Genel

Haçlı terörü

Mustafa Özcan/Fikriyat

Yeni Zelanda kasabı Brenton Tarrant’ı meş’um eyleme iten, azmettirici unsurları ve motivasyonları elediğinizde karşınıza Batı’nın kolektif hafızası çıkmaktadır. Olay öncesinde kaleme almış olduğu hacimli manifesto da bunlara dair işaretler hatta belgeler bulunmaktadır. Burada bir usul tartışmasına girecek olursak kolektif hafızaya dayalı bu münferit olaya Haçlı saldırısı ya da Haçlı terörü diyebilir miyiz? El cevap, diyebiliriz. İzah edersek durum anlaşılır. Öncelikli olarak terörü dinlere atfetmek; İslam terörü veya İslami terör gibi yaftalar doğru değil. Bu minvalde Hristiyan terörü veya Yahudi terörü ifadeleri de yanlıştır.

 

Hazreti İsa’nın sevecen ve insancıl öğretilerinden böyle bir vahşet çıkarmak mümkün değil. Öyle ise algıda bir kusur var demektir. Tarihi süreçte Hristiyanlık başkalaşmış ve silahlı faaliyetleri veya din savaşları Haçlı seferleri namıyla meşhur olmuştur. 1099 yılında Kudüs’ün alınması sırasında Haçlılar Brenton Tarrant’a binlerce defa rahmet okutacak mezalimler irtikâp etmişlerdir. Mesih namına taş üstünde taş, gövde üzerinde baş bırakmamışlardır. Dolayısıyla Haçlıların tarih bagajı ya da galerisi kirlidir ve bu gibi vahşetlerle doludur. Demem o ki Yahudi ya da Hristiyan teröründen bahsedemeyiz lakin bir Haçlı ve bir Siyonist teröründen, söyleminden bahsetmemiz pekâlâ mümkündür ve ötesinde yerindedir. Hiç kimse gocunmasın, Haçlı veya Siyonist ifadesi IŞİD ifadesiyle eşdeğerdir veya onun karşı ağırlığıdır.

 

Günümüzde İslam nefretini kimi siyasetçiler ile basın körüklemektedir. Netanyahu yükselen Avrupa sağının ortağıdır. Ya da eski Hitler’in düşmanı yeni Hitlerlerin de ortağı! Zaten Hitler’i Holokost’a azmettirenin Kudüs Müftüsü el Hac Emin el Hüseyni olduğunu kendisi söylememiş miydi? Demek ki Hitler’e hafifletici mazeretler arıyor. Keza Brenton Tarrant’ın rol modeli evanjelikler ya da başta Trump olmak üzere benzerleridir. Sırp Çetnikler gibi tarihi arka planla birlikte hasara uğramış beynini travmatik kafasını (Brenton Tarrant) en fazla etkileyen kişilerden birisi de Candace Owens’dir. Trump’a özenen yalnız Haçlı kurdu Brenton Tarrant onu şöyle tanımlamaktadır: “Beyaz kimliği yenileyen ve ortak amacı dirilten adam!’ Kısaca Yeni Zelanda canavarı veya kasabı bir beyaz ırkçısı olduğu kadar aynı zamanda Hristiyan fanatiğidir. Onu bu uğursuz, meş’um eyleme iten şuur altını bu iki ideoloji beslemektedir. Bu kafadan çatlak Haçlı artığı Trump, Netanyahu ve Sisi gibilerden cesaret almaktadır. Haçlı uşağı Abdulfettah Sisi Münih Güvenlik Konferansında batılılardan camilere göz kulak olmalarını, gözetlemelerini ve buraları tarassut etmelerini istemiştir. Yeni Zelanda saldırısı da gözetlenmesi gereken unsurların yalnız kurt ve Haçlı artığı Brenton Tarrant gibiler olduğunu göstermiştir. Keza gözlenmesi ve nezaret altında tutulması gereken de onlara çanak tutan Sisi gibi Batı’nın Haçlı kuklalarıdır.

İslam’ın sembolü ve namazgâhı olan camiler sistematik olarak Siyonistlerin veya aşırı sağın saldırısı altındadır. Nitekim Brenton Tarrant Yeni Zelanda’da Christchurc ( Mesih Kilisesi) şehrinin ‘Merkez Camii Nur’ camiisine gün ortasında vahşet uygulamış, cuma namazı sırası saldırı düzenlemiş ve düzinelerce Müslümanı hunharca şehit etmiştir. Bunu yapan bir Haçlıdır ama esasında bir anti-Christ’tir yani Deccal’dır. Mesih ile bu eylemi yan yana getirmek Deccal işidir. Ama ilginçtir ki Nur Camiine karşı yapılan eylemin geçtiği şehrin adı da Christchurc yani ‘Mesih Kilisesi’dir.

Haçlılık Hristiyanlığın deforme olmuş, bozulmuş halidir ve bu bozulma haline sahte Hristiyanlık ya da Deccalizm denmektedir. Haçlılık Brenton Tarrant’ın yaptığı eylem biçimidir. Bu anlayış günümüzde Siyonizmle ortaktır ve bu ortaklığı Hristiyan cenahta dini anlamda Evanjelizm akımı temsil etmektedir. Felsefelerini düşmanlık üzerine kurmuşlardır.

Brenton Tarrant’ın yaptığı terör de İsrail’in devlet eliyle Mescid-i Aksa havzasında veya Hareminde yaptıkları terör değil mi? İsrail askerleri cami hareminde ve içinde postallarıyla yürümüyorlar mı? Tarrant’a kim ilham verdi? Tarrant’ın eylemci selefleri 1969 yılında Mescid-i Aksa’ya saldıran Siyonist ile 1994 yılında Halil kentinde Hazreti İbrahim Camiine saldıran Siyonist teröristtir. Avustralyalı Yahudi Dennis Michael Rohan, 21 Ağustos 1969’da Mescid-i Aksa’ya saldırarak, Nureddin-Salahaddin adıyla anılan mihrabını ve bin yıllık minberini kundakladı, yaktı. 25 Şubat 1994 tarihinde ABD vatandaşı radikal Yahudi Barush Goldstien adlı terörist de Halilurrahman Camii’nde bir katliam gerçekleştirdi. Haçlılar ve Siyonistler kundakçıdır. Bu cami saldırıları bulaşıcıdır, günümüzde Avrupa’da da aşırı sağcılar camilere saldırmaktadır. Barush Goldstien’in Halil kentinde Hazreti İbrahim Camiine saldırısı bir yıl önce fanatik Hinduların Ayodha’daki Babür Camiine saldırılarının akabine rastlaması tesadüf müdür? Arada sadece bir yıl vardır!

Terörist Goldstein, 25 Şubat Cuma günü camide ibadet eden Müslümanların üzerine ateş açmış ve 29 kişinin ölümüne, 300 kişinin de yaralanmasına sebep olmuştur. Bu saldırının ardından cami ibadete kapatılmıştır. İslam’a karşı yürütülen Siyonist terör bizzat devlet desteğine haizdir. Terörist saldırı cami ikiye pay edilerek ve bir kısmı Yahudilere tahsis edilerek ödüllendirilmiştir! Hindu fanatikler Babür camiini yıkarken burada Hindu Tanrısı Ram’ın doğduğunu ileri sürmüşlerdir. Hindularla Siyonistler bu bağlamda birbirlerinden taktik devşirmektedirler. Nitekim İbrahim Camii örneğindeki gibi Hindular tarafından yıkılan ve Müslümanlar tarafından büyük öneme haiz, ‘Babür Camii’nin arsasının üçte ikisi Hint mahkemesi tarafından Hindulara verilmiştir.

Anlaşılan Brenton Tarrant gibilerin gönlüne ve zihnine aşırı bir İslam nefreti yüklemesi yapılmış ve bu da Müslümanların kutsal bildiği Recep ayı sınırlarında 15 Mart 2019 tarihinde Christchurc’da infilak etmiştir.

Tarihte de Haçlılık namına işlenmiş bir sürü mezalim ve terör eylemi var. Bu Haçlılardan veya Haçlı IŞİD’cilerinden birisi Selahaddin Eyyübi döneminde yaşamış olan Ernat (Renaud de Châtillon)’dan başkası değildir. Masum Müslüman hacı kafilelerine saldırarak anlaşmalara rağmen sivil hacıları önce yağmalamış sonra da katletmiştir. Selahaddin Eyyübi de yakalaması veya eline geçirmesi halinde bizzat cezasını kendi elleriyle vereceğine dair ant içmiştir. Nitekim bunu da yapmıştır. Selahaddin Eyyübi, Fatimi Veziri Şaver’den sonra Haçlı şövalyesi veya bugünkü tabirle Haçlı teröristi Kerek sahibi Prens Ernat (Renaud de Châtillon) bizzat kendi elleriyle öldürmüştür. “Sultanlar infaz yapmaz, başkasına yaptırır” diye söylendiyse de Selâhaddîn, bunlara aldırmayarak Ernat`ı bizzat kendi elleriyle cezalandırdı.

 

TARİH HOLİGANI VEYA VANDAMI!

Yeni Zelanda kasabı Tarrant’ın ‘common purpose’ dediği ortak gaye veya aslında ortak hafıza ve bilinci teşkil eden şey tarihi hadisattır. Batı’nın kolektif hafızasını öteki olan İslam veya Türklük şekillendirmiştir. Geçmişte ilgili yazılarında Nilgün Cerrahoğlu buna temas etmiş ve Batı’nın kolektif şuurunun Viyana Bozgunu ile İnebahtı Bozgunu gibi şekillendiğini ifade etmiştir. Buna benzer tarihi hadiselerin Batı’nın kolektif hafızasını yoğurduğunu ve biçimlendirdiğini belirtmiştir.

Nitekim yalnız Haçlı kurdu Tarrant’ın zihin-şuur bulanıklığının arkasında da bu çarpık tarih bilinci yatmaktadır.

Modern Batı’nın şuur altını ilmik ilmik dokuyan, işleyen şey İnebahtı gibi hadiselerdir. Tarrant da tarihe gönderme yaparak travmatik tarihten, geçmişten yaralı bilinç üretiyor. İsrail de yaralı bilincin ürünüdür. Haçlılar da yaralı bilincin kurbanlarıdır.

 

Tarrant’ın manifestosunda Türklerle ilgili bir bölüm de yer alıyor. “Türklere” başlığının yer aldığı bölümde şu ifadelere yer veriliyor:

“Topraklarınızda huzur içinde yaşayabilirsiniz, size zarar gelmeyecek. Boğaz’ın Doğu yakasında. Ama Boğaz’ın Batı yakasında bir yerde yaşamayı denerseniz, Avrupa’ya gelirseniz sizi öldüreceğiz. Konstantinopolis’e gelir, tüm cami ve minareleri yıkarız. Ayasofya minarelerden kurtulacak ve Konstantinapol hak edildiği gibi tekrar Hristiyan şehri olacak.”

Tarrant silahlarında daha önce dünyanın başka bölgelerinde Müslümanlara saldırı düzenleyenlerin isimleri yer alıyor. Silahlarda Osmanlı donanmalarını yok eden muharebelerin tarihleri ve amirallerin isimleri de yer alıyor.

 

Şarjörlerden birinin üzerinde Kiril alfabesiyle Miloş Obiliç yazması dikkat çekiyor. Miloş Obiliç, Kosova Savaşı’nda Sultan Murat’ı şehit eden Sırp olarak biliniyor.

Yine aynı şekilde 1683 Viyana yazısında da II. Viyana Kuşatması’na atıfta bulunuluyor.

Silahta yer alan bir diğer isim ise Antonio Bragadin… Bragadin, Osmanlı’da esir aldıkları bütün Türkleri öldüren, ardından Lala Mustafa Paşa’nın emriyle derisi yüzülerek ağaca asılan Venedikli bir komutan.

Yine şarjörlerde yer alan Dmitry Senyavin, 1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Rus cephesinde yer alan bir amiral.

Yine silahta yer alan 1770 tarihi de Rusya-Osmanlı arasında yapılan ve Osmanlı donanmasının tamamen yok edildiği Çeşme Deniz Muharebesi’ne atıf olabileceği tahmin ediliyor.

János Hunyadi ise II. Murad’a karşı Belgrad Kuşatması sırasında direnen Macar bir komutandı.

Silahta yer alan Alexandre Bissonette de Kanada’da 2017 yılında yine bir camiye girip silahlı saldırı düzenleyen bir katil.

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir