini, suyu israf edenler anlamıyor; suyu israf edenlerin tavrını, suyu bulamayanlar hiç algılayamıyor. Böylesine duygudaşlık gerektiren bir konu.

Sıradan belgeselciliğin aksine çok samimi ve sorun çözen bir belgeseldi. İzlerken her anını içimde yaşadım her duyguya büründüm. Kâh güldüm kâh ağladım. Ancak sonunda mutluluktan gözyaşlarımı durduramadım. Tabi bu tepkilerde oldukça insani ve geçici. Bize düşen bundan sonrası, bu belgesel veyahut başka bilgilerle suyun önemini kavrayıp ona öyle davranmamız.

Suyun kaynağı bizim elimizde değildir buda delil olarak birçok bilimsel neden varken en büyüğünü Allah kitabında söylemiştir “Biz, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık. (Biz bunları yapmasaydık) siz onu (yeterli) suyu depolayamazdınız.” (Hicr 22).

Kaynağı elimizde olmayan bu nimet bizim hayata tutunuşumuz ve en mühim değerimiz. Ona tabiri caizse gözümüz gibi bakmalıyız. İsrafın haram olduğu bu dine mensup kişilerin en büyük israfının su olması çok acı verici suyumuz medeniyetimizdir.

Miktarının önemi olmaksızın suyu israf etmeyelim biliriz ki damlaya damlaya göl olur. Bizler Allah’ın ayetlerini yaşamaktan mükellef kullarıyız. Belki de bu zamana kadar içeriğini düşünmediğimiz bir ayetini daha aşağıya iliştirip yazımı bitiriyorum. Hayırla kalın.

“Allah gökten su indirip onunla ölmüş toprağa hayat vermektedir. Kuşkusuz bunda işiten bir toplum için açık deliler vardır. Nahl 65”

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir