Genel

Durum ‘soğuk savaş’tan kötü

Nalan Koçak/Habertürk

Geçen hafta, Akkuyu Nükleer Santralı’nın inşasına başlanmasıyla aslında Türkiye- Rusya ilişkilerinde de yeni bir temel atıldı. Erdoğan-Putin-Ruhani üçlü zirvesiyse Suriye’de yeni bir dönemin habercisiydi. Peki tüm bu gelişmeler Ankara için günbegün önem kazanan Moskova’da nasıl yankılandı? Gazete Habertürk’ten Nalan Koçak, bu sorunun cevabı için emekli bir Rus generalle, Evgeny Buzhinskiy’le konuştu.

Buzhinskiy, 41 yıl Rus ordusunda hizmet verdi, 1984-86 yılları arasında Rusya’nın Ankara’daki elçiliğinde görev aldı. 2002-2009 arasında Rusya Savunma Bakanlığı’nın uluslararası anlaşmalar biriminin başındaydı. Yani Rusya’nın en üst düzey müzakerecilerinden biriydi. 2009’da korgeneral rütbesinden emekli oldu. Şimdi Moskova merkezli “PIR Center” adlı bir düşünce kuruluşunun başkanı. Rus diplomatların yetiştiği devlet enstitüsü MGIMO’da ders veriyor. Kremlin ve Rus ordusuyla çok yakın ilişkileri olmasıyla biliniyor.

– Geçen hafta Moskova Güvenlik Konferansı’na katıldınız. 2 gün boyunca Türkiye hakkında ne gibi analizler yapıldı?

Ekonomik, siyasi, her anlamda çok iyi ilişkilerimizin olduğu konuşuldu. Özellikle Akkuyu Nükleer Santralı ilişkilerde önemli bir adım. Askeri olaraksa S-400 hava savunma sistemlerinin teslimatı tamamlanırsa, ki ben tamamlanabileceğinden pek emin değilim, o da çok önemli bir adım olacaktır.

‘S-400 TESLİMATINDAN EMİN DEĞİLİM’

– Neden emin değilsiniz?

Yaklaşık 10 yıl önce ABD Savunma Bakanı Yardımcısı’yla bir sohbetim olmuştu. O sohbet bana çok şey öğretti. Ankara helikopter almak istiyordu. Bir yanda bizim K-50 atak helikopterimiz vardı, diğer yanda da Amerikalıların Augusta Bell model helikopteri. Bizimki her açıdan daha iyiydi ama sonunda Türkiye Amerikalıların helikopterini aldı. Bakan yardımcısıyla konuyla ilgili sohbet etmiştim, “Türkiye NATO üyesi, onlara tüfek, hatta tank satabilirsiniz. Ama asla askeri hava araçları, savaş gemileri, atak helikopterleri ve hava savunma sistemleri satamazsınız” demişti. Bu nedenle Amerikalıların Türk hükümetine baskısını tahmin edebiliyorum.

– Putin ve Ruhani Türkiye’deydi. Üçlü zirve sonrası yapılan açıklamalara baktığınızda, sizce görüşmeler nasıl geçti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuk liderlere hitap şekline bile baktığınızda, İran’dan ziyade Rusya’yla sıcak ilişkilerin altını çizmek istediğini görüyorsunuz. Açıkçası Türkiye-İran ilişkileri beni çok ilgilendirmiyor. Fakat Suriye konusunda, 3 ülke arasındaki işbirliği seviyesi bir hayli tatmin edici.

– Peki Washington’daki yetkililer, Ankara’da 3 liderin samimi karelerini gördüğünde ne hissetmiştir?

Hiç de mutlu olduklarını sanmıyorum. Amerikan tarafında irkilme hissi hayli fazla. Ama kimseyi suçlamasınlar, sorumlusu kendileri. Tüm bu anlaşmazlıkların nedeni biliyorsunuz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın canına kastetmeleri.

 

‘DARBENİN MERKEZİ İNCİRLİK’Tİ’

– Darbe girişiminin Washington tarafından organize edildiğini düşünüyorsunuz yani…

Çok fazla bilgim olduğunu söyleyemem ama Türk hükümetinden gelen bilgilere güveniyorum. Ayrıca kumpasın merkezi İncirlik Üssü’ydü. Ve İncirlik bir Amerikan hava üssü.

– Buradaki zirveden sonra, Rus medyasında “Türkiye ilk kez dostumuz” yorumları yapıldı. Gerçekten öyle mi?

Türkiye’yle yıllar boyunca Balkanlar’da, Karadeniz’de karşıt olduk. Savaştık bile. 2. Dünya Savaşı’dan sonra Türkiye Batı blokunun içinde yer aldı. Daha yakın tarihe gelelim, Suriye iç savaşının başında Türkiye dostumuz değildi. Hatta jetimizi düşürdünüz. Fakat sonrasında liderlerimiz ilişki yürütmenin bir yolunu buldu. Kesin bilgi diyemem ama duyduğum kadarıyla Başkan Putin, Erdoğan’a darbe girişimi gecesi yardımcı oldu. Bu nedenle Putin’e de müteşekkir.

‘RUS İSTİHBARATI DARBE BİLGİSİNİ DUGİN’E VERMEMİŞTİR’

– Filozof Aleksandr Dugin, darbe istihbaratını kendisinin Ankara’ya ilettiğini söylüyor…

Dugin istediğini söyleyebilir, öyle olduğunu sanmıyorum. Rus istihbaratı Türk muhataplarına iletmiştir.

– Jet düşürüldü, Rus Elçi Karlov suikasta kurban gitti. Pek çok inişçıkış yaşandı. Fakat Rusya ve Türkiye ilişki yürütmeye devam ediyor. Nasıl?

Böyle kazalar hep yaşanabilir. Hele ki ortada bir savaş varsa. Jet düşürüldükten sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan hemen özür dileseydi, ilişkiler bozulmazdı. Putin’i öfkelendiren Türklerin açıklamaları oldu. Moskova’da “Jetimizi bilerek düşürmüşler” kanısı oluştu. Fakat Karlov vakasında Ankara’nın tepkisi çok hızlı ve doğru şekildeydi. Sonrasında yapılanlar, Ankara’daki elçiliğimizin sokağına Karlov’un adının verilmesi çok doğru adımlardı. Tüm bunlar ilişkilerimizi geliştirir.

‘RUSYA TÜRKİYE’NİN NATO’DAN ÇIKMAYACAĞINI BİLİYOR’

– Konuştuğum Amerikalıların çoğu “Rusya’nın bu kadar esnek davranmasının nedeni bir NATO üyesi ülkeyi yanlarına çekme hedefi” diyor. Ne dersiniz?

Bence öyle değil. Bakın NATO ülkelerinin hepsi birbirinin aynı değil. Bazılarının daha güçlü ulusal duruşları var. Türkiye en iyi örneklerden. NATO üyesi ama ABD’ye boyun eğen bir müttefik değil. Türkiye büyük ülke, ekonomisi güçlü, stratejik toprakları var… Bence Rus liderliğinin en büyük amacı Türkiye’yle sağlam, güvenilir bir ilişki kurmak. Ekonomik ve siyasi olarak. Askeri kanadından çok emin değilim. Liderlerimiz Türkiye’yi NATO’dan çıkarmanın mümkün olmadığını gayet iyi biliyor.

 

‘YPG ARTIK GİTSİN WASHINGTON’LA KONUŞSUN’

– Rusya ve Türkiye’nin Suriye konusunda ilişkisi sorunsuz değil. Ortak noktalar ve anlaşması zor olan noktalar neler?

Türkiye’deki zirvenin ardından yapılan açıklamalara baktığınızda temel ortak noktanın Suriye’nin toprak bütünlüğü olduğunu görürsünüz. 5 sene öncesine göre Türkiye’nin “Esad gitmeli” pozisyonunda da bir değişiklik olduğunu görüyoruz. Bir diğer önemli mesele de Kürtler. Ankara’da çalıştım, Türklerin ne düşündüğünü biliyorum. Suriye’de Kürtlerin kendi bölgelerini kurması Türkiye için bir kâbus. Türkiye bunun gerçekleşmesine asla müsaade etmez. Bu konuda Erdoğan sonuna kadar gitmeye hazır; NATO’nun, ABD’nin ya da herhangi bir kimsenin ne dediğine bakmadan. Kürtler konusunda Moskova’nın duruşu çok zekice. Putin ne demişti? “Kürtler her halk gibi kendi kaderini belirleyebilir ama bunu birleşik Suriye devleti içerisinde yapmalılar.” Kürtler Rusya’ya “Neden bizi desteklemiyorsunuz?” diyorlar. Benim cevabım şu: Tarafınızı seçtiniz. Lütfen artık gidin ve Washington’la konuşun. Türkiye’yle ilişkilerimizi tehlikeye atmak istemiyoruz.

– Rusya’nın da YPG’yle ilişkileri vardı. Fakat Afrin’le beraber Putin de bir seçim mi yaptı? Zira YPG Rusya’nın ihanetine uğradığını düşünüyor…

(Gülüyor!) Neden öyle hissediyorlar ki, biz mi onlara ihanet ettik? Hayır. Onlar tarafını seçti. Eğer Rusya’nın yanında dursalardı, Putin onlara “Uslu durun, Türkiye’ye sataşmayın, Suriye’yi bölmeye çalışmayın” derdi.

‘YPG RUSYA’YI TAMAMEN KAYBETMEDİ’

– Peki sizin ifadelerinizle sorayım, YPG Rusya’yı artık tamamen kaybetti mi?

Hayır. Çünkü o kadar aptal değiller. Afrin onların bu gezegendeki tek toprağı değil. Hayat devam ediyor. Er ya da geç Rusya’yla işbirliği yapmanın bir yolunu bulacaklardır. Bir süre düşük profilli takılacaklardır ve başaramayacakları şeylerin peşinden koşmayacaklardır. Amerikalılar bile… Müttefikleri Türkiye’yle savaşacak kadar aptal değiller.

 

‘TÜRKİYE AFRİN’İ İŞGAL ETMEZ’

– İran’ın Türkiye’den Afrin’i rejime vermesini istediği iddia edildi. Doğru olabilir mi?

Türkiye’nin Suriye topraklarını işgal gibi bir planının olduğunu düşünmüyorum. İç savaş bittiğinde Erdoğan’ın bu konuyu birleşik Suriye çerçevesinde bir sonuca erdireceğini düşünüyorum.

‘TAM BİR TIMARHANE’

– Trump, “Suriye’den çekileceğiz” dedi. Sonra kısa vadede çekilmekten vazgeçti. Sizce ne yapmaya çalışıyor?

Rusya karşıtı histeriyi bir kenara koyacak olursak, Washington’da tam bir karmaşa var. Trump ve ekibi diye bir şey yok. Başkan bir şey diyor, ertesi gün dışişleri onu yalanlıyor. Twitter’dan bir şey yazıyor, sonra tam tersini söylüyor. Tam bir tımarhane gibi.

‘ABD ‘ÇEKİLİYORUZ’ DİYOR ÇÜNKÜ BAŞARISIZ OLDU’

– Trump, Suudilerden para istedi, Fransız askerlerini Münbiç’e çağırdı. Başkan, Suriye savaşının maliyetini paylaşmak mı istiyor? “Çekileceğiz” derken blöf mü yapıyor?

Trump bir iş insanı olarak çok pratik biri. Durumu değerlendirdi ve ABD’nin artık Suriye’de başarılı olmasının mümkün olmadığını gördü. Hiçbir hedeflerini yerine getiremeyecekler. Trump sanırım “DEAŞ’ı yendik, başarılı olduk, artık çekiliyoruz” demenin akıllıca olacağını düşündü. Eğer askerleri çekerse bence Putin Trump’ı arar ve tebrik eder, “Yolunuz açık olsun” der.

– Kremlin, ABD’de olanları nasıl izliyor?

Tabii ki komik geliyor. Rusya konusunda açılan soruşturma, özel yetkili savcılar… Tüm bu karmaşa eğlenceli ve komik. İşin ciddi kısmına gelecek olursam tansiyon yükselmesi çok kötü sonuçlar doğurabilir. Çoğu şimdiki durumu Soğuk Savaş’a benzetiyor. O dönem görevdeydim ve açıkçası çok rahat hissediyordum. Çok büyük bir ideolojik mücadele vardı ama sınırlar belliydi; kimse birbirini sürekli tehdit etmiyordu. O dönem bile ABD, Rusya’yı ekonomik, siyasi açıdan bu kadar boğmaya çalışmıyordu.

 

‘AJANIN ZEHİRLENMESİ BÜYÜK PROVOKASYON’

– Yani “Şimdiki durum Soğuk Savaş’tan bile kötü” diyorsunuz…

Kesinlikle çünkü şimdi hiçbir kural yok. Sadece Rusya değil, işbirliği yaptığımız tüm ülkeleri sıkıştırmaya çalışıyorlar. Hepsi Türkiye gibi değil, baskıya dayanamayabilirler. Bazıları “Tamam, Amerikalılarla aramızı bozmayalım ki şirketlerimiz rahat etsin” diyebilir.

– Bir röportajınızda “Tüm bunlar gerçek bir savaşa evrilebilir ve bu da dünyadaki son savaş olur” dediniz. Bu yüzden mi?

Evet. Bakın en tehlikeli sahne Suriye. Amerikalılar geçenlerde “Yine kimyasal saldırı olursa Şam’ı vururuz” dedi. Rusya Genelkurmay Başkanı Gerasimov’sa “Orada askerlerimiz, merkezlerimiz, danışmanlarımız var. Saldırırsanız biz de karşılık veririz” dedi. Bu da gerçek savaş demek. Rusya ve ABD arasında sınırlı çatışmalar yaşanabilir ama bunun ötesine geçilmez diye düşünenler büyük bir yanılgı içinde. Suriye gibi bir yerde şiddetin tırmanması an meselesi olabilir.

– Ajan Skripal’in zehirlenmesi gerilimin son nedeni. Sizce bu iş nereye gider?

Bu çok büyük bir provokasyon. Çok kötü tezgâhlanmış bir oyun. Çok ağır bir zehre maruz kaldılar ama hâlâ yaşıyorlar, hatta durumları iyi. Rusya muhataplarına çok fazla soru sordu ama yanıt alamadı. Sadece bir histeri var.

– Gerilim neden şimdi arttı?

Çünkü Trump değil ama ABD elitlerine göre Rusya rahat durmuyor. Her şey 11 yıl önce Münih’te Putin Amerikan liderliği denilen şeye meydan okuduğunda başladı.

 

Önemli Not: Yukarıdaki yazı, yazarın şahsi görüşlerini içermekte olup, İktibas Çizgisi.com un yayın ve düşünce yapısını yansıtmıyor olabilir. İktibas Çizgisi olarak, kâr amacı gütmeyen yayın politikamız gereği okumaya değer bulduğumuz yazıları, takipçi kitlemizle buluşturmak için tam metin olarak yayınlıyoruz

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

Related Articles

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close