GenelYazarlardanYazılar

Evanjelizm

Evanjelizm “Kutsal kitaba yönelmek” demektir. Kutsal kitaptan maksat sadece İncil değil, aynı zamanda Eski Ahit denilen Tevrat ve onunla birlikte Zebur, öteki adıyla Mezmurlar’dır. Ancak hareketin asıl ilham kaynağı İncil’dir, yani İncil’i oluşturan kitaplardır. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna tarafından yazılmış dört kanonik yani Hıristiyan otoritelerince kabul edilip doğrulanmış İncil’lerin her birine “Evanjel” denir. Kelime Yunanca “iyi haber” ya da “genel olarak kabul edilen gerçek” anlamına gelen “evangelion”dan gelmektedir. Bu kelimeden türetilerek, İncil yazarlarına da “Dört Evanjelist” denmiştir. Evanjelizm,  en genel anlamıyla “İnciller hakkında vaaz vermek, öğretmek, yaymak” anlamına gelir. Evanjelizm adını ilk kullanan kişi Martin Luther’dir.

Evanjelizm, Amerika’daki Hristiyan toplumunun en tutucu ve radikal kanadıdır. Aslında kapitalizmin gizli dini Evanjelizm’dir. Diğer ezoterik ve masonik yapılar bu mezhebin alt kollarıdır. ABD’de en yaygın mezheplerden birisi olarak kabul edilir. Sayıları nüfusun yaklaşık yüzde 25’ine (80 milyon)  tekabül eder. Amerikalıları ve Amerikan siyasetini baskı altında tutmayı kendi uhrevi(!) hedefleri için devleti bir araç olarak kullanmayı meşru kabul etmişlerdir.

Hıristiyanlık ve Yahudilik kırması ve Protestanlığın bir alt mezhebi olan Evanjelistlere “Siyonist Hristiyanlar” da denilmektedir. Vaad edilmiş toprakları “mesihçi” bir yaklaşımla yeniden dizayn etmek için İsrail’i desteklemeyi “kutsal görev” addediyorlar. Bu yüzden Trump’ın ABD Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararında etkin rol oynadılar.

Evanjelist ve Evanjelik kelimeleri farklı anlamlara gelmektedir. Evanjelist sözcüğü en basit anlamıyla “Hıristiyanlık bildirisini vaaz eden, yayan kişi” anlamına gelir. Evanjelik sözcüğü ise daha çok Protestan Kilisesi’nin muhafazakâr kesimini nitelemek için kullanılır. Evanjeliklere, 1700’lü yıllarda İngiltere’den kaçıp ABD’ye gelen ve yerleştikleri New England bölgesinde cadı diye kadınları yakacak denli aşırı dindar olan püritenlerin torunları da diyebiliriz.  Evanjelizm merkezli bu akımın mensuplarına ve 21. yüzyılın başı itibariyle liberal Protestanlar haricindeki tüm Protestanlara Evanjelik denmeye başlanmıştır.  Ayrıca Martin Luther de reformları esnasında kurduğu kilise hareketi için bu ismi kullanmıştır. Bu nedenle Kıta Avrupası’nda Evanjelik sözcüğü, Protestan veya Lutherci olarak algılanır.

Hıristiyanlığın üç ana akım mezhebinden olan Protestanlığın alt kültü olan Evanjelizmin kökleri 16. yüzyıldaki Reform hareketine dayanır ama etkili olmaya başladığı dönem 18. Yüzyıl sonrasıdır. İnançlarını yayma yükümlülüğüne inanırlar.  Bu bağlamda İslam ülkelerine gönderilen misyonerlerin önemli kısmı Protestan/Evanjelik olup aynı zamanda oryantalisttirler.

Hıristiyan siyonizminin İngiltere’deki mazisi isyankâr püriten küçük burjuvaziye kadar uzanır. Bunlar, Katolik kilisesini tanımadıkları gibi, İngiltere’deki yarı Katolik Anglikan kilisesinin hâkimiyetini de kabul etmiyorlardı. Dünya üzerindeki hiçbir kralı tanımayan bu Protestanlara göre, gerçek kral olan Mesih İsa kıyametten önce geri gelecek ve Tanrı’nın dünya üzerindeki krallığının başına geçecektir. Bunun için kendisine inanmayanlarla savaşacak ve hepsini yok edecektir.

Evanjelikler ruhbanlığa inanmazlar. Kitab-ı Mukaddes metinlerini lafzi/literal anlamını esas alarak okurlar.  Bu anlayışları ile bizdeki aşırı zâhirî/selefî/vahhabî yorum çizgisiyle benzerlik arz eder. Ayrıca İran Eski Cumhurbaşkanı Ahmedi Nejat’ın temsil ettiği mesiyanik Şiilik ile de örtüşür. İncil’i çok geleneksel yorumlarlar. Mezhep mensuplarının çoğu Evanjelik İncil’in kelime kelime doğru olduğuna, hatasız olduğuna inanır.  Liberal Hıristiyanlar da olduğu gibi İsa’yı daha çok ahlaki bir örnek olarak görürler. Onlar için İsa kurtuluşa giden tek yoldur. İsa’nın dünyaya geri geleceğine, kimin iyi kimin kötü olduğuna karar vereceğine inanırlar ve bunun için de fazla bir zaman kalmadığını düşünürler. Tam da bu nedenle inançlarını tüm dünyaya anlatmak istemekteler.

Önemli bir kısmı ırkçı ve İslomafobik olan Amerika’daki Siyonist Evanjelist yapının temelinde Neoconlar vardır ve bunların birinci amacı İsrail’in bölgede güvenliğini sağlayacak yapıyı/şartları oluşturmaktır. Bilindiğinin aksine, 19. Yüzyıl sonlarında Amerika’da “siyonizm”i ilk ortaya atanlar Evanjeliklerdir. Theodor Herzl’in 1897’deki siyonizm kongresinden yaklaşık 10 yıl önce “Hıristiyan Siyonizmi” Evanjeliklerce gündeme gelmiştir. Kudüs’e yönelik teopolitik isteklerini daha o dönemde ABD yönetimine kabul ettirmek istediler. Bu nedenle Yahudiler ve Evanjelik Hıristiyanlar siyonist anlayış ile Kudüs ortak paydasında birleşirler.  Nitekim ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul eden kararında da etkili olduklarını müşahede ettik.

Evanjelikler, 1948 yılında Filistin topraklarında kurulan Siyonist İsrail’in İncil’in öğretileri doğrultusunda kurulmuş olduğuna, “Hz İsa’nın bu topraklarda nüzulüne” ve dünyanın sonunun yaklaştığına inanırlar. İsa’nın gelişi ile birlikte Kudüs merkezli “yeryüzü cenneti/milenyum” kurulacak. Ancak bu olayın öncesinde Yahudilerin Kudüs’te Süleyman Mabedi’ni inşa etmesi yani Kudüs merkezli Yahudi devletinin kurulması gerekmektedir. Bu plana karşı çıkanlar, Evanjelik Hristiyanlara göre “deccal”dir, “Ye’cuc-Me’cuc”tür. Bu bağlamda eskinin en önemli deccalleri Selahaddin-i Eyyübi ve Fatih’tir. Günümüzün deccali ise Sayın R.Tayyip Erdoğan’dır. Zira 2023 Amagedon için son tarihtir. Türkiye, Vaad edilmiş topraklar içinde yer alan Torosların güneyine yaptığı “Fırat Kalkanı” ve “Zeytin Dalı” harekâtları ile Siyonist emellerin gerçekleşmesine veya gecikmesine sebep olmuştur. En büyük Yahudi devleti olan Amerika’nın şiddetini biraz da bu gözle okumak gerekir.

Evanjelik Siyonistlere göre İsa Mesih kıyamete yakın gökten inerek yeryüzüne hâkim olacak, barışı ihdas edecek ve Tanrı Krallığı’nı kuracaktır. Ancak İsa’nın nüzulünden önce İsrail’in Armegedon savaşında “büyük zafer”  kazanması gerekmektedir. Bu yüzden hep İsrail’in yanında ve onları destekleyen bir politika güderek, İslam ülkelerinin özellikle Türkiye’nin aleyhinde tavır alarak dünyayı karıştırmak, kendilerine göre kıyameti önceye almak, “Tanrıyı kıyamete zorlamak” istemektedirler.

Bunlar, ahir zamanda gelecek mutluluğa bir an önce ulaşmak için kendilerince Tanrı’yı kıyametin fitilini ateşlemeye zorlamak gerektiğine inanırlar. Bunun için de önce dünyada kötülüğün çoğalması gerekmektedir. Bu çatışma, kaos ve savaş ortamı ise ahir zamanda meydana gelecek olan “Armegedon Savaşı”nın ön hazırlıkları olarak dikkat çekmektedir. Güya ortalık karışınca Hz. İsa’nın geleceği ortam da hazırlanmış olacaktır. Bu nedenle Kriz büyüsün, ortalık karışsın, kan gövdeyi götürsün, Hz. İsa’nın inişi de bir an önce gerçekleşsin, Hıristiyanlık dünyaya hâkim olsun diye inanırlar.

Yeri gelmişken bir konuyu not edip öyle devam edelim. Bir kurtarıcı Mesih ve Mehdi bekleme inancı Yahudilik ve Hıristiyanlığın iman esaslarındandır. İslam inancına göre ise böyle bir şey yoktur. Buna rağmen, tarih boyunca kurtarıcı bekleyen pek çok sapkın tarikat birçok trajedi ve katliama yol açmıştır.

Evanjelik inanca göre; Tanrı’nın Evanjelik Protestan Hıristiyanlar için uhrevi, Yahudiler için de dünyevi olmak üzere iki planı vardır. Öteki dinlere mensup insanlar ise Tanrı için hiç bir önem arz etmezler. Tanrı’nın Yahudilerle ilgili planı gereği Yahudiler, vaat edilmiş topraklara dönüp Büyük İsrail’i kuracak ve dünyaya egemen olacaklardır. Evanjelikler ise bu plana destek olacaklar ancak kendileri için kurtuluş ahrette gerçekleşecektir.

Eski Ahit/Tevrat ve Yeni Ahit/İncil’den oluşan Kitabı Mukaddes’e göre, İsa Mesih’in yeryüzüne yeniden inebilmesi için Yahudilerin, “Ken’an Diyarı” olarak da adlandırılan ve kendilerine Tanrı tarafından vaat edildiğini iddia ettikleri topraklarda toplanmış olması gerekmektedir.

Evanjelik inanca göre, Mesih geldiğinde Yahudiler ve Evanjelikler bir tarafta, bunların haricindeki diğer insanlar ise diğer tarafta olacak ve iki taraf arasında büyük bir savaş, yani “Armageddon Savaşı” yaşanacaktır. İsa önderliğindeki Yahudiler ve Evanjelikler savaşı kazanıp dünya egemenliğine ulaşacaklardır.

Siyonist Evanjelikler Yahudilerin “Tanrı’nın seçilmiş halkı” olduğuna ve kutsal toprakların da onlara vaat edilmiş olduğunu kabul ederler. Mesih’in gelişi ile birlikte Siyonist Yahudilerin bir dünya egemenliğine ulaşacağını, bu konuda kendilerine düşen en büyük sorumluluğun da Yahudilerin egemenliğine destek olmak olduğunu düşünürler. Sözünü ettiğimiz insanlar, Mesih’in yeryüzüne dönmesi ve kıyamet savaşının başlaması için Siyonizm’in başarıya ulaşması gerektiğine inanan gözü dönmüş azılı İslam düşmanı bir topluluk.

Evanjelistler dünya çapında güçlü televizyonlardan, gazete yayınlarından, internet sitelerinden, video oyunlarından, sinema sektöründen ve bilim-kurgu romanlarından yararlanarak misyonerlik yapmaktadırlar. Bunun neticesinde Amerika’daki Evanjelist Protestanların sayısında ciddi bir artış gözlenmektedir. 1987’de Protestan nüfusun yüzde 41’lik bir dilimini oluştururken, 2004’de bu oran yüzde 54’e ulaşmıştır. Nüfusu 300 milyonu bulan Amerika’da Evanjelistlerin sayısı 80 milyonu aşmıştır. 1950 yılında tüm dünyadaki sayıları 4 milyon kadarken, 2004 yılı rakamlarına göre 500 milyonu aştıkları görülüyor.

1948’de İsrail’in kurulması Amerika’daki Evanjelistler arasında büyük bir heyecan dalgasına yol açtı. Zira Yahudilerin İsrail’de toplanmaları Mesihçi/Kıyametçi inanıştaki Evanjelistler için altın çağa kapı aralayan bir ön şart niteliği taşıyor. Hıristiyan Siyonistlerin İsrail’e verdikleri destek çok önem arz ediyor. Batı Şeria ve Kudüs dâhil “Büyük İsrail”in kurulmasını savunuyorlar. Bu yüzden İsrail’in yasa dışı Yahudi yerleşim politikasını şiddetle destekliyorlar. Hıristiyan Siyonistler ile İsrail’deki Siyonistlerin örtüşen bu amacından İsrail büyük yarar sağlıyor. Hıristiyan Siyonist kuruluşlar gençler için İsrail’e geziler düzenliyorlar. İsrail de bu gezileri teşvik ediyor.

Günümüzde Evenjelik bir hareket olarak “Metodist Kilisesi mensupları yoğun olarak ABD, İngiltere, Kanada ve bu ülkelerin sömürgelerinde yaşamaktadırlar. Metodistler, yaşadıkları ülke nüfusuna oranla sayıca az gibi görünmelerine rağmen nufuz alanları oldukça geniştir. Bu açıdan bakıldığında özellikle ABD’nin iç ve dış politikasında dolayısıyla dünya siyasetinde oldukça etkili oldukları görülmektedir. Metodist Kilisesi ve bu kilise mensuplarının dinî düşünce ve görüşleri, onların felsefi ve siyasi fikirlerinin arka planının temellerini oluşturmaktadır. Metodistler özellikle geçen yüzyılın son üst düzey yöneticileri olmuşlar ve dünya siyasetine yön vermişlerdir. Metodist Kilisesi’nin mensuplarından biri, aynı zamanda bağlılarını beyaz ırktan ve Protestanlardan seçen gizli örgüt “Kafatası ve Kemikler”in üyesi olan George Bush’un iktidara getirilme süreci dikkate alındığında, bilinen misyon yöntemlerinin yanı sıra, üst düzey yöneticiler vasıtasıyla İsa’nın yeryüzüne gelişini kolaylaştırmak için dünyayı zorla bir kargaşa ve savaş ortamına sürüklediler. Bu kaynaktan beslenen ABD yönetimi gerektiğinde askeri seçenekleri de göz ardı etmeden yayılmacı bir politika izleyerek, dünyanın kontrolünü ele geçirmeye ve küreselleşmenin de etkisiyle misyonunu yerine getirmeye çalışmaktadır.  Kaldı ki küreselleşmenin de arkasında yatan güç, yine Evanjelik hareketin oluşturduğu, küresel sermaye ve ekümenlik hareket bulunmaktadır.” (Bayram Polat, Evanjelik Bir Hareket Metodist Kilisesi, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul, 2008.)

Daha Fazla

Related Articles

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close