GenelYazarlardanYazılar

Cum’a Ayetinin Sosyolojik ve Hukuki Boyutu

“Ey inananlar! Toplantı günü (Yevm’ül Cum’a) namaz için çağırıldığınızda Allah’ı anmaya koşun; Alım – satımı bırakın, bilseniz bu sizin için daha iyidir.

Mazeretli üç cum’a mı? Mazeretsiz üç cuma mı?

Malumunuz bu konuda Resule atfedilen bir haber söz konusudur.

“Şahitliği, nikâhı düşer, Cenazesi kılınmaz.

Biz hadisin kritiğine geçmeden önce konuya alt yapı sayılabilecek bazı şeylerden bahsetmeliyiz.

Şöyle ki;

O gün de olsa, bu günde olsa bir kişi, İnsan aklı başında olarak ben Müslüman oldum diyorsa, o gün şu anlama gelen bu sözün bilinci ile sarf ettiğini söyleyebiliriz.

Yani diyor ki;

Ben Allah’ın egemenliğini, hâkimiyetini hüküm koyuculuğunu kabul ederek, onun dinini siyasi bir lider olarak yaşayan, yaşatan, gerek vahye ve gerekse vahyin toplumsal hayattaki karşılığı olan resule uydum, hayatımı ona, onun uygulamalarına, emir ve yasaklarına uyduracağım. Aksine bir harekette bulunmayacağım. Bu sözleri ile Vahyin otoritesine hem zahiren hem de derunen uyma taahhüdünde bulunuyorum, demiş olduğu vakıadır.

Şimdi yeniden Hadisi okumaya çalışalım. ” “Şahitliği, nikâhı düşer, Cenazesi kılınmaz.

Yani ortaya çıkan tabloya baktığımızda, kişi İslam’ın hükümranlığını reddederse, “”Şahitliği,nikahı düşer,Cenazesi kılınmaz..Sözü yerine oturuyor..Yani taş tam anlamı ile gediğe yerleşiyor.

Tabidir ki; İslam’ın devleti (din) egemenliğinde Cum’a (toplantı/toplanma), onun için yapılan, Çağrının uyulması mecburi olan  Emirdir.

Âmir olarak Resulullah’ın davetine icabet etmeyenlerin şu sözü zımnen söylemiş olmalarına kızan, üzülen resul onları dışlıyor, öteliyor. Reddediyor. Bizim toplumumuzdan uzaklaşanlar bizden değildir. Esprisi gereğince anlaşılmalıdır.

Şimdi yeniden birlikte düşünelim.

İslam’ın devletinin(din) başında olan birinden aldığınız çağrıya icabet etmeyeceksiniz! Ve kendinizi o toplumdan sayacaksınız!

Olur, mu diye düşünelim.

Toplumsal olarak yaşanan, yaşayan bir dini birileri beğenmeyecek ve kendisini /kendilerini o toplumdan tecrit edecek, sonra da ben de Müslüman’ım diyecek !!

Bir başka ifade ile yaşadığı toplumun otoritesini reddedecek/ kabul etmeyecek.

Bu kişi aslında kendisini o toplumdan uzaklaştırıyordur.

Ayete uymamak ne anlama gelir diye düşündüğümüzde, hadis diye nakledilen sözün yerine oturduğunu görmekteyiz.

Hem üç Cum’a; muhataba bir bakıma düşünmesi ölçüp tartması yeniden dönüş için bir mühlet süre olarak okunduğunda, bu zaman zarfında yeniden dönüş yapmıyorsa.

İnanmıyor itaat etmiyor ve toplumun dinini reddediyor demekse, kişinin imanı da nikâhı da düşünce, Cenazesini İslam toplumun fertleri mi kıldırsın, kılınır mı bu kişinin cenazesi diye sorup düşünmek isabetli olsa gerekir.

Cum’a 9. Ayetini yasa, adı geçen haberi/hadisi yönetmelik, ayetin açılımı olarak düşündüğümüzde, sanki taşlar yerine oturmaktadır.

Nasıl ki;

Fert bu terk edişle, açık veya örtülü bir reddiye de bulunuyorken.

Zımnen diyor ki;

Ben sizin fikrinizi(vahiy) kitabınızı, o kitabın muallimi ve hayata uyarlayan resulünüzü, o resulün otoritesini, sizin toplumsal düzeninizi beğenmiyorum, reddediyorum itaat etmiyorum, sizi dinlemek istemiyorum, bunun için de gelmiyorum! Diyorsa, kendi kendisini o toplumun dışına iteliyor, şunu da söylemiş oluyor.

“Ben sizin dininizi terk ettim. Diyorsa tabi olarak bu söz hadis yerine oturmuş olur.”

Bu tavırları gösteren birine kim Müslüman muamelesi yapabilir ki? Aklından zoru olandan başkası söyler mi?

İslam toplumu homojen bir toplum olarak onu anında reddeder. Aralarından çıkan birinin çıkışını hızlandırır. Sen beni reddederken ben seni sırtımda mı taşıyayım. Yok öyle bir saflık.

İslam toplumunda durum bu merkezde anlaşılınca, İslam olmayan ancak, halkı Müslüman olan bir toplumda Cuma konusu ilmihallerden öğrenilerek tatbik edilmektedir. İşin aslı Resul Muhammed(as) Medine de Cuma kılınmasını istediğinde kendisi Mekke de Cuma kılamamıştı. Hacı Ebu Cehil’in Dini(otoritesi) izin vermemişti toplanmalarına.

“Hatta yaşama hakları can güvenlikleri dahi tehlikedeydi.

Hutbe, resulün devletinde; Siyasi bildiri iken, bu gün Şirk düzeninin görevlilerince uyutma seansları olarak tatbik edilmektedir.

Mazeret konusuna kısaca değinecek olursak. Cumaya katılmaya mani bir durumda olanların üç veya beş Cuma da olsa daha fazlada olsa onlar mazurdurlar. Mazeretleri meşru olmak kaydı ile.

Bu konuda Toplumun idarecileri tarafından, Yönetmelik maddeleri anlamında ilgilisine havale edilerek, kişi veya kişilerin katılmalarına mani sebepleri araştırılarak onlara gereken ilgi gösterilir. Onları toplum terk etmez. İllaki onlarla bir şekilde ilgilenirler.

Bu gün ise;

“Ne demediğini bilmediği gibi ne dediğinin de farkında olmayan! Sözde bireyler ve Ümmet.(!) İslami olmayan toplumsal yapılarda geleneksel olarak kılınan bir namazdan öteye geçmemektedir. Adettendir, alışkanlıktır. İçeriği boşaltılmıştır.

Son söz olarak, keyfilik hiç bir İlahi hükmün karşısında tercih sebebi değildir.

Vesselam

Etiketler
Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir