Yazılar

Dinlerini Oyun Ve Eğlence Edinenler Var Ya!

Allah’ın bir hayat nizamı ve yaşam biçimi olarak göndermiş olduğu dini zamanın ve hayatın belirli bir bölümü veya kısmına, evresine hükmedecek kapsayacak şekilde anlayıp yaşayanların bu anlayışları yanlış ve bu anlayışlarından dolayı da hesapları zor olacaktır. Din insanoğlunun üzerine giyip mevsimine göre değiştirdiği bir elbisesi değildir. Aksine vücudundaki deri gibidir. Onu hiçbir zaman çıkaramaz çıkarması halinde de ölümü ve helaki kaçınılmaz olur.

Böyle bir konuyu siz değerli din kardeşlerim ile paylaşmaya beni sevk eden nedenlerin başında (günlerden pazartesi ve Perşembe haftalardan Cuma gecelerden mevlit, beraat, miraç ve kadir geceleri aylardan ramazan ayı ve yıllardan da hac)gibi özel günler ihdas edip dini bu dar çerçeve ye hapsedip anlamalarıdır. Bahsedilen gün ay ve gecelerde insanların dini duyguları yoğun bir şekilde artıyor ferdi anlamda dindarlık ve mütedeyyinlik ler adeta zirve yapıyor. Anılan bu gecelerde insanlar Allah’ın affediciliğine güvendirilerek adeta Allah ile aldatma faaliyetlerine dönüştürülüyor. Ertesi gün ise aynı insanlar hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam ediyorlar. Aksini iddia eden kardeşlerim var ise bu günlerin gece ve gündüzlerin de Cuma ve yatsı namazların da camileri hınca hınç dolduran Müslümanlara müezzin efendinin: “Cemaati mislimin cemaatimizin yarısı dışarıda kaldı safları sık ve düzgün tutup boşlukları Allah rızası için dolduralım “ anonsuna şahit olup dinleyen o aziz cemaati o gecenin sabah namazına davet ediyoruz. Bakalım aynı camide kaç kişi bulacaklar veya nafile kıldırmaktan (tesbih namazı)  yorulan imamı orada görecekler mi? Bu söylediklerimiz asla bir ütopya veya hayal ürünü şeyler değildir.

Allah’ın affını,bağışlamasını,rahmetini ve tövbeleri kabulünü günün herhangi bir saatine veya bir gününe özel kılmak ve hasretmek kesinlikle Kuran’i ve o Kuran’ı kendisine yaşam  biçimi haline getiren salat ve selam üzerine olsun peygamberin anlayışı olamaz. Allah bütün zamana ve olaylara  hakim olan bir ilahtır “yarattıklarını görüp gözetlemek ona asla zor gelmez”

Şunu kesin olarak ifade etmeliyim ki: Gelecekten bahseden. Herhangi bir kavmi veya şahsı öven veya yeren .Kuran’ın bir süresini diğerin den daha faziletli gösteren peygamberler arasında ayrım yapan Mescidil haram hariç bir yerin faziletinden bahseden( Şam’ın kutsallığını  ön plana çıkaran., bir günü ve geceyi diğer gece ve gündüzden farkı gösteren, Cuma günü öyle bir saat vardır ki  du asını a saate isabet ettirenin Allah duasını kesinlikle reddetmez diye  Allah’ın rasulu adına söylenmiş ve Kuranın muhteva ve özüne aykırı çözlerin tamamına yatkın uydurmadır ve Kuran İslam’ı ile uzak ve yakından ilgi ve alakası yoktur.

Bizi bunları söylemeye sevk eden sebepler nelerdir? Şunu kesinlikle ifade etmeliyim ki  hiçbir inanmış ve iman etmiş insanın ramazan ayının yaklaşmasından ve o aydaki ibadeti ve ibadetleri  yerine getirmesinden  rahatsız olması ve alınması mümkün değildir.

Ancak diğer gün ay ve gecelerde  İslam’a ve Müslümanlara karşı bir hassasiyeti ve duyarlılığı olmayan insanların söz konusu Cuma namazı .ramazan orucu ve teravih namazı, kurban ve diğer toptancı ibadetler söz konusu olunca gösterdiği hassasiyeti  tüm bir ömür ve yaşantılarına yansıtmamalarıdır.Mesala beş vakit namaz kılmayanların ancak söz konusu teravih namazı olunca bu namazı son elçinin kıldığı gibi sekiz rekat kılan kardeşlerimizi eleştiri bombardımanına tutup adeta dinlerini eksik görmelerini nasıl izah edeceğiz. İşte rahatsızlığımız buna ve bundandır değerli kardeşlerim.

Bakın Allah izin verir ise inşallah bu yazının yazıldığı tarihten birkaç gün sonra ramazan  ayına erişeceğiz bakın görün ku bu ülkede laiki, demokratı.  Müşriki ve münafığını aldı bir telaş yürüdü ve bir takım istekler ile “ramazan belirli bir aya sabitlenemez mi? İftar ve sahur arasında sarhoş olmayacak kadar alkol almamın orucuma bir zararı var mı”? vb. sorular ile adeta İslam’ın kutsalları ile nasılda alay etmektedirler. Bu tür sorular Kuran İslamını anlayan ve yaşayan inanmışların soracağı sorular olabilir mi? İşin vahameti bu tür sorulara cevap verecek ve onlara siz değerli seyircilerim diyerek koltuğuna yaslanıp cevap vermeye çalışan ve din adına konuşan belamlar bulmalarıdır. Bunlar medya hocaları diye sürekli televizyon kanallarında kendilerine yer bulmaktadırlar.Hakkı ve sabrı tavsiye erdenler hariç. Bahsedilen medya hocaları kaarşısındaki insanları Allah’ın dinine uymaya çağırmak yerine tam aksine Allah’ın dinini onlara uydurmaya çalışıyorlar.Bunu yapar iken de Allah’ın muhkem olarak indirip hiçbir yorum ve açıklamaya meydan vermeyecek ayetlerini ve rasulun sahih sünnetini (Kuran’ı yaşamasını) onların istek ve arzularına göre yorumlayarak nabza göre şerbet vermeye devam etmeleridir. Bu yaptıklarının hesabını verme noktasında kendilerini cehenneme karşı ne kadar da dayanıklı görüyorlar! Unutmayalım ki dini kendimize uydurmayacağız tam aksinie biz dine uyacağız.Allah’ın değişmez yasalarından birisi de kitap ve elçiler göndererek insan oğlunun key fe ma yaşa ( dilediği gibi yaşamasına) müdahale etmesidir. O yarattığı insanoğlunu kendi haline bırakmamıştır gönderdiği dinide nasıl ve hangi şartlarda benimseyip kabul eder ise gerçekten inanmış ve razı olacağını da açıklamıştır.

Bakın bu konu ile ilgili Rabbimiz olan Allah Kuran’ı keriminde ne buyuruyor: “Dinlerini oyun ve eğlence edinin,kendilerini bu değersiz dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Bir insanın kazandığı  ile helake düşmemesi gerektiğini bu Kuran ile hatırlat.Orada onun için, Allah’tan başka  ne bir koruyucu, ne de bir aracı vardır. Her türlü fidyeyi verse bile , bu, ondan alınıp  kabul edilmez.Bunlar kazandıklarıyla helak olanlardır. İnkar etmelerinden dolayı  onları içecek olarak bir kaynar su ve acı veren bir azap vardır.” (Enam-70)

Özellikle farz kılınmasındaki hikmetin  “Kendisine karşı gelinip sakınılması ”için farz kıldığı ramazan orucu ve ramazan geceleri Müslüman âleminde İslam’ın  ruhuna aykırı bir şekilde (Meddahlar, orta oyunu, palyolçalar. hacivat karagöz hatta sanatçılar getirip halkı eğlendirmek amacıyla konserler verdiren sanki ramazan ayını bir eğlence ayı gibi anlayıp idrak edenler dinlerini oyun ve eğlence edinmiyorlar da ne yapıyorlar? Yaptıkları işin adı nedir? Söyler misiniz Allah aşkına .

Kendisinde Kuran’ın indirilmeye başlandığı kıymetli geceyi (Kuran indirilmeye başlandığı için)yoksa o gecede diğer gecelerden farksız bir gecedir onu farklı kılan kendisinde Kuran’ın indirilmeye başlanmış olmasıdır. Bu tür etkinlikler kutlamak acaba Kuran’ın ruhuna uygun hareket etmek mi dir? Anlaşılıp, hayata müdahale edip yönetip yönlendirmesi gereken Kuran’ın hayatın dışında nasıl tutulup bir takım ayak oyunlarına kurban edildiğine üzülerek şahit olmaktayız. Günümüz de ramazan ayını kendi hesapları açısından maddi gelir teminine dönüştüren ve büyük gelirler temin eden televizyon kanalları ve yazılı basın on bir ay İslam’a ve Müslümanlara hakaret ve küfreder iken ramazan ayında nasılda din istismarına yönelip en ünlü hattatlar tarafından yazılan ve altın suyuna batırmak la övündükleri Kuranları ve dini kitapları hediye ediyorlar. Sorarım sizlere bunlar bizleri daha ne kadar kandırmaya devam edecekler? “Kuran İle kalplerimizin titreme vakti gelmedi mi ? “ Cevabınız nedir bilemiyorum ama böyle gider isek  Kurandan uzak çok ramazan ayı ve geceleri  ihya ettiğimize  inan anarak kendimizi avutmaya devam ederiz. Başka bir yazıda buluşmak üzere Allah’a emanet olunuz.

Etiketler
Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı