GenelYazarlardanYazılar

Mesiyanik Düşünce ve Tanrıyı Kıyamete Zorlama Stratejisi

2017 Şubat sayısı

“Aslında tehlikeli olanlar bizleriz. Namuslu ve dindar görünerek
çoğu zaman şeytanın ta kendisi oluruz!…”
V. For Vendetta

ABD ‘de, Kasım ayında gerçekleşen Başkanlık seçiminde yaşanan ilginç gelişmelerden biri, sonuçların açıklanması akabinde, arama motoru Google’da “Kanada’ya nasıl göç edebilirim” in en çok aranan olması ile aşırı yüklenmeden, Kanada hükümetinin resmi internet sitesinin çökmesi idi. Trump, koltuğa oturdu şimdilerde ve Dünyanın patronu olarak nasıl bir siyaset izleyeceği merak ediliyor.

Oysa geçmiş Obama iktidarının dış politika sorumlusu “Hillary” de sıkı bir “Neocon Şahini” idi aslında ve çiçeği burnunda Başkan ”Trump” tan daha az tehlikeli değildi.

Dışişleri Bakanı olarak geçirdiği yıllardaki ABD politikalarından, onun da bir “Sevgi Kelebeği” olmadığını gördük, yaşadık.

Ve aynı Hilary gibi diğer tüm ABD li Neoconlar, İsrail aşırı sağının pompaladığı,“Tanrı’yı kıyamete zorlamayı” dinsel bir zorunluluk olarak görmekte.

Mesih’in ya da Mehdinin yeryüzüne inmesini bekleme üzerine kurgulu Mesiyanik düşünceyi pratiğe aktarma çabaları, tüm dünyada yaşanan din ve mezhep çatışmaları ile kıyamet savaşlarını hızlandırıyor.

Trump bir Neocon olmasa da, yönetimindeki yeni ABD nin, geçmiş Neocon politikaları kaldığı yerden devam ettirip ettirmeyeceğini zaman gösterecek.

Ve yaşananlardan anlıyoruz ki, ne kadar görmezden gelinse de devletler ve küresel çapta büyük örgütlerin bir kısmı tüm hesaplarını Mesihiyet inancı etrafında şekillendiriyor.

Aynı, son yıllarda, vahşi icraatları ile dünya gündeminde kalarak İslamın terörle özdeşleşmesini sağlayan İŞİD de olduğu gibi…

İŞİD’in, “Melhame-i Kübra” savaşının eşiğine girildiği propagandaları ile tüm dünya Müslümanlarını biate ve Mehdi yanında savaşmaya çağırması, gözleri üzerine çevirmiş olsa da, sonrasında ele geçirdiği yerlerin ve özellikle “Dabık” tan çekilmek zorunda kalışı, “Mehdi Ordusu” olma iddiasının da bitişi idi aslında.

Mehdi, Allah tarafından kendisine rehberlik edilen kimse anlamında; zulüm ve adaletsizliğin her tarafı kapladığı bir zamanda gelip Mesiyanik Düşünce ve Tanrıyı Kıyamete Zorlama Stratejisi Enes Tarım “Aslında tehlikeli olanlar bizleriz. Namuslu ve dindar görünerek çoğu zaman şeytanın ta kendisi oluruz!…” V. For Vendetta yeryüzünü adaletle dolduracağına inanılan olağanüstü güçlerle donatılmış kişiyi ifade etmekte. Mesih ise, mesh edilerek kutsanmış, kutsal yağ ile ovulmuş ve Tanrının kutsal bir görev vermek üzere seçtiği kişi anlamlarını içeriyor. Aynı mehdi gibi O da, yaşanan zor günlerden sonra Tanrı tarafından yeryüzüne gönderilerek kendi inanç grubundan kimseleri kurtaracak ve refaha erdirecek kişiyi tanımlıyor.

Tüm din ve inanç sistemlerinde adına Mesih ya da Mehdi denmese de, dünyanın sonunda, kötülüğün tüm ihtişamı ile altın çağını yaşadığı bir demde yeryüzüne inerek insanlığı kurtaracak bir Mesiyanik beklenti bulunmakta.

Mesiyanik inancın kökeni tarihçilerce Sümerler’den başlatılmış olsa da, insanlık tarihinin ilk dönemlerine kadar uzandığı; Hinduizm, Zerdüştlük, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam gibi her dinin inanç sistemi içerisinde farklı nüanslarla hayat bulduğu bir vakıa.

Kötülük, fesat ve zulüm dolu dünyanın, bir kurtarıcı tarafından dünyanın sonuna doğru kurtarılacağı inancı olan “Mesiyanizm”; şaka gibi olsa ve pek inandırıcı gelmese de, aslında birçok ülkenin ve küresel çapta büyük örgütlenmelerin gelecek öngörü ve planlamalarını belirlemekte.

Tüm dünyada, özellikle de bölgemizde yaşadığımız olayların çoğu her ne kadar çoğumuz kabullenmesek te, Mehdi inancı çerçevesinde şekillenmekte ve koca süper güçler ya da devletler, bu inanç etrafında, siyasi ve politik ideallerini, şekillendirecek pozisyonlar alarak, stratejiler geliştirmekte.

Bu anlamda ülkemizde yaşadığımız 15 Temmuz darbesi ve FETÖ örgütlenmesi de Mesiyanik hareketlerden sayılmakta.

Hıristiyanların Mesih’i, Yahudilerin Maşiyah’ı, Müslümanların ise Mehdisi akla ilk gelen kurtarıcılar.

Budizm ve Zerdüştlük gibi inançlarda da benzer görevi ifa etmesini umdukları ahir zaman kurtarıcılar var.

Filistin topraklarına Yahudi göçünün de benzer şekilde güçlü Mesiyanik tonları var. Harem’in yerine ahir zamanda inşa edileceğine inanılan tapınak, çoğu çatışmanın nedeni ve ahir zamanda Mesih’in bu tapınağa inerek mücadelesine başlayacağı, özellikle “Evanjelist Hıristiyan” inancın temelini teşkil ediyor.

Başkan George W. Bush döneminde ABD’nin devlet politikası haline gelen “Evanjelizm”; Hıristiyan Mesiyanizmine ait kıyamet senaryolarında, Tanrı’nın Krallığı kurulmadan önce bir Yahudi hâkimiyetinin olacağına inanıp, bunun gerçekleştirmesi için çaba sarf etmeyi esas almakta.

Bugün Evanjelistlerin, ABD’nin iç ve dış politikalarını etkileyecek güçte olduğu tartışılmaması gereken bir gerçek. Son yıllarda özellikle ABD’ de Evanjelist Protestanların sayısında ciddi bir artış gözlenmekte ve günümüz nüfusu 300 milyonu bulan Amerika’da, Evanjelistlerin sayısının 100 milyonu aştığı tahmin edilmekte. Tüm dünyada ise, 1950 yılında sayıları 4 milyonken, 2004 yılı rakamlarına göre 500 milyonu aştıkları görülmekte.

Evajelist inanışa göre; İsa, yeniden yeryüzüne geldikten sonra Armageddon (Kudüs’ün güneyinde Megiddo Ovası) Savaşı’nda Deccal ve ordusunu yenecektir. Ancak İsa’nın yeryüzüne dönebilmesi için gelişini tamamlayacak alametlerin tamamlanması gerekmekte ve bu yüzden Kıyametin gerçekleşmesi için neredeyse Siyonistler’den çok Siyonizm’i savunmakta

“Evanjelist”ler. Ve bu inanış onları her konuda İsrail’i destekleyerek finansman sağlamaya yöneltmekte…

Hıristiyan Evanjelislerin ve Yahudi Siyonistlerin, dünyanın kaosa saplandığı bir dönemde, Mesih’in yeryüzüne inerek kendilerine Krallığın tacını vereceği şeklindeki inanç manzumeleri, neredeyse benzer kurgularla klasik Sünni ve Şii kaynaklarda da var.

Kargaşa, savaş, açlık ve kaosun dünyayı sardığı kıyamete yakın dönemde “Mehdi ya da Kayıp İmam”ın ortaya çıkıp dünyaya adalet dağıtacağına inanılıyor. Dahası inanmakla yetinmeyip; bir an önce gelmesi için karanlık ortam ve günahların artmasını isteyen sapkın tarikat ya da gruplar da bulunmakta.

Suriye’deki çatışmaları da, İmam Mehdi’nin geleceği sürecin bir aşaması olarak gören bazı İslami inanç gruplarının varlığı da bilinmekte.

Özellikle geçmiş siyasi fırkaların bu inancı kendi siyasi çıkarları doğrultusunda kullanmaları, günümüze değin yığınlarca sahte kurtarıcının çıkışının ve bilgisiz cahil dindar kesimlerin kullanımı beraberinde, problemli bakış açılarının da sebeplerinden birisi.

Her dönem kendini “Allah tarafından ilham alıyor” ilan ederek, hastalıklı ve vehimli kafaları ile çevresini etkileyerek maceralara sürükleyip kullanan meczup kişilerin varlığı; İslam kaynakları üzerinde şüphe bulutları oluşturarak dine olan güveni de zedelemekte.

Sonuçta, beklenen Mesih ya da Mehdi anlayışının bu kadar popüler olması ve çıkan her sahte kurtarıcının her dönem taraftar bulabilmesi, biraz da yaşanan sorunların büyüklüğü ve ancak ilahi destek sahibi biri ile çözülebilecek olması fikrinden kaynaklanmakta.

Tüm bu inanç ve düşünce şekilleri bizlere her ne kadar ütopik ve gerçekçi olamayacak kadar uçuk gelse de, bu alanda yazılıp çizilen ve küresel çapta yaşanan Mesiyanik strateji ve planlamaları, çevremizde yaşanan bunca şeyden sonra görmezden gelmek, olsa olsa bir akıl tutulması olsa gerek…

Dünya üzerinde birileri, hem de büyük nüfuz, ekonomik kaynak ve nükleer güce sahip birileri kıyamet senaryoları ile dünyanın sonunu getirecek bir savaş tasarlarken ve günden güne g üçlenirken ; onları sadece izliyor olmak, bir trajedi…

“V For Vendetta” Filmindeki bir replik şöyle idi yanılmıyorsam: “Aslında tehlikeli olanlar bizleriz. Namuslu ve dindar görünerek çoğu zaman şeytanın ta kendisi oluruz!…”

Artık tüm dünya, din adına ve Allah için, “Tanrıyı Kıyamete zorlayarak kaos çıkarıp, fitnenin artmasını sağlayarak Kıyamet savaşı çıkarmaya çalışan” megalomanyaklarla dolu.

Ve hiç kimse güvende değil!

İnsanlık olarak, boynunda yağlı bir kementle celladını bekleyen idam mahkûmları gibiyiz.

İşin üzücü yanı ise, bu savaş ve fitne senaryolarının, din adına ve dindarlarca gerçekleş- tiriliyor oluşu…

Ama yine de, her daim her şeyin sahibi O dur ve tüm işlerin sonu O’nadır!

Selam ve dua ile…

Etiketler
Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı