Genel

Neleri unuttuk

Doç.Dr.Ahmet Abay/aawsat

Unutma/Nisyan kelimesi Arapçada ve Kur’an’da iki temel anlamda kullanılır: Birincisi; bir işi kasıtlı olarak terk etmek “Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın.” (Haşr 59/19).

 

İkincisi; unutmak bir konuda sahip olunan bilginin yok olmasıdır. “Gördün mü? dedi, kayaya sığındığımız sırada balığı unuttum. Onu hatırlamamı bana şeytandan başkası unutturmadı…” (Kehf 18/63) ayetinde ifade edildiği gibi.

İkinci tür unutmalardan pek sorumlu olmayan insan daha çok birinci tür unutmalardan sorumludur. Bu anlamda her dönemde insanlar bu tür unutmalara karşı uyarılmışlardır. Buna rağmen insanlar birçok şeyi unutmaya devam etmektedir. Kur’an’ın rehberliğini dikkate alarak tefekkür ettiğimizde, nelerin unutulduğunu şu şekilde ifade etmek mümkündür:

Yaratılışı ve bizi kimin yarattığını[1]…

Dünyaya gönderilişimizin yani yaratılışımızın bir gayesi ve amacı olduğunu[2]…

Bize gönderilen kevni/afaki, enfüsi ve kitabi ayetleri[3] ve bu ayetlerden/ zikirden/vahiyden payımıza düşeni almamız gerektiğini[4]…

Dünyanın bir gölgelik, bizim de bu gölgelikte kısa bir süre dinlenen bir yolcu olduğumuzu[5]…

Bu evrende var olan her şeyin faniliğini/geçici oluşunu[6]…

Doğum ile ölüm arasındaki hayat denen sermayenin bize emanet olarak verildiğini ve bununla denendiğimizi[7]… [8]

Yeryüzünün halifesi olarak burayı imar etmekle görevli oluşumuzu ve bu konuda gösterdiğimiz çabaya göre değer kazanacağımızı…

Rabbimize verdiğimiz bir sözümüz/ahdimiz vardı; O’ndan başka ilahlar ve rabler edinmeyecektik[9]…

Rabbimize verdiğimiz bir sözümüz/ahdimiz vardı; yalnızca O’na kulluk edecek ve yalnızca O’na sığınıp onun yardımını isteyecektik[10]…

Rabbimize verdiğimiz bir sözümüz/ahdimiz vardı; bir işi yapmaya azmedip karar verdiğimiz de yalnızca O’na güvenecek/tevekkül edecektik[11]…

Bize verilen nimetlerin imtihan amaçlı verildiğini ve şükredenlerden mi yoksa nankörlerden mi olacağımızın göstergesi olduğunu[12]…

Bize verilen nimetlere şükrettiğimizde artacağını, nankörlük ettiğimizde de bizi şiddetli bir azaba sürükleyeceğini[13]…

Bu dünyada başıboş bırakılmadığımızı,[14] ancak yaptıklarımızın karşılığını alabileceğimizi ve bu yaptıklarımızın neticesinin önümüze konulacağını[15]…

Her nefsin ölümü tadacağını[16] ve Rabbimize kavuşacağımız bir günün olduğunu[17]…

Ellerimizin yapıp ettiklerini[18] ve bunların büyük küçük denilmeden kayıt altına alındığını,[19] bu kayıtlara göre hesaba çekileceğimizi[20] ve bu hesabın sonucuna göre rotamızın cennet veya cehennem olacağını…

Kardeş olduğumuzu,[21] aramızda ilişkilerde birbirimize lütuf ve ihsanı, izzet ve ikramı[22]…

Aleyhimize de olsa hakkı ve doğruyu söylemeyi[23]…

Adaletli davranmayı, adaletli davranmanın takvaya daha uygun olduğunu[24] ve Allah’ın adaletle hükmeden ve adil olanları sevdiğini[25]…

Başkalarına öğüt verirken kendi nefsimizi unutmamayı[26]…

Rahata erince, dara düştüğümüzdeki gibi yakardığımızı[27]…

Allah’ın haddi aşanları,[28] müsrifleri[29] yalancıları, hainleri,[30] bozguncuları,[31] zalimleri[32] ve günahkârları[33] sevmediğini…

Ve daha nice nice şeyleri…

Unuttuk!

İşin en kötüsü ve tehlikeli tarafı; Allah’ı unuttuğumuzda O’nun bizi adam yerine koyup kaale almayacağını da unuttuk![34]

Peki, bu unutmanın bedeli ne olur? sorusa verilen cevap hiçte hoşumuza gidecek ve bizi rahatlatacak bir cevap değildir;

“Kendilerine yapılan bu öğüt ve uyarıları unutanlara imtihan olarak, başlarındaki sıkıntı ve belâlar kaldırılır ve önlerinde bütün nîmet ve refah kapıları ardına kadar açılır. Kendilerine verilen bu zenginlik ve nîmetler yüzünden küstahlık edip şımardıkları ve Allah’ı, âhireti unutarak zevk ve sefaya daldıkları bir sırada, bir düşman, bir âfet, bir deprem, bir kaza, bir hastalık, bir ölüm ile onlar ansızın yakalanırlar ve işte o anda, bütün ümitleri sönüverir.” (En’am 6/44)

“Yapılan öğüt ve uyarılar göz ardı edilip unutulunca, kötülükleri engellemeye çalışanlar, bütün toplumu saran o büyük azaptan kurtarılır; zulmetmekte direnenler ve onları uyarma görevini terk ederek bu zulme seyirci kalanlar ise, işledikleri günahlardan dolayı, şiddetli bir azap ile cezalandırılırlar!” (A’raf 7/165)

Zamanında hatırlanıp yapılması gereken şeylerin farkına varmadığı için pişmanlığını dile getiren Merhum Necip Fazıl’ın şu mısraları hislere tercüman olmaktadır:

“Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum,

Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum.”

Unutulmaması gereken şeyleri unutmamak için, bir hatırlatma ve zikir olarak bize gönderilen Kur’an’ı gündemimizde tutmak zorundayız.

“…Unutmayalım ki, Allah’ı her an ve her yerde hatırlayıp anmak, rab ve ilah olarak O’nun, hayatın her biriminde gündemde tutmak, elbette en etkileyici ve en büyüktür…” (Ankebut 29/45).

 

[1] Yasin 36/78

[2] Zariyat 51/56

[3] Ta-ha 20/126

[4] Maide 5/43,14; En’am 6/41,44

[5] Buhârî, Rikâk, 3; Tirmizi, Zühd, 44

[6] Rahman 55/26

[7] Yunus 10/14

[8] Mülk 67/2

[9] A’raf 7/172

[10] Fatiha 1/4

[11] Al-i İmran 3/159

[12] Neml 27/40

[13] İbrahim 14/7

[14] Kıyamet 75/36

[15] Necm 53/39-40

[16] Al-i İmran 3/185; Enbiya 21/35; Ankebut 29/57

[17] Secde 32/14; Casiye 45/34

[18] Kehf 18/57

[19] Kehf 18/49; Mücadele 58/6

[20] Sad 38/26

[21] Hucurat 49/10

[22] Bakara 2/237

[23] Nisa 4/135

[24] Maide 5/8

[25] Maide 5/42; Hucurat 49/9; Mümtehine 60/8

[26] Bakara 2/44

[27] Zümer 39/8

[28] Bakara 2/190

[29] En’am 6/141; A’raf 7/31

[30] Nisa 4/107; Enfal 8/58

[31] Bakara 2/205; Maide 5/64

[32] Al-i İmran 3/57,140

[33] Bakara 2/276

[34] Tevbe 9/67

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı