Genel

Duygusal Varoluşlar

Atasoy Müftüoğlu/İslami Analiz

Bugünün çığırından çıkmış dünyasında, Müslümanlar olarak, İslami anlamda bir alternatif oluşturma çabası, iradesi, bilinci ve arzusuna sahip olamadığımız için, varoluşumuzu, yalnızca duygusal tepkiler ortaya koyarak gerçekleştirmeye, duygusal anlamda var olmaya çalışıyoruz. Günümüzde İslami dilin ve bağlılıkların yerini büyük ölçüde, muhafazakar bir dil ve bağlılık biçimi almıştır. Muhafazakar dili ve bağlılıkları kullanmaya devam ediyor oluşumuz, İslami anlamda hiçbir sorunumuz yokmuş gibi yaşamaya devam etmek anlamına geliyor. Sorunlarımızın farkına ve bilincine varabilmemiz için, kendi zaaflarımızın, etkisizliğimizin, patolojilerimizin, nedenleriyle hesaplaşabilmemiz gerekiyor. Bugün, Müslümanlar olarak karşı karşıya bulunduğumuz en hayati, en derin, en varoluşsal sorun; İslam’ın, Müslümanları belirleyen bir irade olmaktan çıkması ya da çıkarılması sorunudur. Bu durum hem büyük bir tükenişe, hem de büyük bir çaresizliğe işaret eder.

Modern-seküler dünyanın, neoliberal demokrasiler dışında başka bir alternatif bulunmadığı yolunda sürdürdüğü kibirli-küstah meydan okumalar karşısında, Müslümanlar olarak, İslam dünyası ölçeğinde, bütün Müslüman düşünürlerin/bilginlerin/entelektüellerin katılımıyla/katkılarıyla İslami bir seçenek üzerinde çalışıyor ve üretiyor olsaydık, aynı zamanda İslami umutlar üzerinde de çalışıyor, İslami umutlar üretiyor olacaktık. Biz Müslümanlar için gerçek özgürlük-bağımsızlık, İslam’ın, insanlık için çok farklı ve özgün bir seçenek olduğunu, bu seçeneği her alanda somutlaştırarak, pratiğe nasıl kazandırabileceğimizi ikna edici bir şekilde insanlığın dünyasına ve bilincine kazandırdığımızda başlayacak. İslami anlamda bağımsız olmadığımız için, hegemonik-sömürgeci dilin/bilginin/yöntemin ve modelin dışında kalan bütün seçenekleri değersizleştiren, yok sayan bir dünya görüşünün diktatörlüğüne katlanıyoruz.

İslami varoluşu, hegemonik/sömürgeci dilin, bilginin, yöntemin, modelin, yapıların, yasaların diktatörlüklerine katlanarak, sembolik anlamda sürdürmek mutlak bilinçsizliklere işaret eder. Mutlak bilinçsizlikle mutlak kayıtsızlık ve sorumsuzluk arasında çok yakın bir ilişki vardır. Hayatın her alanının parasallaştırıldığı ve ekonomik ölçütlerin belirleyici olduğu bir zamanda, hiç kimse mutlak kayıtsızlık ve bilinçsizlik durumunu umursamıyor.

İslam medeniyeti, İslam imparatorluklarının bünyesinde barındırdığı bütün halkların çok yönlü katkılarıyla gerçekleşti. Bu halkların bugün birbirlerinden uzaklaşmaları, medeniyet fikrine, düşüncesine, ruhuna, tasavvuruna yabancılaşmalarıyla da ilgilidir. Osmanlı imparatorluğu döneminde Osmanlılığı Türklükle eşitleyen romantik milliyetçilikler sebebiyle Türk olmayan  unsurlar Osmanlı misyonuna yabancılaşmıştı. Millileşme ve sekülerleşme çok kültürlü toplumların sonu oldu. Hangi toplumda olursa olsun, hangi gerekçeyle olursa olsun, ısrarla, tek/yekpare/katışıksız bir halka ve kültüre atıfta bulunmak, insanları ırkçılığa kadar sürükleyebilir. İslam imparatorlukları dini ve siyasal sınırları ortadan kaldırmışlardır. Bugün, birçok ulus-devlet sınırlarına duvarlar çekiyor. Ulus-devletlerin kutsallarından, mantığından hareketle, İslam’a bakmakla, İslam’ın evrensel ufkundan ulus-devlete bakmak birbirinden çok farklı şeylerdir. Ulus-devletlerin popülizmler yoluyla sömürgeleştirilmeleri sebebiyle, her ulus-devlette siyaset, daha çok siyasal folklor şeklinde tezahür eder. Hangi kültürde olursa olsun bütün popülizmler ve siyasal folklor, yalnızca kendilerinin ahlaki meşruiyete sahip olduğuna inanır. Her popülist siyasal hareket-iktidar devletin kendisine benzemesi için olağanüstü uğraşlar verir.

İslam imparatorlukları döneminde İslam medeniyeti bütününü oluşturan unsurlar, bugün birbirinden farklı ulus-devletlerde siyasal/etnik/mezhepçi rasyonaliteler peşinde sürükleniyor. İslam medeniyetinin ruhundan uzaklaştığımız için bugün, siyasal/etnik/mezhepçi rasyonaliteler arası rekabetleri derinleştiren mücadeleler içerisinde bulunuyor, aynı zamanda, bir propaganda klişesi halinde medeniyet tasavvur ve tahayyülünden söz etmeye devam ediyoruz. Yeni bir medeniyet tasavvur ve tahayyülünün, ancak birlikte varoluşu kabul etmekle başlayabileceğini unutuyoruz. Bugün, Müslümanlar olarak, hayatlarımızı romantik/nostaljik/ütopik yanılsamalarla sürdürüyoruz. Bir halkın, bir kültürün düşüşü, hakikat bilincine yabancılaşmasıyla birlikte başlar. Hakikat bilincinin kaybı, ilahi hakikatin mutlak bir değer olmatan çıkarılarak, seküler sözcüklerin, tanımların, kategorilerin diktatörlüğüyle uzlaştığımızda başladı. Dışarıdan dayatılan, sömürgeci bir sözcüğün, tanımın emperyalizmiyle hesaplaşamayan bir kültür romantik yanılsamalarla oyalanmaya mahkûmdur.

İslami düşünce hayatının, kültür ve ilahiyat hayatının maruz kaldığı bilinçsizlik ve fosilleşme nedeniyle, dinin kamusal alanda temsili, din’i tercihlere açık, postseküler bir toplum ihtiyacı temelinde dünya ölçeğinde sürdürülen felsefi tartışmalarla ilgili olarak İslami kesimler sessizliğini sürdürüyor. Alışılagelen görme ve algılama biçimlerinin neden olduğu, algılarımızın ve bilincimizin bulanıklaşması, sindirilmiş ve baskılanmış İslami varoluşlar sebebiyle, İslam’ın en hayati boyutlarının önemsizleştirilmesi ve sulandırılması karşısında ilkesel bir tavır geliştiremiyor, ahlaki kararlar alamıyoruz. İslami bütünlük bilincinin kaderi ve geleceği üzerinde çözümlemeler yapmak yerine akademik aklın sınırları ve mantığı içerisinde kalmaya özen göstererek İslami parçalar üzerinde incelemeler yapmaya çalışıyoruz.

İslami varoluşun, anlam ve değer sisteminin, ideallerin yeniden bir bütünlük içerisinde gündeme taşınması, yenilenmesi, bir gerçekliğe dönüştürülerek tecrübe edilebilir hale getirilmesi gerekirken, bu varoluşun anlam ve değer sistemin, geçmişte, uzak geçmişteki başarılarını konuşmak, İslami varoluş bilincinin ağır bir bunalım içerisinde olduğunu gösterir. Genç kuşakların, internetin oluşturduğu anonim kalabalıkların dünyasına, sanal kenar mahalle kültürüne yöneldiği bir dönemde, onlara nostaljik telkinlerde bulunmanın hiçbir anlamı olmaz.

Daha Fazla Göster

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

Popüler Yazılar

Bu yazıda 1 yorum bulunmaktadır

  1. Müslümanlar olarak, İslam dünyası ölçeğinde, bütün Müslüman düşünürlerin/bilginlerin/entelektüellerin katılımıyla/katkılarıyla İslami bir seçenek üzerinde çalışıyor ve üretiyor olsaydık, aynı zamanda İslami umutlar üzerinde de çalışıyor, İslami umutlar üretiyor olacaktık.
    **
    Gidişatı doğru okuyup tedbirler almamız; mükellefiyetlerimiz bakımından büyük önem arz etmektedir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close