Genel

Bir şey olabilmek

Prof. Dr. Mustafa Tekin/Milat Gazetesi

Son zamanlarda gençliğin farklı eğilimleri daha fazla konuşulmaya ve tartışılmaya başlandı gibi görülüyor. Bunlardan birisi de, gençliğin deistik ve agnostik inançlara doğru eğiliminin artmasıdır. Daha önce bu konuda köşemde iki yazı yazmıştım. Ayrıca Mart ayının başında Türkocağı’nda bir konferans da vermiştim.

Geçenlerde bir gazete bu konuda benden analiz isteyince, meselenin bir boyutu daha üzerinde durdum. O da gençliğin aslında, bugün inanç ve düşünce olarak gördüğümüz şeyleri bir “trend” olarak benimsemesi. Daha doğru bir ifadeyle, bu tür eğilimlerin birer moda haline gelmesi. Dolayısıyla, aidiyeti ifade edilen ideoloji, düşünce ve felsefelerin, sahiplenenler açısından içi boş bir retoriğe dönüştürülmesi söz konusu. Bugün için sorun budur.

Zira ateist, deist, agnostik, solcu, İslamcı vb. olduklarını söyleyenler acaba gerçekten, bu kavramların ifade ettiklerini biliyorlar mı? Bunlarla ilgili ne okumuşlardır? Aidiyet hissettikleri, felsefe, düşünce, ideoloji ve dinin dünyaya bakış perspektifi ve kendilerine yükledikleri sorumluluğun farkında mıdırlar? Acaba, her bir düşünce, felsefe, ideoloji ve dine mensup olanlar kendi argümanlarını, kendisi gibi düşünmeyenlere karşı savunabilecek yeterli donanıma sahip midir?

Bugün öyle bir hava hakim ki, her bir farklı aidiyet, bir diğerini ciddi anlamda bir tehdit olarak görmekte; retoriksel olarak sloganvari söylemler yükseltmekte, ancak tüm bunları kritik edecek bilgisel arkaplanlar üzerinden konuşamamaktadır. Tam da bu sebeple, slogancılık ve yığınlaşmanın, genç kuşak için önemli bir tehdit olduğunu burada belirtmeliyiz.

Eskiden beri söylediğimiz bir tezi burada tekrar edelim; küresel dünya bir tüketim toplumu yaratırken, ideolojiler çağının sona erdiği yalanı ortaya sürülmektedir. Aslında insanları yığınlaştırmak üzere devreye sokulmuş ideolojisiz bir ideoloji söz konusudur. Dolayısıyla, düşünce ve ideolojilerin içi boş bir retoriğe dönüşmesi, bir ideolojinin yansıması olarak ortaya çıkmaktadır.

Bir diğer düşünce, felsefe, ideoloji ve dini tehlike olarak gören ve bunun sonucunda “öteki”ni susturarak, sorunları çözeceğini düşünen ve sayıları hiç te az olmayan bir zihniyet dünyası var. Halbuki bugün asıl sorunumuz farklılıkların olması değil; onların gerçekten kendi olamamasıdır. Bu durum, argümentatif bir tartışmayı ve giderek kaliteli hale gelecek bir karşılaşma ve bilgiyi getireceğine, yüzeyselliğe ve pespayeliğe doğru toplumu sürükleyip gitmektedir. Gerçekten felaket görmek isteyenler bu noktaya ciddi olarak bakmalıdırlar.

Buradan net bir şekilde belirtmeliyim ki, hiçbir ideoloji, din ve düşünce bir toplum için, yüzeysellik, pespayelikten ve içi boş retoriğe dönüşten daha tehlikeli değildir. Kitap okumayan, yegane bilgilenme aracım internet arama motorlarından öte gitmeyen bir toplumda “içerik” kaybolacaktır. Böyle bir toplum ve gençliğin dünyaya sunacağı bir önerisi de olmayacaktır.

Tam da bu sebeple, “ben ateist oldum”, ben deist oldum”, “ben solcu oldum”, “ben müslüman oldum” sözlerinin hangisini ciddiye alacağız? Benim için temel problem gerçekten “bir şey olabilmek.” Bir şey olabilmek ise, hem aidiyetini hissettiği düşünceyi içeriklendirmeyi, hem de dünyadaki yaşama sorumlulukla katılabilmeyi gerektiriyor. İşte bundan dolayı, gerçekten ateist, gerçekten deist, gerçekten solcu ve gerçekten müslüman olmayı önemsiyorum.

Asıl mücadele etmemiz gereken; bilgisizlik, yüzeysellik, pespayelik, ötekileştirmek, sloganlaştırmak ve insani sorumluluğu unutmaktır.

 

Önemli Not: Yukarıdaki yazı, yazarın şahsi görüşlerini içermekte olup, İktibas Çizgisi.com un yayın ve düşünce yapısını yansıtmıyor olabilir. İktibas Çizgisi olarak, kâr amacı gütmeyen yayın politikamız gereği okumaya değer bulduğumuz yazıları, takipçi kitlemizle buluşturmak için tam metin olarak yayınlıyoruz

Daha Fazla Göster

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

Popüler Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Close
Close