GenelHaberlerYazarlardanYazılar

Modern Çağın Yağmacıları:Yedi Kızkardeş

2017 Kasım sayısı

Yedi kız kardeş, gece karanlığında gökyüzünde, boğanın boynuzlarının biraz uzağında mavi elmastan yontulmuş yüzük taşları gibi parlar.

Çıplak gözle ancak altı tanesini sayabilirsiniz.

Atlas’ın kızları aslında yedi tanedir ama biri, en küçükleri kayıptır; çünkü uzun, çok uzun zaman önce “Büyük Ayı” çalmıştır onu.

Bu haydut, kız kardeşleri yanında olmadığı bir anda kaşla göz arasında kaçırmıştır güzel “Alcor” u.

Yine de eğer dikkatli bakarsanız “Büyük Ayı” nın kepçesine bağlı kuyruğun dirsek yaptığı yerde, “Mizar yıldızı” nın hemen üstünde görebilirsiniz onu.

Bu tatsız hırsızlık hadisesinden sonra geride kalan altı kız kardeş “Alcor” u alabilmek için halâ ilk günkü öfkeleriyle bu gün bile Büyük Ayı’yı yakalamak için peşi sıra çabalar dururlar gece boyu sabaha dek biteviye. .

* * *

Kırgız mitolojisinden alınmış bu küçük hikâye gibi her uygarlık kendi hikâyesini yazmıştır gökyü- züne bakarak.

Son iki yüzyılda yazılan yedi kız kardeş hikâyesi ise tüm dünya uluslarını derinden etkileyen bir niteliğe sahip.

Çünkü o geçmiş haleflerinin masum ve saf efsanevi hikâyelerinden çok vahşi kapitalizmin oldurucu ve yok edici yüzünü bizlere yaşanmışlıklarla göstermekte…

***

1850 li yıllara kadar petrol‹Kayayağı’ adıyla biliniyordu ve önemli bir madde değildi. Henüz motorlu araçlar üretilmemiş, tren ve gemiler için yakıt olarak kömür kullanılıyordu. Bu maden sayesinde evler mumların sağlayamayacağı kalitede daha iyi bir ışıkla aydınlanıyor; gazyağının kullanıldığı karosen lambalar insanların daha geç saatlere kadar uyanık kalmaları ve geceleri boş vakitlerinde kitap okuyabilmelerini ya da çalışabilmelerini ve hatta sosyalleşmelerini sağlıyordu.

Gaz lambalarının yaygınlaşması o dönem için ABD’nin gelişmesini hızlandıran en önemli etken olmuştu.

Yerden kendiliğinden çıkan petrol kaynaklarını bulan insanlar bir bez yardımı ile toplanan petrolü bezi sıkarak kovalarda toplar, ilkel rafinerilerde gaz yağı haline getirerek satardı.

Hatta ‘’kayayağı’’ adı verilen bu maddenin ileride büyük bir pazara sahip olacağını düşünenler, çevrelerindeki insanlar tarafından alaya alınıyor gülünüyordu.

Halbuki M.Ö. 1.yy’da Yunanlı Diodor, Babil ülkesinde bulunan Bitumen’in mucizevi bir madde olduğundan bahsetmekteydi ve Babil sokakları bu madde sayesinde asfalt ile kaplıydı.

Babil’de bu madde inşaat işlerinde, tekne imalatında, ya da aydınlatma amacıyla kullanılsa da gelişim göstermemişti.

Birileri kuyu açarak petrol çıkarmayı 1800’lerin ortalarında akıl edene kadar da dünya üzerinde yer altından petrol çıkararak zenginlik elde edebilen olmamıştı.

1865 yılında petrol rafinerisi sahibi Rockefeller bu sektörü büyük servetler kazanılabilecek güvenli bir iş kolu haline getiren isimdi. Tüm dünyanın gaz yağı arzının dörtte birinden fazlasını karşılayan Rockefeller’ın büyük servet edindiği bu dönem sattığı ürünün karosen lambalardan başka bir kullanım alanı da yoktu.

Edison 1879’da ampul üretmeye başladığında ise gaz yağı sadece ısıtma ve pişirme aracına dönüşürken; yine de pazarlardan biri yok olurken diğeri ortaya çıkıyordu.

Edison’un yanında çalışan Henry Ford, gazyağının zincirleme patlaması ile çalışan atsız bir araç yapmayı başarmıştı. Önceleri pek rağbet görmese de otomobiller kısa sürede tüm dünyaya yayılacak ve elbette bu gelişme Rockefeller’ın servetine servet katacak, büyümesini sağlayacaktı.

Petrolün bir aydınlatma katkısından fazlası oldu- ğunu geç de olsa anlayan devletler ise bu petrol şirketleri ile daha uyumlu çalışacaklar, üst üste iki dünya savaşı da yaşanınca petrolün sağladığı zenginlik katlanarak artacaktır.

* * *

Petrol, 20’inci yüzyılda profesyonel tekniklerle yeryüzüne çıkarıldığında artık büyük devletlerin can damarı olmaya başladı.

  1. Dünya savaşının sebeplerinden biri petroldü ve o dönemde en çok iştahları kabartan ülke Osmanlı İmparatorluğu’ydu.

Hasta adam olarak tabir edilen Osmanlının egemenliği altındaki topraklarda bulunan muazzam petrol yatakları, o dönemde bütün uluslararası güçlerin iştahını kabartmıştı.

20’inci yüzyılda yaşanan bütün olayların tek nedeni petrol şirketlerinin çıkarlarını koruma kaynaklıydı.

Ve 20. yy ın başından beri dünya tarihinin akışını “Yedi Kız Kardeş” adi verilen küresel Amerikan- İngiliz petrol şirketleri belirliyor. Dünyanın önde gelen petrol üreticisi yedi şirkete atfen verilen isim olan

Yedi Kız Kardeşte yer alan şirketler sırasıyla; Britisih Petroleum, Chevron, SoCal, Exxon, Soconoy, Texaco ve Shell dir. Bu şirketlerin tamamı İngiltere ve ABD kaynaklı olup özellikle Ortadoğu coğrafyasındaki enerji kaynaklarının kontrolünü ele geçirmiş ve kartel oluşturmuşlardır. Yedi Kız Kardeş grubu oluştuktan sonra gerek Birleşmiş Milletler, gerek ülkelerin ulusal güvenlikleri, gerekse istihbarat teşkilatları bu petrol şirketlerinin çıkarları çerçevesinde hareket etmeye başladı ve bu gelişme dünya gündemini, dengesini belirleyen temel faktör olmuştur.

Öyle ki bu oluşumdan mütevellit dünya tarihi bu kartele karsı çıkan devlet adamları, başbakanlar, bakanlar ve yöneticilerin gizemli ölümleri ve suikastlarla doludur.

1945’te İtalyan Petrol Şirketinin başına getirilen Enrico Mattei, şirketi kız kardeşlerle rekabet edebilecek büyüklüğe getiriyor, ancak gizemli bir uçak kazasına kurban gidiyordu.

1950’li yıllarda seçimle kurulan İran Başbakanı Muhammed Musaddık hükümetine karşı gerçekleşen darbenin arkasında bu petrol şirketleri vardı.

Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdulnasır, Suveyş Kanalı’nı Mısır’a bağlamaya çalıştığında yine bu petrol şirketleri Amerika, İngiltere ve Fransa’dan bu ülkeye atom bombası atmalarını istemişti.

Gruptan bağımsız olarak bazı ülkelerde petrol üretiminin başlaması ve OPEC’in kurulması kuş- kusuz Yedi Kız Kardeşi oldukça rahatsız etmişti.

Bu rahatsızlık daha sonra uluslararası alanda bir gizli savaşın yaşanmasına neden oldu.

Ateşle oynayıp, bu grubun çıkarlarına karşı gelenlerin nerdeyse tamamı geçen yüzyılda büyük hüsranlarla karşı karşıya geldi.

1973 yılında Suudi Arabistan Kralı Faysal bin Abdulaziz, sarayında ansızın öldürüldü. Bu kriz aynı zamanda İran Şahı’nın da sonunu getirmişti ve 1979 yılında devrildiğinde hiçbir ülke ona sahip çıkmamıştı.

Yine Irak’ta Kürtlere tanınan özerklik hakkının 1974 yılında Bağdat yönetimi tarafından çiğnenmesine, Peşmerge’ nin Kerkük’teki petrol kuyularını havaya uçurmasının neden olduğu söylenmekte.

1987’de Peşmergenin İran ordusuyla birlikte Kerkük kuyularını bombalaması tekrar bu petrol şirketlerinin öfkesini Kürtlere çevirmiş; Halepçe de kimyasal silahlarında kullanıldığı bir katliamın Kürtlere karşı yapılmasına neden olmuştu.

Amerika’nın Irak işgali bunun son örneğidir. Saddam Hüseyin, Amerika tarafından Irak’ın başına getirildiğinde karşılığında petrol şirketlerinin çıkarlarını gözetecekti. Fakat sözünden cayarak, Kut’taki petrol kuyularını ateşe verince işte o gün kendi eliyle sonunu getirdi. İşgalin nedeni aslında petrol savaşıydı ve Bağdat işgal edilince, tüm kamu binaları yağma edildi, Enerji Bakanlığı hariç. Orası çembere alındı, bütün dokümanlar korundu.

Irak dünyanın ikinci büyük petrol rezervine sahip ülke idi. İşgalle birlikte, Irak Amerikan petrol şirketlerinin sömürü alanına dönüştürüldü.

Şimdilerde Irak petrolleri, Amerikan şirketleri eliyle dünya pazarlarına akıyor, ama Irak halkı sefalet içinde.

İran’da özellikle devrimden sonra uzun yıllar süren ambargonun en büyük nedeni İslam devrimi gibi gözükse de asıl neden petrolü egemenlik altına alamamanın verdiği öfke ve hiç olmasa dahi dünya piyasasına sunumunu engelleme girişimidir.

Ancak tüm bu direnişe rağmen Iran in da daha fazla dayanamayıp 2015 te uluslararası yaptırımların kaldırılması halinde petrol ve doğalgaz yataklarını geliştirmek üzere Yedi Kızkardeşe ülkeye dönme izni vermesi yine kız kardeşlerin tüm dünyada hakimiyet gücünü göstermekte.

Dünyanın kanıtlanmış dördüncü büyük ham petrol rezervine sahip İran 1979 yılındaki İslam devriminden sonra petrol üreticisi yabancı şirketleri ülkeden çıkarmıştı.

İran, geçen yıl nükleer programını sınırlamayı kabul etti ve buna karşılık olarak da batının İran’a ekonomik yaptırımlarını geçici olarak hafifletmesi konusunda anlaşmaya varıldı.

Aynı şekilde Filistin’deki gelişmeleri de ya da tüm orta doğudaki gelişmeleri Yedi Kızkardeşten bağımsız okumalarla anlamaya çalışmak çoğu zaman yaşanan sureci doğru anlayamamanın en büyük nedenidir.

Dolayısı ile Kızkardeşler sadece Osmanlı İmparatorluğu’nun çözülmesinde değil günümüzdeki tüm kaos ve savaşların geri planında planlayıcı ve uygulayıcı rolde varlığını sürdürmekte.

Hatta bugünkü ılımlı İslam projesinin arkasında da yine kızkardeşlerin olduğunu görmek gerek. Tek amaç var o da kim ya da hangi iktidar iş başına gelirse gelsin aslolan kızkardeşlerin egemenliğinin devamıdır. Ve tüm halklar, iktidarlar sadece onlara hizmet için vardır.

Geldiğimiz süreçte petrol devi Yedi Kızkardeş artık devlet desteği ile büyüyen bazı şirketlerin tehdidi altında. China National Petroleum Co., Gazprom Russia, Conoco Phillips, Petrobras Brazil, Petronas Malaysia ve Saudi Aramco petrol sektöründe dengelerin bozulmasına ve kartların yeniden dağıtılmasına sebep olmakta. Son yıllarda büyük aşamalar kaydeden bu şirketler içindeki Kız kardeşlerin payı ve desteği ise net olarak bilinmemekte.

Wikileaks belgelerine göre bu şirketlerin faaliyette bulunduğu ülkelerde devletin her kurumunda bir gizli temsilcisinin bulunduğu ve şirketin hükümetin atacağı adımları önceden haber alarak, bu bilgileri İngiliz ve ABD gizli servisleriyle paylaştığı iddia edilmekte.

Yedi kız kardeş tüm cephelerden saldırırken Ortadoğu’da maalesef bu yaşananlardan ders almışlığın zerresi yok. İslam coğrafyasında her şey pamuk ipliğine bağlı ve hesaplar bir gecede sıfırlanıp, cepheler her gün değişmekte.

Dostluklar da düşmanlıklar da baki değil ve ihanetlerin sınırı yok. İstikrarlı tek şey, vesayet ve kölelik. Talimatla, buyrukla, emirle hizaya sokulan, cepheye sürülen mezhepçi ordular var, başkası değil…

Emperyal sömürü güçler İslam’la, Müslümanlarla savaşmayı bile bizlere “Müslümanlık adına savaş” olarak yutturabilmekte. Siyasi iktidar alınıp kar- şılığında petrol, doğalgaz verilip, ülke zenginlikleri peşkeş çekilmekte ve “Bizim sayemizde ayaktası- nız” diyebilmekteler yüzsüzce.

İslam Coğrafyasının namusu, kaynakları, onuru ayaklar altına alınıp kirletilmekte; üstüne birde petrol ve kıymetli madenler talan edilirken…

Yedi kız kardeşin tekelinden beri değişmeyen tek şey işgaldir, talandır, sömürüdür! Bu coğrafyayı Amerika, İngiltere yönetir. Kararı onlar verir, yetki onlardadır, talimat oralardan gelir. Yöneticilerin çoğu “atanmış ”tır. Bağımsız gibi görülen ülkeler aslında işgal altındadır. Ortadoğu dediğimiz bölge işgal altındadır. Ülkeler çatıştırılır, parçalanır, toplumlar ayrıştırılır, bütün kimlikler çatışma için kullanılır.

Değişmeyen tek cephe vardır ve hedef bütün Ortadoğu ülkelerini, Irak, Suriye, Libya, Yemen gibi dağıtmak, çözülmesini sağlamak, birkaç parçaya bölmek. Soğuk Savaş bittiği günden bu yana oynanan tiyatro budur. Adım adım, sistematik biçimde ülkeler istikrarsızlaştırılmış, bazıları işgal edilmiş, bazıları iç savaşa sürüklenmiş, bazıları ise işgal ordularının öncü gücü olan terör örgütleri tarafından yaşanmaz hale getirilmiştir. Yedi Kız kardeşin coğrafyamıza yönelik küresel istila defterlerinde her ülke için bir plan var.

Kim ABD dostu ya da kim düşmanı, anlamı yok, hepsi için bir ajanda var. ABD’nin müttefiki de düşmanı da aynıdır farklı değil. Artık tek hedef Ortadoğu’daki her ülkenin çözülüp dağıtılması, şehir devletlerine dönüştürülmesidir. Hem Sünni Arap dünyası hem Şii İran dünyasının provoke edilerek mezhep savaşları eşliğinde bölge devletlerini küçültmek, güçsüzleştirmek ve sömürüyü ebedîleştirmek!

Görünen o ki, tüm bu hedefleri gerçekleştirmede dün olduğu gibi bugün de yine biz Müslümanları, coğrafyanın insanlarını kullanacaklar. Bizler fıkhi ihtilaflarla ütopik tartışmalar ve mezhebi fanteziler yaşarken; Yedi kız kardeş ve yerli uşakları, İslam coğrafyasının yeraltı ve yer üstü zenginliklerini yağmalamaya devam edecekler…

Selam ve dua ile…

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı