Genel

Hristiyanlıktaki tahrif devam ediyor!

Cemal Aydın / Mütercim-açık görüş

Günümüz Hıristiyanlığında, Hıristiyanlığın en güçlü mezhebi Katoliklikte artık cehennem yok! Gerek Fransa’da, gerekse Türkiye’de hangi Katolik papazla görüşsem, tartışsam dedikleri hep aynı: Cehennem yok! Cehennem yok!
Bu yazı asla Hıristiyanları kötülemek, karalamak ve küçük düşürmek için değil, sadece bazı inkârı imkânsız tarihî gerçekleri hatırlatmak ve bu tarihî gerçekler üzerinde herkesi düşündürmek içindir.

Belgelere rağmen inkar

Biz Müslümanlar, Yahudiliğin ve Hıristiyanlığın özünün bozulduğunu, yani tahrif edildiğini asırlardır söyleriz, Hıristiyanlar da öyle bir tahrifin asla söz konusu olmadığını iddia eder dururlar. Batı’nın yetiştirdiği bazı tarafsız Kitab-ı Mukaddes uzmanları, Yahudi ve Hıristiyanların ellerinde bulunan kutsal kitapların metinlerinin tahrife uğradığını belgeleriyle çoktan ispat edip gözler önüne sermiş olsalar da, Hıristiyanlar bu tarihî hakikatleri görmezden gelirler. Bu konuda merak edenler Garaudy’nin “İlâhî Mesajlar Toprağı Filistin” kitabına bakabilirler. O yüzden biz uzun uzun uzadıya onlar üzerinde duracak değiliz, sadece çok daha belirgin, göze ve dişe dokunan bazı tahrifleri hatırlatmakla yetineceğiz. Daha doğrusu Hıristiyanlıktaki birçok tahriften sadece ikisini gözler önüne sermekle yetineceğiz.

Birinci tahrif, hayli ilgi çekici bir tahriftir, şöyle ki:

Roma’nın mecburiyeti

Roma İmparatorluğu, arenalarda aç aslanlara parçalatmak gibi Hıristiyanlara yaptığı onca acımasız işkencelere ve zulümlere rağmen Hıristiyanlığın yayılışını durduramayıp da Hıristiyan olanların sayısı iyice artınca, ister istemez Hıristiyanlığı meşru kabul etmek zorunda kaldı. Fakat devlet, Hıristiyanları orduya katılmaya çağırdığında onlar, “Biz savaşmayız! Kimseye karşı silâh kullanmayız, kılıç çekmeyiz!” dediler. “Neden?” diye sorulunca da, şu cevabı verdiler: “Efendimiz İsa bize silâh kullanmayı yasaklamış ve şöyle buyurmuştur:

Kılıcını yerine koy! Kılıç çekenlerin hepsi kılıçla ölecek!” (Matta İncili, 27/52). Ayrıca bize şunu da emretmiştir: “Senin sağ yanağına kim vurursa, ona sol yanağını da çevir!” (Matta İncili, 5/39) Roma Devleti de mecburen Hıristiyanları sadece levazım gibi eline kılıç almayan askerî birimlerde kullandı. Fakat giderek devlet bütünüyle Hıristiyanlaşınca, Hıristiyanlar eski inanış ve görüşlerinden tamamen vazgeçtiler. Artık Hz. İsa’ya hiç kulak asmayarak kılıç kullanmaya başladılar. Öyle bir başladılar ki, Haçlı Seferleri, 100 yıl savaşları, 30 yıl savaşları ve sömürgecilik savaşları gibi nice savaşlarla silâh kullanmanın en vahşi ve en insafsız numunelerini verdiler. Hatta atom bombası kullanacak kadar ileri giderek değil Hristiyanlıktan insanlıktan bile çıktılar!

Kuralsızlık yüzünden…

İslâm’ın ilk dönemlerinden itibaren kesin savaş kuralları vardır ve “Şu şu kimseleri öldüremezsin!” der. Buna karşılık, başlangıçta savaşa karşı olduğu için savaş konusunda Hristiyanlıkta hiçbir dinî kural, hiçbir emir ve yasak yoktur. O kuralsızlık yüzünden de dünden bugüne Hıristiyan vahşeti, bütün acımasızlığıyla devam ediyor. Dolayısıyla Hıristiyanlık, “Kılıcını yerine koy!” ve “Sol yanağını da çevir!” buyruklarından, “Çek silâhı öldür!” denilecek duruma gelen korkunç bir tahrife uğramıştır. Bu tahrifi hiç kimse reddedemez, çünkü tarihî gerçekler ve belgeler ortadadır. Hıristiyanlığın en göze batan ilk tahrifi budur. İkincisi ise, zamanımızda revaçta olan en çarpıcı, en şaşırtıcı ve en güncel olan tahriftir. Evet, son derece dikkat çekici yeni tahrif, yani Hıristiyanlığın en yeni çarpıtılmasıyla karşı karşıyayız ki, o da cehennemin olmadığı iddiasıdır, bizzat Papa tarafından cehennemin inkâr edilmesidir.

‘Cehennem yok’

Bilindiği gibi Hz. İsa’nın açık, kesin ve net şöyle bir buyruğu vardır: “(Tevrat’ta) ‘Zina etmeyeceksin!’ dendiğini duydunuz. Fakat ben size diyorum ki, bir kadına şehvetle bakan her adam, yüreğinde o kadınla zina etmiş olur. Eğer sağ gözün günah işlemene sebep olursa, onu çıkar at! Çünkü vücudunun bir azasının yok olması, bütün vücudunun cehenneme atılmasından iyidir. Eğer sağ elin günah işlemene sebep olursa, onu kes at! Çünkü vücudunun bir üyesinin yok olması, bütün vücudunun cehenneme gitmesinden iyidir.” (Matta İncili, 5/27-30) Günümüz Hıristiyanlığında, Hıristiyanlığın en güçlü mezhebi Katoliklikte artık cehennem yok! Gerek Fransa’da, gerekse Türkiye’de hangi Katolik papazla görüşsem, tartışsam dedikleri hep aynı: Cehennem yok! Cehennem yok! Hiç unutmam, Kapadokya’da kendilerine bir papazın rehberlik ettiği Fransız Katolik bir grupla bir iki gün geçirmiştim. Bir ara papaz yine cehennemin olmadığından söz edince, bir kadıncağız dayanamadı, papaza isyan ve itiraz edercesine şöyle dedi: “Hitler, Stalin gibi câniler dâhil hiç kimse cehenneme gitmese bile, ben Yehuda’nın mutlaka cehenneme gideceğinden eminim!” Yehuda dediği, Hz. İsa’yı yakalamak için gelen, fakat kim olduğunu bilmeyen Romalı askerlere “Ben kimin yanına gidip de yanağından öpersem o İsa’dır!” diyerek Hz. İsa’yı ele veren ve dolayısıyla onların inancına göre çarmıha gerilmesine sebep olan kişidir. Düşünebiliyor musunuz, Hıristiyanlık âlemi 20 asır boyunca cehennemin olduğunu savundu. 21. asra geldiğimiz şu dönemde artık Hristiyanlıkta cehennem denilen bir şey kalmadı. Zavallı Dante, “İlâhî Komedya” eserini Cennet, Cehennem, Araf diye üç bölüme ayırmış ve cehenneme Peygamberimizi ve bazı İslâm büyüklerini de atmıştı. Cehennem bölümünün 31. beytinde şöyle der: “Bak Muhammed de nasıl sakat edildi! / Önümde ağlayarak giden de Ali, / çenesinden tepesine yüzü kesili.” Görüyor musunuz, adamcağızın o ünlü kitabının üçüncü bölümü olan Cehennem güme gitti! Oysa Dante, İncillerdeki Hz. İsa’nın ve kendisine kadar gelen bütün papaların sözüne inanarak (ve cennet ve cehennem konusunda İslâm kaynaklarından yararlanarak) kitabının Cehennem bölümünü yazmıştı. Herhalde mezarında öfkesinden dört dönüyor ve kitabını mahvettikleri için Papa cenapları başta olmak üzere günümüz Katolik din adamlarına ateş püskürüyordur. “Değirmenimden Mektuplar” kitabının yazarı Alphonse Daudet (Alfons Dode) de kabrinde tıpkı Dante gibi başını oraya buraya vuruyor ve herhalde şöyle bağırıyordur: “Be hey Katolik Papa ve papazlar, ben kitabımın ‘Cucugnan/Kükünyan Papazı’ bölümünü boşuna mı yazdım? Benim o hikâyemi siz çöpe atıyorsunuz ha!” O bölümde yazar özetle şunları anlatır: Kükünyan köyünün papazı bir gece rüyasında kıyametin koptuğunu görür. O âhiret âleminde köylülerini bulmak için hemen Cennete koşar, fakat görevli melekler o köyden hiç kimsenin kayıtlarda bulunmadığını söylerler. Papaz kendisinden gizledikleri günahları yüzünden onların Araf’ta olacaklarını düşünür, hemen oraya koşar, ama orada da bulamaz. Hepsinin Cehennemde olduğu besbellidir. O yüzden rüyadan uyanır uyanmaz kilisenin çanını var gücüyle çalarak bütün köylüyü kilisede toplar, gördüğü rüyayı anlatır ve çocuklardan başlamak üzere bütün köylünün günahlarını çıkaracağını, onun için sıraya girmelerini ister.

Nasıl söndürüldü?

Hülasa, bütün Hıristiyan mezheplerinde “Sol yanağına vurana sağ yanağını da çevir!” buyruğu bundan en az bin yedi yüz sene önce yürürlükten kaldırıldı ve Hıristiyanların hepsi de kılıca sarıldı. Günümüzde de Cehennem, Hıristiyanlığın sayıca en büyük ve ezici bir çoğunluğa sahip Katolik mezhebi tarafından söndürülmüş bulunuyor. Ortodoks, Gregoryen, Kıptî, Süryanî gibi diğer Hıristiyan mezheplerinde cehennem inancının devam edip etmediğini bilmiyorum.

Cehennemin kaldırılmasının, kanlı katillere, ABD ve Batı ülkeleri gibi câni devletlere, “İstediğinizi öldürün, istediğiniz kadar zulüm yapın, keyfinizce sömürün, gücünüzün yettiği devletleri ve halkları ezebildiğiniz kadar ezin! Bütün bunların hiçbirinin âhirette cezasını kesinlikle çekmeyeceksiniz!” demek anlamına gelip gelmediğinin takdirini okuyucuya bırakıyorum.

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı