Genel

Kudüs’te tehlikeli bir şov!

Abdullah Muradoğlu/Yeni Şafak

Uluslararası yasalara göre işgal edilmiş sayılan Doğu Kudüs’te “Mescid-i Aksa”ya zarar verecek nitelikte yeni tüneller inşa ediliyor. Tüneller güya arkeolojik kazı kılıfı altında yapılıyor ama hedefte Mescid-i Aksa’nın olduğunu herkes biliyor. Tünel, Doğu Kudüs’te yasadışı yerleşimleri genişletmeyi amaçlayan “ELAD” adlı derneğin öncülüğündeki bir arkeolojik projenin parçası. “ELAD”, tünelin “Süleyman Mabedi”ne giden eski “hac yolu” olduğunu savunuyor Tünelin Mescid-i Aksa’nın altını oyan bazı tünellerle bağlantılı olduğu söyleniyor.

1967’de işgal edilen Doğu Kudüs’te on yıllardır bu tür kazılar yapılıyor. 1996’da “Ağlama Duvarı”nın yakınında bir tünelin açılması sebebiyle çıkan olaylarda Batı Şeria ve Gazze’de 100 Filistinli hayatını kaybetti. O zaman da Başbakan, Netanyahu idi. 1980’de İsrail Kudüs’ü ebedî başkent ilan etti. Bu karar dünyada herhangi bir devlet tarafından meşru sayılmadı. Trumpyönetimindeki ABD, Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyarak bu konuda adım atan ilk devlet oldu.

BM Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO 2016’da Mescid-i Aksa’nın Musevilikle bağına dair herhangi bir ibarenin bulunmadığına ilişkin bir tasarıyı kabul etti. UNESCO, Filistin’in “El-Halil” kentindeki eski şehri de dünya miras listesine ekledi. Kararlar İsrail’in arkeolojik kazı kılıfıyla bu alanlara müdahale etmesini engellemeye yönelikti. Trump yönetimindeki ABD ve Netanyahu yönetimindeki İsrail bu kararları bahane ederek UNESCO’dan çekilme kararı aldı.

Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğunu resmen onaylayan Trump, “Golan Tepeleri”nin ilhakını da tanıdı. Şimdi sıra Batı Şeria’da. Trump “Yüzyılın Anlaşması” olarak nitelediği bir Filistin barış plânı hazırladığını ilan etmişti. Plânın ekonomik kısmı geçtiğimiz hafta Bahreyn’de bir konferansla açıldı. Filistinlilerin boykot ettiği konferansa sadece 6 Arap devleti katılabildi. Netanyahu, sözde barış plânının siyasi çerçevesi belli olmadan ilhâk girişimlerini sürdürüyor.

Önceki gün Mescid-i Aksa yakınlarında gerçekleştirilen tünel açılışında da ABD ön plândaydı. Daha önce “Golan Tepeleri”nde Netanyahu ile poz veren Senatör Lindsey Graham bu kez de tünelin açılışındaydı. “Amerikan Siyonist Organizasyonu”nun finansörlerinden Sheldon Adelson ve eşi Miriam Adelson, Trump’ın sözde Filistin barış plânını hazırlayan heyette yer alan Özel Elçi Jason Greenblatt, ABD’nin İsrail Büyükelçisi David Friedman, Ulusal Güvenlik Konseyi Orta Doğu Direktörü Victoria Coates ile birkaç ABD büyükelçisi de bu törendeydiler. Trump yönetimine gelinceye kadar ABD hükümetini temsil eden yetkililer Doğu Kudüs’te İsrail hükümetinin etkinliklerine katılmaktan hep kaçındılar. Şimdi şu hale bakar mısınız!

Törenin açılış konuşmasını yapan Friedman tünelin Yahudiler ve Mescidi Aksa’nın yer aldığı alan arasındaki bağlantıyı doğruladığını iddia etti. Bu sözler “UNESCO”ya verilmiş bir cevap. ABD’nin İncil’e dayanarak kurulduğunu söyleyen Firedman tünelin İsrail kadar ABD mirası olduğunu da söyledi. Bu sözleriyle Friedman, İsrail yanlısı Amerikalı “Hıristiyan-Siyonist Evanjelikler”e gönderme yapıyor. Evanjelikler, Trump’ın kitle desteğinin önemli bir unsuru.

Tünelin açılışının Bahreyn’deki “Filistin Konferansı”nın hemen arkasından gelmesi manidar. Netanyahu ajandasını adım adım ilerletiyor. Amerikalıların tünel açılısında güçlü şekilde temsil edilmesi, Doğu Kudüs’ün ilhâkının ABD tarafından onaylandığı anlamına geliyor. İsrail ve ABD bu tünel şovuyla Trump’ın sözde barış plânının doğmadan ölü olduğunu ilân ediyor.

İsrail’in tünel pervasızlığına ‘İslam İşbirliği Teşkilatı’nın nasıl bir tepki göstereceğiyse merak konusu. Teşkilatın Genel Sekreterliğini Suudi vatandaşı Yusuf el-Useymin yapıyor. Eski adı “İslam Konferansı” olan Teşkilat, Mescid-i Aksa’nın 1969’da kundaklanması üzerine kuruldu. ABD ve İsrail ateşle oynuyor, tamam, peki 57 üyeli ‘İslam İşbirliği Teşkilatı’ ne işe yarıyor?

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir