GenelMektuplara Cevap

Kur’an’ın Kölelikle İlgili Getirdiği Çözümler

Muharrem Koyun/ MALATYA

Soru: Dünyada Köleliğin tarihi Kur’an’dan önceye dayanmaktadır. İslam geldiğinde bu sosyal anlayışı hazır buldu. İnanıyoruz ki toplumun kendi değerleri ile uyuşmayan birçok anlayışını değiştirdi. İnsan şahsiyetini rencide eden Köle ve cariyelik konusunda nasıl bir uygulama yaptı? Bu konuyla ilgili rabbimiz nasıl bir çözüm yolu göstermiştir?

Cevap: Allah Teâlâ İnsanları ve cinleri sadece kendisine kul olmaları için yaratmış olmasına rağmen (Zariyat  51/56); İrade sahibi olan insan, önce şeytanın adımlarına uyarak (istisnaları hariç) şeytana ve nefsine köle olmuş; Sonra da kendisini yeryüzünün ilahı görerek hemcinsinin bir kısmını köleleştirmiştir. İnsanlık tarihi boyunca gönderilen elçiler, müstezafların aleyhine bozulan dengeleri; fıtri ayarlarına döndürmek için gayret etmelerine rağmen; yapılan değişim ve dönüşüm uzun ömürlü olamamıştır. Bu nedenle Allah Teâlâ tarihin belli dönemlerinde peş peşe elçiler göndererek (Bakara 2/87)  insanlığı ilahi adaletin gölgesine sığınmaya davet etmiştir. Bu cümleden olarak son nebinin gönderilmiş olduğu yedinci asırda da sosyal sınıf olarak İnsanlar hürler ve köleler diye ikiye ayrılıyordu. Dünya hür olanların çiftliği, köleler de bu çiftliğin imarı ile uğraşacak, sahiplerine hizmet edecek Marabaları durumunda idiler. Zaten köleler de efendisinin malı durumundaydı. Köle ve cariyelerin mülk edinmek, istediği yere seyahat etmek, istediği işi istediği yerde yapıp yaşamak gibi bir hakları yoktu. Kendileri efendilerinin malı konumundaydı. Efendisi ister kendi hizmetinde kullanır isterse başkasına satardı. Şahsi hürriyetleri olmadığından kendi statüsünde bile olsa istediği kimseyle evlenemezlerdi. Bu durum İslam’ın insana yüklemiş olduğu sorumlulukla ve insana vermiş olduğu şahsiyet anlayışı ile bağdaşmamakta idi. Böyle bir sınıfın kaldırılmasını İslam gelince bir anda kaldırmamış; alınan tedbirler ve konulan hükümlerle kısa sürede çözüme kavuşturulmuştur. Konunun halli için üretilen çözümleri şöyle sıralamak mümkündür:

1: Köle satın alınıp azad etmek:

Varlıklı insanlar kölenin bedelini ödeyerek efendilerinden satın alıp azad ederek hür olmalarını sağlamış olurlardı. İslam’ın ilk günlerinde Hz. Bilal’a efendisi Müslüman olduğu için dayanılmaz işkenceler yapıyordu.  Hz. Ebu Bekir (r.a.) Bilal’ı Habeşi’nin efendisine yüksek bir bedel ödeyerek satın alıp hürriyetine kavuşturmuştur.

2: Mükâtebe akti yapmak:

Bunun anlamı şudur: Müslüman olan efendi kölesinde kendisini geçindirecek, hayatını devam ettirecek bir kabiliyet görürse, onunla antlaşma yaparak belli bir bedeli, belli bir zaman içinde efendisine ödediği takdirde; efendisinin onu azad ederek hürriyetine kavuşturmasıdır. Bu durum ayette şöyle anlatılır:

“Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.”(Nur 24/32)

“Evlenme imkânını bulamayanlar ise, Allah, lütfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunanlardan (köleler ve câriyelerden) mükâtebe yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde bir hayır (kabiliyet ve güvenilirlik) görüyorsanız, hemen mükâtebe yapın/ antlaşma yapın. Allah’ın size vermiş olduğu maldan siz de onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye, şahsiyetli bir hayat yaşamak isteyen/ (İn Eradne Tehassunen) gençlerinizi / genç kızlarınızı (feteyatiküm) İSYANA /(ALEL BİGAİ) zorlamayın. Kim onları zor altında bırakırsa, bilinmelidir ki zorlanmalarından sonra Allah (onlar için) çok bağışlayıcı ve merhametlidir.”(Nur 24/33)

Not: Bu ayette geçen  (İn Eradne Tehassunen) kelimelerine  (Şahsiyetli bir hayat yaşamak isteyen)  anlamını, (Feteyatüküm ) kelimesine de (genç kızlarınız veya gençleriniz) anlamını verdik. El BİGA kelimesine de (İsyan, bagı/ isyankar) anlamını verdik. Meallerde özellikle  BİGA kelimesini fahşa/ fuhuş olarak çevirmişlerdir. Bu durumda efendilei tarafından genç kızlar/ cariyeler zinaya zorlanmamalı diye anlam vermişlerdir. Zinanın haram olduğuna iman eden Müslüman cariyesini zina etmeye zorlamayı nasıl düşünebilir ki Allah Teala bunları zinaya zorlamayın buyuracak?! Aklıselim ile düşünülmesi gerekmez mi? Bu kelimelere verilen yanlış manalar nedeni ile ortaya çıkan mana İslam’ın ortaya koyduğu ahlak anlayış ve akidesiyle bağdaşması mümkün değildir. Bu gençlerin/kızların/ babaları veya cariyelerin efendileri Müslüman olduğuna göre;  bir Müslüman kızlarını veya cariyelerini zinaya nasıl zorlarlar?!  Bu nedenle ilgili kelimeleri uygun anlamlarını sözlüklere bakarak bulup cümledeki yerlerine koyarak İslam anlayışına uygun hale getirmeye çalıştık en doğrusunu rabbimiz bilir kaydıyla.

Burada takdire şayan olan bir başka konu da efendisi ile antlaşma yapan köleler borcunu ödeyemez ise İslam zekât parasından pay vererek bu insanların borçlarını ödemelerine imkân sağlamış olmasıdır. (Tövbe 9/60) Bu ancak ilahi rahmetin kullarına büyük bir ihsanıdır!

3: Hataen bir insanı öldürmenin bedeli olarak Bir köle azad etmek:

“Yanlışlıkla olması dışında bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz. Yanlışlıkla bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Meğerki ölünün ailesi o diyeti bağışlamış ola. (Bu takdirde diyet vermez).

Eğer öldürülen mümin olduğu halde, size düşman olan bir toplumdan ise mümin bir köle azat etmek lâzımdır.

Eğer kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi azat etmek gerekir.

Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay peş peşe oruç tutması lâzımdır. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.” (Nisa 4/92)

4: Yemin kefareti için köle azad etmek:

“Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan kimse üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size ayetlerini böyle açıklıyor; umulur ki şükredersiniz!” (Maide 5/89)

5: Hanımlarına zıhar yapıp sonra da dönmek isteyenlerin ZIHAR kefareti olarak bir köle azad etmek:

“Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir. Allah, sizin konuşmanızı işitir. Çünkü Allah işitendir, bilendir.”

“İçinizden zıhar yapanların kadınları, onların anaları değildir. Onların anaları ancak kendilerini doğuran kadınlardır. Şüphesiz onlar çirkin bir laf ve yalan söylüyorlar. Kuşkusuz Allah, affedicidir, bağışlayıcıdır.”

“Kadınlardan zıhar ile ayrılmak isteyip de sonra söylediklerinden dönenlerin karılarıyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavuşturmaları gerekir. Size öğütlenen budur. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.” (Mücadele 58/1-3)

Bir başka lütuf ise hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen hür müminlerin velilerinin izniyle Müslüman olan şahsiyet sahibi cariyelerle evlenmeleri tavsiye edilmiştir:

“İçinizden, imanlı hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, ellerinizin altında bulunan imanlı genç kızlarınız (sayılan) cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı daha iyi bilmektedir. Hep aynı köktensiniz (insanlık bakımından aranızda fark yoktur). Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamaları şartı ve sahiplerinin izni ile onları (cariyeleri) nikâhlayıp alın, mehirlerini de normal miktarda verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınların cezasının yarısı (uygulanır). Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Nisa 4/25)

Rabbimiz insan hayatına ve hürriyetine vermiş olduğu önemi bizlere ihsas ettirmek için köle azad etmeyi zor bir imtihanı başarmak olan bir takım amellerle beraber zikrediyor:

“Fakat o zor geçidi aşmaya girişmedi.”

“O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin?”

“O Köle azat etmek,

“Veya salgın bir kıtlık gününde yemek yedirmektir,”

“Veya hiçbir şeyi olmayan yoksulu doyurmak.”

“Sonra da iman edip, sabrı tavsiye eden ve merhametli olmayı tavsiye edenlerden olmaktır.” (Beled 90/11-17)

İslam dünyası Ömer bin Abdül Aziz döneminde zekat paralarını verecek fakir bulamadıkları için halifenin emriyle çevredeki gayri Müslim devletlerden köle satın alıp hürriyetlerine kavuşturmuşlardır. İnsanlık tarihinde böyle bir şey Müslümanlar tarafından yapılmıştır. Bu da İslam’ın ve Müslümanların insana vermiş olduğu değeri göstermektedir.

Allah Teâlâ insan şahsiyeti ile bağdaşmayan kölelik anlayışını kaldırmak için her türlü imkânı yedinci asırda devreye koyarak insanları bu yanlıştan kurtarmıştır. Batıl zihniyetin temsilcisi olan ABD ise; köleliği 19 Haziran 1865 te kaldırmıştır. Ancak kaldırılan insan ticareti ve insan olmaktan doğan hakların kısıtlanmaması sağlanmıştır. Ahlak ve anlayış uzun süre devam etmiştir. Yakın tarihe kadar bir beyaz siyahlar ile birlikte aynı arabaya binmekten kaçınmış, onlarla aynı mevkide oturmamıştır. İslam ise; “İnanlar kardeştir.” (Hucurat49/10) İlkesi ile inananlar arasında hiçbir ayrım yapmadan beyazı, siyahı, sarıyı ve kızıl deriliyi kardeş ilan etmiştir. Resulullah (a.s.) da; “köle ve esirlerinize yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, onların şahsiyetlerini rencide edecek muamele yapmayın, güçlerinin yetmeyeceği işler yaptırmayın buyurmuştur, beyazın siyaha, Acemin Araba, Arab’ın da aceme bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir”  buyurmuştur.

Bu durumu rabbimiz şöyle ifade ediyor:

“Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstün olanınız O’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah her şeyi bilir ve her şeyden haberdar olandır.” (Hucurat 49/13)

Her şeyin doğrusunu Allah bilir diyerek hakkı teslim edip, rabbimizden o zor geçidi geçmeye çalışanlardan olmayı niyaz ediyoruz!..

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı