GenelYazarlardanYazılar

“Kölelik ve Cariyelik Geri Dönsün(!) mü?

Hicri sıfır yılında yaşıyorken, Müslüman olsaydım.

Mekke’nin katı ve kasvetli ortamından, Kuran ile mücadele sathı mailinden, geleneksel oportünist (fırsatçı) yapının bencilliğinden, Oligarşik tutucu muhafazakarlığın genel merkezinden, atalar kültünün zirve yaptığı mabedin çevresindeki putlardan kurulu patronlar hiyerarşisini görmemiş olurdum.

Ve lakin o kültürle yoğrulmuş halkın üretildiği bilgi ve eğitimden geçmiş insanları tanımıyor olmayı avantaj mı, dezavantaj mı görmek gerekirdi.

Belki bilmem görmem gerekli bir sosyal dokuyu, vahyin ilmek ilmek işlenerek kendi gücünü ispat etmek için hicret edilmişti. O ortamda resulle birlikte olarak işlenmenin zorluğu, Kuranın değiştirmek istediği toplumsal (dini, sosyal) siyasi yapıyı bizzat görme yaşama şansım olurdu ki, bir anlamda vahyin inzal ikliminde soluklanmaktı bu.

Bu dezavantajı avantaja çevirebilmenin bir yolu, görmediğim bilmediğim geçmişi değişik eserlerden görüp bilmeye çalışarak konu hakkında bir şeyler üretmenin azminde olduğumu ifade etmeliyim.

Konu başlığından da anlaşılacağı gibi,” Kölelik ve Cariyelik geri dönsün(!) Mü?

Belki konuyu ilk defa bu şekilde okuyanlar, ne diyor bu adam diyeceklerdir. Haklısınız. Ne demek istediğimi ilerleyen satırlarda anlattıkça belki hak vereceklerdir.

Kölelik malumunuz erkek ve kadınlardan hürriyeti elinden alınmış, esir edilmişlerden oluşmaktadır. Esir olurken tek amacı canını kurtarma derdi ile teslim olan kadın ve erkeğin hukuku o günün egemenlerince tespit edilerek bir pazar oluşturulmuş, bu pazarda din iman vicdan hak getire! Uzun uzadıya köle pazarından bahsetmek istemiyorum. Ki; Konuya bir an önce girebileyim söylemek istediğim zorunlu kölelerden daha çok “Gönüllü çağdaş(!) köleler. Sanırım konu başlığı şimdi belli oldu.

Ama ondan önce bizde kölelik hukuku ile ilgili birkaç söz edebilmeliyiz. Allah’ın elçisine atfedilen bir hadiste “(Buhârî, c.1, Kitâbu’l-İmân, 1/13 nolu hadis) Ebu Zerr’den rivayet edilen. Hadise göre;  “Elinizin altındakilere (kölelerinize) yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin.” buyurmuştur. Haydi, yediğimizden yedirelim, giydiğimizden giydirelim, bitti mi? Hayır. Yattığınız yerde yatıracaksınız. Yirmi dört saatinden sorumlusunuz. Bu durum maliyeti yükseltiyor. Bu halde maliyetin yüksek olması ile ciddi kayıplar yaşanırken, insanları rencide eden “hür olmama hali, kölelik ortadan kaldırılmış.
Buraya kadar kısaca geçmiş köleliğe değindik. Gelelim ““Gönüllü çağdaş(!) kölelere. Şimdi köle ve cariye olmadığına göre; maaşla çalışan işçiler-memurlar, mevsimlikler, gündelikçileri ve benzerlerini anlayabiliriz.

Zamanımızda işverenler, patronlar, amirler, idareciler, zengin insanlar; emirlerinde çalıştırdıkları insanları kendi giydiklerinden giydiriyorlar mı, kendi yediklerinden yediriyorlar mı? Eğer eski köle hukukuna riayet edilerek yeniden dönüş olsa, bu günkü “Gönüllü çağdaş kölelere gün doğar, hiç tereddüt etmeden gelmesini isterler.

“Niye istemesinler ki? Zaten ömür boyu bir efendi’ye(Patron veya Devlete) köle olmuyorlar mı? Hiç olmazsa gelecek endişesi, çoluk çocuğun geçimi, okuması barınması(ev) vs, derdinden kurtulmuş olurlar.

Çağdaş efendilerin işine gelen şeye bakın. Bir kölenin efendisi, kölesinin yirmi dört saatinden sorumlu olmasına rağmen, sevimsiz(!). Çağdaş efendiler “sekiz saatinden sorumlu olunca sevimli, nasıl iş bu? Sözde ;Özgür,Hür..

Tabi ki;  Esir köleler de değil, çağdaş gönüllü köleler de değil. Ama Hâkim güçler, dilediklerini dilediklerine yaptıranlar! Zaten onlar Allah’ın karşısında da Özgür. Hani Laikler ya! Allah’ı İşlerine karıştırmazlar ya!

Sanki birileri git işine be kardeşim diyor gibi. Hangi devirde yaşıyorsun, der gibi hissediyorum.

Eşitlikten hürriyetten. Özgürlükten bahsetmiyorlar mı?

Hani yediğinizden yedirecektiniz, giydiğinizden giydirecektiniz? Nerede eşitlik.

Eşitlik her sorunu çözer. Bugün dünya üzerindeki bütün sorunların kaynağı eşitsizliktir. Bu sıradan bir slogan değil. Ama içi boş bir söz haline gelmiş. Ne diyen ne de duyan için anlam ifade etmiyor. Ne “Efendilere, ne de “Gönüllü çağdaş(!) kölelere.

Farkında değilsiniz, Müslüman işverenler, patronlar, amirler, idareciler. Sorumlusunuz.

Sizde ey “Gönüllü çağdaş(!) köleler.

Her iki tarafta haklarından sorumluluklarından habersiz yaşıyor. Sormak sorgulamak sanki bu milletin işi değil gibi. Hak ihlali var, hak arayan yok. Bu kadar bilinçsiz bir toplum yaşadığımız bu çağda olmaması gerekirken ne yazık ki varlıklarını bir şekilde sorumsuzca tüketmektedirler.
Sosyal adalet dengesizliğine bakın.

Bir memur ile amirinin arasında ne kadar fark var, sorgulayan var mı? . Bu ve benzer adaletsizliği dile getirip çare arayan.!

Ya, M. Vekilleri ile onların hizmetindeki “Gönüllü çağdaş(!) kölelerin ücretlerindeki dengesizlik? Köle efendisinin maaşına göz dikti mi derler(!) ayıp mı olur(!) sorulmaz mı? Zaten sormuyoruz..Ne haddimize(!)

Şuna bakın.20 işçi çalıştıran patron, öğle yemeğinde özel kuzu fırınlayan lokantanın yolunu bilir ama asgari ücretli “Gönüllü çağdaş(!) kölesini (!), ömür boyu asgari ücret alan işçisini oraya götürmez. Sonra ikisi de elhamdülillah Müslüman’ım der. Ucuza Müslümanlık(!) ancak bu şekilde olur. Eleştirmek mi? Ne haddimize.

Ancak şu ayetler bizim ve bize bağlı yaşayanlar için belki bir titreme, anlayıp yaşama sebep olabilir.

“Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır. Beled.11-16

“İyilik, yüzünüzü doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. İyilik; Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara ve nebilere inanıp güvenen kişinin yaptığıdır. Böyle bir kişi, sevmesine rağmen malını, kendine yakınlığı olanlara, yetimlere, çaresizlere, yolda kalanlara, isteyenlere ve boyunduruk altındakilere verir. Namazı tam kılar ve zekâtı verir. Bunlar anlaşma yaptıkları zaman da yükümlülüklerini yerine getirirler. Baskılara, zorluklara, bir de baskın anında olacaklara karşı dirençli olurlar. Özü sözü doğru olanlar bunlardır. Allah’tan çekinerek korunanlar da bunlardır.”(Bakara 2/177)
Vesselam

*Kölelik ve Cariyelik geri dönsün(!) Mü? Derken, dönsün istediğimden değil. İronik ve dahi kronik bir başlık seçerek dikkatleri zulme çekmektir niyetim.

Etiketler
Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir