GenelOkuyucu Yazıları

Evlilikte Olması Gereken Temel Değerler

Mürüvvet Çalışkan- Aile Danışmanı

Yanlarında rahatlayasınız huzur bulasınız diye size, kendi türünüzden eşler yaratması da Allah’ın
ayetlerindendir. Aranıza sevgi ve merhamet de koymuştur. Bunda, düşünen bir topluluk için ayetler
vardır.(Rum 30/21) Ayette sağlıklı bir evlilikte olması gereken temel değerler verilmektedir. Rabbimizin
belirlediği bu değerler, sağlıklı bir evlilikte olmazsa olmaz değerlerdir. Gelin hep beraber bu değerleri
tek tek ele almaya çalışalım.

1. Değer Sükûnet: Arapça bir kelime olan sükûnet TDK’de durgunluk, dinginlik, hareketsizlik, sessizlik,
huzur, rahat, dinme ve yatışma gibi anlamlara gelmektedir. İnsan kendisini güvende hissettiği yerde
ancak huzurlu ve sakin olmaktadır. Güvensizliğin ve şiddetin olduğu yerde ise huzur ve sükûnetten
bahsedilemez. Sükûnet kavramı anlaşıldığı gibi pozitif çağrışımlar veren ve birçok ikincil değeri içinde
barındıran bir kavramdır.

Eşler arasında huzur bulmanın en önemli unsurlarından birisi de Araf 189. Ayette de geçtiği gibi “Sizi
bir tek nefisten yaratan, onunla huzur bulsun diye eşini de o nefisten oluşturan odur. Erkek onu sarınca
eşi hafif bir yük yüklenir ve onunla dolaşır. Yükü ağırlaşınca da Rableri/Sahipleri olan Allah’a şöyle
yalvarırlar: “Bize iyi bir evlat verirsen, üzerine düşeni yapanlardan olacağız”. Sükûnetin sağlanmasına
etki eden ve neslin devamı için var olan cinsellik, evliliği diğer ilişkilerden ayıran temel unsurdur.

Evlikteki cinsel yaşam kadın ve erkeği tamamlamaktadır. Bir birlerinin örtüleri haline getirmektedir.1
Çiftler arasındaki sadakatin ölçütlerinden birisi de cinselliktir Çiftlerin aktif cinsel yaşamları görece
olarak artan ve azalan bir takvim izlemektedir. Gençlik ve orta yaşlılıktaki cinsellik ileri yaşlılıkta azalsa
da devam etmektedir. Yani aktif cinsellik evliliğin olmazsa olmazı fakat yüzdeye vurursak bir kısmını
kaplamaktadır. Özellikle menopozla birlikte kadınlarda östrojen azalması bazı sorunlara sebebiyet
verdiği için cinsel istekte azalma görülebilmektedir. Erkeklerde ise ileri yaşlarda testosteron azalması
hem enerji hissini hem de cinsel istek ve arzuyu azalttığı bilinmektedir. Yaşlılıkta cinsellik farklılaşsa da
el ele tutuşmak, sarılmak, öpmek, birbirine dokunmak pasif de olsa çok hoş cinsel hazlar veren
eylemlerdir. Bu eylemler sırasında da vücudumuzda ağrı kesici, mutluluk ve keyif verici özelliği olan
maddelerin salgılanmasına yol açılmaktadır. Bunlar da sağlığı olumlu yönde etkilemektedir. Sonuç
olarak ayette geçen cinselliği de içinde barındıran sükûnet hali evlilik boyunca aktif ve pasif olarak
devam edebilecek bir haldir. Sağlıklı işleyen bir cinsel hayat eşleri birbirine bağlayıcı bir niteliğe sahip
olduğundan, her hangi bir cinsel işlev bozukluğunda mutlaka bir jinekoloğa ya da cinsel terapiste
başvurmak gerekir. Cinsel yaşamı sağlıklı geçen çiftler için evlilik huzur verir, aralarındaki yakınlık ve
sevgiyi tazeleme şansı elde edebilirler.

2. Değer Sevgi: Kur’an’da sevgi iki kavram etrafında şekillenmektedir. Biri hub (hubb) diğeri
meveddettir. Allah’ın isimlerinden olan vedûd (Hûd 11/90; Büruc 85/14) ismi çok seven demektir.
Öncelikli olarak belirtmeliyim ki iki kavramla betimlenen sevgiden hubb kavramı Türkçemizde de geçen
hububat ve muhabbet kavramları ile aynı kökten gelirler. Lisanul Arapta hub ‘buğuzun zıddı” olarak
geçmektedir.2 Buğuz etmek; kin beslemek, nefret etmektir. Buğuzun zıddı olan sevgi artan değer olarak
tıpkı “Allah onları, onlar da Allah’ı severler” Maide 54. ayette de geçtiği gibi Allah’la kullar arasındaki
karşılıklı artan değer olarak sevgiyi de vurgulamaktadır. Rum 21. Ayette ise bir kişi bir kişiye karşı
yakınlık duyduğunda tıpkı bir hububatın (tohumun) toprağa ekilmesi gibi çiftlerde saygıya dayalı
muhabbet arttığında, bir birlerine ilgi ve alaka gösterdiklerinde Cenab-ı Hak çiftler arasında sevgi
(meveddet) var etmektedir. Sonuç olarak hubb ve meveddet birbirlerinin sebep ve sonuçlarıdır
diyebiliriz.

Sevgi, Allah’ın insana bahşettiği önemli duygulardan biridir. İnsan, sevmek ve sevilmek için doğmuştur.
Çünkü sevmek, sevilmeye sebeptir.

Birlikte hayatı sürdüreceğimiz/paylaşacağımız insanla uyumlu ve mutlu bir yaşam kalitesinin
sağlanması, sevginin yaşatılmasıyla ve saygının sürekli geliştirilmesiyle mümkündür. Sevgi insanda pek
çok duygunun ve eylemin temel harcını oluşturur. Sevgide bağlanma, katlanma, paylaşma, gönüller
arası uzlaşma, kusurların görülmemesi, fedakârlık vardır. Sevgiyle güçlüklerle mücadele edilir,
zorluklara ve sıkıntılara katlanılır. Sevgi varsa insana değer verilir. Sevgiyle insan, insan olma özelliğini
dışa yansıtır. Sevgiyle insanlar bir araya gelir. Nefretle insanlar birbirinden uzaklaşır. Sevgi insanlar
arasında uyum ve güven oluşturur. Sevginin yok olduğu veya var olup da dışa yansıtılmadığı bir aile
ortamında problem vardır.

Peki, biz Cenab-ı Hakkın var ettiği sevgiyi nasıl sürdüreceğiz?
İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlar için Rahman, bir sevgi oluşturacaktır. (Meryem 98/96) Oluşturulan
bu sevgi Allah’a güvenmekle başlamaktadır. Salih amel/ler ise yalnız Allah’ın rızası gözetilerek yapılan
tüm iyilikleri kapsamaktadır. Evlilikteki güven duygumuz bizi bir arada tutan en önemli
duygularımızdandır. Eşler önce Allah’a güvendikçe üstlerinden kalkamayacakları hiçbir problemleri
yoktur. Tegabun suresi 14. Ayette geçtiği gibi İlişkide sınanan çiftler, sınandıkları zorlukların üstesinden
yeni bir sayfa açarak, Allah’ın izniyle ve Allah’a güvenerek kurtulacaklarını bilmelidirler. Ayrıca eşlerin
birbirilerine karşı iyi davranmaları salih amel kapsamına girmektedir. Muhabbet ise aradaki sevgiyi
arttırmaktadır. Canı kulağıyla dinlemek muhabbeti arttırır. Bu tür dinlemeye empatik dinleme
denmektedir.

Empatik dinleme önce anlamaya, sonra anlaşılmaya çalışmaktır. Bize anlatılanları değil anlatılanların
ardındaki duyguyu dinleyebilmektir. Karşımızdaki kişinin söyledikleriyle birlikte ona bunları söyleten
duyguya odaklanmaktır. Eşimizi dinlerken sadece cevap vermek, nasihat etmek, suçlamak, eleştirmek,
hakaret etmek, bağırmak için dinlemek empatik dinleme değildir. Bu tür iletişim hataları yaptığımızda
karşımızdaki kişi kendisini değersiz, yetersiz, başarısız, mutsuz, anlaşılmaz hissetmektedir. Mutsuz bir
eş mutsuz bir birliktelik demektir. Bu da sevgiyi azaltan, çifti kopuş noktasına getiren bir süreçtir. En
sonunda Allah’ın var ettiği sevgiyi kaybetmek demektir. Sonuç olarak; olaylara kendi duygu ve
düşüncelerinin dışına çıkarak kuşbakışı bakabilme esnekliğini gösterebilen kişiler ilişkilerini daha iyi
yönetirler. İlişkilerimizi sağlıklı bir şekilde yürütebilmek ve empatik iletişim kurabilmek için negatifliği
çağrıştıran “otomatik tepkilerden” kaçınmamız gerekir. Otomatik tepkiler düşünülmeden verilen
tepkilerdir. Kişiyi kaba ve bencil gösterir.

Kalbi sevgi ile dolu olan bir insanın, iç dünyası yüzüne yansır; duygu, düşünce ve davranışlarına yansır.
İçi sevgi ile dolu olan bir kişi kaba ve bencil olamaz. “Sevginin bütünleştiren, huzur veren, barıştıran,
koruyan özelliğine karşılık kabalık ve bencilliğin insanı ürküten, uzaklaştıran, dağıtan, nefret uyandıran,
ilişkileri bozan bir özelliği vardır. Kabalık ve bencilliğin kişiyi bozan, benlik saygısını kaybettiren hatta
insanın bütünlüğünü tehlikeye sokan tarafı vardır.

3. Değer Merhamet: TDK’de acıma duygusu olarak geçen bu kavramı Rum 21. Ayete göre
değerlendirdiğimizde eşimize acımak, şefkat, ilgi göstermek, bu duygunun etkisiyle yapılan iyiliklerde
bulunmak ve kendimize de yaptığımız bir lütuf olarak değerlendirebiliriz. Kendini sevmek özşefkate
sahip olmak, bencil olmanın tam tersidir. Kendi içimizde iyi hissetmek, sevgi ve şefkat dolu bir
kuyumuzun olması gibidir. Boş bir kuyudan su çekemezsiniz. İçimizde kendimize karşı nefret ve
güvensizlik olduğunda ise başkalarına sadece onları veririz. Oysa Cenab-ı Hakkın içimizde var ettiği
merhamet duygumuz aktif oldukça çarpan etkisi yaratır. Dinimizde her şey paylaştıkça, verdikçe artan
bir etkiye sahiptir. Azalmaz!!!

Merhamet eden kişi eşini olduğu gibi kabul eden kişidir. Eşinden yapamayacağı beklentilere girmez.
Eşinden yapamayacağı beklentilere giren kişiler memnuniyetsiz olurlar. Bir kadın kocasının kazancını,
kendisi de çalışıyorsa kazançlarının kıymetini bilmek zorundadır. Kapitalizmin getirisi olan reklamlara
baktığımızda tüketim alışkanlığının kadınlara yönelik daha fazla olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda
kadın ayağını yorganına göre uzatıp kanaatkâr olmalıdır.
Eşlerin ihtiyaç listesi hazırlayıp, önceliklerini belirlemeleri en ideal tutumdur. Her şeyi maddiyatla
ölçmeyi huy edinen kadınlar genellikle evliliklerini başkalarının harcamalarıyla kıyaslama eğilimi
gösterirler. Oysa başkasının kocası ne almışsa aynısını istemek, haset duygusunu beslediği gibi
kendinde olanları görmemeye de sebebiyet verir. Gerçekçi olmayan beklentiler sadece mutsuzluk
getirir! Unutmayalım yuvayı dişi kuş yapar. Kadınlar kanaatkâr olduklarında eşlerini idare etme
konusunda da daha başarılı olurlar. İhtiyaçlar ve beklentiler gerçekçi olursa ancak evlilikte karşılıklı
anlayış artar.

Rum 21. Ayette geçen evlilikte olması gereken sükûnet, sevgi ve merhamet duygusunu yok eden her
türden istismar ve şiddetten uzak durmamız gerekir. Fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel istismar ve
şiddetin panzehiri bu ayettir. Evlilikte herkes üstüne düşeni yaparsa huzurlu bir ev ortamına sahip
olunur. Sonuç olarak ilişkide sükûnet, sevgi ve merhamet duygumuz güvenle pekiştiğinde refah
seviyesi yüksek sağlıklı aileler oluşur. Sağlıklı ailelerde sağlıklı bireylerden oluşur. Ben’den Biz’e
geçebilen ve sorumluluklarını karşılıklı olarak bilen ailelerden de sağlıklı toplum/lar oluşur.


1 Bknz; Bakara 2/187
2 https://islamansiklopedisi.org.tr/muhabbet maddesi

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir