Genel

İçine kapanan pencere

Gökhan Özcan/Yeni Şafak

Pencereden merakla dünyaya bakan bir çocuk olmayı özlüyor insan. Her şeyi o kadar geriye götürebilmek mümkün değil artık. Evden dışarıya adım attığımız gün, pencereden bakan çocuk olma hakkımızı ve imkanımızı yitirdik. Dünyaya dair bütün ihtimaller, her yanımıza bulaşan katı gerçeklerle yer değiştirmeye başladı. Pencereden baktığımız dünya sonsuzdu neredeyse; içimizden sonsuza doğru uzanan, büyüyen, çoğalan umutlar ve hayaller kanatlandırıyordu. Onu sınırlayan bir katılık, toslayacağı bir gerçeklik, üstüne çullanan ağırlıklar yoktu. Henüz tecrübe edilmemiş bir hayata heyecanla bakan çocuğun penceresi, dünyadan daha fazlasına açılıyordu. O pencerenin bize dünyadan daha büyük bir görme kabiliyeti bahşettiğini evimizden dışarıya çıkınca anladık. Geri dönüşü olmayan bir ayrılıktı bu. Her günün sonunda geri dönüyor olsak da; evin artık aynı ev olmadığını, penceresinin aynı yere bakmadığını anlamamız çok sürmedi. Ev aynı ev, pencere aynı pencereydi belki… Ama insan öyle mi? O her gün biraz daha azalarak dönüyordu evine. İçinde sızısı gittikçe büyüyen bir pencere hayaliyle…

“Gün bitti. Saat kaç. Bitecek mi bir gün savaşımız/ Hak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim de/ Dönüp dönüp arkamıza baktığımız/ bir dünya kalıntısı üstünde/ Hak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim de” diye yazmış Edip Cansever, ‘Tragedyalar III’ şiirinde.

Bir şeyin önündeyiz fotoğraflarda, gülümsüyoruz. Bir diğerinde bir şeyin arkasında… Yanında ya da ötesindeyiz sürekli bir şeylerin… Ya da bir şeylerin peşinde… Herkesin gerisinde ya da her şeyin ilerisinde… Biz neredeyiz tam olarak Allah aşkına, tam olarak nerede?

“……… Mezarlığı’ndan canlı yayındayız” dedi acar muhabir. Bir gülmedir aldı mezardakileri.

Mükemmel insanlar olmak istiyoruz. Mükemmel hayatlar yaşamak… Mükemmel imkanlara sahip olmak… Mükemmel evler, arabalar, mükemmel bugünler, mükemmel gelecekler… Mükemmel eşler, mükemmel aşklar… Mükemmel fikirler, mükemmel değişimler… Mükemmel dünya, mükemmel öteki dünya… Her şey mükemmel olsun istiyoruz, mükemmel insanlar olalım. Hem de kemale doğru tek bir adım atmaya gerek olmadan…

“Her birimiz yalnızca rolümüzü oynamaktan başka bir şey yapmıyoruz. Hepimiz roman kişisiyiz, hepimiz maskeyiz, hepimiz komedyeniz! Hiç kimse söylediğinden ve açıklamasından ne acı çekiyor, ne mutlu oluyor ve belki zevk aldığını ve acı çektiğini sanıyor; aksi halde yaşamak olanaksız olurdu” diyor Miguel De Unamuno, ‘Sis’te.

Bütün gününü tatlı yalanlarla geçireni her akşam evinde acı gerçekler bekler, hayat böyle!

Karanlıktan yorulduğunda, biraz da olsa ışığa kavuşmak için gayrı ihtiyari yerinden kalkıyor, telaş içinde evin bütün perdelerini sıkı sıkıya kapatıyordu.

Bir filmi ikinci kez izlediğinde anlıyorsun; ne sen o filmi ilk izleyen kişisin, ne film o izlediğin film!

Kimine dünya içinde kaybolacak kadar büyük gelir, kimine incir çekirdeğini bile doldurmayacak kadar küçük!

Bir de şunu düşünün; herkesin yanlış anladığı bir doğru ne hisseder?

“Sen şu gafile bak hele” dedi meczup, “güneşi zindana kapattığını sanıp kapısında nöbet tutuyor!”

Show More

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

Related Articles

Close