GenelYazarlardanYazılar

Modern Çağın Hastalığı: Ekran Bağımlılığı-1

Âlemlerin Rabbi olan Allah her şeyi bir ölçüye göre/bir kader üzere yaratmış, yarattıklarına da ölçüyü kaçırmamaları için de bir ölçü yani vahiy göndermiştir. İnsanı yaratan, onun ne gibi ölçülere tabii olduğunu da bilmektedir. Ölçünün kaçırılması, tabii halin/fıtratın bozulması demektir. Fıtratın bozulması ise insan eliyle insanlığın/insanın felakete sürüklenmesidir.

Her çağın, o çağla özdeşleşmiş hastalıkları vardır. Ancak geçmişte yaşanmış hastalıkların daha ziyade bedensel/fiziki hastalıklar olduğunu görürüz. Adına Modern Çağ denilen 20.ve 21. yy ise temelinde psikolojik/ruhsal sebeplere dayalı hastalıklarla konuşulur olmuştur. Bu çerçevede, bu çağın en büyük ve en önemli hastalığı “Ekran Bağımlılığı” dense yeridir.

Ekran bağımlılığı sorununa geçmeden önce Mü’mince bir bakışla Mü’min şahsiyetin eşya ile ilişkisine değinmek gerekir. Eşya; genelde insanların, özelde ise Mü’minlerin üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahip oldukları şeylerin/nesnelerin bütünüdür. İhtiyacı karşılamanın bir aracı olan eşya kulların, doğru kullanıldığında hayatlarını kolaylaştıran birer araçtan ibarettir. Araçlar amaca uygun kullanıldığında kulun birer hizmetkârıdır. Eğer araçlar amaç haline gelirse kulları alt eder ve onları nesneleştirir/şeyleştirir. Bu da insan için çok çeşitli psiko-sosyal sorunların oluşması demektir.

Ekran bağımlılığı, insanın eşya ile kurduğu yanlış ilişkinin bir tezahürüdür. Bir bilgi edinme, bir iletişim aracı olması gereken ekran özellikli aygıtların hayatımızı işgal edişi bu hastalıklı ilişkinin sonucudur. Eşyaya hak ettiği değeri vermek yerine teraziyi eşyadan yana kaydırmış olmamız bizi toplumca hasta kişiler kılmaktadır. Hâlbuki insan özne, eşyaysa nesnedir. Modern dünyada bu durum tamamen insan aleyhine, eşya lehine gerçekleşen bir görünüm arz etmektedir. Ekran bağımlılığı hem ülkemizde hem de dünyanın diğer ülkelerinde ciddi bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Dünyanın en çok izleyen ülkesi olarak biz bu sorunu daha çok yaşıyoruz. Durumun vahametini sadece istatistiklere bakarak değil, her kesimden insanımızı gözlemleyerek anlayabiliriz. Öncelikle bunu bilelim ve bunun farkında olalım ki önlemimizi ona göre alalım.
Bütün bir insanlık olarak aynı insanlık gemisinde yaşıyoruz. Dolayısıyla yaşanan sorunlara gözümüzü kapatıp görmezden, kulağımızı kapatıp duymazdan gelemeyiz. Şahitliğimizi doğru yapabilmemiz yaşadığımız çağın soru ve sorunlarından haberdar olmamızı, söylenecek sözü söylememizi yapılacak davranışları yapmamızı gerekli kılar. Bu bizim temel İslami ve insani ödevimizdir.

Modern Çağ, insanın eşya karşısında yenilgiye uğradığı, öznelikten nesneliğe evrildiği bir çağ. Bu çağın varlık göstergesi teknolojik aygıtlar. İnsanlığın hayatının kolaylık kazanmasında çok büyük işlevler gören bu aygıtlar yanlış kullanıldığında çok büyük felaketleri de beraberinde getirmiştir. İşte bu felaketlerde biri de teknolojinin ekran yüzüdür.

Adına ‘Görsel Çağ’ da diyebileceğimiz bu çağ, insanı/insanlığı çağa hükmedenlerin elinde, birer oyuncak pozisyonuna düşürmekte ve adeta onunla dalga geçmektedir. Bu hakikat fark edilmez ve de önlem alınmazsa daha korkunç felaketler bizi beklemektedir.

İnsanlığın çepeçevre kuşatılmışlık yaşadığı bir çağı yaşıyoruz. Bu kuşatılmışlık, Batı medeniyetinin ürettiği, insanlığın hiç de hayrına olmayan bir kuşatılmışlık. Bu kuşatılmışlığı dünya küresi üzerindeki tüm insanlık yaşıyor maalesef. Kendini bin bir çeşit kozmetikle allayıp pullayarak insanlığa pazarlayan Batı, zihinlerde başlattığı kuşatmayı hayatın bütün alanlarında müstahkem kılarak adeta insanlığı esir aldı.

Modern kapitalist dünyanın mahirane özelliklerinden biri insanları gönüllü köleliğe ikna edebilme kabiliyetine sahip olmasıdır. Dünya insanların insanları fiziksel olarak köleleştirdiğine şahitlik etti. Tarih de bunun en büyük şahidi elbette. Ancak, Sanayi Devrimi sonrası yaşanan teknikteki baş döndürücü ilerleme insanlığa fiziksel kölelikten daha kötü bir köleliği yaşattı: ekran bağımlılığı ve bunun doğal sonucu olan gönüllü zihinsel kölelik. Batı, ekranların sihirli gücünü kullanarak etkin etkileme gücüyle insanlığı teslim aldı. İnanıyorum ki tarih ekran bağımlılığının yol açtığı bir gönüllü köleliğe şahit olmamıştır.

Bağımlılık; bağlanılanla bağlanan arasındaki hastalıklı ilişkinin adıdır. Ekran bağımlılığı ise insanın ekranla sorunlu ilişkisi sonucunda ortaya çıkan hastalık halidir. Elbette bütün bağımlılıklar kötüdür; ancak ekran bağımlılığı bağımlılıkların en kötüsüdür. Diğer tüm bağımlılıklar insanı genellikle bir veya birkaç yönden felakete uğratırken ekran bağımlılığı hayatın tamamını felakete uğratabilme potansiyeline sahip bir bağımlılıktır. Bu gerçek artık geniş bir kesim tarafından kabul edilmekte, bu çerçevede çare arayışlarına gidilmektedir.
Ekran, insanlara hitap eden görsel tüm unsurları ifade eder. Çağın –bilindiği üzere- en önemli ekran aygıtları televizyon, bilgisayar, tablet ve telefondur. ‘Çağın modern büyücüleri’ diyebileceğimiz bu aygıtların insanları kendine bağımlı hale getirdiğine tanığız. Bu bağımlılık her yaştan insanın yaşadığı bir bağımlılık maalesef. Zararlı maddelere karşı gayet duyarlılık sahibi olan insanımız aynı duyarlılığı ekran bağımlılığı karşısında gösterememekte, üstelik bir maharetmiş gibi küçük bir başarıyı bile ekranla ödüllendirme yoluna gitmektedir. Gerçekte bu durum kendi felaketimizi kendi ellerimizle hazırladığımızın somut bir göstergesi olarak okunabilir.
Her hastalığın çözümü öncelikle hastalığı kabul etmek ve çözüm için harekete geçmekle mümkün olur. Bizlerin de ekran bağımlılığının kişide, ailede ve toplumda ne gibi tahribatlara yol açtığını tespit etmek ve sorunun çözümü için harekete geçmek zorunluluğumuz söz konusudur. Bunun bilinciyle hareket etmek bizim temel sorumluluğumuzdur. Çünkü hiçbir ferdimiz ekran bağımlılığına kurban edilemez ve her ferdimiz bizim için özel ve önemlidir. Bizler bu olaya Müslümanca duyarlılık ve bakışla bakmak; çözüm noktasında adımlar atmak zorundayız. Aksi takdirde koca nesli ekrana kurban etmek gibi bir dramatik sahneye şahit olmak kaçınılmaz olacaktır.

Ben bu yazımda ekran bağımlılığının bireyde, ailede ve toplumda ortaya çıkardığı sorunları ve sorunların çözümü noktasında neler yapabileceğimiz üzerinde durmak istiyorum. Konuyu diğer sayıda bütün yönleriyle ele alacağız inşallah!

Daha Fazla

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Harfi harfine çok doğru söyledikleriniz hocam. Günümüz sorununun, en önemli çözücü etkeni elbette kitap okumaktır diye düşünüyorum. Gençlere kitap okuma alışkanlığını tez elden, hiç vakit kaybetmeyi göze almadan bir an önce kazandırmak durumu, bir bakıma zorunluluğu/sorumluluğu düşüyor ebeveynler adına.
    Bilinçsiz ve bilinçli ebeveynler harmanı olan Türkiye sınırları içerisinde, elbette bilinçsiz ebeveynler olan ailelerin çocukları -eğer uyanmışlar ise zira uyanamamışlar ise henüz, durum zor olacaktır- kendi sorumluluğunun otomatikman farkına varıyor. Benim bu bağlamda kendi özünün farkına varmış, varabilmiş bir genç olarak yazıyorum.
    Bunun beraberinde, ülkemizde ayakta uyuyan sözde bilinçli aile çocukları da bulunuyor. Bunların da bir an önce uyandırılması gerekiyor. Zira bu rüya biteceği an geldiğinde, her şey için çok geç kalınmış olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir