Genel

Mankurtlaştırma ve FETÖ: Kırgızistan-Türkiye ilişkileri

Prof. Dr. Metin Aksoy / Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi/Açık görüş

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Türkiye’nin kaygılarına ve beklentilerine kulak tıkayan eski Cumhurbaşkanı Atambayev’in, iktidarı yeniden ele geçirmek için FETÖ ile kurmuş olduğu bağlantı ve ittifak, FETÖ’nün 17-25 Aralık darbe süreçlerine benzer bir operasyonu Kırgızistan’da organize etme çabası içerisine girdiğini göstermektedir. Kırgızistan’da yaşanan siyasal krizlere ek olarak artık iktidar mücadelesine giren bir FETÖ varlığı, Kırgızistan’ın iç siyasal yapısı adına kaygı verici olduğu gibi iki kardeş ülke arasındaki işbirliğini baltalayan önemli bir tehdit olarak varlığını devam ettirmektedir.

Türkiye- Kırgızistan ilişkileri Turgut Özal ve Askar Akayev’in “Kırgız Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti Arasında Dostluk ve İşbirliği İle İlgili” anlaşmaya imza atmaları ve 16 Aralık 1991 tarihinde Türkiye’nin Kırgızistan’ı tanıyan ilk devlet olmasıyla başlamıştır. 1992 yılında iki ülkede karşılıklı olarak elçilikler açıldı ve 1997 “Ebedi Dostluk ve İşbirliği Anlaşması”, 1999 “Türkiye ve Kırgızistan: Birlikte 21. Yüzyıla” bildirisi ve 2011 tarihli “Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) Kurulmasına İlişkin Ortak Açıklama” ikili ilişkilerdeki temel metinler arasındadır. Bunlara bağlı olarak Tanrı Dağları ile Altay Dağları arasında kalan coğrafyanın sahip olduğu tarihi yükümlülük, iki devletin ilişkilerinde önemli bir yol haritası çizmiş ve Türkiye ile Kırgızistan’ın diplomatik ilişkilerinde de önemli bir yapıtaşı olmuştur.

2011 yılı itibariyle iki kardeş ülke arasındaki ilişkiler stratejik ortak seviyesine ulaşmış olmakla birlikte siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel olarak çok geniş bir yelpazede ilerlemektedir. Türkiye, genç bir ülke olan Kırgızistan’a en çok kalkınma yardımı ve sosyal yardım yapan ülkelerin başında gelmektedir. Uluslararası kuruluşlarla ilişki kurulması ve dünya ticaretine entegrasyon konusunda da en büyük desteği yine Türkiye vermiştir. Ekonomik alanda Kırgızistan’da en büyük ikinci yatırımcı ülke olan Türkiye, istihdam sağlama açısından ise birinci sıradadır. Kırgızistan’ın bağımsızlık yıllarında Türkiye, yaklaşık 1 milyar ABD dolarını gelecekte Kırgızistan’a yatırım çekme adına aktarmıştır. 28 Nisan 1992’te ise Mutabakat Zaptı kapsamında Türk Exim Bank ile Kırgız Cumhuriyeti Merkez Bankası arasında 75 milyon ABD dolarlık Mal ve Proje Kredisi Anlaşması imzalanmıştır. Bu kredinin 48.13 milyon doları kullanılmış, geri ödemesi altı defa ertelenmiş, 2012 yılında ise Türkiye borcu tamamen silmiştir. Şu anda Türkiye ile Kırgızistan arasındaki ticaret cirosu yaklaşık 400 milyon dolardır.

Bişkek’te inşa edilen Kırgız-Türk Dostluk Hastanesi’nin çalışmaları sona ermiş ve yeni tıbbi yapı modern teknolojik ekipmanlarla donatılmıştır. 2018 Eylül ayında iki ülke cumhurbaşkanı tarafından açılmış ve hizmet vermeyi beklemektedir. Bunun yanı sıra, Kırgızistan’dan 100 hastaya ücretsiz tıbbi yardım sağlamak için Türkiye ile Kırgızistan arasında bir anlaşmaya varıldı. Buna bağlı olarak her yıl Türkiye’de çeşitli devlet sağlık kurumlarında tedavi görmeleri için imkân sağlanmaktadır.

Kültürel işbirliği

Türkiye’nin Kırgızistan’da bulunan ilk ve orta düzeydeki eğitim kurumlarının yanı sıra eğitimde öncü olan birimi Manas Üniversitesidir. Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, iki ülke arasındaki yakın kardeşlik ilişkilerinin iyi bir örneğidir ve bugün, Kırgızistan’da operasyonel kampüsü olan tek üniversitedir. Her yıl, bu üniversitenin ihtiyaçları için, öğrencilere kaliteli ve layık bir eğitim sağlamak adına yaklaşık 25 milyon dolarlık bir bütçe Türkiye tarafından tahsis edilmekte ve ağırlıklı olarak Kırgız öğrencilerin tercih ettiği okulda eğitim tamamen ücretsiz olarak sağlanmaktadır. Bunun yanı sıra Kırgızistan’dan gelen öğrenciler, Türkiye’deki çeşitli üniversitelerde lisans ve yüksek lisans programları için ücretsiz eğitim imkânı elde etmektedir. Ayrıca, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından Kırgızistan’da çeşitli alanlarda projeler hayata geçirilmektedir. Yakın zamanda Bişkek’te 30 milyon dolara tamamlanan Merkez Camii’nin açılışı yapılmıştır. TÜRKSOY, TÜRK KENEŞİ bünyesinde iki ülke arasında yoğun bir kültürel işbirliği ve ilişkiler ağı kurulmaya devam etmektedir.

Türkiye’nin yurtdışında en yüksek faaliyetleri olduğu ülke sıralamasında Kırgızistan ilk sırada gelmektedir. İki kardeş ülkenin kalkınması ve ilişkilerin geliştirilmesi stratejik bir kazancın ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Ancak Türkiye ve Kırgızistan arasındaki ilişkiler 15 Temmuz 2016 tarihinde önemli bir yara almıştır. Bu yaranın sebebi ise FETÖ üyelerinin darbe girişiminden sonra Kırgızistan’ı yerleşke olarak kullanmasıdır. Bu hain terör örgütü üyeleri Kırgızistan’da Türkiye aleyhine her platformda propaganda yapmakta ve iki ülkenin ilişkilerinin bozulması amacıyla faaliyette bulunmaktadırlar.

Son dönemdeki ilişkilerin ele alınması ve konuşulması adına 2018 Nisan ayında Kırgız Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Eylül ayında Kırgızistan’a ziyarette bulunmuştur. Gerçekleştirilen bu ziyaretlerde Türkiye, FETÖ üyelerinin ülkemize iadesini talep etmiş ve Kırgızistan’da da 15 Temmuz benzeri bir kalkışmanın olabileceği yönündeki düşüncelerini dile getirmiştir. Ancak Kırgız yönetimi bu konuda Türkiye’nin taleplerini göz ardı etmektedir. Örneğin FETÖ’nün ikinci adamı Mustafa Özcan’ın Kırgız vatandaşlığına geçmesi Türkiye ile Kırgızistan’ın FETÖ konusundaki hassasiyetlerinin farklı olduğunu göstermektedir. Bu durumun arkasındaki neden ise bazı Kırgız yöneticilerin FETÖ okullarından mezun olması ve FETÖ için çalışmalarına devam etmesidir.

FETÖ yapılanması

FETÖ Kırgızistan’da etkin olduğu kadar diğer Orta Asya ülkelerinde etkin olamamıştır. Ancak ABD destekli FETÖ terör ve istihbarat örgütü, Kırgızistan’da faal olarak çalışmalarını sürdürmektedir. FETÖ sahip olduğu finansal gücü Kırgızistan’da ekonomik manipülasyon için kullanmakta; açtığı okullar vasıtasıyla kendi ideolojisi doğrultusunda eleman yetiştirmektedir. Örneğin 2015 öncesi dönemde FETÖ, adı SEBAT olan okullarının adını SAPAT olarak değiştirerek eğitim faaliyetlerine devam etmektedir. Yapılan bu isim değişikliği ise Türkiye’nin okulların iadesine yönelik talebi üzerine gerçekleşen bir değişikliktir. Doğrudan veya dolaylı olarak sahip olduğu okullarda Türkiye aleyhine propaganda yapan FETÖ ayrıca Kırgızistan’ın mevcut ekonomik şartlarını da kendi lehine kullanarak devletin etkisiz hale gelmesine neden olmaktadır. Söz konusu okullarda yetişen kişiler devlet kurumlarında önemli mevkilere gelmekte ülke politikasının belirlenmesinde etkin rol almakta ve Türkiye’nin FETÖ noktasında istek ve taleplerini medya aracılığıyla Kırgız halkına yanlış lanse etmekteler. İki kardeş toplum arasında fitne tohumlarının ekmekten geri durmayan FETÖ hususunda Türkiye’nin uyarılarını iç işlerine karışma olarak değerlendiren Kırgız yönetimi, FETÖ kaynaklı yanlış yönlendirme ile kardeş halkların birbirlerinden uzaklaşmasına sebep olmaktadır.

FETÖ’nün Kırgızistan’daki stratejilerinden biri de gençleri dil açısından yetiştirmektir. SAPAT okullarında İngilizce ağırlıklı dersler verilmekte, ABD’nin Orta Asya’da etkinliğinin devam etmesi için ücretsiz kurslar açılmakta ve ABD sempatisi oluşturmak adına Kırgızistan merkezli Soros vakfıyla ortak çalışmalar yürütmektedir. Ayrıca FETÖ, genelde Orta Asya ülkelerinde özelde ise Kırgızistan’da önde gelen kişilerin çocuklarına eğitim vermekte ve onların devlet kademlerinde görevler üstlenmesine ön ayak olmaktadır. Bu kapsamda öğrencilerin iyi okullarda ve stratejik bölümlerde okuması adına Türkiye’de olduğu gibi sınav sorularını çalıp çeşitli üniversitelere istedikleri kişileri yerleştirmektedir.

Kırgız devlet yapısı içerisinde de büyük bir güce sahip olan FETÖ yapılanması Türkiye’nin FETÖ mücadelesine yönelik de en büyük direnci oluşturmakta ve Türkiye aleyhine olan her türlü projeyi finanse etmekte ve desteklemektedir.

Türkiye’nin Kırgızistan Büyükelçisi Cengiz Kamil Fırat’ın, FETÖ’ye karşı atmış olduğu adımlar FETÖ tarafından rahatsızlıkla karşılanmış ve iki kardeş ülke arasında krize neden olmuştur. Türkiye büyükelçisi ile FETÖ’nün Orta Asya İmamı olan Orhan İnandı’nın aynı iftar yemeğine davet edilmesi sonrasında büyükelçinin iftar programını terk etmesiyle Türkiye tarafından Kırgızistan’a nota verilmiştir. Daha sonra Kırgızistan tarafından Ahıska Türkleri ile Kırgızlar arasında yaşanan bir tartışmaya elçilik çalışanını ziyarete giden Türk büyükelçisine karşı başlatılan linç kampanyası sonrasında Kırgızistan tarafından Türkiye’ye verilen nota iki kardeş ülke arasındaki gerginliğin artması adına tamamen FETÖ tarafından koordine edilen krizler arasındadır. FETÖ, Kırgızistan’da üst düzeyde Türkiye aleyhine propaganda yapmakta ve kendine elaman yetiştirmek adına çalışmalarını sürdürmektedir. Kırgızistan, Türkiye’nin beklentilerine cevap verememektedir ve Kırgızistan’ın kendi iç siyaseti çerçevesinde de FETÖ etkin rol oynamaya başlamıştır. Son dönemlerde yaşanan siyasi krizde de FETÖ etkin bir şekilde Kırgız iç siyasetini yönlendirmektedir. Kırgız halkını birbirine karşı kullanan örgüt, toplumu mankurtlaştırmaktadır.

Ülkenin krizleri

Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından Ekim 1991 seçimleriyle göreve gelen Askar Akayev Kırgızistan’ın ilk cumhurbaşkanı olmuştur. Bu dönemde izlemiş olduğu politikalar her ne kadar ülkeye egemen olan Kırgızistan Komünist Parti’siyle çatışmış olsa da liberal politikalar uygulamaya çalışan akademisyen kökenli Akayev, pazar ekonomisine geçiş ve yerli-yabancı yatırımcıları teşvik noktasında gerekli olan düzenlemelerin yapılması adına mücadele vermiştir. Ancak bağımsızlığını yeni kazanan bir devlet olması nedeniyle Kırgızistan’da yüksek enflasyon, üretim eksikliği, iç ve dış politika da istikrarsızlık ve işsizlik gibi konular baş göstermiş ve Akayev-hükümet arasında çatışmaya sebep olmuştur. Bunun üzerine 2005 yılında darbe ile ülkeyi terk eden Akayev’in yerine Kurmanbek Bakiyev geçmiştir. Bakiyev’in ülkedeki atamaları ise halkta büyük rahatsızlık oluşturmuştur. Bakiyev’in istikrarsız ve adil olmayan yönetimi Nisan 2010’da darbe yoluyla iktidardan uzaklaşmasına neden olmuştur. Bakiyev’in yerine geçici hükümet kurarak Roza Otanbayeva geçmiştir. Geçici hükümet 2011 yılındaki seçimle görevi devralacak olan Almazbek Atambayev yönetimine kadar Otanbayeva tarafından idare edilmiştir.

Atambayev döneminde Kırgızistan eski dönemlerde olduğu gibi istikrarsız bir yönetim ve ekonomiyle karşı karşıya kalmıştır. 2017 yılında yapılan seçimlerde ise Sooronbay Ceenbekov iktidarı devralmıştır. Ceenbekov döneminde dahi ülkedeki siyasal çatışma son bulmamıştır. Atambayev ve Ceenbekov arasında süren iktidar yarışı toplumsal huzursuzluğa yol açmakla birlikte ülkenin siyasal istikrarını koruma noktasında da zayıf kalmasına sebep olmaktadır.

Atambayev ve FETÖ

Kırgızistan eski cumhurbaşkanı Atambayev düzenlediği toplantıda cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov’un yolsuzlukla mücadele politikasını eleştirdi ve Atambayev’in yakın korumalığını yapan Damir Musakeyev’in tutuklanmasına da tepki gösterdi. Bunun üzerine, Ceenbekov, devletin imkânlarını kullanan eski cumhurbaşkanlarının siyaset yapmalarını yasaklayan, eski cumhurbaşkanlarının hukuksal sorumluluklarını yeniden düzenleyen ve dokunulmazlıklarına sınırlama getiren kanun değişikliğini onayladı. Buna ek olarak Atambayev’in cumhurbaşkanlığı görevinden sonra iktidardaki Sosyal Demokrat Parti’nin başkanı olarak devam etme ve burada hükümet politikalarını yönetme çabası, meclisteki parti üyelerinin büyük bölümü tarafından tepkiyle karşılandı. Bu durum Atambayev ile Ceenbekov’un arasının açılmasına neden olmuştur.

2019 Mayıs ayında Ceenbekov eski cumhurbaşkanlarını sorgulanması için bir yasa imzaladı ve Atambayev’e yönelik yolsuzluk soruşturmasının başlatılmasının talimatını verdi. Çıkarılan meclis kararıyla Atambayev’in dokunulmazlığı kaldırıldı ve tanık statüsünde sorguya çekilmesi için çağrıldı. Atambayev ise yolsuzluk suçlamasını “saçma” olarak nitelendirmiştir. İfade verme çağrısını görmezden gelen Atambayev, eski ortaklarından bazılarının sorgulama sırasında tutuklanması nedeniyle destekçileri ve köylülerinin de desteğiyle Bişkek’e 12 km uzaklıkta yer alan Koy-Taş köyündeki evini savunma hazırlığına başladı. Düzenlenen ilk operasyonda bir polis memuru ölürken ikinci operasyonda Atambayev sorgulanmak üzere polis merkezine götürüldü.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Türkiye’nin kaygılarına ve beklentilerine kulak tıkayan eski Cumhurbaşkanı Atambayev’in, iktidarı yeniden ele geçirmek için FETÖ ile kurmuş olduğu bağlantı ve ittifak, FETÖ’nün 17-25 Aralık darbe süreçlerine benzer bir operasyonu Kırgızistan’da organize etme çabası içerisine girdiğini göstermektedir. Kırgızistan’da yaşanan siyasal krizlere ek olarak artık iktidar mücadelesine giren bir FETÖ varlığı, Kırgızistan’ın iç siyasal yapısı adına kaygı verici olduğu gibi iki kardeş ülke arasındaki işbirliğini baltalayan önemli bir tehdit olarak varlığını devam ettirmektedir.

Önemli Not: Yukarıdaki yazı, yazarın şahsi görüşlerini içermekte olup, İktibas Çizgisi.com un yayın ve düşünce yapısını yansıtmıyor olabilir. İktibas Çizgisi olarak, kâr amacı gütmeyen yayın politikamız gereği okumaya değer bulduğumuz yazıları, takipçi kitlemizle buluşturmak için tam metin olarak yayınlıyoruz

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir