GenelYazarlardanYazılar

Kur’an’da Müşrik Karakterler!

Kur’ân-ı Kerim, inkârcılara bazen kâfir, bazen de müşrik demektedir. Bu onların yaptıkları işlere, takındıkları tavırlara göre verilen bir isimlendirmedir.

” İnkâr açısından ikisi arasında fazla bir fark bulunmamaktadır. Kur’an, müşrikleri tanıtırken, yalnızca Firavun’a iman edenleri, Hz. Muhammed’e karşı çıkan Mekkeli müşrikleri değil; hem onları hem de tüm zamanlar boyunca olabilecek bütün müşriklerin özelliklerini tanıtıyor.

Müşrikler, şirk koşan kimseler olarak, şirkin taşıdığı bütün özellikleri üzerlerinde taşırlar. Bu özellikleri kısaca sıralarsak:

– Cahildirler. Allah’ı gereği gibi tanımazlar. (Zümer: 67)

– Delile dayanmazlar. (Yunus: 36, Al-i İmran: 151, Fatır: 40)

– Atalarının yolunu körü körüne taklit ederler. (Saffat: 69-71, Bakara: 170, Ahzab: 64-68, Yusuf: 40)

– Ne yapacaklarını bilmeyen şaşkın kimselerdir. (Hac: 31, Rad: 33)

– Alimlerini ve din adamlarını Rab olarak benimserler (Tevbe: 31)

– İlahlarının insanları çarpacağına inanırlar. (Hud: 54)

– Allah’tan başkalarına da dua ve kulluk ederler. (Nisa: 36, Yusuf: 40, Maide: 76, Ahkaf: 5, Cin: 18, 20, Yunus: 106 vb.)

– Kalplerinde korku vardır. (Al-i İmran: 151)

– Tek Allah’a çağrıldıkları zaman inkar ederler, O’na ortaklar koşulunca iman ederler. (Mü’min: 12)

– Allah’tan başkalarına da teslim olurlar. (En’am: 163, Al-i İmran: 64, 79)

– Allah’tan başkasının da gaybı bileceğini iddia ederler. (Kehf: 26, Cin: 26)

– Allah’a karşı kurtarıcı, şefaatçiler edinirler. (En’am: 94)

– Dinde kanunlar koyan ortaklar edinirler. (Şura: 21),

– Açık delilleri ve hak dini yalnız başına hoş görmezler. (Tevbe: 33, Rum: 35, Saff: 9)

– Dinlerini parça parça ederler, yanlarındaki ile öğünürler (Rum: 31-32, Mü’minun: 53)

– Dini ayakta tutmayanlar, onda ihtilaf ederler (Şura: 13)

– Şeytan onlara nüfuz eder, onlar da şeytanı veli edinirler (Nahl: 100)

– Mü’minlere şiddetli düşmanlık gösterirler. (Maide: 82), Onlara üzücü sözler söylerler. (Al-i İmran: 186) Allah’tan başkalarından gaybi yollarla fayda ve zarar beklerler. (Furkan: 2-3, Yunus: 106, Sebe: 22)

– Allah’a her yönüyle yönelmezler (En’am: 79, 161, Fussilet: 6, Yunus: 105)

– Allah’ı severcesine endadlarını (O’na denk tuttuklarını) da severler. (Bakara: 165)

– Allah’la beraber ortak koştuklarına da paylar ayırırlar. Allah’a ayırdıklarını ortaklarına verirler; ama ortaklar için ayırdıklarını Allah’a tahsis etmezler. (En’am: 136)

– Allah’ın ayetlerinden yüz çevirirler, ayetlere uymazlar (Kasas: 87-88, Mü’min: 69)

– Ortak koşup veli edindikleri zatların Allah ile kendi aralarında aracı, vesile olduğuna inanırlar. (Zümer: 3, A’raf: 3-4)

Hayatın her alanına ilâhî hükümler koyma yetkisi Allah’ındır.

Ancak müşrikler, Allah’ın bu yetkisine saldırarak, ya kendileri adlarına, ya da başka bir insan veya put adına hüküm koyarlar.

İnsanları Allah yaratmıştır. Dolaysıyla onlar Allah’ın kullarıdır. İbadet yalnızca Allah’a yapılır. Ama müşrikler Allah’tan başkasına da kulluk yaparlar.

O’nun dışındaki varlıkların da önünde tıpkı bir ilâh gibi secde ederler. Kendi hevâ ve hevesleri doğrultusunda insanlar adına, bir ulus ve ideoloji adına hükümler/yasalar koyarlar ve bunlara kalpten bağlanır, Allah’ın hükümlerini bir tarafa atarlar. Bunlar şirk koşmaktadırlar.

Allah’ın helâl ve haram ölçülerini kabul etmeyip, O’nun gönderdiği ilkeleri bir tarafa atarak, kendi arzusuna göre helâl ve haram ölçüleri koyanlar; insanların, partilerin, devletlerin veya örgütlerin koyduğu haram ve helâl ölçülerini kabul edenler müşrik olurlar.

Bir insanın, bir örgütün, bir ideolojinin görüşlerini, hükümlerini Allah’ın hükümlerinden daha doğru, daha çağdaş, daha iyi bulanlar, Allah yerine başka ilâh tanımış olurlar ..

Allah’a ait görme, haberdar olma, mutlak anlamda ilâhî yardım yapma, günahları affetme, gözetleme gibi sıfatları varlıklara veya insanlara verenler müşrik olmuşlardır.

Söz gelimi, bağlanılan şeyhlerin çok uzak yerlerden öğrencilerini (müritlerini) evlerinin içinde bile gördüğünü, ibadet veya zikirleri ancak şeyhlerin Allah’a ulaştırabileceğini, şeyhlerin diledikleri yere diledikleri zaman gidebileceklerini, istedikleri zaman keramet gösterebileceklerini kabul etmek, şüphesiz ki şirke çok benzemektedir.

Ölmüş veya yaşayan kimi insanların ilkelerini mutlak hüküm ve ilke saymak, onların görüşlerini en üstün, hatta Allah’ın ayetlerinden daha yüce saymak, ölünün mezarı başına gidip, ona hesap vermek şirkin, yani Allah’a ortak bulmanın ta kendisidir. Çünkü Allah’a ait sıfatlar bir ölümlüye veya ölmüşe verilmektedir.

Günümüzde Müslümanların sakınması gereken temel tehlike budur. Kur’ân-ı Kerim, müşriklere ait bazı özel durumlara da dikkat çekmektedir:

Şirk en büyük zulümdür, öyleyse müşrikler aynı zamanda zalimdirler (31/Lokman, 13).

Vesselam.

Müşrikler, gerçek ilme değil; zanna (sanrıya, tahmin ve teorilere) uyarlar.

Onlar ilmin, aydınlığın, doğrunun peşinde olduklarını söylerler ama, onların gerçek sandığı şey, Allah katında bir değer ifade etmez.

Onlar sıkışınca Allah’a duâ eder, yalvarırlar, ama rahata ve refaha kavuşunca Allah’ın âyetlerinden yüz çevirirler (17/İsrâ, 67).

Putlarını, yani Allah’a eş koştukları şeyleri çok severler, onlara candan bağlıdırlar (37/Saffât, 35-36). İslâm’ın teklifleri müşriklere çok ağır gelir (42/Şûrâ, 111).

Onlar mü’minleri sevmezler, devamlı düşmanlık beslerler. Dünyaya aşırı bağlıdırlar (2/Bakara, 96). İslâm’a karşı çıkışları noktasında tutarlı değillerdir. Yaptıkları işler sebebiyle Allah katında suçlu (mücrim) olmuşlardır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir