Genel

Din, Modernizm ve Gösterişçi Dindarlık

Bünyamin Doğruer / Düşünce Mektebi

Din ahlaki değerler sistemi, hayat felsefesi ve yaşam tarzıdır. İster bilinçli ister taklide dayalı olsun herkes hayatla ilgili bir anlayışa sahip olduğuna göre bu anlamla dinsizlik ve tanrısızlık mümkün değildir.İnsanın içerisinde kendi yaratıcısına doğru bir meyil vardır ve bu saikle içinde hep ona karşı en üst düzeyde tazim duygusu taşır.

Kurana göre din insanın her türlü düşüncesini , inancını , tavır ve davranışını  ifade eden yaşam tarzı ve yaşamda izlediği yoldur.Bu bağlamda kuran dinleri, biri Allah’ın insanlar için seçtiği sadece ona teslimiyeti  ve itaati esas alan din olan İslam , diğeride bunun dışında izlediği yollar olmak üzere iki kategoride toplar.Öyleyse din insanın ayrılmaz gerçeğidir .Yani insanın din sahibi olup olmama gibi bir seçeneği yoktur.Ancak dinlerden birini seçme hürriyeti vardır.Dolayısıyla soruyu şöyle sormamız isabetli olacaktır; Hangi dine inanıyoruz ?
Gelip geçmiş tüm peygamberler dinsiz bir toplumu din duygusuna inandırmak veya ibadet düşüncesi olmayan insanları ibadete çağırmak için gönderilmiş değillerdir. İlahi kitaplar ve peygamberler insanları hak dine sadece Allaha ibadete, tevhide ve teslimiyete davet eder.
(De ki; ey hakikati inkar edenler. Ben tapmam sizin taptığınıza sizde tapmazsınız benim taptığıma ve ben tapmayacağım sizin tapıp durduğunuza sizde tapmayacaksınız benim taptığıma. Sizin dininiz size benim dinim banadır.) KAFİRUN 109 /1-6
Şu halde tarih boyunca peygamberler dinsizlikle değil dine karşı dinler ve dini anlayışlarla,din istismarcılarıyla mücadele etmişlerdir.
Modernleşme süreci sosyal yaşamın bütün öğelerinde olduğu gibi din ve buna bağlı oluşumlarda da derin bir etkiye sahip olmuştur. İnsanın yeteneklerini körelten din değil, karşı dinler ve dini anlayışlardır.Allah katında yegane din olan İslam bütün eksiklik ve olumsuzluklardan münezzehtir.Fakat dinin kaynağı olan kitabın anlaşılması ve uygulanması faaliyeti,zaaf sahibi ve sınırlı bir varlık olan insana ait beşeri bir faaliyet olup dini anlayış ve uygulamaların her zaman karşı dine meyletme ihtimalinden dolayı eleştirmeleri gereklidir.
Sahibi Allah olan ve bu hususta son derece hassas olan İslam dini, tevhidi olma özelliğinden dolayı kendisinden başka hiç bir din ile bir araya gelmeyi kabul etmez.;Allah kendi dinine hiç bir dini ortak etmez.Din olarak islamı seçenlerin aynı zamanda adı ne olursa olsun başka sistemi/dini benimsemiş olması şirke bulaşmasına vesile olur,dinden uzaklaştırır.Çünkü temelde kula kul olma esasına dayanan beşer kökenli dinleri ortadan kaldırma hedefini gerçekleştirmek,ve sahibi olan Allah’a kul olma özgürlüğüne kavuşturmak isteyen İslam,yok etmek için gönderildiği sistemlerle nasıl birleşebilir.
Kuranda ki ifadesi ile anlam bulan din kavramı , zaman içinde gerçek anlamını yitirerek kuru bir inanış haline dönüşüp hayat sahnesinden silindi.Folkforik kültüre dönüşen İslam dini toplumun sadece manevi ruhi ihtiyaçlarını karşılayan bir vicdan meselesi haline dönüştürüldü.Ondan boşalan alanlar beşeri dinler tarafından dolduruldu.Böylece İslam dini Müslümanların hayatlarında ,kendisine uygun görülen ve izin verildiği kadarı ile yer aldı.
Oysa ki Allah’ın dini yanında beşeri karşı dinleride benimsedikleri halde kendilerini müslüman sayanlar dinlerini de Allah’ı birledikleri gibi birlemedikçe asla Müslüman olunmayacağını bilmek zorundadırlar. Çünkü Müslüman olmak için islam’dan başka bütün dinleri reddetmek gerekir.
((Hiç şüphesiz din ,  Allah katında İslam’dır.)) (Ali İmran 3/19)
((Kim islamdan başka bir din edinirse o ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayacaktır.)) (Ali İmran 3/85)
((Müşrikler istemese de dinini bütün dinlere üstün kılmak için resulünü hidayet ve hak din ile gönderen odur.)) (tevbe 9/33)
Kendi vahyine din diyen Allah, müşriklerin inancına ((Onların peşinden gittikleri yaşamlarını belirledikleri şeyleri))de din demektedir.Yani onların dinleri yaşam biçimlerini belirlerken esas aldıkları şeylerdir.
((Kavminin müstekbir ileri gelenleri ;ey Şuayb ya dinimize dönersek ya da sen ve beraberindeki müminleri  yurdumuzdan süreriz dediler.
Şuayb:biz istemesekte  mi dedi)) (Araf 7/88)
Şuayb’ı kendi dinlerine dönmeye çağıran kavminin acaba dinimiz dedikleri şey neydi, inandıkları ve yaşam biçimlerini belirledikleri ilkeler değil mi?
Şimdi içinde yaşadığımız zamanda modernleşme, geleneksel inanışları ,  düşünceleri , yapıları ,kurumları ilişki ve anlayış biçimlerini sarsıcı bir biçimde dönüştürdü.Modernleşme ile birlikte hayatın bütünlüğü bozuldu,parçalandı…İçsel hayat yok edileli dünya /fiziksel hayat öne çıktı… Ahiret bilinci iptal edildi. Modernlik, dinin (hakikatin)değerlerin ve gerçeğin nihai açıklamasının beşeri birey tarafından yapılabileceğini iddia etti.Bu nedenle değerlerden bağımsız bir dünya oluşturuldu.Her türlü kötülük, barbarlık,vahşet mubah hale geldi.
Varoluşun bütününe yönelen inanış, düşünüş , yorumlama ve uygulama biçimi olan dinin yerine ,varoluşun yalnızca maddeli boyutuna ilişkin yorumlama ve uygulama biçimlerinin gelmesiyle varoluşa ilişkin bütünlük bozuldu ve büyük bir dengesizlik çıktı.
İslam dini bütün zamanlarda varoluşsal sorunlar hakkında bütüncül cevaplara sahip bulunuyor. İslamın gücü, canlılığı ,işlevi ,içeriği hiç bir zaman tükenmedi.Tükenen müslüman bireyler olarak bizleriz.Üzerimizi kutsal kubbeyi yeniden kurmalıyız.Dinin birey ve toplum üzerindeki otoritesini yeniden inşa etmeliyiz.
 Modernizmin atomize ettiği müslüman halkları bekleyen en  büyük sapkınlık dünyevileşmedir. Bu hastalığa yakalanan bireyler inandığı dini istismar etmenin yolu olarak riyakarlığı, iki yüzlülüğü, insanlar görsünler , desinler diye gösterişçi dindarlığı yaşam biçimi haline getirmişlerdir.
Kurana göre dünyevileşme ,  insanın yaratıcı bir kozmik tanrının varlığına inandığı halde onun ruhubiyetine (insanın hayatına karışabileceğine) inanmaması veya inansa bile bunu önemsememesi inandığı Allah’ın öğütlerini unutması ve ahireti yok sayması ((Kendilerini kim yarattı diye sorsan Allah derler.O halde nasıl doğru yoldan çeviriliyorlar.)) (zuhruf 43/87)
Gösterişçi  dindarlık gayri hakiki/dıştan dindarlık biçimidir. İhlas ve samimiyet yoktur,aksine,teşhirci ,gösterişçi,ikiyüzlülük hakimdir.Gösterişçi dindarlar,Allaha değil,kullara yaranmak için çaba sarfederler.Yani uğrunda amel ettikleri Allah değil,kullardır.
Gösterişçi dindarlık dünyaya dair arzu ve isteklerine kavuşmak için insanların nezdinde bir makam ve konum elde etmek amacıyla kulluğa ilişkin ibadet ve eylemleri insanlara göstermek ,ibadetleri islamın ritüellerini kullanarak insanlar katında bir mevki elde etmeye çalışmaktır.İnsanlara gösterme ,duyurma ve açıklama hedefi olan ,her ibadetin gösterişçi ibadet olduğunu söyleyebiliriz.
Ahlaki ilkeleri çiğneyip, kendine özgü bir davranış biçimi gösteren gösterişçi dindarlık çeşitli ibadet biçimleriyle kendini ortaya kor. Gösteriş olsun diye namaz kılınabilir ,sadaka verilebilir,yardım yapılabilir,gösteriş yollu mutla ki pozisyonuna girilebilir.Davudi sesiyle ne güzel kuran okuyor dedirtilebilir.İşyerlerine dini isimler vererek,dindar -muhafazakar müşterileri kazanabilirler.Gösterişçi dindarlıkta toplumun dini hassasiyetlerinden yararlanmak vardır.Allahın adını kullanarak aldatmak yani Allah ile kandırmaktır.Bu çok daha telafisi mümkün olmayan vahim sonuçları beraberinde getirmektedir.DEAŞ terör örgütü örneğinde görüldüğü gibi.Yani bunlar ,kendi üzerlerinde iyi hasletleri kullanarak ibadetleri ,dini eylemleri göstermek suretiyle insanların kalplerinde taht kurmayı hedeflerler.Bunu başardıklarında o toplumu sömürüyle istismar etmeye başlarlar.
Din istismarının , dini suistimal etme ,din tüccarlığı,baronluğu,dini sahiplenme,dini teslim alma,dinin sırtından geçinme ,dini kullanma ,din sömürüsü yapma, dini menfaati için kullanma ,dini maksatlarının dışında kullanma ,haksız çıkar elde etmek maksadıyla dine ,dini inanç ve duygulara atıfta bulunma ,dini alet etme ,dini değerleri kullanarak halktan maddi çıkar elde etmek,Allah adını kullanarak çıkar elde etmenin sapkınlıklarla sonuçlandığını görüyor ve biliyoruz.
Rabbimiz bizi bu tür sömürü karakter tipine bürünmüşlere karşı uyarıyor.((Aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın.)) (lokman 31/33)
Yani o gururlu müstağni kişi sizi Allaha güvendirmesin , kibirli şeytan sizi Allah’a karşı gururlandırmasın bu kovulmuş şeytan sizi Allah’ın bağışlamasına güvendirerek yoldan çıkarmasın.
Din istismarı ve gösterişçi dindarlık tarih boyunca toplumları etkilediğini ve yönlendirdiğini söyleyebiliriz.Devletler ,yöneticiler,tarikatlar,cemaatler,hizipler vs. bu istismarı gerçekleştirmektedirler.Çünkü Allah adını kullanıyorlar, dini referans gösteriyorlar böylece dinin meşrulaştırıcı gücünden istifade ediyorlar.
Riyakar, gösterişçi,dindar ,riyakarlığının bir gereği olarak ortaya koyduğu dindarca davranışlarıyla, dinin meşrulaştırma işlerini kendi çıkarına kullanarak,dinden ve dindarlardan haksızca yararlanmak,samimi-ihlaslı müminleri sömürmek veya suistimal etmek suretiyle dini kullanmaktadırlar.Gösterişçi dindar ,bu istismar ve ikiyüzlülükleriyle Allah a ve peygambere hainlik etmiş,hakikat ilkelerine hıyanet etmiş,bu ihanet ettiği kavramlar üzerinden kandırdığı insanlarla ,emperyalist  güçlerin ahlaksız çıkarlarına hizmet etmiş sayılır.
Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir