GenelYazarlardanYazılar

“Metafizik (gaybi) Sapkınlık”.!

Metafizik duyular için var olmayanı ontolojide duyular sayesinde var olduğunu bildiğimiz her şey’i inceler.
Metafizik terimi felsefe tarihi boyunca bir yandan en üst felsefe disiplini olarak olumlu, bir yandan da boş ve anlamsız önermeler içeren bir alan olarak olumsuz anlamda kullanılmıştır.

Metafizik deyimi ruhculuk temelinde birleşilen şu anlamları kapsar,
Duyularla kavranılanların dışındaki varlıkların bilgisi, kendiliğinden şey’in bilgisi, doğanın ardında gizlenen ona imkân veren varlık bilgisi, mutlak bilgisi, ussal bilgi, madde olmayanın bilgisi, son erek bilgisi, doğasal ve biçimsel olmayanın bilgisi, dogmacı bilgi, varlık yasalarını bulmak için düşünen benliğin bilgisi gibi tarifler verilmektedir..

“Neden böyle bir girişe ihtiyaç duydum. Son dönemde vahyin belirginliğini, yönlendiriciliğini aşındırma gayretlerinin, vahyin yanında veya önüne arkasına eklemlemeler yaparak onun kelâmullah olduğuna şüphe uyandıran bir akımın türevlerinin piyasaya sürülmüş olmasına istinaden.

Özellikle “Gayb kelimesinin ihtiva ettiği anlamı çarpıtarak girizgâh üretmelerinin doğal sonuçlarını sık sık görmekteyiz. Bunlar yeni şeyler olmamakla birlikte,yeni bir şeymiş gibi takdim edilerek,vahyin peygamberin ilhamı olarak sunulmaya çalışılması yeni bir delalet kapısının aralanmaya çalışılması olarak arzı endam ediyor.!

Buna bağlı olarak yerli akılcılarımızın; “  Tüm yazılı metinler gibi kutsal sayılan kitaplar da yoruma açık ve herkes ayrı bir yorumda bulunma hakkına sahip,  Tanrı istese veya direkt Tanrıya ait olsa sanırım bu durumlar olmayacak/ Mış !!

Eğer iddia edildiği gibi bir vahiy varsa da şekilsiz ve renksiz bir bilginin o günkü sosyolojiye uyarlaması olarak görebiliriz… Vahiyler inanan için tanrının insan sözü olarak anlaşılsa Sorun bitecek, kutsama yok olacak/mış !  Sanki… İşin içine kutsama ve iman girdiğinde çıkmak zor/Muş !

– Burada tüm çıplaklığı ile göze batan şeyin, tarihselci yaklaşımların vahyin sosyolojik itibarının yok sayılma, sisteme eklemlenme çalışmasının bir uzantısı olarak okunmaktadır.

“ Tüm vahiy iddiaları, ilham, sezgi, derin düşünce vb tecrübelerin tanrısal/ilahi olarak yorumlanmasından ibaret/Miş ! Bu yorumlamanın arka planında, vahiy metin ya da söylevlerinin oluştuğu tarihsel döneme ait dünya görüşü, bilim algısı, dil, dilden kaynaklı kavramsal çerçeve, kültür ve mitler var/Mış !

– O halde, çarpık iddiaların “Adem’e eşyanın isimlerinin öğretilmesinin de onun İlhami, düşünsel, kültürel ve kavramsal iddiası olduğunu da söyleyiversinler de kare tamamlanmış olsun (!)

“ Hz. Muhammed yaşadığı içsel/düşünsel/İlhami tecrübeyi, cinler, ruh, Cebrail, kalp, ilka, vahiy, kitap, sema nüzul gibi kavramlar olmadan ve dönemin yer, gök, yedi kat sema, yüceler âlemi gibi fizik ve dünya görüşünden bağımsız ne anlayabilirdi ne de anlatabilirdi. Oysa bunlar mutlak değil tarihsel, göreceli, değişken ve yorumsal/Mış!
“ Bizim sorunumuz, vahiy olgusunu m.7. yüzyılın dünya görüşü, kültürü, bilimi, Arap dili ve kavramlarının sınırları içinde düşünmeye, anlamaya ve inanmaya devam ediyor oluşumuz. Muş !

– Sanki Allah insanı kendisine ait olan metafizik/ gayb âlemine ortak edilmelerini istemiş gibi. Zatı âlilerine göre;
”  Tüm vahiy iddiaları, düşünsel, ilhami ve sezgisel tecrübelerin dönemin kültürüne göre tanrısal/ilahi olarak yorumlanmasından ibaret/Miş! Kur’an da Hz. Muhammed’in vahiy olarak nitelediği içsel/düşünsel/ilhami tecrübesinin neticesinde alemi, hayatı, öte dünyayı, tarihi, toplumu Rab merkezli yorumlaması neticesinde ortaya çıkan eserdir/Miş !

“Tarihsel bir olgu ve bir tecrübe olarak vahiy tabii ki var. Hz. Muhammed bu düşünsel ve ilhami tecrübeyi vahiy kendisini de nebi olarak görmüş! / İmiş !!.
“Bunda son derece samimiydi ve o bir peygamberdi. Bu süreci yaşadı. Ancak bu sürecin yorumlanması kendi döneminin algılarıyla sınırlanmış/Mış !. Bu yüzden yukarıda sıraladığı kavramlar çerçevesinde olayı anla/Mış !! ve izah et/Miş  !
“Biz bugün böyle anlamak zorunda değil/Mişiz !. Aynı dönemde sırf insanları aldatmak için benzer tecrübelerden uzak olduğu halde bana da vahiy edildi diye yalancı peygamberler var/Mış !.

– Bu sözlerin ve iddiaların sahipleri, o dönemde yaşayan insanlar olmadıkları halde, sanki o dönemde yaşamışlar gibi konuyu salt akla dayalı gaybı çözümleme girişimleri izahtan azadedir.

-Kitap kendisini Apaçık ilan ediyor ve apaçık olan cümle yoruma açık olmaz. Farklı yorumlayanlar ideolojisini Kurana tasdik ettirme peşinde olanlardır. Kuran son saate kadar son kitap, Muhammed de son Nebi olması münasebetiyle bu Kuran gelişmiş mümeyyiz akla inmiştir.

-O devre hapsedilmeyecek kadar büyüktür. İnsanı okumaya araştırmaya ve bilime sevk eder. Çağdaş yamuklukların, yamulmaların açmazlarını; Gerek Allah’ın kitabında, gerekse elçisinde yeniden yorumlanması gibi temelsiz iddiaların geçersizliği ancak Kuran’ın bütüncül okunması ele alınması ile mümkündür. Bunu yapmak yerine vahyi ve elçiyi yeniden akıllarınca konumlandırarak çözümlemeye çalışmak ise yeni bir çözümsüzlük üretmenin ilk adımıdır.

-Bu kuran Allahın Cebrail vasıtasıyla Muhammed’in kalbine indirdiği kelamdır. Kutsallığı ilahi oluşundandır. Dileyen İman eder dileyen etmez. Dileyen de çarpıtmanın yollarını arar, aradıkları gibi!
İman etmek Müslümanlığın birinci şartıdır.

– Kamer 25.” O zikir, yani vahiy aramızdan ona mı bırakılıyor? Biz de onun gibi bir fert bir beşer değil miyiz? Yahut içimizde ondan daha layığı yok mu? Hayır, o bir mağrur, şımarık, şımarıklılıkla üstümüze çıkmak isteyen bir yalancıdır. İşte bu derece yalan isnat etmek suretiyle onu yalanladılar.

-Çağdaş akılcılık ile geçmiş akılcılık arasında karakter olarak hiçbir farkın olmadığını Yüce Allah bu ayetinde net bir şekilde anlatıp,ikaz etmesine rağmen. İnsana ne oluyor ki;mahiyeti alan ve verenin dışında hiçbir tecrübe ile bilinemeyecek / bilinmesi mümkün olmayan ve bilinmesi de istenmeyen bir konuda metafizik/gaybi yorumlarla Vahye yeni bir hüviyet/kimlik kazandırmaya çalışılıyor.!

-Elçiyi yalanlamanın yeni versiyonları olarak takdim edilen bu okuyuş biçimi ne ilk nede son değil. Önceki kavimlerin iddialarına baktığımızda benzerliklerini görmekteyiz.

“Halkından inkâr eden ileri gelenler, “Seni sadece bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz ve aramızdaki sığ görüşlü ayak takımının dışında kimsenin seni izlemediğini görüyoruz. Sizin bizden herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Tersine, biz sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz,” dediler. Hud 27

“Elçileri: “Gökleri ve yeri yarıp yaratan Allah’tan mı kuşkulanıyorsunuz? Günahlarınızı bağışlamak için sizi çağırıyor ve size belli bir süre tanıyor,” dediler. Onlar da, “Siz, ancak bizim gibi insanlarsınız, atalarımızın tapmakta olduğu şeyden bizi çevirmek istiyorsunuz. Bize açık bir yetki belgesi getiriniz,” dediler. İbrahim 10.

“”Allah hiçbir insana bir şey indirmez,” demekle Allah’ı gereği gibi değerlendirmediler. De ki: “Halka bir hidayet ve ışık olarak Musa’nın getirdiği kitabı kim indirdi -ki göstermek için onu kağıtlara yazdığınız halde çoğunu gizliyordunuz. Sizin ve atalarınızın bilmediği şeyleri onun yoluyla öğrendiniz?” “Allah” de ve onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynaya dursunlar. Enam 91

-Vahiyle felsefi oyunlar metafizik çıkarımlar, temelsiz yorumlar yapanlar, kendi düşüncelerini merkeze koyarak yeni bir algısal operasyon yapmaktadırlar. Dogmaya karşı gelenlerin, ön kabullerini peşin hükümlerini tek doğru görerek vahyi itibarsızlaştırma gayretleri dogmanın dik âlâsıdır. Yeni nesil tarihselciliğin geldiği noktayı özetleme kabilinden dikkate şayandır.

Burada vahiyle ilgili ayetleri okuduğumuzda ne denli tutarsız olduklarını görmemek mümkün değil.
Necm 4 de “O’ ancak ve ancak bildirilen bir vahiydir.
“Bu, onurlu bir elçinin sözüdür.” Güçlüdür; Yönetimin Sahibi katından yetkilidir.
“Kendisine uyulmalı ve güvenilmeli. Tekvir 19-21

“Kuran’ı incelemiyorlar mı? Allah’tan başkasının olsaydı onda birçok çelişki bulacaklardı. Nisa 82
“Öyle bir kitaptır ki, Bilge ve her şeyden Haberdar biri tarafından ayetleri sağlamlaştırılmış ve sonra da açıklanıp detaylanmıştır. Hud 1.

Sonuç olarak; Şunu ifade ederek yazımıza son verelim. Henüz tam teslim olamamış, bilgisizliğinden de çokta haberdar olmayan; Müslüman kesimlerin, İdeolojilere ( özelde komünizme) yüklendikleri kadar, Şirk temelli düşünce ve sistemleri (Laik kapitalizmi) anlamaya yönelik ciddi gayretleri olmuş olsaydı, siyaset sahnesine çıkıp ona eklemlenmez ve zihin dünyaları hem o kadar karışmaz hem de kirlenmezdi. Aynı zamanda felsefi sahada bu kadar israfa yol açılmazdı.

Ancak. Teolojik tarihselci ilahiyat, sahada meydanı boş bulanların bu illete düşmelerinin, Samiri’ce okuyuş şekillerinden kaynaklandığı gerçeğini de görmekte, ahir dünyamız için hayatiyet olduğunu bilmekte ciddi faydaların olacağını ifade etmek isteriz.

Vesselam.

Show More

Related Articles

Bu yazıda 1 yorum bulunmaktadır

  1. Kitap kendisini Apaçık ilan ediyor ve apaçık olan cümle yoruma açık olmaz. Farklı yorumlayanlar ideolojisini Kurana tasdik ettirme peşinde olanlardır. Kuran son saate kadar son kitap, Muhammed de son Nebi olması münasebetiyle bu Kuran gelişmiş mümeyyiz akla inmiştir.

    -O devre hapsedilmeyecek kadar büyüktür. İnsanı okumaya araştırmaya ve bilime sevk eder.
    ***
    Bu gün 2017 bilim ve teknolojinin açığa vurduğu şeyleri 1400 sene evvel Muhammed sas vahiy alarak bir çok şeyi ayet olarak açıklamıştır.
    http://namenstr8bredahollanda.blogspot.com/2017/03/bu-gun-2017-bilim-ve-teknolojinin-acga.html
    Kavramına sahip olunmayan şey görülemez. Nasıl ki teleskop olmadan uzak cisimler, mikroskop olmadan küçük cisimler çıplak göz tarafından görülemez ise, aklın gözü olan, ona teleskop ve mikroskop hizmeti veren kavramlar olmadan da akıl göremez; öte bir deyişle, akıl yalnızca kavramına sahip olduğu şeyi görebilir.
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=451559228628817&id=100013242319421
    *
    Teolojik tarihselci ilahiyat, sahada meydanı boş bulanların bu illete düşmelerinin, Samiri’ce okuyuş şekillerinden kaynaklandığı gerçeğini de görmekte, ahir dünyamız için hayatiyet olduğunu bilmekte ciddi faydaların olacağını ifade etmek isteriz.
    ***
    Müslümanlar kendi ilkelerini yeniden değerlendirmeli ve çağın diline tercüme etmelidir.
    http://bredaholland.blogspot.com/2018/06/muslumanlar-kendi-ilkelerini-yeniden.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close