Genel

Neoconlar İran’la savaş istiyor

Abdullah Muradoğlu/Yeni Şafak

Donald Trump Yönetimi’nin Basra Körfezi’ne, “USS Abraham Lincoln Uçak Gemisi Grubu”yla birlikte “B-52” olarak bilinen bombardıman uçakları göndermesi ABD ile İran arasında savaş ihtimalini gündeme getirdi. ABD’nin ancak yüksek derecede tehdit olasılığına karşı böyle büyük bir gücü harekete geçirdiğinden dolayı uzmanlar Trump yönetiminin elinde sözkonusu tehdit ile ilgili gerçek ve güvenilir bir bilgi olup olmadığını sorguluyor.

ABD’nin ‘Geniş Ortadoğu’ alanına vaziyet etmekle görevlendirdiği “Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM)” emrine büyük bir gücün sevkedildiğini Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton duyurdu. Savunma Bakanlığına vekalet eden Patrick Shanahan’ın açıklamalarının Bolton’dan bir gün sonra gelmesiyse son derece dikkat çekiciydi.

ABD’nin askeri komuta zinciri içinde yer almayan, hatta ataması bile Senato’nun onay yetkisi dışında kalan Ulusal Güvenlik Danışmanının, Savunma Bakanını bu şekilde gölgede bırakması tartışma konusu yapılıyor. Öteden beri İran’a takıntılı olduğu bilinen Bolton’ın sözkonusu duyuruyu bizzat yapmasının sebebiyse belli. İsrail’in ABD’deki en sıkı müttefiki olan Bolton, Obama tarafından imzalanan “İran Nükleer Anlaşması”nın da en şiddetli eleştirmeniydi.

Bolton’ın milyarder kumarhane patronu Sheldon Adelson tarafından Trump’a tavsiye edildiğini yazmıştık. “İsrail Lobisi”nin başta gelen finansörleri arasında yer alan Adelson, Trump’ın Başkan seçilmesi için de çok para harcadı. “Adelson Ailesi” , İsrail’de Binyamin Netanyahu’nun da en büyük destekçisi. Trump’ın “Yüzyılın Anlaşması” olarak nitelediği sözde “Ortadoğu Barış Plânı”nı zamanından önce deşifre eden “İsraelHayom” gazetesi Adelson tarafından satın alınarak Netanyahu’nun emrine amade kılındı. ABD Büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasında ve “İran Nükleer Anlaşması”nın bozulmasında Adelson’un büyük rol oynadığı bilinir.. Adelson, Trump üzerinde bu kadar etkili.

Nükleer Anlaşmanın yıkılmasının Bolton’ın Ulusal Güvenlik Danışmanlığına denk düşmesi tesadüf değil. Adelson’ın hayallerini ulusal güvenlik gerekçeleri kılıfıyla Trump’ın kulağına fısıldadığı söylenen Bolton’ın İran konusunda öne çıkması da sürpriz değil. Bolton, İran’da rejim muhalifi “Halkın Mücahitleri” örgütüyle uzun süredir yakın temasta. Bir zamanlar ABD’nin terör örgütleri listesinde yer alan örgüt şimdi “İran Ulusal Direnişi Konseyi” adıyla faaliyet gösteriyor. Bolton’ın yanı sıra Trump’ın avukatı Rudy Giuliani de örgütün konferanslarında boy gösteriyorlar ve rejim değişikliği çağrıları yapıyorlar.

İran Nükleer Anlaşması’nın yıkılması, İran’a yönelik yaptırımların ağırlaştırılması, İran Devrim Muhafızları Ordusunun terör örgütleri listesine dahil edilmesi ve en son Basra Körfezi’ne askeri güç gönderilmesi uzun süredir plânlandığı anlaşılan senaryonun aşama aşama hayata geçirildiğini gösteriyor.

Bolton, İran’ın bölgedeki ABD güçlerine yönelik saldırılar plânladığına dair istihbarat bulunduğu gerekçesiyle Basra Körfezi’ne askeri güç sevkettiklerini söylemişti. Bu istihbaratın da İsrail kaynaklı olduğu ortaya çıktı. Zira ABD istihbarat kuruluşlarının Körfez’e bir savaş gücü gönderilmesini gerektirecek düzeyde bir tehdit tespiti yapmadığı yazılıp çiziliyor. Bu yüzden Bolton’ın aşırı abartılmış bir tehdit gerekçesiyle hareket ettiğine inanılıyor.

Neoconlar, Bolton ve Netanyahu Trump’ı İran’la savaştırmak istiyorlar. Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman ve Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed Bin Zayed de bu savaş koalisyonuna dahiller. ABD’nin Irak’ı işgal etme gerekçesi Saddam Hüseyin’in güya kimyasal silah depolamasıydı. İsrail tarafından desteklenen bu gerekçenin düzmece olduğu daha sonra anlaşıldı. Trump’ın “İran Nükleer Anlaşması”ndan çekilmesine gerekçe olarak gösterdiği iddialar da keza İsrail kaynaklı idi. Hep aynı hikâye, son olayda da durum çok farklı değil.

Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı