GenelOkuyucu Yazıları

Bir Vatikan Projesi Devrede!?

Mehmet BOZKURT

Ülkemizde birçok alanda ve ağırlıklı olarak Üniversitelerimizde görev yapan akademisyen ilim ehli hocalarımızdan bazılarının birbiriyle kavgası hayatım boyunca hep beni de bir ilahiyatçı olarak ve hem de diğer birçok Müslümanı da üzmüş ve tedirgin etmiştir. Doğrusu bu kavgadan sıkıldık, bu kavganın hiç kimseye bir yarar getirmediği de ortadadır. Bu konuda bir yazı yazmayı hep düşünmüştüm, ama biraz gecikmeli de olsa bu ara yazmaya başladım.

Aslında herkes İslam’ı anlatıyor ve karşılığında manen bir kazanç peşinde! Bazıları bu işi bir maddi kazanç kapısı haline getirmiş olsa da?

Türkiye kamuoyuna mal olmuş ve isim yapmış bu değerli ilim ehlinin biraz daha yüksek sesle konuşmaları gerekir. Bu millet ve İslam dünyası her zamankinden daha fazla buna muhtaçtır. Unutulmamalıdır ki, ilim ehlinin bu konuda Allah’a karşı daha fazla sorumluluğu vardır.

Bugün sosyal medya uçsuz bir okyanus! Tanımadığınız ve yüzünü dahi görmediğiniz birçok insanla görüşüyor, tartışıyor ve yazışıyoruz. Aslında bu nimet, Allah’ın insanlığa en büyük lutfüdür. Ama ne acıdır ki, saygıdan yoksun davranış bozukluğu olan bir çok varlığın küfür-hakaret ve hatta tekfirine de muhatap olabiliyorsunuz, eğer bir şeyler yazarak yararlı olmak istiyorsanız!?

Aslında ilahiyatçılar arasındaki kavganın en önemli nedeni Hz. Peygamber (s.a.v)’in dindeki yeri, konumu ve yetkileri ile ilgilidir. Deniliyor ki, Hz. Peygamber (s.a.v)’in görevi sadece tebliğdir. Elbette ki, doğrudur ve Kur’an da bunu emreder. (En’am, 6/50) Hz. Muhammed (s.a.v), Allah tarafından görevlendirilmiş son din olan İslam’ın Peygamberidir. Alemlere rahmet olan bu Peygamber (Enbiya, 21/107), yüce bir ahlak sahibi (Kalem, 68/4) ve insanlığa örnek olarak (Ahzab, 33/21) Allah’ın övgülerine nail olmuştur. Üstün bir insandır. Ama O’nu insanüstü görmemiz Kur’an’ın onaylamadığı bir durumdur. Buna çok dikkat etmek gerekir Fussulet, 41/6

Hz. Peygamber (s.a.v) Kur’an’ın emirlerini Cebrail (a.s)’dan almış ve öğrenmiş, aynen ve eksiksiz insanlara zaman geçirmeden tebliğ etmiş (anlatmış, izah etmiş, yorumlamış, açıklamış ve uygulamış) ve bizzatihi kendisi de sorumlu olarak uygulamıştır. Hz. Peygamber (s.a.v) bizzatihi dinin merkezindedir ve O’nsuz bir din düşünülemez. O’nu, Kur’an’ı tebliğ ederken, sadece bir postacı (haşa!) gibi göremeyiz. (Al-i İmran, 3/164) Din adına yaptığı bütün açıklamaları dindir. Resul “size neyi emrediyorsa onu alınız ve size neyi yasaklıyorsa da ondan sakının” (Haşr, 59/7) şeklindeki Kur’an’ın emirlerini açıklama, izah etme, yorumlama ve uygulama yetkisinin olduğunu biliyoruz.

Kaldı ki, Kur’an, herkesin anlayabileceği (Yasin, 36/69) bir Allah kelamıdır. Allah, kullarına anlamayacağı bir emri vermez. Bu durum Allah’ın yüce şanına aykırıdır. Hz. Peygamber (s.a.v), hem tebliğ ediyor ve hem de ilk uygulayan nesle rehberlik ediyor. Sorulan sorulara da eksiksiz cevap veriyor. Ama kabul edilmelidir ki, Kur’an detaya girmez. Eğer detaya girmiş olsaydı yüzlerce cilt Kur’an olurdu. Bu nedenle Kur’an her konu ile ilgili mesajını verir. Hz. Peygamber (s.a.v) bu mesajı en iyi bilen olarak uygulardı. Uygulamada rehber olan Hz. Peygamber (s.a.v)’i bütün sahabe de takip ederdi. Bu konuda sanıyorum herkes hem fikirdir.

Hz. Peygamber (s.a.v)’in dindeki yerini sadece tebliğden ibaret kabul eden ve O’nun din adına, ayetlerin dışında söylediğini kabul etmeyen insanları istisna kabul ediyorum. Din adına yaptığı, konuştuğu ve uyguladığı kesinlikle dindir. Ama Hz. Peygamber (s.a.v), Kur’an’a aykırı asla hiç ibir şey söylemez ve söylememiştir. Buna Allah’ın izin veremeyeceğini (Hakka, 69/41-46) ve hidayet verme yetkisine de sadece Allah’ın sahip olduğunu (Ra’d, 13/31-Yunus, 10/99) yine Kur’an’dan öğreniyoruz.

Asıl sıkıntı bugün din adına ve asla din ile ilgisi olmayan binlerce uydurulmuş rivayettir. Bu rivayetleri din diye Hz. Peygamber (s.a.v)’e isnat ederek yalan uyduranlar (Nahl, 16/116, Hud, 11/18, Zümer, 39/3) ile Kur’an ile tezat teşkil etmeyen ve Kur’an’ın onayladığı rivayetleri Sünnet olarak kabul edenler arasındaki kavgadır. Kayıtsız ve şartsız Kur’an’ın her emri şüphesiz doğrudur. Ancak Hz. Peygamber (s.a.v)’e isnat edilen her rivayete şüphe ile bakarız. O’na ait olup olmadığını Kur’an’ın onayına sunarız. Kur’an onaylıyorsa bunu Sünnet olarak kabul ederiz. Ama burası muhakkak ki, Hz. Peygamber (s.a.v)’e isnat edilen ve asla Kur’an’dan onay almayan binlerce rivayet ve Hadis diye iddia edilen söz onun bunun ağzında dolaşmaktadır. Benim de itirazım kesinlikle bunadır. İşte uydurulan din denilen şey de budur. İndirilen din de kaynağı Kur’an olan dindir. Bunun adı İslam’dır. Kıyamete kadar varlığı devam edecek olan İslam, bütün insanlığa gönderilmiş Allah nezdinde kabul gören tek dindir.
Al-i İmran, 3/19, 85-Maide, 5/3

Kur’an’dan onay almayan binlerce rivayeti din olarak kabul edip savunan insanların şerrinde Allah’a sığınmak gerekir. Din diye uydurulan rivayetlere itiraz edilince, “Peygamber düşmanı!” ilan eden insanlar bilmelidir ki, mahşerde bunun hesabını hem Allah’a ve hem de O’nun adına uydurdukları için Hz. Peygamber (s.a.v)’e veremezler! Allah adına bir şey uydurandan daha zalim olanın kim olduğunu (Hud, 11/18) bize Kur’an sormaktadır.

İlahiyatçılar kavga ediyor!?
“Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?”
Kelam, 68/36
“Yoksa size ait bir kitabınız var da (bu batıl hükümleri) ondan mı okuyorsunuz?”
Kelam, 68/37

Kur’an bu kadar açık ve net emir verirken, biz Müslümanlar ifrat ve tefriti çok seviyoruz!
Bir grup Müslüman, “Kur’an bana yeter!” diyor ve Kur’an’ın dışında her şeyi red ediyor!
Bir grup Müslüman ise bütün rivayetlere iman etmekte kararlı!
Oysa rivayetleri Kur’an’ın süzgecinden geçirerek, Kur’an ile tezat teşkil etmiyorsa kabul etmeliyiz ve inancımızın bir parçası olarak kabul etmeliyiz. Eğer Kur’an ile tezat teşkil ediyorsa ona itibar etmemiz mümkün değildir.
Olay bu kadar basitken, gelin görün büyük İslam alimleri (sözüm ona!) her şeyi bir tarafa bırakarak savaşa devam etmektedirler.
Utanan yok!?
“Utanın!” diyen de yok!?
Akıl diye bir ni’met var, ama herkeste olmaz!
Kesinlikle bu bir projedir. Ve Vatikan projesi!?
Müslümanları birbirine düşürmek ve parçalamak!
Müslümanim diyen bir zavallı yazmış! Ve yazıyorlar!
“Kur’an sapıklığı!”
HAŞA!

Yine müslümanım diyen bir zavallı yazmış! Ve yazıyorlar!
“Bütün Hadisleri çöpe atacaksın!”
HAŞA!

Kur’an, Allah kelamı ve İslam dininin anayasasıdır! Kur’an’sız bir din yok hükmündedir! Yoktur?!
“Kur’an sapıkliğı” ifadesi küfürdür hiç şüphesiz!

Hz. Muhammed (s.a.v), İslam dinini insanlığa tebliğ eden, Allah Resulü ve Nebi’dir.
İslam dini adına söylediği her söz Hadis’tir. Ve din adına her uygulaması da Sünnet’tir. Hadis ve Sünnet’ın dayandığı kaynak Kur’an’dır…

Kur’an, mübindir, zerresi değişmeden günümüze ulaşmış Allah teminatındadır. O’nda zerre kadar şüphe yoktur. Şifa ve rahmettir. Allah ve insan arasında mühteşem bir sözleşmedir!

“Doğrusu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüttür (şereftir). (Bilin ki) hepiniz ona uyup uymadığınız hususunda ileride ondan sorumlu tutulacaksınız (hesaba çekileceksiniz).
Zuhruf, 43/44

Fakat Hadis diye ifade edilen rivayetleri Kur’an’in süzgecinden geçiriyoruz ve Kur’an ile tezat teşkil etmiyorsa Hadis olarak kabul eder ve itibar ederiz. Zaten hiç şüphesiz ki, Hz. Peygamber (s.a.v), Kur’an’a aykırı hiç bir söz ve eylemde bulunmaz ve bulunmamıştır! Zaten Allah da buna izin vermez.

“(Muhammed), Bize karşı bir takım sözler uydursaydı”
“Onu kıskıvrak yakalar”
“Şah damarını koparırdık.”
“Hiçbiriniz buna mani olamazdınız.”
Hakka, 69/44-45-46-47

“O, hevadan (kendi arzu, istek ve  düşüncesine göre) konuşmaz. O (söyledikleri) yalnızca vahyolunmakta olan bir vahiydir.”
Necm, 53/3-4

Peki sorun?
Kur’an’ı değiştirmek mümkün olmadığından özellikle Siyonist Yahudiler başta olmak üzere İslam düşmanları Hadis adı altında bir çok rivayet uydurmuşlardır! Bu anlamda bir çok rivayeti kabul etmek ve bu konuda dikkat etmemiz gerekir. Ancak topyekun Hadis inkarcılığı cehalettir.
Biz de Müslüman olarak bu İslam düşmanlarının projelerine alet oluyoruz.
Yani!?
Melekler erkek mi dişi mi!?
Bizans bunu tartışıyordu!? Fatih Sultan Mehmet, İstanbul surları döverken!?
Allah, akil versin he mi?

“Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.”
En’am, 6/159

“Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan (olmayın. Bunlardan) her fırka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir.” Rum, 30/32

“Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler.”
Müminun, 23/53

“Ne var ki, insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler.”
Enbiya, 21/93

Dinde sorun yok! Sorun biz Müslümanlarda!?
Yüzlerce yıl önce din adına verilen fetvaların günümüze cevap vermemesi önemli bir sorun olmuştur. İctihad kapısı kapanmıştır denilmektedir. Doğrusu ictihad kapısını kim ve neden kapatmışsa, onu da anlamak mümkün değildir!

Ayrıca din adına yeni bir şey için ağzınızı açtığınızda tekfir bile ediliyorsunuz!? Bu korku, ciddi birikimi olan insanların din adına yeni bir şey söylemelerini engelliyor!
Elbette ki, Kur’an adına hiç bir şey söylemek mükün değildir. Kur’an, bütün zamanlara diyeceğini demiştir. Fakat Fıkıh adına bir çok soru cevap bekliyor!

Rabbimiz, hidayet nasip etsin ve Kur’an’ı okumayı, anlamayı ve hayatımıza uygulamayı nasıp eylesin inşaallah…

 

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir