Genel

Kardeş nasihati

Taha Kılınç/Yeni Şafak

Geçtiğimiz haftanın satır aralarında kalan önemli açıklamalarından birini, Tunus’ta iktidarda bulunan Nahda Hareketi’nin iki numaralı ismi Abdulfettah Muru yaptı. Tunus medyasında ve Nahda’nın yayın organlarında yer bulan açıklamasında Muru, Mısır’da 2013’teki darbeyle iktidardan uzaklaştırılan Müslüman Kardeşler Teşkilâtı’na (İhvân) çağrıda bulunarak, Muhammed Mursi’nin geri dönüşünde ısrar edilmemesini istedi. Mevcut krizden bir an önce çıkılması için İhvân liderlerinin sorumlu davranması gerektiğini kaydeden Abdulfettah Muru, “Yaşanan durumun doğru biçimde anlaşılması ve değerlendirilmesi şart. Mesele, güç dengesini etkilemek. Eğer taleplerinizi gerçekleştiremiyorsanız, bu defa taleplerinizi değiştirme yoluna gidersiniz” dedi.

Sisi yönetimiyle bir an önce sulh sürecine girilmesi ve krizin sona erdirilmesi gerektiğini savunan Muru, “Muhammed Mursi’nin geri dönüşünde ısrar edilmesi, buna engel oluyor. Bu ısrardan vazgeçmek lazım. Sadece kendilerini düşünmesinler, Mısır’ı da düşünsünler” şeklinde konuştu. Muru, Hz. Peygamber döneminden de bir örnek vererek, “Hudeybiye Anlaşması imzalanırken, Peygamberimiz kendi peygamberlik sıfatının anlaşma metninde yer almamasına bile razı oldu. Bazen böylesi tavizler gerekir. Siyasi liderlerin bu örneği düşünmesi şart” yorumunda bulundu.

Abdulfettah Muru, benzer ifadeleri 2014’teki bir konuşmasında da tekrarlamıştı. Muru, Fas’ın başkenti Rabat’ta düzenlenen “Arap Baharı Ayaklanmalarında Mağrib [Fas, Cezayir, Tunus] İslâmi Hareketlerinin Tecrübesi” başlıklı panelde şunları dile getirmişti:

“Mağrib İslâmi hareketleri olarak biz, daha doğudaki İslâmi hareketlerden farklılık arz ediyoruz. Ben burada darbeyle görevinden uzaklaştırılan ve büyük sıkıntılar çeken doğudaki İslâmi hareketleri hiçbir şekilde suçlamıyorum. Onlardan iyi olduğumuzu da kesinlikle iddia etmiyorum. Ancak İhvân mensubu kardeşlerimiz, yaşadıkları darbeye ve çektikleri sıkıntılara rağmen, izledikleri siyaseti gözden geçirmeli ve kendilerine eleştirel bir gözle bakabilmeli. Doğudaki İslâmcılar gerçekleri görmezden gelip ‘İslâm dünyasından’ bahsederken, Mağrib İslâmi hareketleri, ta 1970’lerde ulus devlet ve ulusal siyasi oluşumlar gerçeğini gördü. Mağrib’deki İslâmi hareketler, Müslüman olmayan vatandaşların, toplum içindeki azınlıkların durumunu, solcuların, sosyalistlerin ve diğerlerinin kendi oluşumlarını kurma haklarının bulunduğunu kavradı. Davamız toplumun bir kısmına veya İslâmcılara has değildir; aksine, davamız siyasi ve ekonomik kurtuluştur. “Çözüm İslâm’da” gibi sloganlar, ümmetin beklediği program ve meydan okumalardan uzaktadır. Önde gelen bazı isimlerin toplumu İslâmlaştırma söylemleri de yanlış. İslâm bizim toplumlarımıza yabancı değil ki, toplumun İslâmlaştırılmasına ihtiyaç olsun. Kimse, İslâmcıların kaşına-gözüne bakarak oy vermedi. Taleplerini yerine getirecekleri konusunda onlara güvendiği için oy verdi. Hata yapmaya meyyal olduğumuzdan, gurura kapılırsa iyilikten de uzaklaşırız.”

Abdulfettah Muru’nun, 2011’de Tunus Cumhurbaşkanı Zeynelabidin bin Ali’nin devrilmesinden sonra yaptığı bir açıklama da o dönem epey tartışılmıştı: “Tunus’ta İslâmi hareketin üçte birden fazla oy alması, hikmete uygun düşmez. Tunus’un menfaati, İslâmcıların iktidara gelip başarılı olmasındadır. Ancak İslâmi hareketin maslahatı, mümkün olduğunca tek başına iktidara gelmekten sakınmaktır. İktidara ortak olup, diğer gruplarla birlikte çalışmak, daha makul görünüyor.”

***

İslâm dünyası, tarihinin belki de en karmaşık ve sarsıntılı dönemlerinden birini yaşıyor. Coğrafyanın farklı noktalarında işgaller, siyasi süreçler, askeri darbeler, iç savaşlar, fakirlik ve açlık hep birlikte ve aynı anda yaşanıyor. İslâm ülkelerine kuş bakışı göz attığımızda, tüm bu illetlerle yaralanmış ve örselenmiş bir coğrafya görüyoruz.

Yaşanan karmaşa ve kaos, Müslümanların siyaset ve yönetim tecrübeleri açısından okunduğunda, gerçekten büyük ibretleri ve dersleri bünyesinde barındırıyor. Hangi adımların hangi sonuçları verdiği, yürünen yolların sonunun nereye çıktığı, teoriyle pratiğin ne kadar örtüştüğü, muhalefette ve azınlıktayken atılan sloganların iktidarla birlikte neye dönüştüğü gibi birçok hususu, yakından gözlemleme imkânına sahibiz.

Nahda Hareketi’nin kurucularından biri olan ve hâlen hareketin başkan yardımcılığı görevini sürdüren Abdulfettah Muru’nun sözleri bu açıdan dikkat çekici. Muru’nun değerlendirmelerinin doğruluğu/ yanlışlığı bir tarafa, süreci okuma ve teorik bir çerçeve sunma çabası takdire değer. Bugün yaşanan tecrübelerin gelecek nesiller için derse dönüşmesi adına, benzer sorgulamaların ülke ülke, hareket hareket sürdürülmesi gerekiyor. “Müslümanların siyaset birikimi” gibi bir başlık altında, bugünkü tecrübeyi değerlendirecek olan geleceğin Müslümanlarına, sağlam bir mirası ancak bu şekilde aktarabiliriz.

İslâm dünyasının birçok ülkesinde bugün şahit olunan tökezlemelerin, geçmişin derslerinin yeterince çalışılmaması sebebiyle olduğunu düşününce, bu aktarım sadece entelektüel bir faaliyet olmaktan çıkarak “kaçınılmaz bir vazife”ye de dönüşüyor.

Önemli Not: Yukarıdaki yazı, yazarın şahsi görüşlerini içermekte olup, İktibas Çizgisi.com un yayın ve düşünce yapısını yansıtmıyor olabilir. İktibas Çizgisi olarak, kâr amacı gütmeyen yayın politikamız gereği okumaya değer bulduğumuz yazıları, takipçi kitlemizle buluşturmak için tam metin olarak yayınlıyoruz

Daha Fazla Göster

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

Popüler Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Close
Close