GenelYazarlardanYazılar

Kur’an’a Uymayan Müslümanlar Acaba Hastamıdırlar?

( Andolsun ki size öyle bir kitap indirdik ki, bütün Şan ve Şerefiniz ondadır.Hala düşünmeyecek , anlamayacak , akıllanmayacakmışsınız. Enbiya Sur.Ay.10)

Rivayet odur ki , adamın biri doktor doktor dolaşıyor. Şu başımın üstündeki saksıyı kırın. Hangi doktora gittiyse bir türlü  derdine deva bulamamış. Son bir doktora gitmiş derdini anlatmış , bu doktor durumu anlamış, vay be , bu koskoca saksıyı görememişler mi ! Tamam , anladım. Sen şimdi dışarda biraz bekle, ben seni çağıracağım. Adamcağız dışarı çıktı. Doktor asistanını çağırmış , çabuk şu saksıyı boşalt, bir de çarşaf getir. Hasta adamı çağırmış, saksıyı göremeyeceği bir yere koymuş , hastayı oturtmuş.Şimdi bir yerin yaralanmasın diye başına çarşaf geçirip saksıyı kıracağız. Çarşafı başına geçirmişler, başının üstünde saksıya bir tokmak, saksı kırılıp ufak parçalara ayrılmış. Çarşafı çıkartmışlar, hasta kırık saksı parçalarını görünce doktora sarılıp bir Oh ! çekmiş, Allah senden razı olsun, bu başımın üstünde günlerdir taşıdığım saksıyı kırdın . Doktor formalite icabı bir hap yazmış , bunlar bitince bana gel. Hasta gitmiş, haplar bitince doktora uğramış . Çok şükür iyileştim, saksı falan yok deyip ayrılmış. Evet ,  belli ki bu adamcağız hastaydı. Neden bu şekilde hasta oldu. Aslında başının üstünde saksı falan yoktu, ama o öyle olduğunu sanıyordu . Anlaşılan o ki , o insan aklını esas takması gereken şeye ,  şeylere takmayıp onlara akıl erdirme, aklı çalıştırma yerine o boşluğu boş bırakmış, aklını saksıya takmış. Bu yazdıkların hayattan alınmış gerçeklerden bir tanesidir, ben kesinlikle senaryo yazmıyorum.  Ben bu olaydan şunu anlıyorum,  eğer bizler , yaradılış gayemize göre aklımızı çalıştırıp,  o hazneye yaradanın istediği hazineleri doldurmaz, hayatımıza uygulamazsak, o zaman aklımızın haznesine olmaz olmaz şeyleri yerleştirilerek o zaman bir nevi hasta olmuş olmuyor muyuz? Elbette oluyoruz, çünkü aklımızı çalıştırmıyoruz, o zaman ( Aklını çalıştırmayanların üzerine pislik yağar. Yunus Sur.Ay.100). Demek oluyor ki , hem hasta oluyoruz , hem de üzerimize pislik yağıyor. Bundan şunu anlamalıyız, ve kendimizi sorgulamalıyız, ” Biz niye yaratıldık ?” bence esas sorunumuz burada , sorumsuzca bir hayat yaşamını seviyoruz. Kendi hayatımıza şifayı başka başka yerlerde , başka şeylerde arıyoruz. Mal mülk biriktirmeyi , lüks yaşamayı, bunun için herşeyi mübah görmeyi , mutlu olmanın yollarını başka yerlerde, başka şeylerde arıyoruz. Hayat bu ya , bu yolda istediklerimize ulaşıyor, bazen de ulaşamıyoruz , işte o zaman akıl ipinin ucu kaçıyor. Huzursuzluklar , sağa sola çatmalar, stresler , psikolojik bozukluklar başlıyor. Evet bunlar oluyor, buna şifa aramak için bir çok yollara düşüyorlar , bazıları meyhanenin yolunda , içki kadehlerinde şifam olsun deyip hepten aklı iğdiş ediyor , bazıları doktorların yolunu tutuyor, bazıları fallarla , muskalarla dertlerine çare arıyorlar. Çünkü hakikatten hasta olmuşlar. Bu gibileri Allah cc nasıl tarif ediyor ( Kim ki ( kimler ) , dünya hayatında hazları, zevkleri, serveti , şanı , şöhretin peşinden koşarak sadece geçici olan nimetlere talip olup ta , ahireti gözden kaçırırsa ( çıkarırsa ) , biz de bunlardan dilediğimiz kimselere , dilediği kadar dünyada pay veririz. Fakat sonunda kovulmuş ve kınanmış olarak cehenneme atarız. İsra Sur.Ay.18) Bu ayeti buraya koymakla şunu izaha çalışmak istiyorum. Esasında  bizlerin bir çoğumuz hayat yaşantımızı yanlış temeller üzerine bina etmişiz, etmeye de devam ediyoruz. Eğer bizler Allah cc  dost edinip, gerçekten kalpten iman edip,  Allah ‘ın Kuran ‘ı üzerine hayat yaşamımızı bina edip , şu ayete kulak verip teslim olsak, şöyle ki ( Ey İnsanlar , Rabbinizden size bir öğüt kalplerde olan bir şifa inananlara doğruyu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir.Yunus Sur.Ay.57) devamla

( Kuran ‘da insanlara rahmet ve şifa olan şeyler indiriyoruz. O zalimlerin ( Kuran’a uymayanların ) sadece kaybını artırır. İsra Sur.Ay.82) , devamla ( Beni yaratan da,  doğru yola eriştikten de O ‘dur. Beni yediren de , içiren de O ‘dur. Hasta olduğumda bana şifa verir, beni öldürecek , sonra da diriltecek O ‘dur. Ahiret gününde yanılmalarımı  bana bağışlamasını umduğum O ‘dur. Rabbim bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat . Şuara Sur.Ay.80), devamla Ey Muhammet deki , bu Kuran insanlara doğruluk rehberi ve gönüllere şifadır . İnanmayanların ( kulak vermeyenlerin ) kulaklarında ağırlık vardır ve onlara kapalıdır. Sanki uzaklara uzak mesafeden sesleniliyor da anlamıyorlar . Fussilet Sur.Ay.44).

İşte şifa arıyorsak,  bu ayetleri bilmek şifayı Kuran’da aramak gerekir. Yanı bizler Allah cc ‘ın bu ayetlerinden habersiz yaşarsak tabi olarak olmamız gerektiği gibi bir müslüman olamıyoruz. Kuran ‘ı anlayıp , hayatımıza uygulayıp şifa bulamıyoruz. Yukardaki ayetlerden anlaşılıyor ki , hayatımızı Kuran üzerine bina ederek ancak şifa bulabileceğiz. Öyle üç İhlas bir Fatiha bir Ayetül Kürsü gibi belli sureleri ezberden okuduğunun ne anlama geldiğinden bey haber şifa beklemek beyhudedir. Kuran ‘dan habersiz daha doğrusu ne dediğinden habersiz bir yaşam mutsuzluk , doyumsuzluk, kavga, çekişmeden , huzursuzluktan başka bir şey elde edilmiyor. Ne eşlerin ne kardeşlerin , ne akrabaların , ne komşuların insanı imani ilişkileri ne hale geldi, kavgalar, cinayetler hiç eksik olmuyor. Buraya şunu da eklemek istiyorum , tamam diyelim ki Kuran’dan bey haber , yanlış planlar , yanlış yaşamlar , sonunda psikoloji bozuluyor, hasta olunuyor , işte şunları, bunları, yukarıda yazılanlar yapılıyor . Peki sıradan müslümanım diyenler , hatta bir çok ibadeti de yerine getirenler , onlar hasta değil mi ! Allah bir , Peygamber bir , Kitap bir de , bu mezhepçilik , bu tarikatçılık,  Bu tasavvufçuluk ne ? bunlar için yapılan kavgalar , savaşlar ne ! Bu müslümanlar bugün neyin kavgasını yapıyor , birbirleriyle uğraşıyor. Bunlar da şifayı ermişlerde,  nasıl ermişlerse , evliyalarda , yatırlarda , şeyhlerde , üstatlarda , ağabeylerde , ağalarda arıyorlar , bu yetmiyor , kapı üstlerinde koç boynuzu, inek boynuzu, nazar boncukları, ağaçlara çaput bağlamalar , uğur için at ,eşek nalları , hikayeler, masallar, hurafeler , bilmem daha ne kaldı … Ha afedersiniz kırklar, elli ikiler, seneyi devriyeler, ölü helvaları , Yasinler , hatimler , internetten de hatimler okunup  içine üfürülen balonlar . Şimdi ben bunları yazıyorum , düşünüyorum, üzülüyorum, bazen de gülüyorum, biz yani inanmış müslümanlar ne hale gelmişiz.

Şimdi ben buraya kendimden bir misal vermek istiyorum. Bugün 70 yaşındayım. Çocukluk yaşımdan beri hayatım çok zahmetli, çok çileli geçti.işlerimin zorluğunu bir yana koyuyorum, bu insanoğlundan neler çektim, neler. Ben iyiliği yardımı seven merhametli bir kişiliğe sahibim. Kardeşlerime, arkadaşıma, akrabalarıma , tanıdığım tanımadığım insanlara yardım etmeyi yeğledim maddi ve manevi. Fakat bu insanların çoğundan zarar gördüm. Maddi zararı hiç ama hiç önemsemiyorum. Ama Şeref ve Haysiyet , Onurumla hatta Mükaddesatlarıma bile dokunmuşmuş, itibarsızlaştırmışlar , kırıcı olmuşlar , öyle günler yaşadım ki insan denilen bu mahlukların kafamı kaldırıp yüzlerine bakamadığım çok zamanlar oldu. Ama Elhamdülillah,  ben psikolojik hasta olmadım ve ben hasta da değilim. Çünkü ben şifayı Kuran Ayetlerinde aradım, sabrettim, kimseyi cezalandırmak istemedim , Allah ‘a havale ettim. Kuran ‘ı Kerim ‘de sabırla ilgili Sure ayetlerini araştırıp kendime şifayı öyle buldum. Mesela çok etkilendiğim Ayetleri buraya yazmak istiyorum ;

( Doğrusu ben kendimi Allah ‘ a verenlerdenim diyen yararlı iş işleyen ve Allah ‘a çağıran kimseden daha güzel sözlü kim vardır.Fussulet Sur.Ay.33)

devamla ( İyilik ve Fenalık bir değildir . Ey İnanan kişi , sen ( yani ben ) fenalığı en güzel şekilde sav , o zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kişinin yakın bir dost gibi olduğunu görürsün.Fussulet Sur.Ay.34) devamla    ( Bu ancak sabredenlere vergidir. Bu ancak O büyük hazzı tavanlara vergidir.Fussulet Sur.Ay.35), devamla ( Şeytan seni dürtecek olursa Allah ‘a sığın, doğrusu O işitendir, bilendir. Fussilet Sur.Ay.36)

Yarabbim, Yarabbim , Şu an gözlerim yaşardı , bu ayetler derde ne kadar da şifa. Rabbim senin varlığına, azametine,  yaratıcılığına, uyarıcılığına hamdüsena olsun,  Elhamdülillah,  Elhamdülillah,  Ey Rabbim.

Şimdi bu ayetlerin hedefe vuruşlarına biraz değinmek istiyorum. Bana ait olması gerekene bakalım (Doğrusu ben kendimi Allah ‘a verenlerdenim ), şimdi ben sıkıştım, darlandım, sözgelimi dünya üzerime geliyor, hangi yola başvuracağım, kendimi sorgulayacağım , beni bir yaratan var, beni niye yarattı , benden ne istiyor. Çok fazla değil biraz aklı çalıştırıp Allah ‘ın emrettiği yolu seçeceğim , o zaman ( yararlı işler işleyen ve Allah ‘a çağıran kimseden daha güzel sözlü kim vardır) bakın hedefe oturtturuyor, Elhamdülillah,  hani fenalar, kötüler üstüme üstüme geliyorlar , Ee ben de inanmışım ( Ey İnanan Kişi , iyilik ve fenalık bir değildir ( sen uyma onlara ) , fenalığı en iyi şekilde sav ( yani uzaklaş) , sonra seninle düşmanlığı olan         ( belki) yakın bir dost olduğunu görürsün) , içini açıyor , ferahlık veriyor, umut veriyor, Elhamdülillah ve dikkat çekiyor, iyi düşün kendine gel ( bu ancak sabredenlere vergidir, o büyük hazzı tadanlara vergidir ).

Burada ben düşünüyorum, ben ne kadar inanmış, İmani kalbime görmüşüm,  Elhamdülillah,  Elhamdülillah diye haz duyuyorum. Duymam lazım deyip kendime geliyorum. Yine de ( Şeytan seni dürtecek olursa , (sabret ) Allah ‘a sığın, doğrusu O işiten , bilendir. ) Şimdi biraz düşünelim , bu durumu şifa olarak görmemek , körlük , sağırlık, hastalık değil de nedir ? Ben bugün bu zamanda müslüman aleminin çoğunun hasta olduğunu düşünüyorum. Bunların içinde , imkansızlıklar içinde cahil kalan, imkânı olmayıp kitap alamayan okuyamayanlar elbette vardır, ama kahır ekseriyeti cahil değildirler, isteyerek severek yapıyor,  yaşıyorlar. Resmen inkar etmiyorlar ama yaşamları inkarın ispatıdır. Bugün hem de epey zamandan beri bilgi çağı, internet çağı , tıklıyor, mausluyorsun, herşey önünde, ne ararsan var. Aman Yarabbim , hastaları cehenneme hazırlıyorlar.

Değerli Okuyucu Kardeşlerim , biraz uzun tuttum kusura bakmayın ama içim dolu acelem var , ortalığı Allah ‘ın Coronası sarmış, ne olur ne olmaz .Ama maalesef bu musibetten de ibret alınmışa benzemiyor.

İbret alanlara selam olsun.

Selam ve Dua ile.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı