Genel

İhlas kavramı I

Doç. Dr. Ahmet Abay-aawsat

“İhlâslı değilsen kendini yorma” (İbnu’l Kayyım)

Hayatta bazı şeyler vardır ki onlar olmadan hep bir şeyler yarım ve eksik kalır. Mü’minlerin sahip olması gereken özelikler arasında “ihlas”ın olmaması da aynı eksikliği hissettirir.   Bu nedenle Kur’an’ın ele aldığı kavramlardan birisi de “ihlas”tır. Kur’an, bu kavramları bir amacı gerçekleştirmek için kullanır. Yani onları rastgele ve tesadüfi olarak muhataplara sunmamıştır.

Geçmişte ve günümüzde yaşananlar kavramların tasavvurun, zihnin ve şahsiyetin inşasında önemli bir rolü olduğunu göstermektedir. Kavramlar doğru şekilleriyle öğrenilmediğinde bunların üzerine bina edilecek bütün tasavvur ve düşünceler yanlış olacaktır. Zira tasavvur, zihin ve şahsiyetin birbirleriyle sıkı bir bağı vardır. Bunlardan birinin eksikliği veya sağlıklı olmayışı sonucu doğrudan etkileyecektir.

Kavramlar doğru tanımlanmadığında ya da içerikleri değiştirildiğinde kişiyi istenilen noktaya ulaştıramaz. Bu nedenle her toplum ve medeniyet kendi kavramlarını üretmeye gayret eder. Çünkü kavram üretemeyen medeniyetler ya başka medeniyetler tarafından zihnen köleleştirilirler ya da yok olur giderler. Allah Teâlâ bunu en iyi bilen olduğu için inşa etmek istediği toplumun kavram haritasını yeniden şekillendirmiştir.

Birkaç yazımızın temelini oluşturacak olan “İhlas” kavramı da özellikle iman eden kişinin şahsiyetini inşa etmede önemli bir kavramdır. Samimiyetten, saflıktan ve arılıktan uzak söz ve eylemler muhataba güven vermeyeceği gibi sahibini de istenilen hedefe ulaştırmaz.

Öncelikle İhlas kavramının sözlük anlamı üzerinde durmakta yarar vardır. ‘ihlâs’; “bir şeyi, kendisine karışmış ve bulaşmış olan şeylerden ayırmak, arıtmak, ayrıştırmak, kurtarmak ve sadece kendisi yapmak, bir şeyi özüne ulaştırmak’’[1]  demektir. Bunun zıddı “karıştırmak, kirletmek, saflığını bozmak,” anlamındaki ‘şevb’dir. Türkçede kullanılan “Şâibe” kelimesi de buradan gelir.

İslam Âlimleri ilk dönemlerden itibaren “ihlas” kavramının geniş anlam dünyasını yansıtan tanımlamalar yapmışlardır.

Said b. Cubeyr (ö. 94/713) ihlası şu şekilde tanımlar; “ihlas, kulun dinini ve amelini Allah’a has kılıp, dini hususunda hiçbir şeyi ortak koşmaması ve amelinde de hiç kimseye gösteriş yapmamasıdır.”[2]

Yahya b. Muaz (ö. 258/872) ise; “ihlas, sütün kan ve pislikten arındırılıp saflaştırılması gibi amelin her türlü ayıptan/kusurdan arındırılmasıdır.”[3] diye bir tanımlama yapar.

İhlâs kavramının sözlük anlamının yanı sıra kavramın mecâzî delaletine de değinen Zemahşerî (ö.538/1143), ihlası, “Kişinin sevgisini, dinini Allah için özleştirmesi ve saflaştırması” olarak tanımlar.[4] Zira amelin ihlasla yapılması kişinin bu ameli karşılığında dünyada da ahirette de herhangi bir karşılık istememesidir.

İhlas, aynı zamanda, “ibadet ve iyilikleri riyadan ve çıkar kaygılarından arındırıp sadece Allah için yapmak”[5], “Bir işi tek sebebe bağlı olarak yapıp, başka sebepleri aynı işe karıştırmamak”[6] ve “Bir işin her türlü şirkten ve şirk şaibelerinden tasfiye edilmesi (arındırılması)dır.”

En geniş manasıyla İslâmî literatürde ihlâs; şirk ve riyadan, bâtıl inançlardan, kötü duygulardan, çıkar hesaplarından ve genel mânada gösteriş arzusundan kalbi temizlemeyi, her türlü hayırlı faaliyete iyi niyetle yönelmeyi ve her durumda yalnızca Allah’ın rızâsını gözetmeyi ifade eder.[7]

Bazı âlimler Kur’an’ı Kerimde zikredilen “Muhlis” ve “Muhlas” kelimelerinden hareketle “İhlas”ın hem vehbi/verilen hem de kesbi/kazanılan yönü olduğuna dikkat çekerler. Böyle bir tespit yapmaya onları sevk eden şey belki de Hz. Peygamberden nakledilen şu rivayetlerdir:

İhlasın verilen yönüyle ilgili Hz. Peygamber şöyle buyurur: “Ben Cebrâil’den ihlâsın ne olduğunu sordum. Şöyle cevap verdi: ‘Ben de Azîz ve Celîl olan Allah’a ‘ihlâs nedir?’ diye sordum. O şöyle buyurdu: “İhlâs Benim bir sırrımdır. Onu kullarımdan sevdiğim kimselerin kalbine koyarım.”[8]

İhlasın kazanılan yönüne de Hz. Peygamberin kendisine sorulan bir soruya cevap verirken  işaret ettiği görülmektedir: Hz. Peygamber’e ihlas nedir? diye soruldu. Allah Resulu; “Rabbim Allah’tır deyip istikamet üzere olmandır. Yani sadece Rabbine kulluk edip, kendi heva ve arzularına kulluk etmemen ve emrolunduğun gibi istikamet üzere olmandır.”[9] diye cevapladı.

Tanımlamalardan ve tespitlerden anlaşılacağı üzere ihlaslı olabilmek için hem çaba gösterip çalışmak hem de Allah’ın lütfettiği “ihlasa erdirilme” yönünü edebilmek için dua edip yakarmak gerekmektedir.

Not: Bir sonraki yazıda “İhlas” kavramının Kur’an semantiği içinde kullanımı ele alınacaktır. İnşallah.


10
[1] Halil b. Ahmed el-Ferahidi, Kitabu’l A’yn, Thk: Abdulhamid Hindavi, (Beyrut: Dar Kütubu’l İlmiyye,  1424/2003), I/432-433; Ebu’l Hasan Ahmed İbn Faris, Mucemu Mekayisu’l Luğa, Thk: Abdusselam Muhammed Harun (Daru’l Fikr, 1399/1979), II/208; Zamehşeri, Esâsu’l-Belâğa, Thk: Muhammed Bâsil ‘Uyûnu’s-Sûd, (Beyrut: Dâru’l-Kutubi’l-‘İlmiyye 1997), I/262

[2] Ebu İshak Ahmed es-Se’labi, el-Keşf ve’l Beyan/Tefsiru’s Se’labi, (Beyrut: Dar Ihya-ut Turasi’l Arabi, 1422/2002), I/6.

[3] es-Se’labi, el-Keşf ve’l Beyan, I/7.

[4] Zamehşeri, Esâsu’l-Belâğa, I/262

[5] Süleyman Ateş, “İhlâs”, TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ihlas (06.10.2021).

[6] Muhammed Fahruddin er-Razi, Mefatihu’l Ğayb, (Beyrut :Dar’ul fikr, 1401/1981), XXXII/45.

[7] Ateş “İhlas”  “İhlâs”, https://islamansiklopedisi.org.tr/ihlas (27.03.2019).

[8] es-Se’labi, el-Keşf ve’l Beyan, I/6.

[9] Müslim, İmân 62. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 61; İbni Mâce, Fiten 12.

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir