Genel

Elif-Ba’dan,alfa-betaya

Celal Tahir/Gerçek hayat

Halifeliğin kaldırılmasıyla, Lâtin harflerinin Şeriat’a aykırı olduğu yolunda fetva vermeye kalkışabilecek bir makam ortadan kaldırılır. İttihatçıların B takımı olan Kemalistler, İzmir suikast teşebbüsünü bahane ederek, İttihatçıların A takımını ve Terakkiperver Fırka ileri gelenlerini sahneden silerler. Bu şekilde, harf inkılâbına karşı çıkabilecek muhtemel tüm unsurlar, etkisiz duruma getirilir.

Londra’da yayınlanan The Speclator, 2.2.1929’da F. Yeats-Brovvn imzasıyla “Turkey of Today and of the Future” başlıklı bir yazı çıkar ve şöyle der: “Türkiye, Gazi’nin önderliğinde, görünmez bir dünyayı fethe çıkmış bulunmaktadır. Bir zamanlar Viyana kapılarına dayanmış ve Avrupa için bir tehdit olmuş bir ulus, kendiliğinden, İslam’ın kılıcını bırakıp kâfirin defterini ellerine almışlardır. Savaşmak için değil, düşünmek için ayağa kalkıyor.”

Öyle zannedilmesine rağmen İsmet İnönü, harf inkılâbı bir okuma yazma kolaylığına bağlanamaz ve “Okuma yazma kolaylığı Enver Paşa’yı tahrik eden sebeptir. Ama harf inkılâbının bizde tesiri ve büyük faydası, kültür değişmesini kolaylaştırmasıdır. İster istemez Arap kültüründen koptuk” demektedir. Zaten mesele de budur. Buradaki “Arap kültürü” ifadesinden İslam medeniyeti kastedildiği açıktır. Neticeleri ise Batıda çıkan gazetelerdeki haber ve tahlillerde açıkça ortaya koyulur. The Economist dergisi harf devrimini “en ihtilâlci değişiklik” olarak tarif eder. The Speclator ise “Bir zamanlar Viyana kapılarına dayanmış ve Avrupa için bir tehdit olmuş bir ulus, kendiliğinden, İslam’ın kılıcını bırakıp kâfirin defterini ellerine almışlardır” diye yazar.

Öyle zannedilmesine rağmen İsmet İnönü, harf inkılâbı bir okuma yazma kolaylığına bağlanamaz ve “Okuma yazma kolaylığı Enver Paşa’yı tahrik eden sebeptir. Ama harf inkılâbının bizde tesiri ve büyük faydası, kültür değişmesini kolaylaştırmasıdır. İster istemez Arap kültüründen koptuk” demektedir. Zaten mesele de budur. Buradaki “Arap kültürü” ifadesinden İslam medeniyeti kastedildiği açıktır.

Harf inkılâbı ve öz Türkçecilik, insanların tarih, dil ve din ile bağlarını yeniden tanımlar, büyük ölçüde tahrip eder. Bu, Türkçe ibadet ve ezan ile tamamlanmak istenir, lakin bu teşebbüste başarılı olunamaz.

● Takvim ve saat inkılâbı, zaman ve mekân algısını değiştirir.

● Şapka ve kıyafet inkılâbı, giderek tektip bir hâl alan modern dünya ile uyumlu olmanın en görünür yoludur.

● Başkentin İstanbul’dan Ankara’ya taşınması, ayrıca önemlidir. Bizden başka hangi ülkeler başkenti değiştirmiştir? Buna iyi bakılmalıdır.

● Batı Almanya doğu Almanya ile birleşip, Berlin’i yeniden başkent yapmak için hiçbir fedakârlıktan kaçınmamıştır. Esasen tüm bunlar ‘Biz’e yeni bir format atılmasıdır.

‘Biz’im yeniden formatlanmamız, Osmanlı’nın sonunda başlayan tartışma ve arayışları bitirmeyi hedeflemiş olabilir. Lakin bu hedefe ulaşılamamıştır. Bilakis, ‘Biz’in tarifi, kimlik ve âidiyet meseleleri hepten çetrefil bir hâl almıştır.

Turanî kavimler ve yazı

Turanî kavimler tarih boyunca çeşitli alfabeleri benimserler. Orhun-Türk, Uygur-Sogd, Arap-İslam, Kiril-Slav ve Latin alfabelerinden başka Sogd, Mani, Brahmi, Süryani, Rum, Slav vs. gibi alfabelerini de kısmen kullanırlar. Türk kavimlerinin böyle çeşitli alfabe kullanmalarının sebebi, esas itibarıyla konar-göçer topluluklar oluşudur. Bu sebepten göçer hayattan, yerleşik hayata geçen Turanî kavimler, kendi gelenekleri -Türk töresi- ve yerleştikleri yerin geleneği ile sentez oluştururlar. Yani Bulgarlar, Macarlar ve diğerlerinin bir süre sonra Türklüğünü unutmaları bu şekilde anlaşılır olabilir. İslam’ı benimsemeyen Türk toplulukları geçmişleriyle bağlarını neredeyse tamamen koparmışlardır. Ulusalcı-milliyetçi ve ama aynı zamanda laik olanların meselenin bu yönüne özellikle dikkat etmesi gerekir.

Mustafa Kemal’in zihninde harf inkılâbı

Latin harflerine geçilmesi Meşrutiyet döneminde üç görüş olarak ele alınır.

  • ● Birincisi, mevcut Elif- Ba’yı Türk fonetiğine uygun hâle getirmektir.
  • ● İkincisi Latin harflerinin kabulüdür.
  • ● Üçüncüsü ise Türklerin İslamiyet’i kabul etmeden önce kullandığı Orhun ya da Uygur yazısının yeniden canlandırılmasıdır.

Bu üç görüş arasında yaşanan tartışmalar neticesinde herhangi bir sonuca varılamaz. İstiklâl Harbî ve Lozan görüşmeleri sırasında ve Cumhuriyet’in ilanından sonra da mesele tekrar ortaya atılır, basında karşılıklı yazılar yayınlanır.

25 yaşlarında bir gençken Mustafa Kemal, ilerde yazı devrimi yapmak gerekeceğini, Bulgar Türkoloğu Manolova söylediği de ifade edilir. İkinci Meşrutiyet’in duyurulmasından iki yıl kadar önce, 1906’larda, “Batı uygarlığına girebilmemize engel olan yazıyı atarak, kılık kıyafetimize kadar her şeyimizle Batılılara uymalıyız” der ve “Emin olunuz ki, bunların hepsi bir gün olacaktır” diye ekler.

Erzurum Kongresi sırasında, 7/8 Temmuz 1919 gecesi, yanındaki Mazhar Müfit Kansu’ya ilerde yapacağı işleri not ettirirken, Lâtin yazısının alınacağını da bildirir. Kurtuluş Savaşı içinde, 1922’de, Halide Edip Adıvar’a da ilerde Lâtin harflerinin alınması ihtimalinden söz eder. 1922 Eylülünde, Lâtin yazısını almak için “daha zamanı gelmemiştir” demesinin sebebi, Mustafa Kemal’in zamanlamaya verdiği ehemmiyettir.

21 Şubat 1923 tarihinde, İzmir İktisat Kongresinde işçi delegelerden İzmirli Nazmi ve iki arkadaşı tarafından Latin harflerinin benimsenmesini isterler. Ancak kongre başkanı Kazım Karabekir Paşa “İslam birliğini zedeleyeceği” görüşü ile teklifin görüşülmesini engeller. Karabekir Paşa, bu teklifi tepkiyle karşılar ve genel toplantıda okutmaz. Bu konuda basına 5 Mart 1923 günlü Hâkimiyet-i Milliye gazetesine, “Lâtin harflerini kabul edemeyiz” başlığı altında yayımlanan bir demeç verir.

Halifeliğin kaldırılmasıyla, Lâtin harflerinin Şeriat’a aykırı olduğu yolunda fetva vermeye kalkışabilecek bir makam ortadan kaldırılır. İttihatçıların B takımı olan Kemalistler, İzmir suikast teşebbüsünü bahane ederek, İttihatçıların A takımını ve Terakkiperver Fırka ileri gelenlerini sahneden silerler. Bu şekilde, harf inkılâbına karşı çıkabilecek muhtemel tüm unsurlar, etkisiz duruma getirilir.

  • ● Modern dünyanın yasaları,
  • ● Giysileri,
  • ● Şapkası,
  • ● Takvimi,
  • ● Saati
  • ● Rakamları alındıktan ve
  • ● Tarikatların ve de tekkelerin kapatılmasından sonra,
  • ● Geriye Latin alfabesini benimsemek kalır.

Kazım Karabekir ve başkaları karşı çıkmaktadır ve hatta İsmet İnönü bile mütereddittir. Ancak Atatürk 9/10 Ağustos 1928 gecesi, Ankara motoru ile Dolmabahçe sarayından Marmara’ya açılır. Dört saat kadar süren bir motor gezintisinden sonra, saat yirmi üçe doğru, Halk Partisi’nin düzenlediği eğlenceye katılmak üzere, Sarayburnu’na çıkar. Halk arasında kendisine ayrılan yere oturup bir süre eğlence gösterilerini izler. Gece yarısından sonra, saat 00.01’e doğru ayağa kalkar ve harf inkılâbına dair tarihi nutkunu okur: “Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz ”

Harf inkılâbının dünya basınındaki akisleri

Harf İnkılâbına ülke içinden olduğu kadar dünya basınından da, çarpıcı tepkiler gelir. Bunlardan bir kaçı şöyledir: “

● Türkiye Cumhuriyeti beşinci yılını kutluyor.

● Bu ülkenin siyasî, toplumsal ve ekonomik bakımlardan uğradığı değişim, yüzyılımızın şaşırtıcı olaylarından biridir…

● Kemal Paşa, Türkiye’yi çağdaşlaştırmakla dünyayı şaşırttı. Fes ve peçe gitti; eski Arap alfabesi de gidiyor.

● Eski başkentin yerini yenisi aldı ve yeni başkent, her Amerikan kenti gibi, hızla gelişiyor…

● Ve Türkiye’de her bakımdan yepyeni bir yaşam açıkça görülüyor…

● (Türkiye) gerçek bir Cumhuriyet olarak, ilerici ülkeler arasında yer almayı hak etmiştir.”

30.10.1928 tarihli Washington Post bunları yazdıktan sonra gazete, bir de siyasî netice çıkarıyor ve “Senato bütün bu gerçekleri görmeli ve bu: ülkeyle Birleşik Devletleri arasında iyi ilişkiler kurulmasını sağlayacak olan (Lozan) antlaşmasını onaylamalıdır” diyordu.

16.7.1928 tarihli Cincinnati, Ohio eyaletinde çıkan bir kasaba gazetesi Cincinnati Enquirer gazetesi ise “Moslem Reform” başlıklı haberinde şunları yazmaktaydı:

● “Kemal Paşa çağımızın baş reformcusudur.

● Bu konuda çok konuşmaz; ama inatçı, savaşkan, gelenekçi bir soyu ıslah eder.

● Bu büyük Türk yenilikçisi ve devrimcisi, Babıâli’yi bir kenara itti.

● İslâmlığın başını alaşağı etti.

● Türk kadınının yüzündeki peçeyi yırttı, Türk erkeğinin başındaki fesi attı

● Batı yasalarını aldı ve şimdi de Arap alfabesinin yerine Lâtin alfabesinin alınmasını irade buyurdu.”

Rothschild’e ait The Economist dergisi ise 10.12.1933 tarihli nüshasındaki “Turkish Dcennium” başlıklı tahlilinde: “Yeni Türkiye’nin onuncu yılını ve on yılda başarılanları aktardıktan sonra, bunlar arasında “en ihtilâlci değişikliğin” harf devrimi olduğunu söyledikten sonra şöyle yazıyordu: “En ihtilâlci değişiklik, belki, Arap İslam alfabesinin yerine Lâtin alfabesinin alınması olmuştur. Bu değişiklik, tüm İslâm kültür mirasını Türk’ün kafasından silmiştir. Yazı değişikliği dolayısıyla gelecek kuşaklar, atalarını yetiştirmiş olan klâsik Arap ve Fars uygarlığını ve yazısını kavrayamayacaklar ve Batı dilleriyle yazınına dönük olacaklardır. Geçmiş unutulmuş oluyor…” diyerek dile getiriyordu mutluluğunu.

Londra’da yayınlanan The Speclator, 2.2.1929’da F. Yeats-Brovvn imzasıyla “Turkey of Today and of the Future” başlıklı bir yazı çıkar ve şöyle der: “Türkiye, Gazi’nin önderliğinde, görünmez bir dünyayı fethe çıkmış bulunmaktadır. Bir zamanlar Viyana kapılarına dayanmış ve Avrupa için bir tehdit olmuş bir ulus, kendiliğinden, İslam’ın kılıcını bırakıp kâfirin defterini ellerine almışlardır. Savaşmak için değil, düşünmek için ayağa kalkıyor.”

  • Kaynaklar:
  • 1- İsmet İnönü’nün Hatıraları, Bilgi yayınevi Ankara, 1987, s.223
  • 2- Türk Yazı Devrimi, Bilâl N. Şimşir, TTK Ankara 1992 s. 250
Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı