GenelYazarlardanYazılar

Doğru Fikir mi,Sayısal Çokluk mu?

Fikir üretmek, fikir yürütmek, fikir edinmek, fikir adamı… Sözlerini günlük hayatta sıkça duyarız. Bununla beraber, sürü psikolojisi, koyun sürüsü, sürüden ayrılma, bu kadar insan yanılıyor mu?… Sözlerini de duyarız. Hangisi tercih edilmeli, doğru fikir mi yoksa sayısal çokluk mu?

Fikir, insanları birleştiren ve aynı zamanda da ayrıştıran şeylerin en başında yer alır.

Fikir; eşya konusunda verilen hüküm, düşünce,kanaat,  karar,  görüş demektir.

Fikirler; toplumların sorunlarını çözmek, en temel sorunlarına çözüm üretmek, geleceğe dair umutları yeşertmek, mutlu ve huzurlu bir hayat vadi ile ortaya çıkar ve kendilerini topluma arz ederler. Eşya  (var olan her şey) konusundaki hükümleri bildirirler.

Her fikrin kendisinden neşet eden, yapısıyla uyumlu bir takım temel ilkeleri vardır. Bunların sayılarının azlığı veya çokluğu o kadar önemli değildir; fikrin hayata geçirilebilmesi için önemli olan bu temel ilkelerin mutlaka var olmasıdır. Çünkü ileride doğacak sorunların çözümlenmesinde başvurulacak fikirden çıkan usullerin oluşmasını bu ilkeler sağlayacaktır/belirleyecektir. ‘Usuller fikirden çıkar.’ Herhangi bir konunun vuzuha kavuşmasında usule sahip olanların sonuç elde edebilmeleri daha kolay olacaktır. Çünkü ‘usul asıldan önce gelir’ Neyin ne olduğu ve nasıl yapılacağı usulle belirlenir ve bununla çözümleme yapılır.

Bütün fikirler öncelikle tek kişiden neşet eder. Fikir güçlü ve üstün tutarlı ise var olan, mevcut diğer görüşlere galebe çalar, daha sonra da bütün bir topluma dalga, dalga yayılır. Çünkü güçlü, üstün ve tutarlı fikir yapısı gereği sahiplenenine güven verir, onu aksiyon haline dönüştürür. Bunun içindir ki, o fikri sahiplenenler yüksek sesle meşru bütün imkânları kullanarak bunu topluma duyurmaları kaçınılmaz olur. Çünkü her erkil fikir sahiplenenin kaliteli ve çok olmasını ister. Bundan dolayı da sahiplenenlerin  fikri ‘veba’ gibi muhatap olduğu insanlara bulaştırması,  gayreti ve ısrarcı bir çabanın içerisinde olmaları  gerekir. Çünkü güçlü ve dogru fikir haktır, hak  olduğundan dolayı üstündür. Bir fikir ne kadar tutarlı ise o oranda da güçlüdür doğal olarak  sahipleneni de güçlü kılar; İslam  gibi. ”İnanıyorsanız üstünsünüz” (Al-i İmran-139). “ Hak geldi batıl zail oldu” ( İsra-81) ayetleri bu anlamda anlaşılmalıdır. Biz yeter ki hakkı  doğru bir şekilde ortaya koyalım, hak Musa’nın asası gibi bütün batılları yutacak, yok edecektir. Fikrin toplumda kabul/makes bulabilmesi için öncelikle o fikrin mevcut  fikirlerden üstün,  güçlü ve hak olmasından dolayı tescillenmesi gerekmektedir; bu da ‘şey’ konusunda verdiği hükmün üstünlüğü, tutarlılığıdır.  Bünyesinde bu özellikleri barındıran fikre toplum bigane kalamaz. Kalınıyorsa zalimliğinden ve cahilliğindendir. Toplumu etkileyebilmek, tesir edebilmek için de onu sahiplenenlerin topluma ulaştırmadaki performansına/ sa’yü gayretine bağlıdır. Fikir güçlü, etkin ve hak olabilir ama onu temsil edenler toplumla yüzleştirmede doğru ve etkin bir şekilde kullanamıyorlarsa fikir akamete uğrayabilir! Fikrin güçlü olması kadar, onu sahiplenenlerinde güçlü karakterde olası, çağını ve toplumunu iyi tanıması, ilkeli ve sağlam duruş sergilemesi gerekir, aksi taktirde fikir çok kısa zamanda deformasyona uğrar, hakkın üzeri küllenir, batılla kapatılabilir. Ama hak hiçbir zaman yok olamaz; o altın gibidir, altının toza, toprağa bulaşması ondan bir şey eksiltmez…

Çok olmak kötü bir şey değildir! Kalitesiz çokluk kötüdür. Fikre, kaliteli insanlar sahiplenir ise onun toplumda neşvünema bulması daha hızlı ve etkin olur. Çünkü kaliteli insan neyi ne adına , niçin, nasıl ve niye yaptığını bilendir. Dolayısıyla onun prodüksiyonu fikrin doğasıyla bütünlük/uyumluluk arz eder arızi şeyler minimalize/asgariye iner. Sayısal çokluk  fikrin yayılmasında geçmişte, henüz teknolojinin etkin olmadığı zaman diliminde pazı gücü  (fikir kadar olmasa da) insanlar nezdinde  bir değer ifade  ediyordu. Bu anlayış içgüdüsel bir beklenti/yaslantıdır. İçgüdüleriyle hareket eden varlıklar toplu halde bulundukları zaman kendilerini güvende ve güçlü hissederler, sayısal çokluklarına yaslanırlar. Bunun adı aynı zamanda sürü psikolojisidir. Akıllarıyla hareket edenler ise, fikrin fizibilitesi nedir ona bakarlar.

İnsanların bir yerde kümelenmesi, sayısal çoklukları  onların doğru, hak üzerinde olduğu anlamına gelir mi? Bu soruya her fikrin verileceği yanıt, fikrin yapısıyla/kalitesiyle orantılıdır. Çokluğu değer (usul) olarak gören fikir; eğer bu kadar insan bir araya gelmişse bu kadar insanın yanılması mümkün değildir diye bir hükme varabilir! Fikrin doğruluğunu belirleyen nedir burada?  ‘sayısal çokluk’ bu görüşe göre; bir yerde bir şey etrafında çok insan bir araya geliyorsa o fikir doğrudur kanaati oluşmaktadır. Bu görüş bize göre yanlış bir hükümdür, çünkü verilen hüküm bizzat fikrin kendisiyle alakalı değildir. Fikrin doğruluğu, yanlışlığı, niteliği ve niceliği ortaya konulup tartışılmamaktadır. Bu fikri meşru kılan şey sayısal olarak çok insanın benimsemiş/kabullenmiş olmasıdır. Nice topluluklar vardır ki üzerinde ittifak ettikleri şey hiçbir değer ifade etmemektedir; bir futbol takımının etrafında birleşen, takımı için bir çok fedakarlıklara katlanan, uğrunda ölümü göze alan… insanların bu fikrinin insanlık için nasıl bir değer ifade ettiğinin makul izahı var mıdır!? ‘Neden bir takımın taraftarısın’? sorusuna cevap bile verilemiyorsa, hele bir de, ‘ ben de Müslümanlardanım’ diyen birinin bu koroya katılmasını anlamak mümkün değildir. Çünkü Kur’an bu tür şeyleri “boş şeyler” (Mü’minün-3)olarak değerlendirir ve insanların “ çoğu zanna bulaşmadan iman etmezler” ( Yusuf-  103).  “Onların çoğu zanna uyarlar” ( Yunus-36). “Onların çoğunu şükredici bulamayacaksın” A’raf-17). “Onların çoğunu günah işlemede, düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları şey ne kötüdür.” (Maide – 62).  Eğer çokluk değer ifade ediyor olsaydı vahy  onları yermezdi. Ne yazık ki insanların çoğu hala aynı çokluk psikolojisiyle değer ölçmektedirler; ‘siz kaç kişisiniz, etrafınızda kimler var, bir avuç insansınız’ vs. Dendiğini defaatle duymaktasınızdır. Bu şuna benzer, litre ile ölçülmesi gerekeni, metreyle ölçmek gibi bir şeydir. Yukarıda da söylediğimiz gibi usulünüz yanlış ise varacağınız sonuçta yanlış olacaktır…

Bu konuda vahy de bir fikirdir diyebilir miyiz? Elbette diyebiliriz, yukarıda sayılan bütün özellikleri içeriği itibariyle en temel sorulara kapsamlı cevap veren (Nereden geldim, niye geldim ve nereye gidiyorum vb) insanı itminana ulaştıran ve huzur veren tek fikir vahiydir.

Bu bağlamda, ‘fikir ya akla ‘ilka’ olmuştur ya da akıldan doğmuştur. Akla ‘ilka’ olunan fikre ise özel ifade ile ‘Vahy-Vahiy’ denilmiştir. Fikirler  zahir/dış görünüşü itibariyle insan aklının ürünüdür’ (E. Özkan) Bundan dolayıdır ki, fikir doğru da olabilir yanlış da. Peki fikrin doğruluğu nasıl anlaşılır?; münderecatıyla,  aklı ikna etmesiyle, insan fıtratıyla uyumluluğu, eşyanın tabiatına uygunluğu, sonuç itibariyle  insana itminan ve huzur veriyorsa o fikir doğru fikirdir. ‘Huzur İslam’dadır.’

Vesselam…

Daha Fazla

Related Articles

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Close
Close