GenelYazarlardanYazılar

Ne İstediğimizi Biliyor muyuz?

Birlikten güç doğar sözü doğrudur, ancak güçten ne anladığınıza göre birlik konusunda ki gereklilik
koşulu değişkenlik gösterebilir. Becerilebilindiğinde pek çok kolaylığı ve buna bağlı olarak başarıyı
getirecek olan ve lafa gelince tüm insanların hemfikir olduğu ancak icraatta ayrıştığı meselelerden
birisi de ne yazık ki güçleri birleştirip birlikte iş tutabilme konusudur.

Kimler birlikte iş yürütmeyi arzu eder, kimler etmez ya da neden etmez. Bu yazının amacı daha önce
birçok kişinin yaptığı vahdet çağrılarına bir yenisini eklemek değildir. Bu yazının konusu, soruldu-
ğunda birlikte iş yapmaktan yana gibi yapıpta, aslında esas gayenin vahdet olmadığı durumları
irdelemektir. Müslümanlar olarak neden istikrarlı birliktelikler oluşturamadığımızı görmemiz, kafa
yormamız ve bunu enikonu tartışmamız gerekmektedir. Bizler acaba neden sürdürülebilir ilişkiler
geliştiremiyoruz?

Hedef aynı, kullanılan araçlar ve izlenilen yol aynı ise neden ayrı iş tutulur!

Topluma dillendirdiğimiz düşünce ve hedeflerimiz, bu düşünceler doğrultusunda hedeflere ulaşmak
için izlenilen metot ve enstrümanlarımız aynı (ya da büyük benzerlikte) iken neden ayrı iş tutarız.
Enaniyet kaynaklı bir ayrılık söz konusu değilse, ya hedeflerimiz, ya da yöntemlerimiz farklıdır,
ayrıştığımız diğer insanlarla. Aslına bakarsanız belli bir seviyeye kadar yöntem farkları bile ayrışmaya
sebep değildir. Yeter ki birlikte olmanın bereketine olan inancımızı kaybetmeyelim. Nihai hedeflerimiz
konusunda birleştiğimizi iddia ettiğimiz insanlarla eylemsel manadaki ayrışmalara sebep,
farklı düşünme biçimlerimiz olabilir mi? Daha açık bir ifade ile farklılıklarımızı itiraf etmeli, açık
oynamalı değil miyiz?

Elbette farklı düşündüğümüz konular olacak ve olmalı. Akide konusu dışındaki birçok konudaki
muhayyerliğimizin bulunması Rahmanın rahmetlerindendir. Ancak bu farklılıklarımız ayrışmamıza,
bölünüp parçalanmamıza (hatta bir nevi rakipler olmamıza) sebep olmamalıdır.

Kardeşlerimizle ayrışmamak işin gerçekten yapılması gereken her şeyi yaptık mı?

Dünyalık meselelerde bile, akıl ve vicdan sahibi insanların, birlikte iş tuttuğu diğer insanlarla ayrılmaya/ayrı
iş tutmaya karar aşamasında sorunlar masaya yatırılıp çözüm yolları sonuna kadar zorlanmıyor
mu? Din, dava söz konusu iken bu hoyratlık da ne cüret!!! Her yol denendi de ayrılık vacip
mi oldu. Ayrıştığımız kardeşlerimizle nefislerimizi bir kenara bırakarak sorunlarımızın halli için
emek verip konuşabildik mi? Kırılmalarımızı, belki haksızlığa uğramalarımızı birbirimizden kopmama
adına Allah rızası için olsun deyip, unutup, fedakârlık gösterebildik mi? Gerçekten razı mıyız
bu halimizden, Allahın razı olmayacağını bile bile.

Birlikte iş yapmak için yüzde yüz bir mutabakat bile gerekmezken ve mümkün değilken. Bizler neyin
peşine düşüyoruz da binde bin mutabakat arıyoruz (derinden derinden). Sakın şeytan amellerimizi
bize hoş gösteriyor olmasın. Sorunlarımız olan kişilerle, sorunlarımızın çözümü için bir araya gelmeyi
denemeli ve bu denemelerimize hakemler ve şahitler de bulmalı değil miydik. Ne çabuk pes ettik,
umut kestik birbirimizden. Unutmayalım ki bu dava için asli unsur insandır. Birlikte iş tutmaktan
vazgeçtiğimiz insanlar gerçekten de bunu hak ediyorlar mı, nefsimizi katmadan cevap vermeliyiz
bu soruya. Son bir soru olarak kendimize tebaa ya da taraftar mı arıyoruz ve ayrıştığımız insanlar
içinde tebaa ya da taraftar olmayı kabul etmeyenlerin oranı nedir?

Her şeye rağmen birlikte yola koyulamaz mıyız daha önemlisi kardeşler kalamaz mıyız? Akide ve
eylem boyutunda birçok sıkıntıları bulunan nice dini organizasyonlarda bile bizimkisinden çok daha
kaliteli birliktelikler, kardeşliklere şahit oluyoruz. Elbette aralarındaki birlikteliğin seviyesinin yüksek
olması cennete girmeye yeter sebep değildir. Lakin gönül, gıpta ile görüyor ve arzuluyor o yoldaşlığı/
kardeşliği. Eğer gerçekten (tevhid dairesi içinde) hedef birlikteliğimiz varsa birlikte iş tutma konusundaki
diğer tüm şıklar teferruattır. Aşmak istedikten sonra aşılmayacak sorunlar değildir. Yeter
ki niyetimiz üzüm yemek olsun. Yeter ki birlikte olmanın bereketine olan inancımızı kaybetmeyelim.
Rabbimiz bizi nefsimizle baş başa bırakma. Rabbimiz bizi dosdoğru olan o yoluna ilet. O yolda kardeşler,
yoldaşlar bahşet ki sana gereğince hamd ile kulluk edelim. Amin.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı