GenelYazarlardanYazılar

Gerçekten Seçim Yaptık mı?

Akıl, kişi tercihler yapabilsin, ulaşabildiği veriler yardımı ile kendisi için en uygun seçimi bulabilsin diye vardır. Ancak söz konusu verilerin doğruluğu, gerçek manada doğru tercih yapmanın olmazsa olmazıdır. Doğru bilgi ve doğru düşünüş ile iyi kötüden, doğru yanlıştan ayırt edilebilir. Sahih bilginin, (önyargısız) aklın ve tefekkürün olmadığı tercihler sahibini selamete erdiremez.

Girişten de anlaşılacağı gibi konumuz tercih/seçim. Demokrasinin işletilmesi için yine bir “genel seçim” yapıldı. Hayır, seçim sonuçlarını konuşmayacağız, kim kazandı, kim neden kaybetti umurumda bile değil. Genel olarak bizimkisi gibi toplumların, seçime katılarak “görev” ifa ettikleri sanması, özelde de son birkaç seçimde İslamcıların seçime katılmayı kendi adlarına “görev” addetmelerini de konuşmaya gerek yok. Bu iki gurup da seçimlere katılarak nihai manada (plan sahiplerinin önceden yaptıkları kurgu dışında sonuç adına) bir etkilerinin olmadıklarını zamanla anlayacaklardır. “Oy vermek bir şeyleri değiştirseydi eğer yasaklanırdı” diyen Emma Goldman zaten meseleyi çok güzel özetlemiştir.

Asıl konuşmamız gereken konu tercih yapabilme yetisi olmalı. Kişi neyi, ne için ve hangi gerekçelerle tercih eder/etmeli. Bir konuda tercihte bulunacak kişinin o konu hakkında ne kadar malumatı olması gerekir ki kendisi ve toplumu için doğru tercihte bulunmuş olsun. Demokratik kurallara göre seçmenin ehliyetinin bir önemi yoktur. Her “kelle” eşittir bir oy demektir. Hatırlasınız ismi lazım değil, yakın geçmişte bir magazin yıldızı (!) “dağdaki çobanla benim oyum bir olamaz” demişti. Her ne kadar sözü söyleyen muteber olmasa da söz doğrudur. Aslında, her konunun kendi ehlince karara bağlanması toplum yararına en doğru neticeyi doğurur. Bir toplumun geleceği adına, her hangi bir toplumsal konuda herkesin söz söyleme hakkının bulunması ve çoğunluğun tercihinin doğru kabul edilmesinden daha büyük zararı o topluma hiçbir şey veremez.

Dini atalarından miras yolu ile alan bizimkisi gibi toplumların sorgulamaları gereken konu gerçekten İslam’ı kendimize din olarak tercih ettik mi konusudur. İçine doğduğumuz toplum hasbelkader Müslüman diye mi bizlerde Müslüman’ız, yoksa bu bir seçim mi? Bu bir seçimdir, ben dinimi bile isteye tercih ettim diyebilmektir aslolan.

“Yalnız inandık demekle bırakılıvereceğinizi mi sandınız”29-2 demezler mi adama? Konunun başında da değindiğimiz gibi sahih bir bilgi, (önyargısız) akıl ve derinlemesine tefekkürün neticesinde İslam’ı din olarak tercih etmemizdir makbul olan. Din olarak İslam’ı tercih etmek demek bizi ne kadar bağlar. İslam’ı din olarak seçmenin bireysel ve toplumsal yaşam da karşılığı nelerdir. İslam, düşünsel bir olgu mu, siyasal bir kimlik mi, folklorik bir çeşitlilik mi, ayinsel bir ritüel mi, nedir İslam. İslam’ı tercih etmekle neleri tercih etmiş oluyoruz. Ya da, tersten gelelim neleri reddetmiş oluruz. Konunun başından beri gelmek istediğimiz asıl yer burasıydı.

Sözgelimi çocuğunuzu evlendireceksiniz çeyiz seti alıyorsunuz ve bunun için doğru bir tercih yapmak istiyorsunuz. Gittiğiniz satıcılarda size genel olarak paket fiyat verirler. Sizde ödeyeceğiniz bedele karşılık alacağınız çeyiz paketinin içeriğini öğrenmek istersiniz. Paketin değerini belirleyen şey içinde neler var ve nelerin yok olduğudur. Paket içeriğini beğenirseniz bedelini öder alırısınız. Beğenmezseniz de siz bilirsiniz. İslam da bir bütündür. Paket içeriğine bakar beğenirseniz alırsınız ya da siz bilirsiniz.“…

İslam’ın ilk kez meydana çıktığı Mekke toplumunda Müslümanlığı tercih etmeyen kişilerin gerek-
çeleri nelerdi. Onları İslam’a girmekten alıkoyan şey ne idi, burası çok iyi sorgulanması gereken bir
meseledir. Çünkü bugünün toplumunda hayat algısı ve dahi şekline bakınca onlardan farkı olmayan,
beklide fazlası bile olan insanlar güya Müslümanlar, güya İslam’ı tercih etmişler. Bu nasıl bir çelişkidir.
Onların İslam’ı kabullenmelerine engel olan birçok şey, bugün kendisini Müslüman var sayan insanlarda
da mevcut. Fark şu ki onlar dini bilerek reddediyorlardı, bunlar bilmeden kabul ediyorlar. Ne yapmalı;
ilk önce dini miras olarak bulmuş olsak bile ne aldığımızı iyi bileceğiz. Yani paket içeriğini kapsamlı bir
şekilde tahlil edip anlamaya çalışacağız. Eğer içeriği hazmedebiliyorsak, sahipleniyorsak işte o zaman
böyle bir toplumda bir bütün olarak bu dini nasıl daha iyi yaşarız diye gayret etmemiz farz olur. Bireysel
ve toplumsal yaşamda, tercihimizi sahiplenme ve en güzel bir biçimde yaşama duasıyla.”

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı