GenelYazarlardanYazılar

Değişmeden,Değiştirmek,Allah’ın Sünneti Değil

“Bu düzen değişecek.”

Bir dönem best seller olan, havada uçuşan bu slogan, ehli salât olan (Kuran İslam’ını bilmeyen) birileri tarafından seslendiriliyordu.

Evet, bu düzen değişmeliydi.

Ama nasıl ve ne ile?

Tabii ki zulümden şikâyet herkesin hakkıydı. Adil bir hayat dengeli bir yaşam bu ülkede yaşayanların hakkı olmalıydı.

Değişime ilk adım. Nereden başlayacak neler sorusuna; Hiç birisi nebevi davet metodundan örnekler veremiyordu.

Bunların kültür genetikleri, dokuması kumaşı bin yıllık Türk tarihine endeksli olduğu için de kendilerince bir usul veya paradigma oluşturup “Adil düzen (!) adı ile meşhur bir çıkış yapmışlardı.

İslamcı olmaktan ziyade Türk tarihini temel alarak bin yıllık maziden bahsederken, İslam’ın bin dört yüz yıllık tarihinden sanki haberleri yokmuş gibiydiler

Evet. Asrısaadet İslamcılığı, saadet asrının değerleri bunlarda hikâye formatından öteye geçmemişti. Buna rağmen dindarlıkları ile arzı endam etmiş olmaları, dinin temsilcisi kendileri imiş gibi bir algıyla siyasal (şirk)sahneye transfer oldular.)

Dindarlıkları ile tezahür eden(!) Vahiyle değil, geleneksel. Bu taife, Sözde değiştirecekleri Düzeni! Adil yapma sevdasında, batı tipi bir laik demokrasi (!) Yani özgürlük istiyorlardı.

Sistemle barışık olmanın yollarını arıyorlardı. Şamar oğlanı gibi enselerinde boza pişirilmesinden rahatsızdılar. Lakin istedikleri şey Allah’ın düzeni değildi. Zaten onu bildikleri de yoktu ya.

Küresel kapitalist şirk dünya düzeninin sitemini, milli örgütlü sosyal hayatı, ulusa (millete) has kılınmış serbest pazar ekonomisini, Fakirlikten Azad olmuş bir sosyal düzenleme, laik hukuk ve modern kentleşmeyle muasır milletler seviyesine çıkmayı! vs istiyorlardı .

Ama, Allah’ın elçisinin hayatındaki İslam onların gündemlerinde hiç yoktu !! Halen de yok ya

Allah’ın elçisinin “sünneti yerine Kitap ehlinin sünnetinden yana oldukları bir elli yıldan beridir bilinen, görülen bir şey.

Bunun göstergeleri o kadar açık ki; say say bitmez. Gerek küresel sistemle gerek bölgesel sistemle alıp veremeyecekleri bir şey olmadığı, hiç bir şekilde fikri düşünsel felsefi eylemsel nizalarının olmaması.

Farklı olmadıkları için de; Sistemin faziletlerinden yaralanma bakımından diğerlerinden hiç bir siyasal farklarının olmaması ile onlar gibi düzenin nimetlerinden yaralanmak olmaktadır.

Adil düzenden bahsedenlerin kendileri adil olmadıklarını yeniden yeniden tescillemişlerdir. İspat etmişlerdir.

Bunlar laik şirk siteminin hukuki kuralları ile barışıklıklarını yıllardır halleri ile ifade etmektedirler. Hocasından talebelerinin tümüne kadar.

Allahın elçisinin davet metodu bunlara işlememektedir.

Hani düne kadar TC 163 ceza maddesi ile milleti susturup sindiriyorken böyle idi de şimdi ne yasak kaldı ne yasa. Hani sizler asrısaadet mantığındaki Adil düzeni istiyordunuz. Yalan.

Allah’ın elçi-sindeki güzel örnekli bu mu?

O’ elçinin getirdikleri Vahiy  size yıllardır  hiç bir şey ifade etmiyor mu. Yoksa şirk işletmeciliği talebinizden dolayı sizlerde mi tarihselci takılıyorsunuz?

Bu düzen değişmez..Bu kafayla hiç değişmez (!)

Bu düzenden adalet beklentisi çölde susuz kalmış insanın serap beklentisi gibidir. Ne görüşünüz ne de adalet beklentinizin temel referansları vahiy değil. Varsa yoksa eleştirdiğiniz sistemden nemalanmak, nereye kadar.

Değiştirmek için içine girdiğiniz sitem ta başından sizleri değiştirdiğini artık görmüyor duymuyor hissetmiyorsunuz.

Düzeni hem milli hem Adil yapacaklardan biri En başta olduğu halde, Adil değilse varın siz düşünün.

Hoş ya! Milli görüş veya (Adil düzen) İman esaslarından değil ki, diyebilirsiniz. Doğrudur. Ama İman esaslarından olmayan bir söylem ve ona bağlı eylemlerin hesabını nasıl vereceğiz diye düşünmek istemez misiniz?

Yoksa siz İmana davet etmek durumundayız. Vahye onu yollayana, hayata uygulayana davet etmemiz gerekecek. >İslam (teslim) olun. Kendi yanınızdan uydurduklarınıza değil. Allah’ın gönderdiklerine.

“Sizin disiplininizle yetişen En başımızdaki geldiği günden beri İslam adına din adına Vahiy adına ne değişti.
Beklemiyoruz.

“Bilin ki değişenler değiştiremezler.

Yalnız vahiyle değişenler hariç.

Onu da;

“Allah değiştirmeyi murat ederse. Sünnetullah budur. O hak etmediğimiz bir şeyi vermeyeceğini yeminle teyit ediyor.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı