GenelYazarlardanYazılar

Kur’an’ın Model İnsan Tipi:Mü’minler-4

MÜ’MİN KİŞİLİĞİN OLUŞUMUNU ENGELLEYEN AKLİ ve NEFSİ HASTALIKLAR-3

5-Güncelin/Gündemin Peşine Takılma Hastalığı: İslam hem fert, hem aile, hem toplum, hem de devlet düzeyinde evrensel ilkeler koyan bir dindir. Onun gündemi insanı ve insanlığı ilgilendiren dünyevi ve uhrevi olan her şeydir. Mümin kişiliğe sahip biri de dinin ilgilen dedikleriyle ilgilenmek zorundadır. Bu onun kimliğinin bir gerekliliğidir. Ancak burada ıskalamaması gereken önemli nokta, güncelin/gündemin peşine takılmadan İslam’ın ortaya koyduğu zihniyet ölçüleri çerçevesinde meseleye bakabilmektir.

Gündemin çok hızlı değiştiği/ değiştirildiği bir çağda yaşıyoruz. Dünyaya, dünya gündemine inananların dışındaki güç odaklarının yön verdiğini aslında bilmeyen yok. Bu durum, önümüze konulan gündem konularına nasıl bakmamız gerektiği hususunu önemli kılıyor.

“Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” (49-HUCURAT/6)

Bu ayet bize oluşturulan gündem karşısında nasıl tavır takınmamız gerektiğini ilkesel olarak ortaya koyuyor.

Yaklaşık yüz-yüz elli yıldır Batılıların hâkimiyeti altında yaşıyor dünya halkları. Bu güç odaklarının ellerindeki en önemli araçları/argümanları ise medya medya organları. Kitleleri yönlendirmede, zihinleri değiştirip dönüştürmede, gündem oluşturmada Batılıların/Batıcıların en etkili silahlarıdır medya. Medya bugün dev bir imparatorluk.  Üstelik hayatın her tarafını kuşatmış durumda. Ondan kaçış yok gibi. Silahla/ordularla işgal edilemeyen yerler bile çok rahat bir biçimde medya organlarıyla işgal edilebilmekte. Algılarımız, anlayışlarımız, inanç sistemimiz, dostlarımız ve ya düşmanlarımız yine onlarla belirlenmekte. Meselelere nasıl ve nereden bakacağımızı bile oralardan servis edilen yorum ve değerlendirmelere göre belirliyoruz maalesef. Bu durum gündemi oluşturanlara karşı ne kadar edilgenleştiğimizin resmidir.

Mü’min kişilik asla oluşturulan gündemin/güncelin tüketicisi olamaz. Çünkü onun kendi asli gündem maddeleri vardır. O kendi gündeminin derdindedir. Oluşturulan suni gündemlerin farkındadır. Suni gündemlerin birer gündem sapması/saptırması olduğunu bilir; bilmek zorundadır. Aksi takdirde kurulan tuzağa düşer ve kaybedenlerden olur.

Müzminlerin temel özelliklerinden biri düşmanlarının, düşmanlarının hile ve tuzaklarının farkında olmaktır. Bu farkındalık sağlanmadığı müddetçe güdülmek/oluşturulan gündemlerin tuzağına düşerek asli gündemimizden uzak kalmak kaçınılmaz sonumuz olacaktır. Gündem oluşturmak istiyorsak öncelikle ilkeli bir duruşumuz, olup biten her şeyin farkında olan bir bilgi ve bilincimiz olmak zorundadır.

İlkeli bir duruşa, olup biten şeylerin farkında olan bir bilgi ve bilince sahip olmayışımızdan olsa gerek, oluşturulan gündemlere karşı Müslüman’ca tavır geliştiremiyor, algılarımız üzerinde oynandığını fark edemiyoruz. Bu da çok önemli meselelerde bile duygusal tepkilerle varlık göstermemiz sonucunu doğuruyor.

Tarih şahit ki, İslam ve Müminler 20.yy’a kadar hep gündem belirleyen olmuşlardır. Yeniden gündem belirleyen olabilme potansiyeline ve imkânına sahibiz aslında. Elimizde Kur’an gibi rehber varken oluşturulan gündemin nesnesi olmak vahim bir durum. Kendi kaynağımıza dönüş ve yeniden diriliş bizi düştüğümüz yerden kaldıracak güncelin peşine takılan değil gündem belirleyen olmamızı sağlayacaktır. Bu da, mü’min kişiliği olumsuz etkileyen, oluşturulan gündemin peşine takılma hastalığından inananları kurtaracaktır.

6-Din Adamları(!)na Aldanma Hastalığı: Hak din olan İslam,  çerçevesi/sınırları Allah tarafından belirlenmiş olan ilkeler/yasalar bütünüdür. Her fert, bu dini tercih ettiği andan itibaren onun ilke ve yasalarından sorumludur. Bu din hiç kimsenin tekelinde değildir ve bu dinin din adamları diye bir sınıfı da yoktur. Bu dinin doğru anlaşılması ve yaşanması için mücadele edenler ‘Din Adamı’ değil, ‘Dininin Adamıdırlar.

Bu dinin elbette ki elçileri, elçilerin yetiştirdiği öğrencileri, onların yolunda gidenler vardır. Onlar vahyin tanıklığını yaparak bize ‘Yaşayan Kur’an’ olmuşlardır. Din adamlığı, İslami literatürde olmayan devşirme bir ibaredir. Bir yandan Hıristiyanlık ve Yahudilik, diğer yandan Tasavvuf inancı kavramın İslam düşünce sistemine geçmesine sebep olmuştur. Bu inanç sistemleri incelendiğinde ‘Din Adamları Sınıfı’nın olmazsa olmazlardan olduğu görülecektir.

Âlimler din adamları değil, dininin adamlarıdır. Derinlemesine inceleme gerektiren hususlarda vahyin koyduğu ölçüler çerçevesinde ictihad yapan kimselerdir ve Allah bu kimseleri Kur’an’da övmüştür. Âlimler kendilerini asla özel statüye yerleştirmemiş, böyle bir beklenti içinde olmamışlardır. Din adamları ise geniş halk yığınlarının önünde özel bir konuma sahip olmuşlar, özel ilgi görmüşler, Peygamberlerin asla talep etmedikleri maddi ve manevi taleplerde bulunmuşlardır. Güç/iktidar/para sahipleriyle içli dışlı olmuşlar ve kitleleri Allah’la Allah adına rahatlıkla aldatmışlardır. Hem uzak tarih, hem de yakın tarih, hem de Kur’an-ı Kerim buna şahitlik etmektedir.

“Ey iman edenler! (Biliniz ki), hahamlardan ve râhiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve (insanları) Allah yolundan engellerler. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!” (9-TEVBE/34)

Bilindiği gibi hahamlar ve rahipler iki ‘Din Adamı’ sınıfını temsil eder. Rabbimiz ‘Din adamları sınıfının en bariz özelliklerini ‘insanların mallarını haksız yollardan yemek ve insanları Allah yolundan engellemek’ olarak önümüze koyuyor.

Böyle bir tehlike karşısında ne yapmalıyız?

Müminler olarak aldanmamak ve aldatılmamak için öncelikle tercih ettiğimiz dinin (İslam’ın) temel inanç esaslarıyla birlikte farzlarını ve haramlarını bilmek, mümkün olduğunca okuyup araştırarak bilgi ve bilinç sahibi olmak zorundayız. Bilmeyene bildirirler. Bilmiyorsak din adamlarının aldatıcı cazibesine rahatlıkla kapılabiliriz. Her din adına konuşanın peşine takılmak kitlelerin hoşuna gidebilir. Ancak işin farkında olan Müminler din adamları tehlikesine karşı uyanık olmalı, uyarmalıdır. Biz birkaç on yıl içinde bile din adamlarının İslam üzerinden nasıl rant edindiklerini, kitleleri nasıl aldattıklarını ve de aldatmaya devam ettiklerini gördük ve görmeye de devam ediyoruz. Aldananlar olduğu müddetçe aldatanlar da olacaktır.

İnanmak bilgiyi, bilgi de okumayı araştırmayı gerektirir. Elbette bu külfetli bir iştir. Birine teslim olmak, dini onun bize sunduğu şekilde almak ve cennet kazanmak işimize geliyor. Aldatılabileceğimizi düşünmüyor, düşünmek de istemiyoruz. Halbuki bilgi ve bilinç olmadan yapılan yanlış itaat kişiyi din adamı tapıcılığına götürebilir. Cennet umarken cehennem sonumuz olabilir. Rabbimiz bizleri bu tehlikeye karşıda uyararak uyanık olmamızı istiyor:

(Yahudiler) Allah’ı bırakıp bilginlerini (hahamlarını); (Hıristiyanlar) da rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i (İsa’yı) rabler edindiler. Hâlbuki onlara ancak tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu. O’ndan başka tanrı yoktur. O, bunların ortak koştukları şeylerden uzaktır.” (9-TEVBE/31)

Mümin vahiy gerçeğinden habersiz olamaz, habersiz yaşayamaz. Vahyin İnananlar için çizdiği sınırlardan habersiz kişi ya da kişiler ‘Din Adamı’ kılıklı kişileri ilahlaştırabilir, rableştirebilir. Böyle bir tehlike her zaman mevcuttur. Bizler etrafımızda biat ettiği Din Adamı’nı (Şeyh, Üstat, Hoca Efendi, Karizmatik Lider) hatasız, eleştirilemez, yanlış söylese de/yapsa da bir bildiği vardır, diyerek onları kutsayan insanlarla karşılaştık, karşılaşmaya da devam ediyoruz. Allah adına yalan uydurup Allah’la aldatanları tanımanın ve görmenin vakti gelmedi mi?

Akıl çağında yaşadığımız söylense de gerçekten de aklettiğimiz pek söylenemez. Gerçekten akletseydik din adamı kılıklı bu kişilere her defasında kanmaz/aldanmazdık. Rabbimiz vahyini akledip anlayacak ölçüde aklı tüm kullarına bahşetmişken insan kolaycılığa kaçıp birilerinin eteğine yapışmayı kurtuluş zannediyor. Kurtarıcı olarak gördüklerimiz kurtulmayı garantilediler mi ki, onların bizi kurtarmasını bekliyoruz? Kurtuluş ferdi planda Vahye yeniden muhatap olup onu anlamaya ve yaşamaya çalışmak; sonra da ortaya konulan çabaları, yapılan çalışmaları kolektif hale getirip pratikte sahaya yansıtmaktadır. Çünkü İslam pratik olarak hayata yansıdığında/yansıtıldığında varlığını hissettiren bir dindir.

Kısacası İnananların yapması gereken en önemli işlerden biri Din Adamları(!)na Aldanma Hastalığından kurtulup ‘Dininin Adamı’ olmanın mücadelesini vermektir. Hiçbirimiz kendi sorumluluğumuzu başkasına havale edemeyiz.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Kitleleri yönlendirmede, zihinleri değiştirip dönüştürmede, gündem oluşturmada Batılıların/Batıcıların en etkili silahlarıdır medya.
    Mü’min kişilik asla oluşturulan gündemin/güncelin tüketicisi olamaz. Çünkü onun kendi asli gündem maddeleri vardır. O kendi gündeminin derdindedir. Oluşturulan suni gündemlerin farkındadır. Suni gündemlerin birer gündem sapması/saptırması olduğunu bilir; bilmek zorundadır. Aksi takdirde kurulan tuzağa düşer ve kaybedenlerden olur.
    ***
    GÜNDEM…İNSANLIK…GELECEK…GARANTİLİ..
    http://bredaholland.blogspot.com/2017/10/gundeminsanlikgelecekgarantili-1.html

    Müminler din adamları tehlikesine karşı uyanık olmalı, uyarmalıdır. Biz birkaç on yıl içinde bile din adamlarının İslam üzerinden nasıl rant edindiklerini, kitleleri nasıl aldattıklarını ve de aldatmaya devam ettiklerini gördük ve görmeye de devam ediyoruz.
    ***
    GENELDE TÜM İNSANLIK,ÖZELDE MÜSLÜMANLAR KUŞATILMIŞ HALDELER ŞU ANDA. DOSTUNU DÜŞMANINI BELİRLEKİ HEDEFİNE VARASIN MÜSLÜMAN,KARDEŞİM.
    http://bredaholland.blogspot.com/2017/05/genelde-tum-insanlikozelde-muslumanlar.html

    Halbuki bilgi ve bilinç olmadan yapılan yanlış itaat kişiyi din adamı tapıcılığına götürebilir. Cennet umarken cehennem sonumuz olabilir.

    Doğru Yolda Olduğunu Zanneden “HERKESİN” Dikkatine !!
    http://bredaholland.blogspot.com/2017/06/dogru-yolda-oldugunu-zanneden-herkesin.html

    Allah adına yalan uydurup Allah’la aldatanları tanımanın ve görmenin vakti gelmedi mi?
    ***
    Bu gün sistemle çalışan siyasi partilerin hepsi aynı Şeytanın avaneleridir.
    http://bredaholland.blogspot.com/2018/05/allah-adna-sizi-kandrmasn.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı