Genel

İran ve İsrail savaşa doğru mu gidiyor!

Abdullah Muradoğlu/Yeni Şafak

Suriye’de İran ve İsrail arasındaki gerilimin doğrudan bir çatışmaya dönüşmesi yönünde bir eğilimin geliştiğini önceki yazıda aktarmıştık. Bölgedeki aktörlerin dikkatiyse Trump’ın 12 Mayıs’ta “İran Nükleer Anlaşması”yla ilgili olarak vereceği karara odaklanmış durumda. Trump’ın anlaşmadan çekilmesi halinde bölgede gerilimin daha da yükselmesi bekleniyor. ABD’nin çiçeği burnunda Dış İşleri Bakanı Mike Pompeo da hızlıca Suud-i Arabistan, İsrail ve Ürdün’e gitti. Trump yönetimi İran’a karşı bölge ülkelerini bir blok haline getirmeye çalışıyor. Pompeo’nun gezisi “Körfez İşbirliği Konseyi” içindeki çatışmayı sonlandırmayı ve Katar’ı da İran karşıtı cepheye doğru itmeyi de hedefliyor. Pompeo, Netanyahu ile yaptığı görüşmede ABD’nin muhtemel bir savaşta İsrail’in yanında olduğu güvencesi de veriyordu.

Pompeo, 2015’de, Kongre üyesiyken İsrail’e giderek Netanyahu’yu ziyaret etmişti. CIA Başkanıyken üç kez İsrail’i ziyaret eden Pompeo’nun İsrail Gizli Servisi Mossad’ın başkanı Yossi Cohen ile çok yakın bir ilişkiye sahip olduğu biliniyor. Önceki Dış İşleri Bakanı Rex Tillerson ise sadece Mayıs 2017’de Trump’ın İsrail gezisine katıldı. Tillerson, Netanyahu yönetimi ve ABD’deki “İsrail Lobisi”nin radikal Sağ kanadı tarafından hiç sevilmedi.

İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman ise Washington’da Savunma Bakanı James Mattis ve Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ile görüştü. Liberman Beyaz Saray’da ziyaret ettiği Bolton’a bir de hediye getirmiş. Bu hediye, Bolton’un “Baba Bush” yönetiminde görev yaparken, Siyonizm’i ırkçılık ve ırk temelli ayrımcılık olarak tanımlayan 1975 yılına ait BM Genel Kurul kararının 1991’de kaldırılmasında oynadığı rolü gösteren bir karikatür imiş.

Liberman Washington ziyaretinde Trump’ın uluslararası müzakereler özel temsilcisi Jason Greenblatt ve Trump’ın danışmanı Jared Kushner ile de bir araya geldi. Greenblatt ve Kushner, Trump’ın sözde “Ortadoğu Barış Plânı”nın uygulanmasından sorumluydular. Liberman’ın Pentagon ve Beyaz Saray’da yaptığı görüşmelerin odağında Irak, Suriye, İran, Lübnan ve Yemen var. Savunma Bakanı James Mattis 26 Nisan’da Kongre’de yaptığı açıklamalarda Suriye ile İran arasındaki savaşın “çok muhtemel ” olduğuna dikkat çekmişti. Mattis, “Nasıl başlayacağını görebiliyorum, ama ne zaman ve nerede olduğundan emin değilim” demişti. Görüldüğü gibi şu an için ‘İran meselesi’ Trump yönetiminin odağında.

Trump, iç kabinesini Mike Pompeo, BM Büyükelçisi Nikki Haley ve Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton gibi şahinlerle teçhiz etti. Trump gibi bu isimler de “İran Nükleer Anlaşması”nın bozulmasından yanaydılar. Trump’ın Bolton ve Pompeo atamalarının “savaş kabinesi mi kuruluyor” sorusuyla karşılandığını hatırlatalım. Hatta atamalar George W. Bush dönemine damgasını vuran “Neoconlar”ın dönüşü olarak yorumlanmıştı. Nitekim Bolton’un Ulusal Güvenlik Konseyi’ndeki ilk icraatı, Bush’un Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in yakın çalışma arkadaşlarından Mira Ricardel’i yardımcılığına getirmek oldu. Pompeo’nun da Bush döneminde Dış İşleri Müsteşar Yardımcılığı yapan Paula Dobriansky’i Tom Shannon’un istifasıyla boşalan Müsteşarlık görevine getirmek istediği öne sürülüyor.

Dobriansky, 26 Ocak 1998’de ABD Başkanı Bill Clinton’ı Irak’a müdahale etmeye çağıran bir mektubun imzacıları arasındaydı. Mektup, dönemin etkili Neoconlar’ı tarafından organize edilmişti. İmzacılar arasında Donald Rumsfeld, Paul Wolfowitz ve John Bolton da vardı. Rumsfeld daha sonra ABD Başkanı George W. Bush’un Savunma Bakanı, Wolfowitz ise Bakan yardımcısı oldu. Bolton ise Bush döneminde kısa bir süre BM Büyükelçiliği yapmıştı. Neocon politikalara itiraz ettiği için seçim kazanan Trump’ın Neoconlara kucak açması tabii ki ilginç bir gelişme. Neoconlar’ın olduğu yerdeyse sadece savaş davullarının sesleri duyulur

  • 2
  • 2
Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

Related Articles

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Close
Close