GenelOkuyucu Yazıları

İslamın Güncellenmesi-2

Şaban Tekin/Elazığ

‘’Hakiki dindarlar dinini bilmeyen insanlardır’’ M.B.

Dindar mı? yoksa  dini-dar kişiler mi? Çok büyük bir iddia ama dayanağı, mantığı ,iç tutarlılığı olmayan bir iddiadır. Dinin keyfiyeti bilinmeden hiçbir dinin dindarı olunmaz, mukallitliği olur. Örfün etkisi, kulaktan dolma bilgilerle ancak taklitçi yaşamın eri olunur. Deizm anlayışını mantıklı ve muhkem argümanlar üzerinden sağlama çıkarmak için hakikati kavramlar üzerinden manipüle etmekte. Bilmeden dindar olunmaz, dini darlık, cahil teslimiyeti, fanatiklik ve bağnazlık olur.

‘’Bedeviler inandık dediler. De ki; Siz iman etmediniz, ama boyun eğdik deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah’a ve elçisine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.’’49/14

‘’Senden önce de kendilerine vahyetmekte olduğumuz birtakım erkeklerden başkasını(peygamber olarak) göndermedik; eğer bilmiyorsanız ehl-i zikre (âlimlere) sorun!’’21/7

‘’İnsanlardan, (yeryüzünde) hareket eden (diğer) canlılardan ve hayvanlardan yine böyle çeşitli renklerde olanlar vardır. Allah’a karşı ancak; kulları içinden âlim olanlar derin saygı duyarlar. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.’’35/28  ,3/7,4/162 …vb bir çok ayette hakiki dindarın, kamil müslümanın  ilim sahibi olan ,ilmiyle amil olanlar olduğu yoğun olarak  belirtilmekte.

İslam da bilmenin önemi, aklı kullanmamın önemi, araştırıp sorgulayarak hakikate erişen kişilerin imanının yüceliği bir çok ayette belirtilmekte. Bir çok ayette akledilmesi, akledenlerin hakikat ışığını bulup basiretli bir şekilde tercih yapıp hakka teslim olduğu söylenmekte.

  1. İbrahim, babası Âzer’e demişti ki: “Sen putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum.”75. Böylece biz İbrahim’e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.76. Üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü: “Rabb’im budur.” dedi. Yıldız batınca da:” Ben batanları sevmem.”dedi.77. Ay’ı doğarken gördü: “Rabb’im budur.”dedi. O da batınca: “Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum.”dedi.78. Güneş’i doğarken görünce: “Rabb’im budur, bu hepsinden büyük.” dedi. O da batınca dedi ki: “Ey kavmim! Ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.”79. “Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah’a ortak koşanlardan değilim.”80. Kavmi onunla tartışmaya başladı. O da onlara dedi ki:“Beni doğru yola eriştirdiği halde Allah hakkında benimle mücadele mi ediyorsunuz? O’na ortak koştuklarınızdan hiç korkmuyorum, ancak Rabbimin dilediği şey hariç. Rabbim ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Hiç düşünmez misiniz?81. “Hakkında hiçbir delil indirmediği halde, siz Allah’a ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuklarınızdan nasıl korkarım?” Eğer bilirseniz söyleyin, bu iki topluluktan hangisi güven içinde olmaya daha layıktır?82. İman edenler ve imanlarını zulüm ile karıştırmayanlar… İşte güven onlarındır ve doğru yolu bulanlar da onlardır.’’6/74-82

İlim kişinin bilmesini ,anlamasını ve ilmiyle amil olmanın gerçekleşmesi ile kamil iman sahibi salih bir dindar olunur.

‘’Dini bildiğin zaman inanma şeyin azalıyor’’ M.B.

Dinin hakikat iddiasını, insan fıtratına, aklına ve vicdanına en uygun olan her daim zaman ve zeminde geçerli olan anlam bütünlüğünü sıradanlaştırmak, küçümsemek, istihza etmektir. Dinden konuşurken kasıt nedir? dini anlamak mı? dini karmaşık, eksik, tutarsız göstermek mi? Bunu çok iyi görmek ,anlamak gerekir. Kastın halis olmadığı ortada Yahudilik, Hristiyanlıktaki  tahrifatın aynısının İslam’da olduğunu iddia etmekte. İslam’ın halis din olarak indirilen dinin yanına eklemlenen kısmına takılmak kişiyi aldatabilir. Dine  sonradan eklemlenen  kültürün, siyasi anlayışların, mezheplerin, fırkaların, tarikat ve tasavvufun  yapay unsur olarak dine kattıklarını toptancı bir anlayışla okumak kişi için yanlış yerlere, yanlış anlamalara neden olur. İndirilen  ile uydurulan dine eklemleneni aynı kapsamda görmek yanlıştır. İlahi olanın önüne geçirmek için ilahi olandan bir kısım alıp onun etrafında kutsallar oluşturmak üzerinden dine bir çok şey katarken kendini, yazdığı kitaplarını, oluşumunu mutlak kurtuluş olarak göstermek ,dayatmak, ötekilerine hayat hakkı tanımamak, sorgulama zaman ve zemini bırakmayan yapılar farklı islam coğrafyalarında neşvünema bulmuştur. Halis din Allah’ın dini olan İslamdır.

‘’Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.’’5/3

Müstekbirler, mütrefler, din bezirganları kendilerini kutsallaştırmak, saltanatlarını, çıkarlarını ilelebet daim kılmak için halis dinin etrafına, içine yapay kutsallar oluşturup eklemişler. Halis din ve yapay kutsallardan  oluşan dini anlayıp ayırabilmek için tarihteki halife seçimini ve kullanılan argümanları, iç çatışmaları, iç savaşları, kerbela olayını, harre olayını, hilafetin saltanata dönüştürülmesini, şehzade katli olaylarını…vb her olayın ayrıntılı olarak araştırılması ve kuranın mesaj bütünlüğü ile sağlaması yapılmalıdır. Halis dinin siyasi, kültürel, yapay kutsallar eliyle ne büyük badireler aşıp geldiğini, kıyısına köşesine yapışan yapay unsurların olduğu araştırılıp okunduğunda daha net olarak anlaşılacaktır. Halis din Allah’ındır onda en ufak bir tutarsızlık yok. Bu din hiç bir kavmi öncelemez, hiçbir kavmi öncelikli konuma taşımaz bütün kavimler, bütün insanlar eşittir; kadın erkek diye insanları kategorize etmez, üstünlük takvadadır. İslam’da aslolan tevhit, adalet, eşitlik, ehliyet ve liyakattir.

‘’Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.’’2/256

Allah’ın dini her daim arı duru olan bir dindir. İç bütünlüğünde en ufak bir çelişki yoktur. Hiç bir beşer eli ona etki etmemiştir. Şeksiz şüphesiz dosdoğru hakikat yoludur. Zaman ve mekan üstü olması bütün insanlığı bir çatı altında eşit olarak toplaması, çoğulculuğu gözeterek insanca yaşayabilmenin reçetesini sunması, can, mal, namus güvencesinin olduğu ilahi bir reçetedir.

Kaynak:ruşencakır.com da İslamın güncellenmesi  Mücahit BİLİCİ

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

Related Articles

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Close
Close